28 Ekim 2014 Salı

Peşmerge bugün yola çıkıyor

Peşmerge güçleri bugün IŞİD saldırısı altındaki Kobani'ye gitmek üzere yola çıkıyor. 150 kişilik peşmerge birliği, ağır silahlarla donatılmış olacak. Havayoluyla Erbil'den Türkiye'ye geçecek peşmerge birliklerinin silahları ise karayoluyla gönderilecek

Perşmergelere 2 gün önce yola çıkmak için hazır hale gelirken, Türkiye ile yaşanan teknik sorunlardan ötürü, gidiş ertelenmişti. Kobani’ye gidecek olan peşmergelerin Katyuşa roketatarların yanı sıra yeni tip Amerikan yapımı uçaksavarlar ve 120, 150, 155, 57, 81 ve 82’lik topları kullanacağı öğrenildi.

Barzani'ye yakınlığıyla bilinen haber sitesi Rûdaw’a konuşan üst düzey bir yetkili, peşmergelerin Erbil Uluslararası Havalimanı’ndan hareket edeceğini, silahların ise karayoluyla gönderileceğini kaydetti.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani’nin talebi üzerine, Kürdistan Parlamentosu’ndan Kobani’ye peşmerge gönderilmesi için karar çıkarılmıştı.  Kobani’de IŞİD’e karşı savaşacak peşmergelerin sayısı konusunda, Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) ve askeri kanadı Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) talebi belirleyici etken olmuştu.
Geçtiğimiz hafta, ABD kargo uçağı, Kobani’ye, Kürdistan Bölgesi’ne ait silahlar ile tıbbi malzeme ve gıda malzemesini ulaştırmıştı. Kargonun bazı paketleri, IŞİD’in eline geçmişti. Askeri uzmanlar, ağır silah eğitimi almış Peşmerge Güçleri’nin bölgeye intikal etmesiyle, güç dengesinin değişebileceğini ifade ediyor. Milliyet

Davutoğlu: Türkiye Kobani'ye girerse

Başbakan Ahmet Davutoğlu, kamuoyunu tatmin etmek için sadece Kobani'ye yardıma yönelik bir stratejiyi kabul etmeyeceklerini söyledi.

Davutoğlu, BBC'ye verdiği mülakatta, Suriye konusunda bütünlüklü bir stratejiden yana olduklarını belirtti. Türkiye'nin Suriye'de kendi öncelikleri ve buna bağlı riskleri olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Sınırımızda Suriye rejimini, IŞİD'i ve PKK'yı görmek istemiyoruz" dedi.

Davutoğlu, Kobani'nin, Suriye'deki savaş açısından ne kadar önemli olduğu sorusuna, "Çok önemli şüphesiz. Ama Kobani'nin, Suriye'deki daha geniş kapsamlı bir krizin sonucu olarak ortaya çıktığını unutmamalıyız. Bu nedenle Kobani'ye odaklanmak, Suriye'de teröre karşı; IŞİD'e karşı savaşla mücadelenin sembolü haline geldiği için önemli. Bu Suriye'de, özellikle Kobani'de olanlara büyük önem verdiğimizin göstergesi. Ama unutmamalıyız ki, Kobani meselesi bir kaç ay önce başladı. Oysa Suriye'deki savaş 3.5 yıl önce başladı. 300 bin kişi öldü. Dört milyon kişi diğer ülkelere sığındı. 10 milyondan fazla insan Suriye içinde yerlerinden edildi ve kriz tüm hızıyla devam ediyor. Bu yüzden Kobani münferit bir mesele değil. Daha büyük bir krizin sonucu. Suriye krizini çözmeden bugün Kobani'yi kurtarsak bile, Suriye rejiminden ya da IŞİD'den başka bir saldırı olacak, bugün Kobani'de gördüğümüz sonuçlarla karşı karşıya kalacağız" karşılığını verdi.

'Birkaç yüz Peşmerge'nin kente geçişi, Kobani'deki savaşın gidişatını değiştirir mi, savaşın kazanılmasını sağlayabilir mi?' sorusuna Davutoğlu, "Açık konuşmak gerekirse, bu yeterli olmaz fakat Kobani'nin yalnız olmadığını göstermek bakımından psikolojik olarak önemli. Kobani'yi kurtarmak, son iki aydır uluslararası toplumun sloganı; ana mesajı oldu. Ama bunun ne anlama geldiğini, Kobani'yi kurtarmanın ne olduğunu tanımlamalıyız. Kobani'yi kurtarmak, Kobani'de yaşayan sivillerin kurtarılması demekse, oradaki insanların çoğu zaten Türkiye'ye geldi ve güvendeler. Sadece insanlar değil, hayvanlar, araçlar bile Türkiye'ye getirildi. Kobani'den Türkiye'ye 200 bin kişi geldi" cevabını verdi.

Türkiye'nin askeri müdahalede bulunması halinde eleştirileceğinin sorulması üzerine Davutoğlu, "Ama Kobani'yi kurtarmak, Kobani'yi ve çevresini IŞİD'den geri almaksa o zaman bir askeri operasyon gerekli. Bu askeri operasyonu kim yapacak? Mesele bu. Uluslararası medyanın Türkiye'yi suçladığını ve Türkiye'den bir şey yapmasını beklediğini gördüğümde gerçekten çok şaşırdım ve şoke oldum. Türkiye'nin ne yapması gerektiğini tarif etmeliler. Eğer Türkiye Kobani'ye askeri müdahalede bulunursa, uluslararası tarafların çoğunun Türkiye'yi eleştireceğine eminim.

