ab etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ab etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2017 Perşembe

Bu ülkeye vatandaşlık sadece 44 Bitcoin

Avustralya'nın komşu adalarından biri olan Vanuatu yeni bir uygulama başlattı. Hükümetin aldığı kararla sadece 44 bitcoin karşılığında Vanuatu vatandaşı olma imkanı tanınıyor. AB ülkeleri ve İngiltere dahil 113 ülkeye vizesiz seyahat imkanı tanıyan Vanuatu çifte vatandaşlara düşük vergi sağlıyor.
Güney Pasifik’teki ufak bir ada dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Dünyada hala tartışılan sanal para birimini kullanan Vanuatu, sadece 44 bitcoin’e vatandaşlık vereceğini duyurdu. Şu sıralarda borsada 1 Bitcoin yaklaşık olarak 4.581 dolar iken Vanuatu’dan nakit vererek vatandaşlık almak için ise yaklaşık 200.000 doları gözden çıkarmak gerek.
Eski İngiliz kolonilerinden olan Vanuatu vatandaşları vizesiz bir şekilde 113 ülkeye gidebiliyor. Aralarında AB ülkeleri ve İngiltere’nin de bulunduğu yerlere ziyaret edebilen Vanuatulular vergiyi de dünya standartlarına göre oldukça düşük ödüyor. Özellikle çifte pasaport sahiplerinden gelir vergisi almayı şart koşmayan ülkede yeni teknolojilere adaptasyon olmak için böyle bir adım atıldığı belirtildi.

27 Nisan 2017 Perşembe

Avrupa Parlamentosu'ndan çok sert Türkiye raporu

AKPM'nin Türkiye kararının ardından Avrupa Parlamentosu da benzer nitelikteki raporunu açıkladı. Raporda, AB ile müzakerelerin yanı sıra Türkiye'ye aktarılan fonların da askıya alınması önerildi.

Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Kati Piri, raporunu hazırladı. Belge, yine Ankara’nın sert tepkisine neden olacak içerikte.
Amerika’nın Sesi’nin haberine göre; Avrupa Parlamentosu’nun geçen yıllarda hazırladığı raporları çok sert şekilde eleştiren ve yok hükmünde sayıp “geri gönderen” Türkiye’nin bu sene de aynı yaklaşım içine girme olasılığı oldukça yüksek. Bunun nedeni ise Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü, Hollandalı parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan bu yılki raporun da çok sert eleştiriler içermesi.
Rapor, sert içeriğinin yanı sıra ilişkilerin devamında yaşanabilecek olası sorunları da gözler önüne seriyor. Son dönemde Avrupa Parlamentosu’nda sıkça dile getirilen Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması mesajı bu belgede de net şekilde veriliyor.
2019'da kriz vurgusu
Taslak raporda, Avrupa Birliği Komisyonu’na ve üye devletlere, anayasa paketinin değiştirilmeden uygulanması halinde Türkiye ile katılım müzakerelerini askıya alma çağrısı yapılıyor. Türkiye’nin bu pakette herhangi bir değişikliğe gitmeyecek olmasından hareketle, daha önce radikal bir gelişme yaşanmaması halinde, bu çağrı doğrultusunda 2019’da çok ciddi bir kriz yaşanacağı söylenebilir.
Belgenin dikkat çeken diğer iki vurgusu ise Gümrük Birliği ve Türkiye’ye mali yardımlarla ilgili. Ankara, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine büyük önem veriyor. Avrupa Parlamentosu ise bu konuda da Türkiye’yi zorlama hazırlığı içinde. Belgede, Komisyon’a yönelik olarak yapılan, “Güncellenmiş Gümrük Birliği’ne insan hakları ve temel özgürlüklerle ilgili siyasi kriterler katma” çağrısı yapılması bunun ilk sinyallerinden.
"Fonlar askıya alınsın"
Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uymaması durumunda tüm katılım öncesi fonları askıya alması çağrısı da belgeye yansıtıldı. Söz konusu mali yardımlar 2017-2020 dönemi için yaklaşık 2.5 milyar Euro seviyesinde.
Diğer Avrupa Birliği kurumlarının ve liderlerinin idam cezası konusunda yaptığı açıklamalara paralel bir söylem Piri’nin raporunda da yer alıyor. Belgede, “İdam cezasının yeniden getirilmesinin Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini ihlal edeceğinin ve Avrupa Birliği müzakerelerinin derhal sona ermesine yol açacağının altını çizeriz” vurgusuna yer veriliyor.
Erdoğan'ın sözlerine tepki
İlişkilerde kriz yaşandığı mesajıyla Avrupa Birliği Konseyi’ne Türkiye ile acilen zirve yapma çağrısı yapılan taslakta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı Avrupa Birliği liderlerini “Nazi uygulaması” yapmakla suçlaması güçlü şekilde kınanarak, bu tür açıklamaların devamının bir siyasi ortak olarak Türkiye’nin kredibilitesinin altını kazdığı uyarısında bulunuluyor.
İfade özgürlüğü ihlallerinin ve medya özgürlüğüne yönelik ciddi ihlallerin de güçlü şekilde kınandığı belgede, 150’den fazla gazetecinin tutuklanmasının endişe kaynağı olduğu vurgulanarak, özgür ve çoğulcu bir medyanın her demokrasinin temel bileşeni olduğu hatırlatılıyor ve Türk hükümeti tüm gazetecileri derhal serbest bırakmaya teşvik ediliyor.
OHAL konusu gündemde
Avrupa Parlamentosu, 2016’nın Türkiye için zor bir yıl olduğunun kabul etmekle birlikte olağanüstü hal altında alınan önlemlerin, geniş kapsamlı, orantısız ve ülkede temel özgürlüklerin korunmasında uzun süre olumsuz etki yapacak nitelikte olduğu görüşünde.
Metinde, “Olağanüstü hal ve adil bir kampanya olmasını önleyen şartlar altında 16 Nisan’da yapılan referandumun sonucunu not ediyoruz. Tüm usulsüzlük iddialarına ilişkin bağımsız bir değerlendirmeyi destekliyoruz” ifadelerine de yer verildi.
"Hakim ve savcıların güçlü siyasi baskı altında olmayı sürdürmesinden endişe duyulduğunun" belirtildiği raporda, Türkiye’de gerçekleştirilen terör saldırıları en güçlü ifadelerle kınanıyor. 2002’den bu yana Avrupa Birliği’nin terörist listesinde yer alan PKK’nın şiddete dönüşüne yönelik kınama tekrarlanıyor ve Avrupa Birliği ülkeleri, Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde yer alan örgütlerin işaret ve sembollerini yasaklayan yasal düzenlemeleri güçlendirmeye davet ediliyor.
Taslak belgede, Avrupa Birliği-Türkiye arasında iyi ilişkilerin her iki taraf için de stratejik öneme sahip olduğu ve Avrupa Parlamentosu’nun, Türk hükümetiyle işbirliği yapma ve açık bir diyalog sürdürme taahhüdüne bağlı olduğunun da altı çiziliyor.
Taslak rapor, 2 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda görüşülecek. cnntürk

16 Mart 2017 Perşembe

Hollanda'da Rutte seçimi kazandı

Hollanda genel seçimlerini, 33 milletvekili çıkaran Başbakan Mark Rutte'nin liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) kazandı, İslam ve yabancı karşıtı aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) ise ikinci oldu. Rutte, Avrupa Birliği'ni (AB) rahatlatan başarısına rağmen 41 milletvekili kazandığı 2012 seçimlerinin gerisinde kaldı. Bu sonuçlara göre, en az 4 partili bir koalisyon hükümeti kurulması bekleniyor.

