MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın sakal bırakmasının sırrı çözüldü. Vural, yaşadığı zorlu günleri anlattı.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural’ın eşi Prof. Dr. Tuba Vural kanserle yaşam mücadelesi veriyor.
Habertürk'ten Kübra Par'a konuşan Vural'ın eşi 3.5 yıl önce meme kanseri geçirmiş, 2 memesi alınmıştı. Hayat onlara kötü bir sürpriz yaptı ve tümörün metastaz yaptığını, nüksettiğini öğrendiler. Her türlü tedaviyi denediler, yurtdışında çare aradılar ama işler pek yolunda gitmedi. Tuba Hanım, büyük oğlu Oğuz’u askere teslim ettikten sonra hastaneye yatmak durumunda kaldı.
GATA’da radyoterapi sonrası yurtdışına gitti ve Kurban Bayramı’ndan bir hafta önce döndü. Bayramın 3. gününden beri Ankara GATA’da onkoloji servisinde tedavi görüyor. Klinik durumu kritik bir süreçte.
Oktay Vural, 'Bıraktığınız o sakalların altında derin bir hüzün mü yatıyor?' sorusuna şu yanıtı verdi:Dışı seni içi beni yakar... İmaj olsun diye bırakmadım. Zorlu bir süreç geçiriyorum. Kişisel bakım yapmaya, her gün tıraş olmaya fırsatım olmadı. İlgi odağınız farklı. Darmadağınık olmaktansa sakal bırakayım dedim.İçinde bulunduğumuz ortamın sonucu, spontane gelişti.
Vural, eşinin sağlık durumunu şöyle anlattı:
İlk kez 2011 seçimleri öncesinde rahatsızlandı. O kemoterapi görürken ben seçim kampanyası için çalışıyordum. Tuba Hanım çok güçlü bir kadındır. “Mücadelene devam edeceksin” diyordu. Hastalığını grip, nezle gibi görüyordu. Tabii hastalıkların bir seyri var. Belli bir safhadan sonra başka türlü tebarüz ediyor, elinizde değil... Her şey iyi gidiyor derken böyle gelişti...
Oktay Vural "Meme kanserini atlattı derken metastaz mı yaptı?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
Evet, nedenini bilmediğimiz bir şekilde tekrar nüksetti. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra büyük oğlum askere gitti. Tuba Hanım o günlerde de sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Birlikte Kastamonu’ya gidip onu birliğine teslim ettik. Sonra süreç daha kötüleşti maalesef. Oğlumuzun yemin törenine gidemedik. Şimdi tedavisi devam ediyor. (Bir süre duraksıyor...) Allah’a şükür...
26 Ekim 2014 Pazar
IŞİD'le ilgili bomba iddialar
Alman istihbaratının, IŞİD'in yolcu uçaklarını vurabilecek silahlara sahip olduğu uyarısında bulunduğu iddia edildi. Bir diğer iddia ise IŞİD'in Kobani'de strateji değişikliğine gideceği yönünde.
Bild am Sonntag gazetesinin haberine göre Alman Federal İstihbarat Teşkilatı (BND), geçen hafta sonunda bir grup milletvekiline verdiği brifingde, IŞİD hakkında elde edilen bazı bilgileri paylaştı. IŞİD'in ileri teknoloji ürünü hava savunma silahlarını sahip olduğunu belirten BND yetkilileri, örgütün özellikle Irak'ın kuzeyinde yolcu uçaklarını hedef alabileceği uyarısında bulundu.
IŞİD'in elinde MANPADS olarak adlandırılan, omuzdan fırlatılan taşınabilir hava savunma sistemleri bulunduğu, bunların yolcu uçaklarını kalkışından hemen sonra ya da uçakların iniş için alçaldığı sırada büyük tehlike oluşturduğu öne sürüldü. MANPADS'lerin Suriye ordusuna ait depolardan ele geçirildiğinin tahmin edildiği, silahların Rusya, Çin ya da Bulgaristan üretimi olabileceği kaydedildi.
"Almanya'dan giden savaşçıların sayısı 1800"
Öte yandan Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung (FAS) gazetesi, Almanya'dan savaşmak için Suriye ve Irak'a giden aşırı görüşlere sahip kişilerin sayısının, resmi olarak açıklanan 450 sayısının çok daha üzerinde olduğunu iddia etti.
İç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) kaynaklarının değerlendirmelerine yer veren gazete, yapılan son incelemelerde bölgeye daha önce savaşmak için gitmiş yeni isimlerin belirlendiğini, bu konuda gerçekçi rakamın yaklaşık 1800 olduğunu yazdı.
"50 PKK sempatizanı savaşmaya gitti"
Der Spiegel dergisi ise pazar günü çıkan son sayısında, Almanya'dan terör örgütü PKK'ya sempati duyan yaklaşık 50 kişinin savaşmak için Suriye ve Irak' a gittiğinin tahmin edildiğini Bildirdi. Derginin güvenlik birimlerine dayandırdığı haberde genç yaştaki, Alman pasaportu sahibi PKK'lıların Belçika ve Hollanda'da ideolojik eğitim aldıktan sonra bölgede silahlı eğitimden geçirildiği kaydedildi.
PKK militanlarının Alman güvenlik makamlarının dikkatini çekmemek için özenli hareket ettikleri ve sosyal medyada da kimliklerinin açığa çıkmasına neden olabilecek görüntü paylaşmadıkları belirtildi.
Bölgede savaşan ve ardından Almanya'ya dönenen PKK militanlarının, ülkedeki IŞİD sempatizanı bazı gruplarla karşı karşıya gelebileceği, bunun güvenlik birimleri arasında kaygılara yol açtığı öne sürüldü.
Dergi, güvenlik makamlarının yaklaşık 50 PKK'lının savaşmak üzere Irak ve Suriye'ye gittiğini tahmin ettiğini, ancak gerçek rakamının bunun çok daha üzerinde olabileceğini yazdı.
IŞİD KOBANİ'DE STRATEJİYİ DEĞİŞTİRDİ
Barzani'ye yakınlığıyla bilinen Rudaw'ın haberine göre ise İŞİD’in ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının saldırılarından korunmak için Kobani’deki ağır silahlarını çekerek, kentte bombalı saldırılar yapma kararı aldığı öne sürüldü.
Öddiaya göre örgüt emirleri, savaş uçaklarının saldırılarından korunmak için Kobani’deki ağır silahları çekerek, kentte bombalı saldırılar düzenleme kararı aldı. IŞİD mensuplarının Kobani’de ağır araçlar yerine motosiklet kullanacağı da gelen bilgiler arasında.
Kobani’de taktik değişikliğine giden IŞİD’in, Şengal’deki birliğin başına yeni emir tayin edeceğini öğrenildi. Milliyet
Bild am Sonntag gazetesinin haberine göre Alman Federal İstihbarat Teşkilatı (BND), geçen hafta sonunda bir grup milletvekiline verdiği brifingde, IŞİD hakkında elde edilen bazı bilgileri paylaştı. IŞİD'in ileri teknoloji ürünü hava savunma silahlarını sahip olduğunu belirten BND yetkilileri, örgütün özellikle Irak'ın kuzeyinde yolcu uçaklarını hedef alabileceği uyarısında bulundu.
IŞİD'in elinde MANPADS olarak adlandırılan, omuzdan fırlatılan taşınabilir hava savunma sistemleri bulunduğu, bunların yolcu uçaklarını kalkışından hemen sonra ya da uçakların iniş için alçaldığı sırada büyük tehlike oluşturduğu öne sürüldü. MANPADS'lerin Suriye ordusuna ait depolardan ele geçirildiğinin tahmin edildiği, silahların Rusya, Çin ya da Bulgaristan üretimi olabileceği kaydedildi.
"Almanya'dan giden savaşçıların sayısı 1800"
Öte yandan Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung (FAS) gazetesi, Almanya'dan savaşmak için Suriye ve Irak'a giden aşırı görüşlere sahip kişilerin sayısının, resmi olarak açıklanan 450 sayısının çok daha üzerinde olduğunu iddia etti.
İç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) kaynaklarının değerlendirmelerine yer veren gazete, yapılan son incelemelerde bölgeye daha önce savaşmak için gitmiş yeni isimlerin belirlendiğini, bu konuda gerçekçi rakamın yaklaşık 1800 olduğunu yazdı.
"50 PKK sempatizanı savaşmaya gitti"
Der Spiegel dergisi ise pazar günü çıkan son sayısında, Almanya'dan terör örgütü PKK'ya sempati duyan yaklaşık 50 kişinin savaşmak için Suriye ve Irak' a gittiğinin tahmin edildiğini Bildirdi. Derginin güvenlik birimlerine dayandırdığı haberde genç yaştaki, Alman pasaportu sahibi PKK'lıların Belçika ve Hollanda'da ideolojik eğitim aldıktan sonra bölgede silahlı eğitimden geçirildiği kaydedildi.
PKK militanlarının Alman güvenlik makamlarının dikkatini çekmemek için özenli hareket ettikleri ve sosyal medyada da kimliklerinin açığa çıkmasına neden olabilecek görüntü paylaşmadıkları belirtildi.
