14 Kasım 2014 Cuma

Emine Ülker Tarhan yeni parti kuruyor

CHP'den istifa eden Emine Ülker Tarhan, yeni parti kuruyor. Tarhan, Anadolu Partisi'nin kuruluş dilekçesini saat 13:30'da İçişleri Bakanlığı'na verecek.

Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, bugün İçişleri Bakanlığı'na yeni siyasi parti başvurusu yapacak.

CHP'den "Yanlış ve zayıf politikaların parçası olmamak için büyük umutlarla geldiğim CHP’den istifa ediyorum" diyerek ayrılan Tarhan, saat 13:30'da İçişleri Bakanlığı'na yeni parti dilekçesini verecek.

Bağımsız Ankara Milletvekili Tarhan’ın partisinin adı “Anadolu Partisi” olacak. Parti, güneş ve ay çiçeğinden oluşan bir amblem kullanılacak. Amblemdeki güneş, Anadolu ve umudu, ay çiçeği ise Trakya’yı sembolize ediyor.

Yeni partiye 'Cumhuriyetçi Birlik Partisi' adının da düşünüldüğü ancak Anadolu Partisi isminde karar kılındığı öğrenildi.

Tarhan, partiyi emekli Tuğamiral Türker Ertürk ve Maltepe eski Belediye Başkanı Mustafa Zengin ile birlikte kuracak.

Ertürk, 2010'da Harp Okulu Komutanıyken YAŞ'ta terfi ettirilmediği için istifa edip CHP'ye katılmıştı. (Okan Konuralp / Hürriyet)

13 Kasım 2014 Perşembe

Babasını öldürüp, TV sehpası yaptı

İngiltere'de Nathan Robinson adlı bir zanlının babasını öldürdükten sonra cesedi parçalara ayırıp, televizyon sehpası olarak kullandığı iddia edildi.

İddiaya göre Robinson 158 kilo ağırlığındaki babasını öldürdükten sonra cesedini parçalara ayırdı ve parçaları plastik saklama kaplarına koydu. Sonra da üst üste koyduğu saklama kaplarını televizyon sehpası olarak kullandı.

Öldürülen baba William Spiller’ın parçaları Haziran 2013’te Bournemouth kentindeki bir dairede bulunmuştu.

28 yaşındaki Nathan Robinson, babasını planlayarak öldürmediğini söylüyor ve olayın kazayla ölüme sebebiyet vermek olduğunu savunuyor.

Savcılığın iddiasına göre, cinayet geçen ay baba ile oğulun arasında para yüzünden çıkan tartışmanın ardından işlendi.

Savcı Nigel Lickley, jüriye Robinson’ın taksi şöförü babasını birlikte yaşadıkları evde öldürdüğünü, cesedi maket bıçağı ve testere kullanarak parçalara ayırdığını söyledi

"TİTİZLİKLE PAKETLEMİŞ"
William Spiller’ın kız arkadaşı uzun süre mesajlarına cevap alamayınca polise kayıp ihbarında bulundu.
Yetkililer 1.67 boyundaki Spiller’ın ceset parçalarını plastik saklama kaplarının içinde titizlikle paketlenmiş şekilde, kafasını ise bir dosya dolabının içine saklı halde buldular.

Jüri üyelerine olayın yaşandığı dairenin fotoğrafları gösterildi.

Fotoğraflarda içinde ceset parçaları bulunan plastik saklama kaplarının üst üste konup televizyonun sehpası olarak kullanıldığı görüldü.

Mahkemede alt kat komşusunun banyo tavanından akan “pembe bir sıvı” gördüğü belirtildi.

Komşu daha önce üst kattan tartışma sesleri duyduğunu ve kurbanın oğluna ‘Seni hayatım boyunca beslememi mi bekliyorsun?’ şeklinde bağırdığını anlattı.

Akıntının kaynağını araştırmak için zanlının evine giden alt kat komşusu, Robinson’ı ‘oldukça sakin, gayet normal, kendinde’ olduğunu söyledi.