Hollandalılar, ırkçı söylemler, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı ve Türk bakanlara yönelik skandal tavrın gölgesinde seçime gitti. Ülkede dün yerel saatle 07.30'da (TSİ 09.30) başlayan oy verme işlemi 21.00'de (TSİ 23.00) sona erdi. Bin 114 aday ve 28 partinin 150 sandalye için yarıştığı seçime katılım oranı, 2012 seçimlerindeki 74,6'yı geçerek yüzde 82 oldu
Rutte'nin partisi birinci çıktı
Seçimde, Başbakan Rutte'nin liderliğindeki VVD, güçlü rakibi aşırı sağcı PVV'yi geride bıraktı. Türk bakanlara yönelik skandal tavır ve aşırı sağ söylemlerinin ardından son anketlere göre oyunu artırdığı görülen Rutte'nin partisi, 33 milletvekili ile birinci oldu. Buna karşın Rutte, yine de aldığı oyla, 2012 seçimlerinde elde ettiği 41 sandalyenin gerisine düştü.
Sonuca ilişkin konuşan Rutte, VVD'nin seçimlerden üçüncü kez en büyükparti olarak çıktığını belirterek, "Brexit ve ABD'de Trump'ın kazanmasından sonraHollanda yanlış bir popülizme 'hayır' dedi. Artık kampanya bitti. Beraber olup istikrarlı bir hükümet kurmamız lazım." dedi.
Wilders ikinci oldu
VVD'yi, 20 sandalyeye ulaşan aşırı sağcı Geert Wilders'in liderliğindeki PVV takip etti. 2012'de 15 milletvekili çıkaran yabancı ve İslam karşıtı PVV'nin gücünü artırması dikkati çekti. Wilders, açıklamasında, "Rutte'yi yenmek isterdim ama ne yazık ki olmadı. Açıkçası daha çok oy bekliyordum ve daha çok olabilirdi." ifadesini kullandı.
Milletvekili sayısını artırarak kazanç elde ettiklerini söyleyen Wilders, "Teklif gelirse koalisyon için görüşmelere açığım ve hazırım. Dileğimiz hükümette bulunmak ama gelmezse o zaman önümüzdeki dönem daha sert muhalefet edeceğiz. Rutte benden henüz kurtulmadı." diye konuştu.
PVV'yi on dokuzar milletvekili ile AB yanlısı Demokratlar 66 (D66) ve son zamanlarda İslam karşıtı söylemlerde bulunan Hristiyan Demokrat Parti (CDA) takip etti. Hem D66 hem de CDA, 2012 seçimlerine göre oylarını artırdı. Jesse Klaver liderliğindeki Yeşil Sol (GL) ise önemli bir çıkış yakaladı. Parti, güçlü kampanyasıyla 2012’de 4 olan milletvekili sayısını 14'e yükseltmeyi başardı. Sosyalist Parti (SP) de bir kayıpla mecliste 14 sandalye elde etti.İşçi Partisinin kaybı büyük
Seçimde, hükümet ortağı Lodewijk Asscher liderliğindeki İşçi Partisi (PvdA) hezimet yaşadı. 2012'de 38 milletvekili kazanan parti, 29 sandalye kaybederek 9'da kaldı. PvdA'nın gerilemesinde, savunduğu kemer sıkma politikasının büyük etkisi oldu. Oy kaybındaki diğer bir neden de hükümette olmasına rağmen ırkçı ve İslam karşıtı söylemlere karşı alternatif bir söylem geliştirememesi ve bu nedenle de göçmen kökenlilerin desteğini yitirmesi gösteriliyor.
PvdA lideri Asscher, "Geçtiğimiz 4 yılda yaptıklarımızla ve gelecek için planlarımızla seçmenlerimizi tekrar kazanmayı başaramadık ama bizim vizyonumuza ve ideallerimize güvenim aynı şekilde devam ediyor. Zor da olsa seçmenin tercihine saygımız var." değerlendirmesini yaptı.
Parti üyesi Hollanda Maliye Bakanı ve Avro Grup Başkanı Jeroen Dijsselbloem'in yeni hükümet kurulduktan sonra bu görevlere veda edeceği öngörülüyor. PvdA üyeleri arasında ayrıca, Türk bakanlara karşı tavrıyla tepki çeken Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin dondurulması tartışmalarını başlatan Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri ve AB Komisyonunun Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans da bulunuyor.
DENK 3 sandalye kazandı
PvdA'nın entegrasyon politikasına güvenoyu vermedikleri için ihraç edilen Türk kökenli milletvekilleri Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk'ün kurduğu DENK Partisi ise 3 sandalye elde etti. Son yıllarda Hollanda'da Müslüman ve Türk karşıtlığının giderek artması üzerine sesi duyulmayan insanların taleplerini dile getirebilmek için siyasi arenaya giren DENK'in katıldığı ilk seçimde milletvekili çıkarması önemli görülüyor.
Kuzu, ilk açıklamasında, "Selçuk Öztürk ile partiyi kurduğumuzda hayalimiz vardı ve biz bunu şimdi gerçekleştirdik. Yabancı kökenliler birlik olarak bu başarıyı elde ettik. Hollanda'da artan Irkçılık ve İslamofobiye karşı en güzel cevabı oylarınızla verdiniz. Hollanda hepimizin." yorumunu aktardı.
Avrupa'da hiçbir zaman yabancı kökenlilerden oluşan bir partinin seçimlere katılmadığını ifade eden Kuzu, "Biz bu insanların sesini duyurmak için
var olacağız. Bugün hep birlikte tarih yazdık." açıklamasını yaptı.
Diğer partiler Hristiyan Birlik (CU) 5, Hayvanlar Partisi (PvdD) 5, 50Artı (50+) 4, Toplumcu Reform Partisi (SGP) 3 ve Demokrasi Forumu (FvD) ise 2 milletvekili çıkardı.
Öte yandan, değişik partilerden toplamda 7 Türk kökenli aday, milletvekili olarak meclise girmeyi başardı.
En az 4 partili koalisyon
Sonuçlara göre, hiçbir parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı. En az 4 partili bir koalisyon bekleniyor. 21 Mart'ta resmi sonuçların açıklanmasının ardından koalisyon görüşmeleri başlayacak. En fazla milletvekili çıkaran partinin diğer partilere hükümet kurma teklifi götüreceği sürecin, günler, haftalar hatta aylar süreceği belirtiliyor.
Rutte liderliğindeki liberal VVD'nin Hristiyan Demokrat CDA ve AB yanlısı D66 ile hükümet kurmak isteyeceğine kesin gözüyle bakılıyor ancak gerekli 76 sandalyeye ulaşabilmek için dördüncü bir partiye ihtiyaç duyuluyor. Bu durumda, GL, PvdA ve CU ile hükümet kurulması gündeme gelebilir.
Mark Rutte'nin hükümeti kuramaması durumunda, sol partiler GL, PvdA ve SP'nin CDA ve D66 ile bir araya gelerek 5'li koalisyon kurması da senaryolar arasında yer alıyor. Hiçbir partinin ırkçı Wilders'in partisi PVV ile hükümet kurmak istemediği biliniyor.
Hollanda'da 1977'deki seçimin ardından hükümet 208 günde kurulmuş, 2012'de ise sonuca 54 günde ulaşılmıştı.
AB ilk raundu kazandı
Seçim, AB ülkeleri tarafından da yakından takip edildi. Aşırı sağcı Wilders'in kazanması durumunda bu sonucun hem Hollanda'nın alacağı yöne hem de nisan ayındaki Fransa ve eylül ayındaki Almanya seçimlerine etki etmesi bekleniyordu.