Bölgede savaşan ve ardından Almanya'ya dönenen PKK militanlarının, ülkedeki IŞİD sempatizanı bazı gruplarla karşı karşıya gelebileceği, bunun güvenlik birimleri arasında kaygılara yol açtığı öne sürüldü.
Dergi, güvenlik makamlarının yaklaşık 50 PKK'lının savaşmak üzere Irak ve Suriye'ye gittiğini tahmin ettiğini, ancak gerçek rakamının bunun çok daha üzerinde olabileceğini yazdı.
IŞİD KOBANİ'DE STRATEJİYİ DEĞİŞTİRDİ
Barzani'ye yakınlığıyla bilinen Rudaw'ın haberine göre ise İŞİD’in ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının saldırılarından korunmak için Kobani’deki ağır silahlarını çekerek, kentte bombalı saldırılar yapma kararı aldığı öne sürüldü.
Öddiaya göre örgüt emirleri, savaş uçaklarının saldırılarından korunmak için Kobani’deki ağır silahları çekerek, kentte bombalı saldırılar düzenleme kararı aldı. IŞİD mensuplarının Kobani’de ağır araçlar yerine motosiklet kullanacağı da gelen bilgiler arasında.
Kobani’de taktik değişikliğine giden IŞİD’in, Şengal’deki birliğin başına yeni emir tayin edeceğini öğrenildi. Milliyet
Bitlis'te dehşet! Direğe bağlayıp taradılar.
Bitlis’in Tatvan İlçesi Geçitbaşı Köyü yakınlarında, kayıp köy korucusu direğe bağlanıp ateş edilerek öldürülmüş halde bulundu. Genelkurmay'dan yapılan açıklamada korucunun 12 Eylül'de teröristler tarafından kaçırıldığı, şehit edildiği belirtildi.
Bitlis'in Çeltikli köyünde geçici köy korucusu olarak görev yapan ve yaklaşık 2 aydır haber alınamayan Nihat Çaprak'ın (38) cesedi bulundu.
Alınan bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren güvenlik güçleri, Hizan-Tatvan karayolunun 30'uncu kilometresinin Güzeldere mevkisinde telefon direğine asılı bir erkek cesedi buldu.
AA'nın haberine göre cesedin yaklaşık 2 ay önce kaçırılan ve o günden beri haber alınamayan 6 çocuk babası Çaprak'a ait olduğu tespit edildi.
Yapılan incelemenin ardından geniş çaplı soruşturma başlatılan olayın PKK'lı teröristlerce yapıldığı ihtimali üzerinde durulduğu bildirildi.
DHA'nın haberine göre jandarma ekipleri, uzun namlulu silahlarla tarandığını belirledi. Cenaze ambulansla Tatvan Devlet Hastanesi morguna kaldırdı.
GENELKURMAY AÇIKLAMA YAPTI: ŞEHİT EDİLDİ
Bölücü Terör Örgütü mensubu 10-15 kişilik bir terörist grup tarafından, 12 Eylül 2014'te Bitlis / Merkez İlçesi Aşağıölek Köyü Arasuni Tepe mevkiinde kaçırılan Geçici Köy Korucusu Nihat ÇAPRAK, Bitlis / Merkez İlçe Geçitbaşı Köyü mülkî sınırları içerisinde, bir elektrik direğine bağlanarak, baş ve vücudunun değişik bölgelerine ateş edilmek suretiyle şehit edilmiştir. Milliyet
Bitlis'in Çeltikli köyünde geçici köy korucusu olarak görev yapan ve yaklaşık 2 aydır haber alınamayan Nihat Çaprak'ın (38) cesedi bulundu.
Alınan bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren güvenlik güçleri, Hizan-Tatvan karayolunun 30'uncu kilometresinin Güzeldere mevkisinde telefon direğine asılı bir erkek cesedi buldu.
AA'nın haberine göre cesedin yaklaşık 2 ay önce kaçırılan ve o günden beri haber alınamayan 6 çocuk babası Çaprak'a ait olduğu tespit edildi.
Yapılan incelemenin ardından geniş çaplı soruşturma başlatılan olayın PKK'lı teröristlerce yapıldığı ihtimali üzerinde durulduğu bildirildi.
DHA'nın haberine göre jandarma ekipleri, uzun namlulu silahlarla tarandığını belirledi. Cenaze ambulansla Tatvan Devlet Hastanesi morguna kaldırdı.
GENELKURMAY AÇIKLAMA YAPTI: ŞEHİT EDİLDİ
Bölücü Terör Örgütü mensubu 10-15 kişilik bir terörist grup tarafından, 12 Eylül 2014'te Bitlis / Merkez İlçesi Aşağıölek Köyü Arasuni Tepe mevkiinde kaçırılan Geçici Köy Korucusu Nihat ÇAPRAK, Bitlis / Merkez İlçe Geçitbaşı Köyü mülkî sınırları içerisinde, bir elektrik direğine bağlanarak, baş ve vücudunun değişik bölgelerine ateş edilmek suretiyle şehit edilmiştir. Milliyet
Soner Yalçın gözaltına alındı
Gazeteci Soner Yalçın bu sabah Denizli'de gözaltına alındı.
Sözcü gazetesi yazarı ve Odatv imtiyaz sahibi gazeteci Soner Yalçın söyleşi için gittiği Denizli'de sabah 05:30 sıralarında gözaltına alındı.
Gözaltı kararının Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verildiği öğrenilirken, Yalçın'ın ifadeye gitmediği için gözaltına alındığı ifade edildi.
Sözcü gazetesi yazarı ve Odatv imtiyaz sahibi gazeteci Soner Yalçın söyleşi için gittiği Denizli'de sabah 05:30 sıralarında gözaltına alındı.
Gözaltı kararının Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verildiği öğrenilirken, Yalçın'ın ifadeye gitmediği için gözaltına alındığı ifade edildi.
Türkiye güzeli cinayetinde şok ifadeler
İşadamı Ahmet Bayer’in Bodrum’daki villasında hayatını kaybeden Mankenler Kraliçesi Aslı Baş davasının seyrini değiştirecek ifadeler ortaya çıktı.
Akşam'dan Ercan Öztürk'ün haberine göre, bir dönem Ahmet Bayer’in yakın dostu olan Oğuzhan G. ‘vicdanen rahatsızım’ diyerek bildiklerini savcıya anlattı.
AHMET "KEŞKE İTTİRMESEYDİM" DEDİ
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Öz’e ifade veren G.: ‘Ahmet Bayer bana, ‘ Keşke böyle olmasaydı, ittirmeseydim’ dedi.
İşte Oğuzhan G.'nin ifadesi:
“2013 yılında Ahmet Bey ile yemeğe gittik. İkimiz de alkollüydük. Ahmet Bey bana, ‘Keşke böyle olmasaydı. Keşke ittirmeseydim’ dedi. Herhalde alkollü olduğum için yanlış anladığımı düşündüm. Ertesi gün, Keşke itiraf etseydin. Sonuçta öldürme kastın yoktu’ dedim. Ahmet Bey beni tersleyerek geceki sözlerini inkâr etti.
HAKİME 30 BİN LİRA VERİLDİĞİNİ DUYDUM
Bir keresinde 30 bin lira çekildi. Bu paranın daha önce Ahmet Bayer’i ziyarete gelen hakime verildiğini duydum."
SEVİL ATASOY: BANA BİLİRKİŞİLİK TEKLİF ETTİ
Ahmet Bayer’in “Bana Sevil Atasoy’u bulun” haberinin ardından açıklama yapan Prof. Dr. Sevil Atasoy ise şunları söyledi: İşadamı Ahmet Bayer bana kendisine bilirkişilik teklif etti. Reddettim. Ahmet Bayer ile hiç buluşmadım.
Başörtümü çıkarıp darp ettiler
Başkentte bir kadın sürücü, trafik tartışması sırasında "başörtüsünün çıkarıldığı ve darp edildiği" iddiasıyla şikayetçi oldu.
Başkentte bir kadın sürücü, trafik tartışmasında, "başörtüsünün çıkarıldığı ve darp edildiği" iddiasıyla şikayetçi oldu.
Yaşanan olay, MOBESE kameralarınca kaydedildi.
Ev hanımı Tuğba Köksal (36), AA muhabirine yaptığı açıklamada, cuma günü akşam saatlerinde çocuğunu almak için arabasıyla Ankara Garı'na gittiğini, aracını yolun sağ tarafına park etmek için sinyal verdiğini, o sırada bir korna sesi duyduğunu belirterek, "Trafik yoğun olduğu için bana çaldığını anlayamadım. Arabamı park ettiğimde ise sağ tarafımdan geçen araçtaki bir kadın 'Kendini çok akıllı zannediyorsun' dedi ve hakaret ederek yanımdan geçti" dedi.