Diğer ülkeler Kobani'ye kara birliklerini göndermek istemedikleri için kente yardım etmenin tek yolu barış amaçlı ya da ılımlı güçler göndermek. Peki bu güçler kim? Peşmerge. Şu an anayasal olarak Irak ordusunun parçası olan Peşmerge ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO). Türkiye, Irak Peşmerge güçlerine ve bizim için Suriye halkının gerçek temsilcisi ve sahadaki ılımlı güçler olan ÖSO'ya yardım etmeye hazır olduğunu ve Türkiye üzerinden Kobani'ye geçebileceklerini beyan etmişti" dedi.

'Suriyeli Kürtler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ÖSO güçlerinin Kobani'ye gideceği yönündeki açıklamasına mesafeli yaklaştı, hatta bazıları buna tepki gösterdi; ÖSO savaşçılarına ihtiyaçları olmadığını ve kendilerine danışılmadığını öne sürdü' sözlerine Davutoğlu, "Suriyeli Kürtlerin kim olduğunu tanımlamak önemli. ÖSO'nun içinde de savaşan Kürtler var. Ayrıca yalnızca PYD'yi değil Barzani'nin partisi KDP'yi destekleyen Kürtler de var. Eğer PYD Suriyeli Kürtler olarak değerlendiriliyorsa, PYD'nin geçen üç yılda rejimle işbirliği yaptığını ve rejimin Suriye halkına saldırmasına yardım ettiğini unutmamalıyız. Ayrıca PYD, son bir senedir IŞİD'le yan yana yaşıyor, Suriye içindeki diğer Kürt gruplara baskı uyguluyordu. Şimdi bu yardımı kimin almaya hazır olduğunu tanımlamamız gerekiyor. PYD, cepheye çok sayıda Peşmerge gelmesini istemiyor ve ÖSO'yla işbirliğine yanaşmıyor. Peki bizden ne bekliyorlar? Türkiye'den Kobani'ye yardım talepleri geldiğinden bu yana, onlara bizden ne istendiğini soruyoruz. Türk ordusunu göndermiyoruz - ki ne PYD, ne başka birinin bunu istediğini düşünüyorum. Kimse Suriye'de kara birlikleri, Peşmerge ya da ÖSO güçlerini görmek istemiyor. Ve PYD'den Kobani'ye güç göndermesini istedik, ama gitmek istemiyorlar. 300 kişiden sadece 60'ı Kobani'ye dönmek istedi. Diğerlerine, Amerikalılara dilerseler kara birlikleri gönderebileceklerini söylüyoruz. Sadece Peşmerge ve ÖSO, Kobani'ye birlik göndermek için bizle temasa geçtiler. Irak'taki birliklerini göndermeye hazır olduklarını söylediler. Dolayısıyla Peşmerge ve ÖSO, birliklerimini göndermeye hazır olduklarını söylediğinde, biz de evet dedik. Diğer ülkeler ve Amerikalılar ve Avrupalılar kendi birliklerini göndermek isterlerse, Türkiye buna asla hayır demez" karşılığını verdi.

Diğer ülkelerin defalarca birlik göndermeyeceklerini söylemelerini değerlendiren Davutoğlu, "Eğer onlar kara birliklerini göndermek istemiyorsa, Türkiye'nin sınırda aynı riskleri alarak nasıl birlik göndermesini bekleyebilirler?" dedi.

Davutoğlu, 'Türkiye'yi IŞİD'le çok yakın ilişkisi olmakla suçluyorlar. Türkiye'nin IŞİD'e lojistik destek verdiğini, eğitim ve istihbarat sağladığını söylüyorlar' iddiasına, "Hayır. Öncelikle kavramları doğru kullanmalıyız. Onlar İslami değiller. IŞİD hem Türkiye'ye hem de İslam dünyasına ideolojik bir tehdit oluşturuyor. İslam'ın her türlü dogmatik yorumu İslam'a bir tehdittir. Türkiye, demokrasi ve İslam birlikteliğinde bir başarı öyküsüdür" cevabını verdi.

'Sınırınızdan cihatçıların geçişini durdurmak için daha fazlasını yapamaz mıydınız?' sorusuna Davutoğlu, "Biz asla sınırımızdan yabancı savaşçıların Suriye'ye geçişine izin vermedik. İstihbarat servislerinin iddialarından bahsediyorsunuz. Böyle bir şey ileri süremezler. Türkiye'nin bu gruplarla işbirliği yaptığına ya da bağı olduğuna dair hiç bir kanıt yok. Onlar sınırımızda Türkiye için bir tehdittir. Türkiye Ekim 2013'te IŞİD'i terör örgütü olarak ilan etti. Diğer ülkeler aylarca bunu yapmadılar. Türkiye Aralık 2013'te IŞİD mevzilerini bombaladı. Türkiye sınırına yaklaşan yüzlerce IŞİD'li öldürüldü. İki yıl önce muhataplarımızla, İngiltere gibi ülkelerden gelen yabancı savaşçıları nasıl durduracağımızı konuştuk. Onlardan Türkiye'ye gelmelerine engel olmalarını istedik. Bize, 'Hayır, biz demokratik bir ülkeyiz' dediler. Biz de 'O zaman isimlerini verin biz durduralım' dedik. Cevap olarak suç işlemeyen birinin ismini veremeyeceklerini söylediler. Bunun üzerine biz de yılda 35 milyon turist ağırlayan Türkiye'nin bu kişileri durdurmasını nasıl beklediklerini sorduk. Bunu nasıl denetleyebilirsiniz? Bu ortak çaba gerektirir. Kimse kimsenin tek tek isimleri kontrol edip geçişe mani olmasını bekleyemez. Tıpkı Amerika-Meksika sınırı gibi. Üstelik ABD'nin muhatabı olarak karşıda işleyen bir Meksika devleti var. Oysa bizim karşı üzerinde hiçbir denetimimiz yok" cevabını verdi.