13 Mart 2017 Pazartesi

Aile Bakanı diğer Schengen ülkelerine de giremeyecek

Hollanda tarafından 'istenmeyen kişi' ilan edilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya bu yüzden, Schengen anlaşmasına dahil diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerine de giremeyecek.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Hollanda tarafından "istenmeyen kişi" ilan edilerek sınır dışı edilmesi, NATO müttefiki bir ülke için ağır bir karar olarak değerlendiriliyor.
BBC Türkçe'nin haberine göre, Bakan Kaya, Hollanda'nın "istenmeyen kişi" kararı nedeniyle Schengen anlaşmasına dahil diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerine de giremeyecek. Kaya, yeniden Hollanda'ya gelmesi halinde altı ay hapis cezasına çarptırılacak ve yeniden sınır dışı edilecek.
Hollanda, "istenmeyen kişi" uygulamasını bugüne kadar genellikle hukuki olarak ülkede bulunma hakkı olmayan ve güvenliği tehdit eden yabancı suçlular için işletiyor.
Sınır dışı edilen kişilerin Hollanda ya da diğer Schengen ülkelerine en fazla 10 yıllık bir süre boyunca girmesine izin verilmiyor. Ciddi tehdit oluşturan suçlular için bu süre 10 yılın üzerine çıkabiliyor.
Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanı'nın, bu cezayı affederek istenmeyen kişi uygulamasına son verme yetkisi bulunuyor.
İtiraz hakkı var
Ayrıca Kaya'nın Hollanda tarafından alınan bu karara itiraz etme hakkı da var.
Hollanda, Cumartesi günü bir etkinliğe katılmak üzere Rotterdam'a giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Kaya'nın uçaklarının iniş iznini iptal etti. Bunun üzerine Kaya, Almanya üzerinden karayoluyla Rotterdam'a geçmeye çalıştı.
Hollanda polisi, önce Kaya'nın aracını sınırda durdurdu, daha sonra da Rotterdam Başkonsolosluğu'na girişine engel oldu. Bakan Kaya, istenmeyen adam ilan edilip, sınır dışı edildi.
İlk kez bir NATO müttefikine uygulandı
Hollanda Televizyonu'nun değerlendirmesine göre, ilk kez bir müttefik ülkenin üst düzey yetkilisine böyle bir yaptırım uygulandı.
NATO üyesi bir ülke bakanına yönelik bu uygulamanın "ağır bir önlem" olduğu vurgulandı.
Başbakan Binali Yıldırım Hollanda'nın, Bakan Kaya'nın dokunulmazlığını görmezden geldiğini söylemişti.
Hollanda ise "istemiyoruz, gelme" uyarılarına ve uçuş izni verilmemesine rağmen karayoluyla Almanya'dan geçen Kaya'nın diplomatik dokunulmazlığı bulunmadığını öne sürüyor.
Hollanda makamları, Türk bakanlara diplomatik temsilciliklerde kapalı bir grupla toplantı izni verildiğini, ancak Türkiye tarafının "tehdit içeren" açıklamalarla konuyu çözümsüz hale getirdiğini savunuyor.