Araçtan indiğinde kadının koşarak üstüne geldiğini gördüğünü ifade eden Köksal, şöyle devam etti:
"Saldırgan kadın, ardından hakaret ederek 'Sen araba kullanmamalısın' diyerek bağıra çağıra üstüme hücum etti, ben de kadını itekledim. Direkt başörtüme sarıldı ve başımı açtı. Ben de o arada arbedede kimin ne yaptığını anlayamadım, daha sonra çevredekilerin dediğine göre olay, 'Eşinin beni tuttuğu ve kadının o sırada darp ettiği' şeklinde olmuş. Plakayı almak için arabaya yöneldiğimde beni engelleyen kişi, kadının eşiymiş. 'Dokunma bana' diye bağırdım. Karı-koca kaçtılar, polisi aradım tutanak tutuldu ve darp edildiğim için hastaneye gittim."
"Kızımın sokak ortasında beni yerde ve başı açık görmesi..."
Bir yandan başörtüsünü tutmaya bir yandan da kendisini savunmaya çalıştığını belirten Tuba Köksal, "Hiçbir kadının başörtüsüne artık ne sebeple olursa olsun, hiç kimsenin dokunmaması gerektiği belki de açacağım davayla özdeşleşecek. Bir kadının trafikte direkt başörtüme uzanıp, çekmesini hazmedemiyorum. Olayda en çok beni yaralayan da kızımın sokak ortasında beni yerde ve başı açık görmesi" dedi.
Darp eden çifte dava açacağını bildiren Köksal, şunları kaydetti:
"Açacağım dava, 'İnsanların dini inançlarına dokunulmaması' adına bir ilk olacağını düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşlarının, kadına yönelik şiddet için yaptıkları çalışmaların farkındayız. Bunun bir kadın tarafından eşiyle uygulanması daha vahim bir durum. Bu konu hakkında STK'ların daha duyarlı olması ve birlikte hareket etmenin gerektiğini düşünüyorum."
Köksal'ın avukatı Ali Özkaya ise yaşanan darp olayından sonra müvekkiline yapılan davranışın, "Dini inanç ve hürriyetine yönelik hakaret" olması nedeniyle "hakaret ve müessir fiil"den dolayı şikayetçi olduklarını belirtti.
Tuba Köksal, Solmaz Kılıçtepe Polis Merkezi Amirliği'ne giderek şikayetçi oldu.
Öte yandan, yaşan olay, MOBESE kameralarınca görüntülendi.
Muhabir: Zafer Fatih Beyaz(AA) / Medyafaresi
Başkentte bir kadın sürücü, trafik tartışmasında, "başörtüsünün çıkarıldığı ve darp edildiği" iddiasıyla şikayetçi oldu.
Yaşanan olay, MOBESE kameralarınca kaydedildi.
Ev hanımı Tuğba Köksal (36), AA muhabirine yaptığı açıklamada, cuma günü akşam saatlerinde çocuğunu almak için arabasıyla Ankara Garı'na gittiğini, aracını yolun sağ tarafına park etmek için sinyal verdiğini, o sırada bir korna sesi duyduğunu belirterek, "Trafik yoğun olduğu için bana çaldığını anlayamadım. Arabamı park ettiğimde ise sağ tarafımdan geçen araçtaki bir kadın 'Kendini çok akıllı zannediyorsun' dedi ve hakaret ederek yanımdan geçti" dedi.
Araçtan indiğinde kadının koşarak üstüne geldiğini gördüğünü ifade eden Köksal, şöyle devam etti:
"Saldırgan kadın, ardından hakaret ederek 'Sen araba kullanmamalısın' diyerek bağıra çağıra üstüme hücum etti, ben de kadını itekledim. Direkt başörtüme sarıldı ve başımı açtı. Ben de o arada arbedede kimin ne yaptığını anlayamadım, daha sonra çevredekilerin dediğine göre olay, 'Eşinin beni tuttuğu ve kadının o sırada darp ettiği' şeklinde olmuş. Plakayı almak için arabaya yöneldiğimde beni engelleyen kişi, kadının eşiymiş. 'Dokunma bana' diye bağırdım. Karı-koca kaçtılar, polisi aradım tutanak tutuldu ve darp edildiğim için hastaneye gittim."
"Kızımın sokak ortasında beni yerde ve başı açık görmesi..."
Bir yandan başörtüsünü tutmaya bir yandan da kendisini savunmaya çalıştığını belirten Tuba Köksal, "Hiçbir kadının başörtüsüne artık ne sebeple olursa olsun, hiç kimsenin dokunmaması gerektiği belki de açacağım davayla özdeşleşecek. Bir kadının trafikte direkt başörtüme uzanıp, çekmesini hazmedemiyorum. Olayda en çok beni yaralayan da kızımın sokak ortasında beni yerde ve başı açık görmesi" dedi.
Darp eden çifte dava açacağını bildiren Köksal, şunları kaydetti:
"Açacağım dava, 'İnsanların dini inançlarına dokunulmaması' adına bir ilk olacağını düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşlarının, kadına yönelik şiddet için yaptıkları çalışmaların farkındayız. Bunun bir kadın tarafından eşiyle uygulanması daha vahim bir durum. Bu konu hakkında STK'ların daha duyarlı olması ve birlikte hareket etmenin gerektiğini düşünüyorum."
Köksal'ın avukatı Ali Özkaya ise yaşanan darp olayından sonra müvekkiline yapılan davranışın, "Dini inanç ve hürriyetine yönelik hakaret" olması nedeniyle "hakaret ve müessir fiil"den dolayı şikayetçi olduklarını belirtti.
Tuba Köksal, Solmaz Kılıçtepe Polis Merkezi Amirliği'ne giderek şikayetçi oldu.
Öte yandan, yaşan olay, MOBESE kameralarınca görüntülendi.
Muhabir: Zafer Fatih Beyaz(AA) / Medyafaresi
Süreç teröre taviz verme süreci değil
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yüksekova'da 3 askerin şehit edilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "3 askerimiz alçakça ve hunharca şehit edildi. Failleri tespit etmek için yoğun bir çaba içerisindeyiz" diye konuştu.
Davutoğlu, saldırının arkasında ülkeyi kargaşaya sürülemek isteyenlerin olduğuna dikkat çekerek, "Bütün bunlar, açık şekilde Kobani olayları ve arkasını takip eden gelişmeler göz önüne alındığında, Türkiye'yi kaosa, kargaşaya sürüklemek isteyen iç ve dış çevreler ve odaklar tarafından nasıl planlar yapıldığının açık bir göstergesi" dedi.
AÇIKLAMADAN SATIR BAŞLARI;
- "Bütün halkımızı bu saldırı karşısında tek vücut halinde olmaya, tam bir birlik ve beraberlik içinde bu saldırıya karşı milli şuurumuzu, bilincimizi harekete geçirmeye davet ediyorum."
- “Süreç, teröre taviz verme süreci değildir. Öcalan'a sekretarya konusunda bizden böyle bir açıklama olmadı. Kimseye verilmiş sözümüz yok. Kimsenin kamu düzeni sağlanmadan kendince bir hüküm vermesine itibar etmemesi gerekir”
- “Kılıçdaroğlu geçen gün yaptığı bir açıklamada Öcalan’ın benimle görüştüğüne dair çok açık söylüyorum ihanet içeren bir açıklama yaptı. Kimse bizden bir açıklama olmadan bu tür itham ve iftiralarla toplumu provoke etmemelidir. Kobani’deki gelişmelere Türkiye her zaman insani yardım açısından bakmıştır. Son birkaç gün içinde ortaya çıkan gelişmeleri herkesin yakından takip etmesi lazım. Türkiye’de sokağı kana bulayan bu Vandallar Kobani’ye yardım edilmesi için bunu yaptıklarını söylüyorlardı.”
- “Esas niyet Kobani’nin savunulması filan değil. Kobani’de IŞİD bir terör örgütü ise kendileri de Suriye rejimi ile işbirliği yapan bir grup olarak orada üs edinmek istiyorlar. Şu ana kadar Kobani’ye bir geçiş olmamıştır ama Türkiye’nin iyi niyetini herkes görmüştür. Türkiye iyi niyetini gösterdi ama PYD bunu olumlu karşılamadı. Kobani’de Suriye halkının kendi unsurları, terör unsurları hariç, Kobani’yi savunmak isterlerse Türkiye bu konuda gerekli kolaylığı göstereceğini ortaya koymuştur. Şu ana kadar bir geçiş yaşanmamıştır çünkü bu yardım taleplerirne olumsuz cevap veren PYD’dir.”
- “Kılıçdaroğlu, kendi partisinin tarihini bilmiyor. Onun partisi Türkiye’de 27 Mayıs İhtilali’ni destekleyen partidir. Darbecileri destekleyen, o darbecilerle işbirliği yapan partidir. Çankaya Köşkü’nü kirleten bu zihniyettir. Çankaya Köşkü tarihte birkaç kere kirlenmişse biri de o gündür. Celal Bayar, Çankaya Köşkü’nden çıkmadığı için sürüklenerek çıkarıldı. CHP o gün yaptığı açıklamalara baksın. Halkımızın tertemiz oylarıyla seçilmiş Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vereceği ilk Cumhuriyet Resepsiyonu’na gitmek şereftir. Darbecilere verdiği desteği unutup böyle bir açıklama yapmak da Sayın Kılıçdaroğlu’na yakışır, Çünkü tarihi bilmiyor.”