'Kobani düşerse, barış sürecinin sona ermesinden ve Türkiye'de şiddet içeren protestoların alevlenmesinden endişelenmiyor musunuz?' sorusu üzerine Davutoğlu, "Hayır. Biz Kobani'den gelen tüm mültecileri kabul ettik. Daha ne yapabiliriz? Türkiye vatandaşı Kürtler bizim Kobani ve Kürtlere yardım ettiğimizi çok iyi biliyorlar" dedi.

'Washington'ın Suriye konusundaki yaklaşımına tepkilisiniz. Washington'dan nasıl bir adım bekliyorsunuz?' sorusuna Davutoğlu şu cevabı verdi:

"Suriye için bütünlüklü bir stratejiye ihtiyacımız var. Kamuoyunu; Amerika ya da Avrupa kamuoyunu tatmin etmek için sadece Kobani'ye yardıma yönelik bir strateji değil. Peki nedir bu strateji? Birincisi ılımlı Suriye güçlerine yani ÖSO'ya yardım edilmeli; donatılmalı ve eğitim desteği verilmeli. Hepimiz, ÖSO'nun El Kaide ya da IŞİD gibi bir örgüt olmadığında hemfikiriz. İkinci olarak IŞİD'in ve rejimin halka saldırdığı yerlerde güvenli bölgeler oluşturmalıyız. Türkiye şimdiye kadar 1,6 milyon mülteci kabul etti. Bu rakam, neredeyse Birmingham, Glasgow, Manchester ve Liverpool'un toplam nüfusuna eşit. İngiliz, Avrupa ve Amerikan kamuoyu artık bunun bir sınırı olduğunu anlamalı".

'İncirlik üssünün kullanımını IŞİD'in yanı sıra Esad güçlerini bombalanması şartına mı bağlıyorsunuz?' sorusuna Davutoğlu, "Yeni, çoğulcu ve demokratik bir Suriye yaratılması ve gerek IŞİD gerekse rejim tarafından işlenen tüm insanlığa karşı suçlarla mücadele konusunda ortak bir anlayışa varacağımız her türlü güce, koalisyona; üslerin açılması ve diğer yollarla yardım ederiz" karşılığını verdi.

'ABD sizce uçuşa yasak bölge talebinizi kabul edecek mi?' sorusu üzerine Davutoğlu, "Uçuşa yasak bölge neden önemli. Rejim ve IŞİD tarafından oynanan oyunu biliyoruz. Suriye rejimi Halep ve etrafını bombalıyordu. Rejimin kara birlikleri olmadığından IŞİD bu bölgelere yerleşti, dolayısıyla aralarında taktiksel bir işbirliği vardı. Rejim belli bölgeleri bombaladığında ÖSO'nun çekildi, IŞİD bu bölgeleri işgal etti. IŞİD bu bölgelerden çekilirse ve uçuşa yasak bölge oluşturulmazsa, Suriye rejimi, bombardımana devam edecek Türkiye'ye daha fazla mülteci sığınacak" dedi.

'Lübnan, acil durumlar dışında artık mülteci kabul etmeyeceğini açıkladı. Türkiye de aynı yapmayı düşünüyor mu?' sorusuna ise Davutoğlu, "Hayır. Tarihi bağlarımızdan dolayı Türkiye her zaman, mültecilere kapısını açmıştır. Saddam Kürtleri katlederken sınırımızı açtık. Miloşeviç Boşnakları katlederken yine kapılarımızı açtık. Bulgaristan'da Türkler katliama uğrarken onları kabul ettik. Dolayısıyla tarihi bir gelenek olarak kapılarımız tüm mağdurlara açıktır" cevabını verdi.

Davutoğlu, ılımlı güçlerin eğitimi konusunda da "Eğit ve donat programı çoktan başladı. Hatta Kobani krizinden bile önce başladı ve devam edecek. Eğit ve donat bizim bütünlüklü stratejimizin bir parçasıdır. Tek çözüm yolu bunun hızlanmasıdır. Bunun hızlanmasını istiyoruz. Türkiye'nin kendi öncelikleri ve bu önceliklerine bağlı riskleri var. Biz müttefiklerimizin bu endişelerimizi anlamasını istiyoruz. Sınırımızda görmek istemediğimiz üç grup var: Suriye rejimi, IŞİD ve PKK. Bunların tümü Türkiye'nin düşmanıdır. Türkiye için tehdit ve risk oluşturmaktadır. Son olaylar Suriye krizini Türkiye'ye taşımak istediklerini gösterdi. Buna asla izin vermeyeceğiz" dedi. (milliyet.com.tr)

Cem'in mezarını açtıracağım..

Cem Garipoğlu tarafından vahşice öldürülen Münevver'in babası Süreyya Karabulut, Cem'in ölüsünü görmeden gönlünün ferahlamayacağını söyledi.

Cinayete kurban giden Münevver'in babası, katil Cem Garipoğlu'nun hapisteki intiharı sonrası Posta Gazetesi'nden Nedim Şener'e konuştu.