19 Şubat 2017 Pazar

Schengen bölgesinde sistematik sınır kontrolü başlıyor

Avrupa Birliği'nin (AB) terörle mücadelesi yönergesi, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) oylanarak kabul edildi ve değişti; bu kapsamda bundan böyle Schengen bölgesine giriş ve çıkışlarda sistematik kontrol e tabi yapılacak.

Avrupa Birliği (AB) terörle mücadele yönergesi güncellendi. Avrupa Parlamentosunda (AP) oylanarak kabul edilen yeni yönergede terörle mücadele kapsamında bundan böyle Schengen bölgesine giriş ve çıkışlar sistematik kontrole tabi tutulacak.
Strazburg'da devam eden AP Genel Kurulunda, AP'nin Romanyalı üyesi Monica Macovei'nin hazırladığı tasarıya ilişkin rapor görüşülerek oylandı.
Genel Kurulda, artan terör tehdidi, AB'ye geri dönen yabancı savaşçılar, AB dışından gelen tehditler gibi gelişmelere karşı, 2002 yılında uygulamaya sokulan "Terörle Mücadele Yönergesi" üzerinde değişiklik yapılarak kabul edildi.
Buna göre, Aralık 2015'te Avrupa Komisyonu tarafından yapılan çalışma ile Schengen sınır kurallarında değişikliğe gidildi. Üye ülkelerden, Schengen bölgesine kara, hava ve deniz yoluyla giren veya çıkan tüm yolcular kontrolden geçirilecek. Kontroller, klasik uygulama olan pasaport, kimlik belgesi veya seyahat belgesi kontrollerinin dışında Schengen Bilgi Sistemi, çalınan veya kaybedilen pasaportlar gibi verilerin kullanılması şeklinde gerçekleştirilecek. Aynı zamanda kontrollerin sınırlarda aşırı yoğunluk ve gecikmelere neden olacağı durumlarda "şüphelenilen" kişiler belirlenip kontrol edilebilecek. Bu durumda yine klasik kimlik-pasaport kontrolü mutlaka yapılacak.
Bir ay içerisinde uygulamaya geçmesi beklenen yeni kuralların, havaalanlarında gerekli tedbirlerin alınması ve kontrol noktalarının yeniden düzenlenmesi aşamaları göz önünde bulundurularak 6 aylık bir esneklik döneminden sonra tam olarak devreye girecek. Bu süre içerisinde sadece "şüpheli kişiler" geniş çaplı kontrolden geçirilebilecek.
AB sınırlarının daha iyi korunması ve özellikle Suriye ve Irak'ta savaşmaya gidip AB'ye geri dönen AB vatandaşı "yabancı savaşçıların" yakalanması amacını taşıyan tasarı 469 evet, 120 hayır ve 42 üyenin çekimser oyuyla kabul edildi.
Mevcut uygulamada, AB vatandaşları Schengen bölgesi girişlerinde pasaport veya kimlik belgesi göstererek geçebiliyordu. AB dışı ülkelerin vatandaşları ise sadece girişlerde yoğun kontrole tutuluyordu. Yeni uygulama ile bu kişiler girişte olduğu gibi çıkışlarda da kontrol edilecek. Yeni düzenleme Danimarka, İngiltere ve İrlanda'yı kapsamıyor.

11 Şubat 2017 Cumartesi

Yunan adalarına 'kapıda vize' uygulaması sona eriyor

AB Komisyonu Ege'deki Yunan adalarına seyahatte kolaylık sağlayan geçici vize uygulamasına gelecek sezon için onay vermediği kaydedildi. Turizm gelirlerinde Türk turistlerin önemli payı olan adalardaki yetkililer karara tepkili.