Davutoğlu, saldırının arkasında ülkeyi kargaşaya sürülemek isteyenlerin olduğuna dikkat çekerek, "Bütün bunlar, açık şekilde Kobani olayları ve arkasını takip eden gelişmeler göz önüne alındığında, Türkiye'yi kaosa, kargaşaya sürüklemek isteyen iç ve dış çevreler ve odaklar tarafından nasıl planlar yapıldığının açık bir göstergesi" dedi.
AÇIKLAMADAN SATIR BAŞLARI;
- "Bütün halkımızı bu saldırı karşısında tek vücut halinde olmaya, tam bir birlik ve beraberlik içinde bu saldırıya karşı milli şuurumuzu, bilincimizi harekete geçirmeye davet ediyorum."
- “Süreç, teröre taviz verme süreci değildir. Öcalan'a sekretarya konusunda bizden böyle bir açıklama olmadı. Kimseye verilmiş sözümüz yok. Kimsenin kamu düzeni sağlanmadan kendince bir hüküm vermesine itibar etmemesi gerekir”
- “Kılıçdaroğlu geçen gün yaptığı bir açıklamada Öcalan’ın benimle görüştüğüne dair çok açık söylüyorum ihanet içeren bir açıklama yaptı. Kimse bizden bir açıklama olmadan bu tür itham ve iftiralarla toplumu provoke etmemelidir. Kobani’deki gelişmelere Türkiye her zaman insani yardım açısından bakmıştır. Son birkaç gün içinde ortaya çıkan gelişmeleri herkesin yakından takip etmesi lazım. Türkiye’de sokağı kana bulayan bu Vandallar Kobani’ye yardım edilmesi için bunu yaptıklarını söylüyorlardı.”
- “Esas niyet Kobani’nin savunulması filan değil. Kobani’de IŞİD bir terör örgütü ise kendileri de Suriye rejimi ile işbirliği yapan bir grup olarak orada üs edinmek istiyorlar. Şu ana kadar Kobani’ye bir geçiş olmamıştır ama Türkiye’nin iyi niyetini herkes görmüştür. Türkiye iyi niyetini gösterdi ama PYD bunu olumlu karşılamadı. Kobani’de Suriye halkının kendi unsurları, terör unsurları hariç, Kobani’yi savunmak isterlerse Türkiye bu konuda gerekli kolaylığı göstereceğini ortaya koymuştur. Şu ana kadar bir geçiş yaşanmamıştır çünkü bu yardım taleplerirne olumsuz cevap veren PYD’dir.”
- “Kılıçdaroğlu, kendi partisinin tarihini bilmiyor. Onun partisi Türkiye’de 27 Mayıs İhtilali’ni destekleyen partidir. Darbecileri destekleyen, o darbecilerle işbirliği yapan partidir. Çankaya Köşkü’nü kirleten bu zihniyettir. Çankaya Köşkü tarihte birkaç kere kirlenmişse biri de o gündür. Celal Bayar, Çankaya Köşkü’nden çıkmadığı için sürüklenerek çıkarıldı. CHP o gün yaptığı açıklamalara baksın. Halkımızın tertemiz oylarıyla seçilmiş Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vereceği ilk Cumhuriyet Resepsiyonu’na gitmek şereftir. Darbecilere verdiği desteği unutup böyle bir açıklama yapmak da Sayın Kılıçdaroğlu’na yakışır, Çünkü tarihi bilmiyor.”
Etiketler:
Ahmet Davutoğlu,
haber,
Hakkari,
IŞİD
Yüksekova'da hain saldırı: 3 şehit
Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde akşam saatlerinde kimliği belirsiz kişilerin silahlı saldırısına uğrayan 3 asker yaralandı. Ağır yaralanan askerler, kaldırıldıkları hastanede şehit oldu.
Maskeli kişiler Hakkâri Yüksekova’nın en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi’nde sivil kıyafetli askerlere arkadan ateş açtı. Silahlı saldırıya uğrayan Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Gülle (Konya) ve jandarma erler Yunus Yılmaz (Bingöl) ile Ramazan Köse (Artvin) şehit oldu. Hain pusunun ardından Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın açıklamalarındaki fark dikkat çekti. Genelkurmay Başkanlığı, 'Bölücü Terör Örgütü mensubu silahlı üç terörist tarafından' açıklarken, İçişleri Bakanı Efkan Ala, 'yüzü maskeli 2 kişi' olduklarını söyledi.
Olay ilçenin en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi’nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Caddenin kalabalık olduğu sırada kimliği belirsiz kişiler, sivil kıyafetli üç askere silahlı saldırıda bulundu.
Hakkari Valisi Yakup Canbolat, şehitlerden ikisinin uzman çavuş, birinin de er olduğunu açıkladı. Saldırının, Cengiz Topel Caddesi'ndeki bir iş merkezinin önünde gerçekleştiğini kaydeden Vali Canbolat, olayla ilgili geniş çaplı operasyon başlatıldığını söyledi.
Olay ilçenin en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi'nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Caddenin kalabalık olduğu sırada kimliği belirsiz kişiler, sivil kıyafetli 3 askere silahlı saldırıda bulundu. Ağır yaralanan 3 kişi, Yüksekova Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı.
Saldırının duyulması üzerine çevreyi güvenlik çemberine alan polisler, eşkali belirlenen saldırganların yakalanması için operasyon başlattı.
Cengiz Topel Caddesi'nde maskeli 2 kişi tarafından uğradıkları silahlı saldırı sonucu şehit olan 3 askerin isimlerinin Uzman Çavuş Ramazan Gülle, Erbaş Yunus Yılmaz (Elazığ) ve Erbaş Ramazan Köse (İzmir) olduğu öğrenildi. DHA
Maskeli kişiler Hakkâri Yüksekova’nın en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi’nde sivil kıyafetli askerlere arkadan ateş açtı. Silahlı saldırıya uğrayan Jandarma Uzman Çavuş Ramazan Gülle (Konya) ve jandarma erler Yunus Yılmaz (Bingöl) ile Ramazan Köse (Artvin) şehit oldu. Hain pusunun ardından Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın açıklamalarındaki fark dikkat çekti. Genelkurmay Başkanlığı, 'Bölücü Terör Örgütü mensubu silahlı üç terörist tarafından' açıklarken, İçişleri Bakanı Efkan Ala, 'yüzü maskeli 2 kişi' olduklarını söyledi.
Olay ilçenin en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi’nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Caddenin kalabalık olduğu sırada kimliği belirsiz kişiler, sivil kıyafetli üç askere silahlı saldırıda bulundu.
Hakkari Valisi Yakup Canbolat, şehitlerden ikisinin uzman çavuş, birinin de er olduğunu açıkladı. Saldırının, Cengiz Topel Caddesi'ndeki bir iş merkezinin önünde gerçekleştiğini kaydeden Vali Canbolat, olayla ilgili geniş çaplı operasyon başlatıldığını söyledi.
Olay ilçenin en merkezi yeri Cengiz Topel Caddesi'nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Caddenin kalabalık olduğu sırada kimliği belirsiz kişiler, sivil kıyafetli 3 askere silahlı saldırıda bulundu. Ağır yaralanan 3 kişi, Yüksekova Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı.
Saldırının duyulması üzerine çevreyi güvenlik çemberine alan polisler, eşkali belirlenen saldırganların yakalanması için operasyon başlattı.
Cengiz Topel Caddesi'nde maskeli 2 kişi tarafından uğradıkları silahlı saldırı sonucu şehit olan 3 askerin isimlerinin Uzman Çavuş Ramazan Gülle, Erbaş Yunus Yılmaz (Elazığ) ve Erbaş Ramazan Köse (İzmir) olduğu öğrenildi. DHA
25 Ekim 2014 Cumartesi
Üniversiteliler uçuruma yuvarlandı; 8 ölü, 20 yaralı
Süleyman Demirel Üniversitesi Yalvaç Meslek Yüksekokulu öğrencilerini taşıyan otobüs, Afyonkarahisar'ın Çay İlçesi Karamık Köyü yakınlarında kaza yaptı. Kazada 8 öğrenci öldü, 20 öğrenci de yaralandı. Hayatını kaybedenlerden 6'sının İsmet Yörümez, Sinem Sezgin, Elif Nur Keskin, Fatih Aydilek, Buket Alas ve Sena Öz olduğu tespit edildi.
Afyonkarahisar'da üniversite öğrencilerini taşıyan midibüsün uçuruma devrilmesi sonucu ölenlerin sayısının 8'e yükseldiği bildirildi. Yusuf Z. idaresindeki üniversite öğrencilerini taşıyan 32 YV 436 plakalı midibüs, Afyonkarahisar'ın Çay ilçesine bağlı Karamık köyü yakınlarında sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu uçuruma devrildi.