"GÖZÜN AYDIN, İNTİHAR ETMİŞ DEDİLER"

"Cuma'dan çıkmıştım, bir yakınım aradı, 'Gözün aydın intihar etmiş' dedi. Ben de 'Cem'in intihar ettiğine asla inanmıyorum, öldürmüşlerdir onu' dedim." "Onun canı tatlıdır, intihar edemez, mutlaka öldürmüşlerdir. İntihar edecek adam 5 yıl önce ederdi. Cem'de vicdan denen şey yok ki azabı olsun ve intihar etsin."

"CEM'İN İNTİHARI BENİ RAHATLATMADI"

"İntiharın ertesi günü kızımın mezarına gittim. 'kınalı kuzum merak etme kanın yerde kalmadı. Cem yanına geldi. Artık orada hesabını görürsün' dedim." "Cem Garipoğlu hapiste cezasını çektikten sonra intihar etseydi benim içim daha çok rahatlardı. Dolayısıyla onun intiharı beni rahatlatmadı. Öfkem hala canlı." "Eşim intiharı öğrenince ağladı. 'İlahi adalet' dedi. Yatıp kalkıp 'kızımın kanı yerde kalmasın' diye dua ediyordu. Ettiği duaların yerini bulduğunu düşünüyor."

"ÖLÜSÜNÜ GÖRMEK İÇİN MEZARINI AÇTIRACAĞIM"

"Ölüsünü görmek için otopsiye katılmak istedim. DNA falan beni ilgilendirmiyor. Kanuni hakkım varsa mezarını açtıracağım ve ölüsünü göreceğim. Gönlüm ferahlayacak."

27 Ekim 2014 Pazartesi

Torba yasa ile Bağ-Kur'luya müjde!

Torba yasa ile çalışan annelere, borçlulara, madencilere yeni düzenlemeler yapılırken şimdide Bağ-Kur'luya emeklilik fırsatı geliyor. Emekli olamayan binlerce Bağ-Kur'lu bu habere çok sevinecek...

SGK'ya olan borcunu ödemediği için sigortalılık süresi durdurulan, bu sebeple de emekli olamayan binlerce Bağ-Kur'luya emeklilik imkânı getirildi. Mehmet Bulut Radikal gazetesinde yer alan köşesinde borcundan dolayı emekli olamayan binlerce Bağ-Kur'luya müjdeyi verdi.

İşte o yazı;

"2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu sonrasında, SGK’ya kayıtlı olmalarına karşın 30/4/2008 tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunan Bağ-Kurluların, prim borçlarını 3/8/2009 tarihine kadar ödememeleri halinde, bu sürelerin sigortalılık süresinden sayılmayacağı öngörülmüştü.

Bu düzenleme sonucunda birkaç yıl içerisinde birçok Bağ-Kurlu silinen sigortalılık süreleri nedeniyle emekli olamadıklarını anlamıştı ve 2011 yılında çıkartılan 6111 sayılı Kanun ile söz konusu primlerin peşin olarak ödenmesi şartıyla emekli olma imkânı sağlanmıştı.

Aynen 2011 yılındaki düzenlemeye benzer bir fırsat, yaklaşık bir ay önce yayınlanan Torba Yasa ile de getirildi. Böylece prim borcu olduğu için sigortalılık süresi durdurulan Bağ-Kurluların 31 Aralık 2014’e kadar SGK’ya başvuruda bulunmaları ve durdurulmuş sürelere ilişkin hesaplanan tutarları en geç 2 Şubat 2015’e kadar ödemeleri halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek.

Dolayısıyla primleri eksik olduğu için emekli olamayan bu Bağ-Kurlular borçlarını peşin ödeyerek hemen emekli olabilecekler.

Peki borçlarını tek seferde ödeme imkanı olmayanlar ne yapacak? Nitekim çoğu esnafımızın maddi durumu bu borçları peşinen ödemeye uygun değil.

Bu durumda bankadan kredi çekip SGK’ya yatırarak emekli olmak mümkün.

2011 yılındaki benzer uygulamadan faydalananların sayısı yaklaşık 67.000 civarında olmuştu. Bunların yaklaşık 61.500’ü ise bankadan kredi çekerek borçlarını kapatabilmişti.

Ancak getirilen yeni fırsatta öncekine göre bir eksiklik mevcut. 2011 yılındaki uygulamada SGK, Ziraat Bankası ve Halkbank ile protokol imzalamış, bu amaçla çekilecek krediler için uygun faiz imkânları sağlanmıştı. Şu an böyle bir protokol ve ortam yok. Dolayısıyla esnaf yüksek faizli kredi yükünün altına girmeye de çekiniyor.

Bankalar, emekliliği gelip de prim yapılandırması yapacaklar için emekli maaşına bağlı düşük faizli kredi vermeli ve SGK ile protokol imzalamalılar ki binlerce esnaf bu fırsatı kaçırmasın ve emekli olabilsin."