Yunan basınında yer alan haberlerde, AB Komisyonu'nun "kapıda vize" olarak anılan uygulamaya yeni turizm sezonu için onay vermediği kaydedildi.
Yunanistan'ın Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Vekili Yorgos Katrougalos, söz konusu adaların milletvekillerine gönderdiği mektupta, bakanlığın tüm ısrarlarına rağmen kararın engellenemediğini ifade etti.
Vize işlemlerinin kolaylaştırılarak, bu karar sebebiyle oluşması beklenen sıkıntıların aşılması için Türkiye'deki konsolosluklara personel takviyesi yapılacağı ve vize başvurularında elektronik sistem kullanılacağı belirtildi.
Ayrıca, Brüksel'de bulunan Katrougalos'un, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ile yaptığı görüşmede Türk turistlere özel vize uygulamasını gündeme getirdiği bildirildi.
"Adalara büyük darbe"
Avrupa Birliği'nin (AB) kararı özellikle adalardakilerin büyük tepkisine yol açtı.
Midilli Belediye Başkanı Spiros Galinos, adaların göçmen krizi sebebiyle büyük bir yükün altında olduğunu, bu gelişmenin başta Midilli olmak üzere tüm adalarda turizme büyük bir darbe indireceğine dikkati çekti.
Kuzey Ege Eyalet Başkanı Hristianna Kalogiru, ada sakinlerinin endişelerine dikkati çekerek, tüm çözüm imkanlarının kullanılması çağrısında bulundu.
Midilli, Sakız, Rodos, İstanköy, Sömbeki, Sisam ve Meis adaları için 2012 yılından bu yana Nisan-Ekim ayları arasında geçerli olan uygulamayla Türk turistlerin adalara seyahatlerinde limanda vize verilerek önemli bir kolaylık sağlanıyordu.
Turizm yetkililerine göre, söz konusu adalardaki ziyaretçilerin yarısı Türk turistlerden oluşuyor.

7 Şubat 2017 Salı

AB'den önemli Schengen kararı

Sığınmacıların girişlerini önlemek için Schengen'i askıya alan ülkelerin bu uygulamayı 3 ay daha uzatmasına Avrupa Birliği Konseyi tarafından karar verildi.

Avrupa Birliği (AB), sığınmacıların topraklarına girişini önlemek için 5 ülkenin 3 ay daha Schengen'i askıya alarak sınır kontrolleri yapmaya devam etmesine onay verdi.
AB Konseyi, AB Komisyonunun Schengen üyesi Almanya, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Norveç'in 3 ay daha sınır kontrolü yapmasına yönelik önerisini kabul etti. Buna göre, geçen yıldan bu yana devam eden ve 12 Şubat'ta sona ermesi gereken uygulama 3 ay daha uzatılmış oldu.
Sınır kontrollerinin, 24 Eylül'de Almanya'da yapılacak genel seçime kadar her 3 ayda bir uzatılması bekleniyor.
- Trump'ı eleştirdikleri dönemde karar alındı
Uzatma kararı, AB'nin vize yasağı ve sığınmacı alınmasını engelleyen kararlarından dolayı ABD Başkanı Donald Trump'ı eleştirdiği bir dönemde alındı.
AB, sığınmacı gelişini önlemek için Schengen'in askıya alınmasının yanı sıra bazı ülkelerle anlaşmalar imzalamalarının, ABD'nin yaptığı gibi "duvar örmek değil, sığınmacı akışını" yönetmek olduğunu iddia ediyor.
Ayrıca, Avrupa'da Macaristan, Avusturya ve İspanya'nın Afrika'daki toprağı Ceuta'da duvar işlevi gören dikenli teller bulunuyor.
- Avrupa'da sınır kontrolleri
Avusturya, Macaristan ve Slovenya ile olan sınırlarında; Almanya, Avusturya sınırında; Danimarka, Almanya ile feribot hattı olan limanlar ile Almanya kara sınırında; İsveç, Güney ve Batı Polis Bölgesi ile Danimarka ile arasındaki Öresund Köprüsü'nde; Norveç de Danimarka, Almanya ve İsveç'le feribot hattı olan limanlarında kontroller gerçekleştiriyor.
Schengen üyesi Almanya, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Norveç, 2015'in sonuna doğru aşamalı olarak sınır kontrollerine başlamıştı. AB'nin en büyük başarısı olarak görülen Schengen'in askıya alındığı uygulama eleştirilse de 3 ayda bir uzatılmıştı.
Avrupa'ya 2015 yılında bir milyondan fazla sığınmacı gelmiş, 18 Mart 2016'da Türkiye ile varılan mutabakatın ardından günlük ortalama geçişler 80'e kadar gerilemişti. AB, geçen hafta da sığınmacıların Avrupa'ya gelişini önlemek için Libya'yla anlaşmaya varmıştı.