Kazada, 8 kişinin hayatını kaybederken, sürücü Yusuf Z. ve araçta bulunan 19 kişi yaralandı. Yaralılar, Çay Devlet Hastanesi ile Afyonkarahisar'daki çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı. Bu arada olay yerine gelen Cumhuriyet Savcısı, kazayla ilgili inceleme yaptı. Kazada hayatını kaybedenlerin cesetleri, olay yerindeki incelemelerin ardından Çay Devlet Hastanesi morguna gönderildi. Öte yandan, Süleyman Demirel Üniversitesi Yalvaç Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören üniversite öğrencilerinin gezi için Yalvaç'tan Eskişehir'e gitmek üzere hareket ettiği öğrenildi.
Süleyman Demirel Üniversitesi Yalvaç Meslek Yüksekokulu öğrencilerini taşıyan iki midibüs, sabah saatlerinde gezi amacıyla Eskişehir'e doğru yola çıktı. Yusuf Zeybek yönetimindeki 32 YV 436 plakalı midibüs, bugün saat 10.00 sıralarında Afyonkarahisar'ın Çay İlçesi Karamık Köyü yakınlarında yağış nedeniyle kayganlaşan yolda kontrolden çıktı. 15 metre derinliğindeki şarampole yönelen araç bir süre düz ilerledikten sonra kayalığa çarparak takla attı. Kazayı, arkalarından gelen diğer midibüsteki öğrenciler farketti. Öğrenciler şarampole inerek arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken jandarma ve 112 Acil Servis'e haber verdi.
İlk etapta 6 öğrenci kaza yerinde öldü. Yaralı çıkarılan 2 öğrenci de kaldırıldıkları hastanede kurtarılamadı. Sürücü Zeybek ve yaralılar kaza yerine sevk edilen çok sayıda amsbulansla Afyonkarahisar merkez, Çay, Dinar ile Yalvaç İlçesi'ne sevk edildi. Kaza yerine ulaşan Afyonkarahisar İl Afet Acil Durum Müdürlüğü'ne bağlı ekipler ve itfaiye ölen 6 öğrencinin midibüs altında kalan cesetlerini sıkıştıkları yerden çıkardı.
ÖĞRETMENLERİ TEŞHİS EDEMEDİ
Kaza yerinde geniş önlem alan jandarma, kimlik tespiti yapmak için üniversite öğretim görevlilerinden yardım istedi. Kaza yerindeki öğretim görevlileri, öğrencileri teşhis edemedi. Öğrencilerin etrafa saçılan eşyaları ise jandarma ekipleri tarafından toplanarak bir araca konuldu. Cenazeler savcının incelemesinin ardından Çay Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
KİMLİKLERİ BELİRLENDİ
Burada yapılan incelemelerde ölenlerden 6'sının İsmet Yörümez, Sinem Sezgin, Elif Nur Keskin, Fatih Aydilek, Buket Alas ve Sena Öz olduğu tespit edildi. Diğer 2 cesedin kimliğinin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
VALİ GÜNER: 'KESTİRME OLSUN' DİYE KULLANILMIŞ
Vali Hakan Yusuf Güner Afyonkarahisardaki Devlet Hastanesi'nde yaralıları ziyaret etti. Gazetecilere kazayla ilgili açıklama yapan Vali Güner, "Kaza, Yalvaç'tan Eskişehir istikametine gelen bir dağ yolunda meydana geliyor. Yol jandarma bölgesi olarak tabir edilen tek aracın gidebileceği asfalt. Ama uçurumları olan bir yol. Tali bir yol. Zannediyorum ki, 'Kestirme olsun' diye gidiyorlar" dedi.
REKTÖRDEN TAZİYE MESAJI
Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan İbicioğlu da kaza ile ile ilgili yayamladığı mesajda ölen öğrencilerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifa diledi. DHA
Afyonkarahisar'da üniversite öğrencilerini taşıyan midibüsün uçuruma devrilmesi sonucu ölenlerin sayısının 8'e yükseldiği bildirildi. Yusuf Z. idaresindeki üniversite öğrencilerini taşıyan 32 YV 436 plakalı midibüs, Afyonkarahisar'ın Çay ilçesine bağlı Karamık köyü yakınlarında sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu uçuruma devrildi.
Kazada, 8 kişinin hayatını kaybederken, sürücü Yusuf Z. ve araçta bulunan 19 kişi yaralandı. Yaralılar, Çay Devlet Hastanesi ile Afyonkarahisar'daki çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı. Bu arada olay yerine gelen Cumhuriyet Savcısı, kazayla ilgili inceleme yaptı. Kazada hayatını kaybedenlerin cesetleri, olay yerindeki incelemelerin ardından Çay Devlet Hastanesi morguna gönderildi. Öte yandan, Süleyman Demirel Üniversitesi Yalvaç Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören üniversite öğrencilerinin gezi için Yalvaç'tan Eskişehir'e gitmek üzere hareket ettiği öğrenildi.
Süleyman Demirel Üniversitesi Yalvaç Meslek Yüksekokulu öğrencilerini taşıyan iki midibüs, sabah saatlerinde gezi amacıyla Eskişehir'e doğru yola çıktı. Yusuf Zeybek yönetimindeki 32 YV 436 plakalı midibüs, bugün saat 10.00 sıralarında Afyonkarahisar'ın Çay İlçesi Karamık Köyü yakınlarında yağış nedeniyle kayganlaşan yolda kontrolden çıktı. 15 metre derinliğindeki şarampole yönelen araç bir süre düz ilerledikten sonra kayalığa çarparak takla attı. Kazayı, arkalarından gelen diğer midibüsteki öğrenciler farketti. Öğrenciler şarampole inerek arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken jandarma ve 112 Acil Servis'e haber verdi.
İlk etapta 6 öğrenci kaza yerinde öldü. Yaralı çıkarılan 2 öğrenci de kaldırıldıkları hastanede kurtarılamadı. Sürücü Zeybek ve yaralılar kaza yerine sevk edilen çok sayıda amsbulansla Afyonkarahisar merkez, Çay, Dinar ile Yalvaç İlçesi'ne sevk edildi. Kaza yerine ulaşan Afyonkarahisar İl Afet Acil Durum Müdürlüğü'ne bağlı ekipler ve itfaiye ölen 6 öğrencinin midibüs altında kalan cesetlerini sıkıştıkları yerden çıkardı.
ÖĞRETMENLERİ TEŞHİS EDEMEDİ
Kaza yerinde geniş önlem alan jandarma, kimlik tespiti yapmak için üniversite öğretim görevlilerinden yardım istedi. Kaza yerindeki öğretim görevlileri, öğrencileri teşhis edemedi. Öğrencilerin etrafa saçılan eşyaları ise jandarma ekipleri tarafından toplanarak bir araca konuldu. Cenazeler savcının incelemesinin ardından Çay Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
KİMLİKLERİ BELİRLENDİ
Burada yapılan incelemelerde ölenlerden 6'sının İsmet Yörümez, Sinem Sezgin, Elif Nur Keskin, Fatih Aydilek, Buket Alas ve Sena Öz olduğu tespit edildi. Diğer 2 cesedin kimliğinin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
VALİ GÜNER: 'KESTİRME OLSUN' DİYE KULLANILMIŞ
Vali Hakan Yusuf Güner Afyonkarahisardaki Devlet Hastanesi'nde yaralıları ziyaret etti. Gazetecilere kazayla ilgili açıklama yapan Vali Güner, "Kaza, Yalvaç'tan Eskişehir istikametine gelen bir dağ yolunda meydana geliyor. Yol jandarma bölgesi olarak tabir edilen tek aracın gidebileceği asfalt. Ama uçurumları olan bir yol. Tali bir yol. Zannediyorum ki, 'Kestirme olsun' diye gidiyorlar" dedi.
REKTÖRDEN TAZİYE MESAJI
Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan İbicioğlu da kaza ile ile ilgili yayamladığı mesajda ölen öğrencilerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifa diledi. DHA
Dünyaya rağmen onu astılar
İran'da cinayetten hüküm giyen Reyhane Cebbari Melayeri isimli kadın, bu sabah başkent Tahran'da idam edildi.
Tahran Devrim Mahkemesi tarafından yapılan açıklamaya göre, medikal ürün ticareti yapan eski istihbaratçı doktor Murtaza Serbendi'yi (47) kasten öldürmek suçlamasıyla 7 yıl önce tutuklanan Reyhane Cebbari Melayeri'nin (27) idam cezası Recayi Şehr Hapishanesi'nde infaz edildi.
Cinayeti itiraf eden Melayeri, Serbendi'yi, muayenehane olarak açmayı düşündüğü ofiste kendisine tecavüze kalkıştığı için öldürdüğünü iddia etmişti.
Maktulün ailesi ise sanığın olayda kullandığı bıçağı önceden satın aldığını ve arkadaşına attığı elektronik postada "Onu yarın öldüreceğim" ifadesini kullandığını, cinayetin kasıtlı ve planlı şekilde işlendiğini ileri sürmüştü.
Mahkeme de maktulun iki omzunun arasından bıçaklandığı ve Reyhane'nin olaydan önce elektronik posta yoluyla "onu öldüreceğim" şeklinde mesaj gönderdiği ayrıca tecavüz girişiminde bulunulduğu öne sürülen olay mahallinin kilitli olmadığı gerekçesiyle "kasten öldürme"ye hükmetmişti.