Recep Sert'ten Seda Sayan tepkisi

Türkiye’nin beşinci yüz nakli yapılan Recep Sert, nişanlısı Esma Akyurt ile kendisini programında konuk eden Seda Sayan’ın, ’evliliklerine yönelik herşeyi kendisi yapıyor gibi’ kamuoyunda oluşan algı nedeniyle rahatsız olduklarını dile getirdi.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından 2013’ün Temmuz ayında Türkiye’nin beşinci yüz nakli ameliyatı gerçekleştirilen 28 yaşındaki Recep Sert, hastanede tanıştığı 29 yaşındaki Esma Akyurt’la nişanlandı. Bir süre önce bir televizyon kanalında program yapan Seda Sayan’a konuk olan Recep Sert ile nişanlısı, sanatçıya tepkili. Programda Seda Sayan’ın nişanlısına "Gelinlik hazır mı? Var mı kafanda bir model" diye sorduktan sonra programa bir gelinlik getirttiğini, diğer konuk Cenk Eren’in de "Beyaz eşyalar benden" dediğini kaydeden Recep Sert tepkisini şöyle dile getirdi:

YEMEĞİMİZİ KENDİ CEBİMİZDEN YEDİK

"Ben onlardan hiçbir talepte bulunmadım. Onlar canlı yayında vaatler verdiler, şimdi insanlar düğünümü Seda Sayan’ın yaptığını düşünüyor. Bu da beni rahatsız ediyor. Hiç bir şey vermediklerini, yemeğimizi bile kendi cebimizden yediğimizi duyurmak istiyorum. Çünkü herkes benim çok büyük şeyler aldığımı düşünüyor."

NİKAH ŞAHİDİ PROFESÖR ÖZKAN

Evlerini tuttuklarını, eşyaları da aile desteği ve kendi paralarıyla aldıklarını belirten Sert, kamuoyunda herkesin tüm eşyalarını Seda Sayan’ın aldığı yönünde bir algı oluştuğunu, herkesin bunu söylediğini kaydetti. Recep Sert, Aralık ayında tam tarihi henüz netleşmeyen düğünde nikah şahidinin, yüz nakli ameliyatını gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan olacağını kaydetti. Milliyet

100 yaşında uçak kullanabiliyor ama

İtalya’da 14 Ekim 1914 doğumlu eski savaş pilotu Francesco Volpi’nin sağlık kontrolünden sonra pilotluk brövesi yenilendi.

İkinci Dünya savaşında Almanlara karşı 235 sorti yapan ve vücudunda 21 mermi yarası bulunan 79 yıllık pilot günümüzde hâlâ hafif gövdeli uçak kullanabiliyor.

Gözlük takmadan brövesini yenilemeyi başaran Volpi’nin savaş sonrası 7 bin 500 saatlik uçuşu bulunuyor. Ayda en az bir kere “Piper Aztec” tek motorlu pervaneli uçağı ile Alpler üzerinde gezinen Volpi, BMW marka otomobilini de kullandığını hatırlatarak, “Torunlarım bir tek bisiklete binmemi yasakladılar. Bu iş mi şimdi? Uçak kullanmama izin var, bisiklete binmeme yok. Çünkü bana değil yoldaki otomobil sürücülerine güvenleri yokmuş” dedi. (Hürriyet)

İran'da tecavüzcüye önce 100 kırbaç, sonra idam

İran’da tecavüz suçundan idama mahkûm edilen bir erkek, suçu işlediği şehrin işlek meydanlarından birinde önce kırbaçlandı daha sonra asılarak idam edildi.

İran’ın Mehr ajansının haberine göre, başkent Tahran’ın kuzeyindeki Kerec şehrinde, yaşları 10 ila 12 arasındaki üç erkek çocuğu kaçırıp tecavüz etmekten yargılandığı davadan idam cezasına çaptırılan şahsın infazı bu sabah gerçekleşti.

27 yaşındaki mahkûm, binlerce kişinin hazır bulunduğunu açık alanda önce 100 kez kırbaçlandı daha sonra idam edildi.

İran’da bugün ayrıca tecavüz, adam kaçırma ve silahlı soygundan suçlu bulunan ve yaşları 28 ila 30 arasında değiştiği açıklanan dört kişi ülkenin güneyindeki Şiraz şehrinde halka açık alanda idam edildi.

Aynı şehirde iki gün önce de benzeri suçlardan dolayı üç kişi idam edilmişti. İran’da silahlı soygun, tecavüz ve uyuşturucu kaçakçılığı suçları idamla cezalandırılıyor. DHA

Uçaklarda merak edilen o sorunun cevabı

Yolcu uçaklarında her uçuştan önce bazı rutin kurallar kontrol ediliyor. Bu kurallardan biri de perdelerin kalkış ve inişlerde açık pozisyonda olması. Yolcuların pek de anlam veremediği bu kurala cevap Sivil Havacılık Güvenlik Dairesi Balkanı Peter Gibson tarafından verildi.

Businessinsider’ın sorularını yanıtlayan Gibson, uçuşlarda perdelerin açık tutulmasının sebebinin güvenlik olduğunu ifade ederek, “Acil durumlarda kabin ekibinin hangi kapıların açılacağına karar verebilmesi camlardan dışarıyı görmesi gerekiyor. Bu karar hızlı bir şekilde veriliyor. Perdenin açılması zaman kaybettireceğinden dolayı perdelerin açık tutulması önemli” şeklinde konuştu. (Hürriyet)

Ali Ağaoğlu ifade veriyor

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar'dan sonra işadamı Ali Ağaoğlu da 17 Aralık soruşturması kapsamında TBMM "Yolsuzlukları İnceleme Komisyonu"na İstanbul Adliyesi'nde ifade verdi.

İşadamı Rezza Zarrab ve Barış Güler de geçtiğimiz cuma günü komisyona ifade vermişti.