14 Aralık 2016 Çarşamba

AB Türkiye'ye mülteciler için 677 milyon euro ödedi

AB Komisyonu'na göre Avrupa Birliği mülteci anlaşması kapsamında Türkiye'ye mülteciler için 677 milyon euro ödeme yaptı.

AB Komisyonu'nun verdiği bilgilere göre Avrupa Birliği Türkiye ile sağlanan mülteci anlaşması kapsamında mülteci projelerine yönelik 677 milyon euro ödedi. DW Türkçe'nin haberine göre; AB, mülteci anlaşması kapsamında Türkiye'ye bu yıl ve 2017 için toplam üç milyar euro yardım sözü verdi. Bu miktar doğrudan Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için hazırlanan projelere aktarılıyor.

Bugüne dek 216 sığınmacı geri gönderildi

Buna karşılık Türkiye Ege Denizi üzerinden AB'ye mülteci akınının kontrol altına alınması görevini üstlendi. Ayrıca Yunanistan'a yasa dışı yollardan giden ve iltica başvurusunda bulunmayan sığınmacıları geri almayı taahhüt etti. Türkiye şimdiye dek Yunan adalarından bin 216 sığınmacıyı geri aldı. AB Türkiye'nin Yunanistan'dan aldığı her sığınmacı karşılığında Türkiye'den bir Suriyeli'yi alma sözü verdi. Bu süreçle yasa dışı göçün önlenmesi planlanıyor.

Ortak tutum belirlenemedi

AB Bakanlar Konseyi Salı günü Brüksel'de yaptığı toplantıda Türkiye'nin AB üyeliği süreci konusunda ortak bir tutum belirleyemedi. Avusturya, AB'nin bu konuda ortak bir açıklama yapmasını bloke etti. AB Konseyi'nin dönem başkanlığını sürdürmekte olan Slovakya salı günü, Avusturya dışında diğer 27 AB ülkesinin desteklediği genişleme sürecine ilişkin bir bildirge yayınlanacağını, bu bildirgede Türkiye ile görüşme müzakerelerinde yeni fasılların açılmasından geçici olarak feragat edileceğinin yer alacağını duyurdu. Avusturya Türkiye ile üyelik müzakerelerinin dondurulmasını talep ediyor. cnntürk

28 Eylül 2016 Çarşamba

AB Komisyonu'ndan vize serbestisi için 7 şart

AB Komisyonu, Türk vatandaşlarına vizelerin kaldırılması için yerine getirilmesi gereken 7 kriter olduğunu açıkladı.


Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türk vatandaşlarına vizelerin kaldırılması için yerine getirilmesi gereken 7 kriter olduğunu bildirdi.

AB Komisyonu, 18 Mart'ta gerçekleştirilen Türkiye-AB mutabakatının uygulanmasına ilişkin 3. değerlendirme raporunu yayımladı.

Raporda, Türkiye’ye vize serbestinin sağlanması için yerine getirilmesi gereken toplam 72 kriterden geriye 7 kriterin kaldığı belirtilerek, eksik kriterler şu şekilde sıralandı:

"AB standartlarında tam uyumlu biyometrik pasaport çıkartılması, yolsuzlukla mücadele için önlemlerin alınması, Europol ile operasyonel işbirliği anlaşması yapılması, terörle mücadele yasa ve uygulamalarının Avrupa standartlarına uyacak şekilde düzenlenmesi, AB standartlarında kişisel verilerin korunması düzenlemesinin kabulü ve uygulanması, suç bağlantılı konularda AB’nin tüm ülkeleriyle etkili işbirliği yapılması ve AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması’nın tüm maddelerinin uygulanması."

Türkiye-AB mutabakatının uygulanmasındaki zorluklara rağmen istikrarlı biçimde sonuç verdiğine işaret edilen raporda, mutabakatın başlamasından bu yana Türkiye’den Yunanistan’a geçişlerde ve Ege Denizi’ndeki ölümlerde önemli ölçüde azalma olduğu kaydedildi.