Melayeri, nisan ayında idam cezasına çarptırılmış, ulusal ve uluslararası çeşitli insan hakları örgütleri kararı protesto etmişti. BM İnsan Hakları İran Özel Raportörü Ahmed Şehid, resmi makamlardan Cebbari'nin idam cezasının kaldırılmasını istemişti.
Reyhane Cebbari Melayeri dekorasyon şirketinde çalışıyordu. Hürriyet
Tahran Devrim Mahkemesi tarafından yapılan açıklamaya göre, medikal ürün ticareti yapan eski istihbaratçı doktor Murtaza Serbendi'yi (47) kasten öldürmek suçlamasıyla 7 yıl önce tutuklanan Reyhane Cebbari Melayeri'nin (27) idam cezası Recayi Şehr Hapishanesi'nde infaz edildi.
Cinayeti itiraf eden Melayeri, Serbendi'yi, muayenehane olarak açmayı düşündüğü ofiste kendisine tecavüze kalkıştığı için öldürdüğünü iddia etmişti.
Maktulün ailesi ise sanığın olayda kullandığı bıçağı önceden satın aldığını ve arkadaşına attığı elektronik postada "Onu yarın öldüreceğim" ifadesini kullandığını, cinayetin kasıtlı ve planlı şekilde işlendiğini ileri sürmüştü.
Mahkeme de maktulun iki omzunun arasından bıçaklandığı ve Reyhane'nin olaydan önce elektronik posta yoluyla "onu öldüreceğim" şeklinde mesaj gönderdiği ayrıca tecavüz girişiminde bulunulduğu öne sürülen olay mahallinin kilitli olmadığı gerekçesiyle "kasten öldürme"ye hükmetmişti.
Melayeri, nisan ayında idam cezasına çarptırılmış, ulusal ve uluslararası çeşitli insan hakları örgütleri kararı protesto etmişti. BM İnsan Hakları İran Özel Raportörü Ahmed Şehid, resmi makamlardan Cebbari'nin idam cezasının kaldırılmasını istemişti.
Reyhane Cebbari Melayeri dekorasyon şirketinde çalışıyordu. Hürriyet
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'den Validebağ açıklaması
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Üsküdar'da Validebağ Korusu'nun bitişiğindeki arsaya yapılması planlanan cami ile ilgili yaşanan tartışmalara değinerek, "800 metrekare üzerinde bir cami inşa edilecek. Bir tarafta mescit inşa etmek üzere insanlar görüyorsunuz, bir taraftan da ağaç sevgisi, 'ağaçlar kesilmesin' diye gösteri yapan insanlar görüyoruz. Her şeyden önce bu bize yakışmıyor. İbadet sevgisi ile tabiat sevgisi karşı karşıya gelecek sevgiler değildir" dedi.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) işbirliği yaparak oluşturacağı 'KAGEM Orman Projesi'nin açılış törenine Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in yanı sıra Orman ve Su İşleri Bakan Yardımcısı Nurettin Akman, Çubuk Kaymakamı Cemal Şahin, Belediye Başkanı Tuncay Acehan, İlçe Müftüsü Bilal Kara, kamu kurum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Görmez, burada yaptığı konuşmada, camilerin ağaçlandırılmasına ve mezarlıkların yeşil alanlara dönüşmesi için başlatılan çalışmalara destek olan Orman ve Su İşleri Bakanlığına teşekkür ederek, bütün Diyanet camiasına Orman Bakanlığı ile başlatılan çalışmaya destek olma davetini bildirdi.
''TABİATA KARŞI DAHA ŞEFKATLİ OLAN KADIN KALBİ...''
Proje konusunda KAGEM'in bütün üyelerine de teşekkür eden Görmez, "Zannediyorum onlar baktılar ki özellikle erkek kardeşleri bunun üstesinden gelemiyorlar. Tabiata karşı daha şefkatli olan kadın kalbini de harekete geçirerek, bunu başarabileceklerini gösterecekler inşallah" dedi.
Bu tür etkinliklerle amaçlarının sadece ağaç sayısını artırmak olmadığını vurgulayan Görmez, öncelikle amaçlarının insanla tabiat ilişkisini yeniden gözden geçirilmesini sağlamak olduğunu kaydetti.
''TABİAT İNSANLARIN GÜNAHLARINI TAŞIYAMAZ HALE GELDİ''
İnsanın sadece gönül dünyasını Kerbela'ya dönüştürmediğini aynı zamanda tabiatı da Kerbela'ya dönüştürdüğünü ifade eden Görmez, şöyle konuştu:
"Ben Pursaklar nüfusuna kayıtlı bir vatandaşım. Pursaklar anlamı nereden geliyor? Pursaklar, içerisinde her türlü orduyu saklayacak orman demektir. Kelimenin aslı 'pürsaklar'dır. Dolayısı ile bu orman alanlarına şimdi bakıyoruz az sayıda ağaç görüyoruz. Öncelikli amacımız insanın tabiatla olan ilişkisini yeniden gözden geçirmesini sağlamaktır. Tabiat insanların günahlarını taşıyamaz hale gelmeye başladı. Bizim yapıp ettiklerimizden dolayı tabiat bizi taşıyamaz hale gelmeye başladı. Biz sadece gönül dünyamızı Kerbela'ya dönüştürmedik. Biz içerisinde yaşadığımız tabiatı da Kerbela'ya dönüştürdük. Biz tabiatı o kadar hoyratça kullandık ki, sadece Allah'ın bize verdiği nimetleri yok etmekle kalmadık, bizden yüz yıllarca sonra dünyaya gelecek nesillerin nimetlerini de tüketmeye başladık. Onun için insanoğlu tabiatla ilişkisini yeniden gözden geçirmek durumundadır."
''TABİATIN DENGESİ BOZULDU''
Görmez, insanların her şeye müdahale eder hale geldiğini ve tabiatın mutlak sahibi gibi kendini görmeye başladığını vurguladı.
İnsanın büyük bir tüketim hırsına girdiğini aktaran Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnsanoğlu kainatı ve tabiatı o kadar hoyratça kullandı ki, tabiatın dengesi bozuldu. Tabiatın Müslümanlığı da alt üst oldu. Yüce Peygamber Müslümanı bal arısına benzetti. Bal arısı hep güzel şeyleri yer. Ama biz arının Müslümanlığına da müdahale ettik, arının önüne şeker koyduk ve onun sahte bal üretmesini sağladık. Bu sadece bir örnektir. Biz süte de müdahale ettik ve sahte süt üretmeye başladık. Dolayısı ile kainatın dengesini biz böyle bozduk. Ama İslam Peygamberi devam ediyor. Müslüman bal arısı gibidir. Hep güzel şeyler yer, hep güzel şeyler üretir, her yere konar ama hiçbir yeri ne kırar ne de döker. Her insan züccaciye dükkanına giren fil gibi tabiata girdi ve tabiata müdahale etti. Allah ile ilişkilerimiz bozulunca, tabiatla ilişkilerimizde bozuldu. İnsan büyük bir tüketim hırsına girdi. Büyük bir güç tutkusuna kapıldı ve yeryüzünün mutlak sahibi gibi hareket etti. Tabiatı Allah'ın ona verdiği bir emanet olarak görmeyip, tabiatın sahibi gibi hareket etmeye kalkıştı."
''TABİAT ALLAH'A TESLİM OLMUŞ MÜSLÜMANDIR''
Kur'an-ı Kerim'in tabiatı Müslüman olarak tasfir ettiğine dikkati çeken Görmez, insanoğlunun tabiatla ilişkiye geçmesini sağlamayı sadece çevre gönüllülerine bırakmamak gerektiğini ve bu konuda diyanet camiasının öncü olması gerektiğini kaydetti.
Cuma namazına 20 milyon insanın camiye geldiğini hatırlatan Görmez, "Tabiat Allah'a teslim olmuş Müslümandır. Tabiat, ağaçlarıyla, ormanlarıyla, nehirleriyle, dağlarıyla, taşlarıyla Allah'ı tesbih ve secde eder" diye konuştu.
Görmez, insanoğlunun tabiatla ilişkiye geçmesini sağlamanın sadece çevre gönüllülerine bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, diyanet mensuplarının ve camilerde görev yapan din görevlilerinin de bu konuda öncü olması gerektiğini bildirdi.
Görmez, "Bu konuda hem kendileri örnek olmalı rehber olmalı hem de cuma günleri 20 milyon insanımız camilere geliyor onlara tabiatla ilişkilerin artırılması noktasına çokça durmalıyız. Onlara canlılara, hayvanlara karşı şefkatli ve merhametli olmayı çok daha fazla anlatmalıyız. Yüce dinimizin bütün kainata, can taşıyan bütün varlıklara karşı nasıl şefkat ve merhametle dolu olmamız gerektiğini, ortaya koyduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bunu insanlığa karşı anlatmada hala yetersiz olduğumuzu da açıkça ifade etmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu.