Ağaoğlu'na yönelik suçlamanın temelinde TÜRGEV'e arazi bağışı iddiası yer alıyor. İddiaya göre Ağaoğlu TÜRGEV'e yaptığı bağış karşılığı çıkar elde etti. Ağaoğlu ise söz konusu suçlamaların asılsız olduğunu açıklamıştı.

Patrona kötü, 6.5 milyon işçiye iyi haber

Anayasa Mahkemesi'nin Sendikalar Yasası'nın bazı maddelerini iptal etmesiyle KOBİ'lerde çalışan 6.5 milyon işçiye 'sendika tazminatı' geri geldi. Belediyeler başta olmak üzere şehir içi ulaşımı ile 200 bin banka çalışanına ise 'grev hakkı' tanındı. Bundan sonra şehir içi ulaşımında 'grev nedeniyle' belediye otobüsleri, şehir hatları vapurları çalışmayabilecek; bankalarda 'bu iş yerinde grev vardır' pankartı asılabilecek. İşte milyonlarca vatandaşı ve çalışanı ilgilendiren o kararlar...

Anayasa Mahkemesi (AYM), geçen hafta CHP'nin başvurusunu karara bağladı. CHP, 2012 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün imzasıyla yasalaşan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun bazıhükümlerini iptal etti.

EN AZ 13 BİN LİRA EKSTRA TAZMİNAT
AYM'nin iptali milyonlarca çalışanın yüzünü güldürürken, banka patronları başta olmak üzere KOBİ'leri ve belediye başkanlarını üzdü. Mahkemenin en kritik kararlarından birini 30'un altında işçi çalıştıran iş yerlerine dair oldu. Mahkeme, bu iş yerlerinde sendikaya üye olma, sendikal toplantılara katılma gerekçesiyle işten atılan çalışanlara, 'sendikal tazminat verilemez' hükmünü iptal etti. Böylece bu iş yerlerinde çalışanlar da 'sendikal' gerekçeyle işten atılsalar bile, mahkeme kararıyla bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere 'sendikal tazminat' alabilecekler.

Bu tür iş yerlerinde çalışan yaklaşık 6.5 milyon işçinin, 'asgari ücretli' gösterildiği göz önüne alındığında, bir işçi sendikal faaliyeti nedeniyle işten atılırsa, mevcut kıdem ve ihbar tazminat hakkına ek olarak, mahkemeye başvurması halinde bir de 'sendikal tazminat' alabilecek. Bu tazminat tutarının 1 yıllık ücretinden az olamayacağı hükmü dikkate alındığında, asgari ücretli bir çalışan tüm haklarına ek olarak, 1071 liralık brüt ücretin 12 ile çarpılması sonucu, 12 bin 852 liralık da 'sendikal tazminatı' alabilecek. Mahkemenin, 1 yıllık süreyi daha fazla da artırabileceği göz önüne alındığında sendikal tazminat tutarı daha da yükselebilecek.

TOBB BASTIRMIŞ, TÜRK-İŞ'TE BAŞKAN DEĞİŞMİŞTİ

2012 yılında Meclis'te kabul edilen 6356 Sayılı Sendikalar Yasası'nın 6.5 milyon işçiye sendika yolunu kapatan maddesi büyük tartışmalara neden olmuştu. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun bastırmasıyla bir gece yarısı tasarıya eklenen değişiklikle ilgili olarak, Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, Hak-İş ile birlikte TOBB ve TİSK'le 'gizli bir protokol' imzalamakla suçlanmıştı. Türk-İş Yönetim Kurulu bu protokolü gerekçe göstererek Kumlu'ya 'istifa' baskısı yapmış ve yaklaşık 1 yıl sonra Kumlu, Türk-İş Başkanlığından istifa etmek zorunda kalmıştı.

200 BİN BANKACIYA GREV HAKKI

AYM'nin aldığı bir diğer karar da bankacılık sektörü çalışanlarına grev yasağını kaldırmak oldu. Böylece Sektörde çalışan yaklaşık 200 bin kişiye grev yapma hakkı getirildi. 200 bin çalışanın yüzde 27'sini yani yaklaşık 54 binini kamu bankaları oluşturuyor. Bu karar sonrası grevin olduğu banka şubelerinde 'bu işyerinde grev vardır' pankartları görmek mümkün olabilecek.

BAŞKANLAR ÜZÜLDÜ, ÇALIŞANLAR SEVİNDİ

Mahkemenin kararlarından bir diğeri de belediye başkanlarını üzerken, şehir içi ulaşım sektöründe çalışan işçileri sevindirdi. Mahkeme, bankacılık ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde grev ve lokavt yapılamayacağına ilişkin kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı buldu. Buna göre şehir içi ulaşımında çalışan binlerce işçiye de 'grev hakkı' geldi. Böylece belediye başkanları ile toplu sözleşme masasında anlaşamayan işçiler, 'grev hakkını' kullanarak, kent içi ulaşımı durdurabilecek. Belediye otobüsleri, şehir hatları vapurları 'grev nedeniyle' çalışmayabilecek.

(Aysel Alp / Hürriyet)

İdam edilmeden önce son isteği

Tüm uluslararası çağrılara rağmen geçtiğimiz cumartesi günü, kendisine tecavüz etmeye çalıştığını söylediği kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle idam edilen İranlı Reyhane Cabbari'nin annesine bıraktığı mektup ortaya çıktı.