26 Eylül 2016 Pazartesi

Yeni pasaportlar 2017'de geliyor

AB'nin 72 kriteri arasındaki biyometrik pasaport uygulamasına geçiliyor. 2017 itibarıyla 4 milyon tam biyometrik pasaport hazır olacak. Çipte parmak izi ve çeşitli bilgiler dijital olarak yer alacak.


AB ile Türkiye arasında vizesiz seyahat konusunda bir türlü uzlaşıya varılamazken, uygulama başlasa da başlamasa da “tam biyometrik pasaporta” 2017 başı itibarıyla geçilmesi öngörülüyor. Bu doğrultuda 2017'nin ilk aylarından itibaren 4 milyon yeni nesil çipli pasaport hazırlanacak. Pasaport defter bedeli ise Maliye Bakanlığı tarafından açıklanacak. Uygulamadan önce pasaport almış vatandaşlar ise sadece defter ücreti ödeyerek, çipli pasaporta geçiş yapacaklar.

Bütün bilgiler çipte olacak

Akşam’ın edindiği bilgilere göre, AB’nin Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat için belirlediği 72 şart arasındaki uygulamaya, vizesiz seyahat gerçekleşse de gerçekleşmese de geçilecek. Pasaportlar polikarbon yapılı olacak ve içeriğinde bulunan çipte parmak izi, fotoğrafı ve pasaport bilgileri dijital olarak yer alacak.

Türkiye 100 milyon liralık bütçe ayırmıştı

Pasaportların 2017 başı itibarıyla kullanmaya hazır olacağı kaydediliyor. Bu kapsamda 4 milyon pasaportun hazırlanarak 1 Ocak itibarıyla ilgili defter basımı yapan merkezlere yollanacağı ifade ediliyor. Türkiye yeni pasaportlar için yaklaşık 100 milyon liralık bir bütçe ayırmıştı.

Eski pasaportu olan 87 TL ödeyecek

Yeni pasaport alınırken, hali hazırda geçerli pasaportu bulunan vatandaşlardan, ek vergi alınmayacak. Sadece defter ücreti tahsil edilecek. Şu an defter ücreti 87 lira seviyesinde bulunuyor. Ancak hiç pasaportu bulunmayan ve ilk kez alacak olan yurttaşlar yine vergi ödemek durumunda kalacak.

9 Eylül 2016 Cuma

AB’den Türkiye'deki mültecilere yardım kartı

Avrupa Birliği Türkiye’deki Suriyeli mültecilere doğrudan yardıma hazırlanıyor. Dağıtılacak elektronik kartları, mülteciler gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanacak.

Avrupa Birliği (AB) Türkiye’deki Suriyeli mültecilere doğrudan yardım için 348 milyon Euro'luk fon ayırdı. AB Komisyonu’nun İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Christos Stylianides perşembe günü Brüksel’de yaptığı açıklamada, bunun AB’nin en büyük insani yardım programı olduğunu söyledi.

Acil Durum Sosyal Güvenlik Ağı olarak planlanan uygulamadan, yaklaşık bir milyon Suriyeli mültecinin yararlanması hedefleniyor. Ekim ayından itibaren verilecek çipli elektronik kartlar ile mültecilerin gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılaması planlanıyor. Ancak Stylianides verilecek miktara ilişkin açıklama yapmadı. Miktarın her mültecinin ihtiyacına göre belirleneceğini belirten Stylianides, ailelere örneğin eğitim giderlerinin karşılanması için ek para verileceğini söyledi.
Stylianides bu yardım sayesinde insanların onurlu bir yaşam sürmesini istediklerini dile getirdi. Ayrıca paranın direkt olarak dağıtılmasının idarî masrafları azalttığını belirten Stylianides, bu uygulamanın Türkiye’deki esnafa da faydası olacağını ifade etti.

AB bu uygulamayı Dünya Gıda Programı ile birlikte gerçekleştirecek. AB Komisyonu temsilcisi Stylianides, planlamaya Türk tarafının da katıldığını vurguladı.

Türkiye ile AB arasında geçen mart ayında imzalanan mülteci anlaşmasında, AB’nin Türkiye’deki yaklaşık 3 milyon Suriyeli mülteci için 3 milyar euro yardım vermesi öngörülüyor. Yeni başlatılacak program için ayrılan bütçe bu yardımın bir bölümünü oluşturuyor. Program, AB ile üye ülkelerin yaptığı malî yardımdan karşılanıyor. cnntürk