VALİDEBAĞ'A YAPILACAK CAMİ
Üsküdar'da Validebağ Korusu'nun bitişiğindeki arsaya yapılması planlanan cami inşaatındaki olaylara da değinen Görmez, şunları söyledi:
"Birkaç gündür üzülerek İstanbul'un bir bölgesinde bir tartışmaya şahit oluyoruz. 800 metrekare üzerinde bir cami inşa edilecek. Bir tarafta mescit inşa etmek üzere insanlar görüyorsunuz, bir taraftan da ağaç sevgisi, 'ağaçlar kesilmesin' diye gösteri yapan insanlar görüyoruz. Her şeyden önce bu bize yakışmıyor. İbadet sevgisi ile tabiat sevgisi karşı karşıya gelecek sevgiler değildir. Biz gönül dünyamızın derinliklerinde halen sakladığımız öfkeleri, başka şekillerde ifade etmeliyiz. O öfkeleri, tabiat sevgisiyle ibadet sevgisi, tabiat sevgisiyle mabet sevgisi üzerinden ifade etmemeliyiz. Bu bize asla yakışmıyor. İslam Peygamberi buyuruyor ki, 'Yeryüzü bize mescit kılındı. Yeryüzünde gördüğünüz bütün ağaçlar, çiçekler tabiat ve yeryüzü bir mabet' dolayısı ile ibadet sevgisi ile mabet sevgisini karşı karşıya getirerek birbirimizi üzmek, birbirimize bu sevgiler üzerinden öfkemizi göstermeye kalkışmak bize yakışmıyor. Bunun da biran önce bitmesini sona ermesini diliyorum."
Bakan Yardımcısı Akman ise Bakanlık olarak 2003-2013 yılları arasında 4 milyon hektar alanda çalışma yapıldığını ve toplam 3 milyar fidanın toprakla buluşturulduğunu söyledi.
Akman, son 12 yılda orman varlığının 900 bin hektar artırıldığını, fidan üretiminin ise 6 katına çıktığını, 2008 - 2012 yılları arasında ilan edilen ağaçlandırma seferberliği ile neredeyse Belçika'nın yüzölçümü kadar alanın ağaçlandırıldığını ve adeta bu konuda bir rekor kırıldığını bildirdi.
Bütün bu çalışmaların, halkın desteğiyle hayata geçirildiğini anlatan Akman, "TDV ve KAGEM ile yapılan protokol neticesinde 5 yıl boyunca bin 100 hektar alanda dikilecek 4 milyon 50 bin fidanın, Timur'un fillerinin saklanabildiği kadar sık ormanlarının olduğu rivayetinin olduğu bölgeden başlatılıyor olmasının da bu projenin hedefi açısından çok anlamlı bulduğumu özellikle söylemek istiyorum" dedi. (hürriyet.com.tr)
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) işbirliği yaparak oluşturacağı 'KAGEM Orman Projesi'nin açılış törenine Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in yanı sıra Orman ve Su İşleri Bakan Yardımcısı Nurettin Akman, Çubuk Kaymakamı Cemal Şahin, Belediye Başkanı Tuncay Acehan, İlçe Müftüsü Bilal Kara, kamu kurum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Görmez, burada yaptığı konuşmada, camilerin ağaçlandırılmasına ve mezarlıkların yeşil alanlara dönüşmesi için başlatılan çalışmalara destek olan Orman ve Su İşleri Bakanlığına teşekkür ederek, bütün Diyanet camiasına Orman Bakanlığı ile başlatılan çalışmaya destek olma davetini bildirdi.
''TABİATA KARŞI DAHA ŞEFKATLİ OLAN KADIN KALBİ...''
Proje konusunda KAGEM'in bütün üyelerine de teşekkür eden Görmez, "Zannediyorum onlar baktılar ki özellikle erkek kardeşleri bunun üstesinden gelemiyorlar. Tabiata karşı daha şefkatli olan kadın kalbini de harekete geçirerek, bunu başarabileceklerini gösterecekler inşallah" dedi.
Bu tür etkinliklerle amaçlarının sadece ağaç sayısını artırmak olmadığını vurgulayan Görmez, öncelikle amaçlarının insanla tabiat ilişkisini yeniden gözden geçirilmesini sağlamak olduğunu kaydetti.
''TABİAT İNSANLARIN GÜNAHLARINI TAŞIYAMAZ HALE GELDİ''
İnsanın sadece gönül dünyasını Kerbela'ya dönüştürmediğini aynı zamanda tabiatı da Kerbela'ya dönüştürdüğünü ifade eden Görmez, şöyle konuştu:
"Ben Pursaklar nüfusuna kayıtlı bir vatandaşım. Pursaklar anlamı nereden geliyor? Pursaklar, içerisinde her türlü orduyu saklayacak orman demektir. Kelimenin aslı 'pürsaklar'dır. Dolayısı ile bu orman alanlarına şimdi bakıyoruz az sayıda ağaç görüyoruz. Öncelikli amacımız insanın tabiatla olan ilişkisini yeniden gözden geçirmesini sağlamaktır. Tabiat insanların günahlarını taşıyamaz hale gelmeye başladı. Bizim yapıp ettiklerimizden dolayı tabiat bizi taşıyamaz hale gelmeye başladı. Biz sadece gönül dünyamızı Kerbela'ya dönüştürmedik. Biz içerisinde yaşadığımız tabiatı da Kerbela'ya dönüştürdük. Biz tabiatı o kadar hoyratça kullandık ki, sadece Allah'ın bize verdiği nimetleri yok etmekle kalmadık, bizden yüz yıllarca sonra dünyaya gelecek nesillerin nimetlerini de tüketmeye başladık. Onun için insanoğlu tabiatla ilişkisini yeniden gözden geçirmek durumundadır."
''TABİATIN DENGESİ BOZULDU''
Görmez, insanların her şeye müdahale eder hale geldiğini ve tabiatın mutlak sahibi gibi kendini görmeye başladığını vurguladı.
İnsanın büyük bir tüketim hırsına girdiğini aktaran Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnsanoğlu kainatı ve tabiatı o kadar hoyratça kullandı ki, tabiatın dengesi bozuldu. Tabiatın Müslümanlığı da alt üst oldu. Yüce Peygamber Müslümanı bal arısına benzetti. Bal arısı hep güzel şeyleri yer. Ama biz arının Müslümanlığına da müdahale ettik, arının önüne şeker koyduk ve onun sahte bal üretmesini sağladık. Bu sadece bir örnektir. Biz süte de müdahale ettik ve sahte süt üretmeye başladık. Dolayısı ile kainatın dengesini biz böyle bozduk. Ama İslam Peygamberi devam ediyor. Müslüman bal arısı gibidir. Hep güzel şeyler yer, hep güzel şeyler üretir, her yere konar ama hiçbir yeri ne kırar ne de döker. Her insan züccaciye dükkanına giren fil gibi tabiata girdi ve tabiata müdahale etti. Allah ile ilişkilerimiz bozulunca, tabiatla ilişkilerimizde bozuldu. İnsan büyük bir tüketim hırsına girdi. Büyük bir güç tutkusuna kapıldı ve yeryüzünün mutlak sahibi gibi hareket etti. Tabiatı Allah'ın ona verdiği bir emanet olarak görmeyip, tabiatın sahibi gibi hareket etmeye kalkıştı."
''TABİAT ALLAH'A TESLİM OLMUŞ MÜSLÜMANDIR''
Kur'an-ı Kerim'in tabiatı Müslüman olarak tasfir ettiğine dikkati çeken Görmez, insanoğlunun tabiatla ilişkiye geçmesini sağlamayı sadece çevre gönüllülerine bırakmamak gerektiğini ve bu konuda diyanet camiasının öncü olması gerektiğini kaydetti.
Cuma namazına 20 milyon insanın camiye geldiğini hatırlatan Görmez, "Tabiat Allah'a teslim olmuş Müslümandır. Tabiat, ağaçlarıyla, ormanlarıyla, nehirleriyle, dağlarıyla, taşlarıyla Allah'ı tesbih ve secde eder" diye konuştu.
Görmez, insanoğlunun tabiatla ilişkiye geçmesini sağlamanın sadece çevre gönüllülerine bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, diyanet mensuplarının ve camilerde görev yapan din görevlilerinin de bu konuda öncü olması gerektiğini bildirdi.
Görmez, "Bu konuda hem kendileri örnek olmalı rehber olmalı hem de cuma günleri 20 milyon insanımız camilere geliyor onlara tabiatla ilişkilerin artırılması noktasına çokça durmalıyız. Onlara canlılara, hayvanlara karşı şefkatli ve merhametli olmayı çok daha fazla anlatmalıyız. Yüce dinimizin bütün kainata, can taşıyan bütün varlıklara karşı nasıl şefkat ve merhametle dolu olmamız gerektiğini, ortaya koyduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bunu insanlığa karşı anlatmada hala yetersiz olduğumuzu da açıkça ifade etmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu.