Geçtiğimiz nisan ayında kaydedilen sesli mesajda, 16 yaşındaki Reyhane annesinden organlarının bağışlanmasını istiyor. İşte Reyhane'nin mesajından bazı bölümler:

"Aslında o uğursuz gece benim ölmüş olmam gerekirdi. Şehrin herhangi bir köşesine atılmış bedenim, birkaç gün sonra bulunurdu ve polis cesedimi teşhis etmen için seni savcının ofisine götürürdü. Tecavüze uğradığımı da orada öğrenirdin. Biz onlar kadar zengin ve güçlü olmadığımız için katil asla bulunamazdı. Sen de hayatına acı ve utanç içinde devam ederdin, birkaç yıl sonra da çektiğin acı yüzünden bu dünyadan göçüp giderdin.

Ama böyle olmadı. Bedenim bir kenara atılmadı ama mezar gibi olan Recayi Şehr Hapishanesi'ne atıldı. Bunu kadere verip şikayet etme. Ölümün, hayatın sonu olmadığını benden daha iyi biliyorsun.

Benim için bir kez daha acı çekmen gerekiyor. Beni idamdan kurtarmak için yalvarmamanı defalarca söylemiş olmama rağmen tek bir konuda onlara yalvarırsan üzülmeyeceğim. O da toprağın altında çürümek istemiyorum. Gözlerimin veya gencecik kalbimin toprak olmasını istemiyorum. Beni astıktan hemen sonra kalbimin, böbreklerimin, gözlerimin, kemiklerimin ve bağışlanabilecek tüm organlarımın bedenimden alınıp ihtiyacı olan birine hediye edilmesi hususunda gerekli ayarlamaların yapılması için yalvar. Organlarımı alacak kişilerin benim adımı bilmelerini, bana bir buket çiçek getirmelerini veya benim için dua etmelerini istemiyorum."

'Ölen kızımın kokusu...'

OSMANİYE’de geçirdiği trafik kazası sonrası yaşamını yitiren 4 yaşındaki Ebrar Tektaş’ın karaciğeri Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan operasyonla 6 yaşındaki Fatma Viyan Şendur’a nakledildi. Kızının organlarıyla hayata bağlanan Fatma Viyan Şendur’u ziyaret eden, Recep Tektaş, "Fatma’da Ebrar’ın kokusunu alıyorum" dedi

Osmaniye’de yaşayan 32 yaşındaki Recep Tektaş’ın, kızı Ebrar geçen hafta geçirdiği trafik kazasının ardından götürüldüğü hastanede tedaviye alındı. Doktorların tüm müdahalesine rağmen beyin ölümü gerçekleşen Ebrar’ın ailesi kızlarının organlarını bağışlayama karar verdi. Küçük kızın iki böbreği ile karaciğeri organ bekleyen üç hastaya nakledildi. Gaziantep Üniversitesi Organ Nakil Merkezi’nde başarılı bir operasyonla karaciğer nakledilerek sağlığına kavuşan Fatma Viyan Şendur ve ailesi, organlarıyla üç kişiye can olan Ebrar’ın babası Recep Tektaş ile Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun’un makamında bir araya geldi.

Duygulu anlar yaşanan buluşmada konuşan Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, bağışta bulunan aileyi duyarlılıklarından dolayı kutlarken, "Ebrar artık cennette bir melek. Ama o cennete giderken bu masum yavru ile iki insanın hayatını da kurtardı. Onlara can oldu. Bir yanda acı, diğer yanda mutluluk. Burada bağışta bulunan ailenin duyarlılığı gerçekten takdire şayan. Çünkü bu yaşlardaki hastalara organ bulmak çok zor. Fatma artık iki ailenin de çocuğu. Kaybettiğimiz yavrumuz zaten cennette, ailesine, anne babasına da şefaatçi olacaktır. İki ailenin dostluğunun bundan sonra da devam edeceğini biliyorum" dedi.

KIZIMIN KOKUSUNU ALIYORUM

Evlat acısını hiçbir şeyin dindiremeyeceğini belirten Recep Tektaş ise kızından alının organlarla üç kişinin sağlıklarına kavuşmasının tek tesellisi olduğunu belirtti. Daha sonra, kızının karaciğeriyle yaşama tutunan Fatma’ya sarılarak saçlarını okşayan Recep Tektaş, "Fatma’yı koklayınca, onda yavrum Ebrar’ın kokusunu alıyorum. Ebrar ile Fatma’nın gözleri ve saçı birbirine çok benziyor. Benim kızımı rabbim aldı, ama üç kişiye şifa verdi. Üç kişiyi bayram ettirdi. Evlat acısı farklı bir acı ama şimdi kendimi huzurlu hissediyorum" diye konuştu.

Kızının beyin ölümü gerçekleştiğinde organ nakil teklifi yapıldığını belirten baba Recep Tektaş, önce bu teklifi reddettiğin söyleyerek şöyle konuştu:

"Ben organ nakline önce karşı çıktım. Çünkü yarı canlı bir insanı, yavrumu ölüme terk etmeyi mantık dışı buluyordum. Üçüncü gün ise Allah’ın takdiri içimde farklı bir duygu oluştu. Bu defa eşimi, ailemi organların bağışlanması konusunda ben ikna ettim."

BİZ ARTIK KARDEŞİZ

Kızları Fatma Viyan’ın doğuştan karaciğer yetmezliği nedeniyle sürekli kaşındığını, gece uyuyamadığını ve durumunun giderek kötüleştiğini belirten 41 yaşındaki baba Orhan ve anne 36 yaşındaki Emine Şendur ise, "Bu aileyle artık kardeşiz. Onlara ne kadar dua etsek azdır. Ve dostluğumuz yeni başladı. Ölünceye kadar devam edecek. Allah onlardan razı olsun. Fatma artık onların da çocuğu" dedi.

Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, Organ Nakil Merkezi’nin son derece donanımlı bir merkez olduğunu ve başarılı operasyonlara imza attığını belirterek duyarlı davranışlarından dolayı organ bağışında bulunan Recep Tektaş’a şükran plaketi verdi.

Eyyüp BURUN/ GAZİANTEP, (DHA)

13 ile kuvvetli yağış uyarısı

Etkisini dünden beri giderek arttıran şiddetli yağış ve soğuk hava ne kadar sürecek? İstanbul'da yağış durumu ne?

Ülkemizin büyük bir bölümünde görülecek olan yağışların; Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İstanbul, Kocaeli ve Yalova çevreleri ile Çanakkale Bursa ve Balıkesir'in kuzey kesimlerinde yerel olarak kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Giresun, Muş, Bitlis ve Van'a da yağış uyarısı geldi.

BÖLGELERİMİZDE HAVA NASIL OLACAK?

MARMARA: Parçalı ve çok bulutlu; aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İstanbul, Kocaeli ve Yalova çevreleri ile Çanakkale Bursa ve Balıkesir'in kuzey kesimlerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli olarak (30-60 Km/sa) eseceği tahmin ediliyor.

EGE: Parçalı ve çok bulutlu; iç kesimleri ile sabah saatlerinde Muğla'nın güney kıyılarının sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; kuzey kıyılarında kuzey ve kuzeydoğu yönlerden yer yer kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.

AKDENİZ: Parçalı ve çok bulutlu; aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

İÇ ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu; aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

KARADENİZ: Parçalı ve çok bulutlu; aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Parçalı ve çok bulutlu; Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Giresun çevrelerinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

DOĞU ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu; kuzey ve batısı ile Muş, Bitlis ve Van çevrelerinin aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

GÜNEYDOĞU ANADOLU: Parçalı, yer yer çok bulutlu; batı kesimlerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Bedelli için teklif verildi: İşte yaş sınırı!

CHP, bedelli askerlik için harekete geçti. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM'ye bedelli askerlik için teklif verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM'ye bedelli askerlik için teklif verdi. Tanrıkulu'nun teklifinde bedelli askerlik için ödenecek miktarların, kişilerin gelir durumuna göre "kademeli"olması da yer alıyor. Hürriyet gazetesinden Zeynep Gürcanlı'nın haberine göre, kanun teklifi gerekçesinde, hükümetin çıkardığı son bedelli askerlik yasasında, "yüksek bedel ve yaş sınırı nedeniyle" talebin beklenen az olduğu vurgulandı.

Aradan geçen sürede de sorunun büyüdüğünün kaydedildiği teklif gerekçesinde, "Çeşitli gelir grupları için kademeli bir düzenleme yapılmasını öngören düzenlememiz bu sorunu eşitlik ve sosyal adalet ilkeleri çerçevesi içerisinde çözecek, gençlerin uzun süredir ortaya koyduğu beklentileri karşılayacaktır" denildi.

Kanun teklifinde, bedelli askerlikten yararlanma yaş sınırı, "1 Ocak 1989'dan önce doğanlar" olarak belirlendi.

Kişilerin gelirlerine göre kademeli ödeme planı ise teklifte şöyle yer aldı:

* 12.000 Türk Lirasından (12.000 Türk Lirası dahil) az olanların veya hiç geliri olmayanların herhangi bir bedel ödememeleri ancak aylık gelirleri net asgari ücretin üstüne çıktığı andan itibaren, bir yıllık asgari ücret bedeli kadar borçlu sayılmayı taahhüt etmeleri

* 25.000 Türk Lirasından (25.000 Türk Lirası dahil) az ve 12.000 Türk Lirasından fazla olanların 10.000 Türk Lirası ödemeleri

* 60.000 Türk Lirasından az ve 25.000 Türk Lirasından fazla olanların 15.000 Türk Lirası ödemeleri

* 60.000 Türk Lirasından fazla olanların 25.000 Türk Lirası ödemeleri. (Medyafaresi)

İstanbul'da İDO seferleri iptal

İstanbul Deniz Otobüsleri'nin (İDO) bazı seferleri olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildi.

İDO'dan yapılan açıklamada, 08.00'deki Bursa-Armutlu-Armutlu-Yenikapı-Kadıköy, 09.00'daki Bursa-Yenikapı-Kadıköy ve 10.30'daki Bursa-Yenikapı-Kadıköy deniz otobüsü seferlerinin olumsuz hava koşulları nedeniyle yapılmayacağı bildirildi.


Öte yandan, gece boyunca İstanbul'da kuzeyden esen rüzgar hava sıcaklığını düşürürken, sağanak sabaha kadar etkisini sürdürdü.

İSTANBUL'DA EVLERİ SU BASTI

İstanbul'da dün geceden itibaren devam eden sağanak yağış nedeniyle ayrıca; Avcılar, Arnavutköy, Çatalca, Esenyurt ve Küçükçekmece'de bodrum katlardaki bazı ev ve iş yerlerini su bastı.

Söz konusu ilçelerde yollarda oluşan su birikintileri ve suyla dolan bazı alt geçitlerde araçlar mahsur kaldı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kısa sürede kurtarılan araçlar, bazı noktalarda trafiğin aksamasına neden oldu. AA