VALİDEBAĞ'A YAPILACAK CAMİ
Üsküdar'da Validebağ Korusu'nun bitişiğindeki arsaya yapılması planlanan cami inşaatındaki olaylara da değinen Görmez, şunları söyledi:
"Birkaç gündür üzülerek İstanbul'un bir bölgesinde bir tartışmaya şahit oluyoruz. 800 metrekare üzerinde bir cami inşa edilecek. Bir tarafta mescit inşa etmek üzere insanlar görüyorsunuz, bir taraftan da ağaç sevgisi, 'ağaçlar kesilmesin' diye gösteri yapan insanlar görüyoruz. Her şeyden önce bu bize yakışmıyor. İbadet sevgisi ile tabiat sevgisi karşı karşıya gelecek sevgiler değildir. Biz gönül dünyamızın derinliklerinde halen sakladığımız öfkeleri, başka şekillerde ifade etmeliyiz. O öfkeleri, tabiat sevgisiyle ibadet sevgisi, tabiat sevgisiyle mabet sevgisi üzerinden ifade etmemeliyiz. Bu bize asla yakışmıyor. İslam Peygamberi buyuruyor ki, 'Yeryüzü bize mescit kılındı. Yeryüzünde gördüğünüz bütün ağaçlar, çiçekler tabiat ve yeryüzü bir mabet' dolayısı ile ibadet sevgisi ile mabet sevgisini karşı karşıya getirerek birbirimizi üzmek, birbirimize bu sevgiler üzerinden öfkemizi göstermeye kalkışmak bize yakışmıyor. Bunun da biran önce bitmesini sona ermesini diliyorum."
Bakan Yardımcısı Akman ise Bakanlık olarak 2003-2013 yılları arasında 4 milyon hektar alanda çalışma yapıldığını ve toplam 3 milyar fidanın toprakla buluşturulduğunu söyledi.
Akman, son 12 yılda orman varlığının 900 bin hektar artırıldığını, fidan üretiminin ise 6 katına çıktığını, 2008 - 2012 yılları arasında ilan edilen ağaçlandırma seferberliği ile neredeyse Belçika'nın yüzölçümü kadar alanın ağaçlandırıldığını ve adeta bu konuda bir rekor kırıldığını bildirdi.
Bütün bu çalışmaların, halkın desteğiyle hayata geçirildiğini anlatan Akman, "TDV ve KAGEM ile yapılan protokol neticesinde 5 yıl boyunca bin 100 hektar alanda dikilecek 4 milyon 50 bin fidanın, Timur'un fillerinin saklanabildiği kadar sık ormanlarının olduğu rivayetinin olduğu bölgeden başlatılıyor olmasının da bu projenin hedefi açısından çok anlamlı bulduğumu özellikle söylemek istiyorum" dedi. (hürriyet.com.tr)
Çalıştığı gemiden düştü!
Akdeniz’de Yunanistan’ın Kerpe Adası yakınlarında 1.5 ay önce bulunan kadın cesedinin Rus gemisinde görevli mürettebat Makedonyalı 23 yaşındaki Denise Markoska’ya ait olduğu anlaşıldı.
Yunanistan’a ait Kerpe (Karpathos) Adası yakınlarında cesedi bulunan kadının cesedi, DNA testi ve araştırmalar sonucunda Makedonya’nın başkenti Üsküp’te yaşayan Denisa Markoska’ya ait olduğu belirlendi.
Yunanistan’da yayın yapan www.rodosalarm.gr ve Makedonya’da yayın yapan http://www.independent.mk adlı internet sitelerinin yayınlarına göre Markoska’nın Rus bayraklı ’Serenissima’ isimli Cruise gemisinde çalıştığı tespit edildi.
İki yıldır aynı gemide çalışan Markoska’nın geminin 12 Eylül tarihinde Rodos’tan Girit adasına giderken Kerpe yakınlarında denize düşmüş olabileceği belirtildi. Markoska’nın babasının, Yunan polisinin gerekli soruşturma yapmadığı ve gemideki 30 personelden sadece Hırvat kaptanın ifadesinin aldığı gerekçesiyle AİHM’de dava açmaya karar verdiği belirtildi. Hürriyet
Yunanistan’a ait Kerpe (Karpathos) Adası yakınlarında cesedi bulunan kadının cesedi, DNA testi ve araştırmalar sonucunda Makedonya’nın başkenti Üsküp’te yaşayan Denisa Markoska’ya ait olduğu belirlendi.
Yunanistan’da yayın yapan www.rodosalarm.gr ve Makedonya’da yayın yapan http://www.independent.mk adlı internet sitelerinin yayınlarına göre Markoska’nın Rus bayraklı ’Serenissima’ isimli Cruise gemisinde çalıştığı tespit edildi.
İki yıldır aynı gemide çalışan Markoska’nın geminin 12 Eylül tarihinde Rodos’tan Girit adasına giderken Kerpe yakınlarında denize düşmüş olabileceği belirtildi. Markoska’nın babasının, Yunan polisinin gerekli soruşturma yapmadığı ve gemideki 30 personelden sadece Hırvat kaptanın ifadesinin aldığı gerekçesiyle AİHM’de dava açmaya karar verdiği belirtildi. Hürriyet
Bahçeli'den sert sözler! Peşmerge'ye Kobani izni tarihi hata
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu'nun 11. Dönem Açılış Töreni'ne öncesi açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, ''Peşmerge'nin Türkiye üzerinden Kobani'ye gitmesi tarihi bir hatadır" dedi.
Bahçeli, ''Peşmerge'nin Türkiye üzerinden Kobani'ye gitmesi tarihi bir hatadır" dedi.
Bu geceye dikkat!
Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla 31 Mart’ta 1 saat ileri alınan saatler, bu gece (26 Ekim Pazar) sabaha karşı saat 04.00’te 1 saat geri alınacak.
Saatlerinizi geri almayı unutmayın !
İran'da bir kadın idam edildi
İran'da cinayetten hüküm giyen bir kadın, bu sabah başkent Tahran'da idam edildi.
Tahran Devrim Mahkemesi tarafından yapılan açıklamaya göre, medikal ürün ticareti yapan eski istihbaratçı doktor Murtaza Serbendi'yi (47) kasten öldürmek suçlamasıyla 7 yıl önce tutuklanan Reyhane Cebbari Melayeri'nin (27) idam cezası Recayi Şehr Hapishanesi'nde infaz edildi.
Cinayeti itiraf eden Melayeri, Serbendi'yi, muayenehane olarak açmayı düşündüğü ofiste kendisine tecavüze kalkıştığı için öldürdüğünü iddia etmişti.
Maktulün ailesi ise sanığın olayda kullandığı bıçağı önceden satın aldığını ve arkadaşına attığı elektronik postada "Onu yarın öldüreceğim" ifadesini kullandığını, cinayetin kasıtlı ve planlı şekilde işlendiğini ileri sürmüştü.
Mahkeme de maktulun iki omzunun arasından bıçaklandığı ve Reyhane'nin olaydan önce elektronik posta yoluyla "onu öldüreceğim" şeklinde mesaj gönderdiği ayrıca tecavüz girişiminde bulunulduğu öne sürülen olay mahallinin kilitli olmadığı gerekçesiyle "kasten öldürme"ye hükmetmişti.
Melayeri, nisan ayında idam cezasına çarptırılmış, ulusal ve uluslararası çeşitli insan hakları örgütleri kararı protesto etmişti. BM İnsan Hakları İran Özel Raportörü Ahmed Şehid, resmi makamlardan Cebbari'nin idam cezasının kaldırılmasını istemişti.
Reyhane Cebbari Melayeri dekorasyon şirketinde çalışıyordu. (Milliyet)
Tahran Devrim Mahkemesi tarafından yapılan açıklamaya göre, medikal ürün ticareti yapan eski istihbaratçı doktor Murtaza Serbendi'yi (47) kasten öldürmek suçlamasıyla 7 yıl önce tutuklanan Reyhane Cebbari Melayeri'nin (27) idam cezası Recayi Şehr Hapishanesi'nde infaz edildi.
Cinayeti itiraf eden Melayeri, Serbendi'yi, muayenehane olarak açmayı düşündüğü ofiste kendisine tecavüze kalkıştığı için öldürdüğünü iddia etmişti.
Maktulün ailesi ise sanığın olayda kullandığı bıçağı önceden satın aldığını ve arkadaşına attığı elektronik postada "Onu yarın öldüreceğim" ifadesini kullandığını, cinayetin kasıtlı ve planlı şekilde işlendiğini ileri sürmüştü.
Mahkeme de maktulun iki omzunun arasından bıçaklandığı ve Reyhane'nin olaydan önce elektronik posta yoluyla "onu öldüreceğim" şeklinde mesaj gönderdiği ayrıca tecavüz girişiminde bulunulduğu öne sürülen olay mahallinin kilitli olmadığı gerekçesiyle "kasten öldürme"ye hükmetmişti.
Melayeri, nisan ayında idam cezasına çarptırılmış, ulusal ve uluslararası çeşitli insan hakları örgütleri kararı protesto etmişti. BM İnsan Hakları İran Özel Raportörü Ahmed Şehid, resmi makamlardan Cebbari'nin idam cezasının kaldırılmasını istemişti.
Reyhane Cebbari Melayeri dekorasyon şirketinde çalışıyordu. (Milliyet)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

.jpg)