Savcı Lickley, Robinson’ın babasının parasından en az 7,750 sterlin aldığını bu arada öldürdüğü babasına gelen cep telefonu mesajlarına yanıt da verdiğini anlattı. Hürriyet

Bir işçi kazası daha : 4 yaralı

ANTALYA’da spor salonu inşaatında beton dökümü sırasında iskele çöktü, 4 işçi yaralandı.

Muratpaşa İlçesi Meltem Mahallesi’nde bulunan spor salonu inşaatında bugün saat 15.30’da beton dökülürken kalıbının altında bulunan iskele kayınca çökme meydana geldi.

İskelenin çökmesi sonucu 4 işçi yaralanırken, itfaiye, ambulans ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı işçiler İskender Köse, Orhan Arsakaya ambulansla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tedaviye alınırken, hafif yaralanan Sezai Elma ile Celal Çiçek, ayakta tedavi edildi.

Time'a 'Feminist' tepkisi

Amerikan dergisi Time'ın "2015'te hangi kelime yasaklanmalı" anketinde "feminist" kelimesine de yer vermesi tepkilere neden oldu.

Derginin bu yıl dördüncüsünü düzenlediği ankette "feminist" dahil 15 kelime yer alıyor. Adaylar arasında "feminist" kelimesinin açık ara önde gittiği anketin kesin sonuçları 19 Kasım'da açıklanacak.

Time'ın bundan önceki anketlerinde okuyucular "OMG" (Oh my God / Aman Tanrım), "YOLO" (You Only Live Once / Sadece bir kez dünyaya geliyorsun) ve "twerk" (R&B ve hiphop müzikle özdeşleşen bir dans) kelimelerinin bir daha kullanılmamasını istemişti.

Ünlü dergi, “feminist” kelimesinin neden ankette yer aldığını ise şöyle açıkladı:

“Feminizmin kendisiyle ilgili bir sorununuz yok Ama bu ne zaman her ünlünün, sanki bir siyasetçiymiş de partisini açıklaması gerekiyormuş gibi, konuya ilişkin duruşunu açıklamak zorunda olduğu bir şey haline geldi? Bu konunun üzerinde duralım ve sanki bir Susan B. Anthony (kadınların seçme seçilme hakkı mücadelesinin öncü isimlerinden) yürüyüşündeymiş gibi bu etiketi konfeti gibi etrafa saçmaktan vazgeçelim”.


ABD'li ünlü şarkıcı Beyonce, MTV Video ve Müzik Ödülleri'nde, sahneye arkasında dev bir 'FEMİNİST' yazısıyla çıkmıştı.

"SALAKÇA"
Sosyal medyada büyük tepki gören bu tercihi, ABD basını da sert dille eleştirdi.

Washington Post, "Time dergisinin salakça teklifi" başlığını atarken; E! Online da, "Bu 'feminist' kelimesine neden her zamankinden fazla ihtiyacımız olduğunu ispatlıyor" manşetini attı.

Meteorolojiden kuvvetli yağış uyarısı

Güney Ege kıyıları ile Antalya çevreleri için kuvvetli yağış uyarısında bulunuldu. Meteoroloji'ye göre hafta sonu Marmara'da da yağış bekleniyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, yurdun güneybatı kesimlerinde görülecek yağışlar, bu geceden itibaren etkisini artıracak.

 Yağışlar, yarın İzmir'in güneybatı (Menderes, Urla, Çeşme, Seferihisar, Selçuk), Aydın'ın kıyı ilçeleri (Kuşadası, Söke, Didim), Muğla il geneli ile Antalya'nın batı kıyı ilçelerinde kuvvetli, Antalya il merkezi ile Kemer, Kumluca, Finike, Serik ilçelerinde, Muğla'nın Bodrum, Köyceğiz, Datça, Marmaris, Ortaca, Dalaman ve Fethiye ilçelerinde ise çok kuvvetli ve yer yer şiddetli gerçekleşecek. Açıklamada, vatandaşlardan sel, su baskını, ulaşımda aksamalar, yağış anında kuvvetli rüzgar ve hortum gibi yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.

AKOM'DA KIŞA HAZIRLIK TOPLANTISI              
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi'nde (AKOM), olumsuz hava koşullarıyla mücadele konusunda toplantı düzenlendi.
     
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamada, kışı sorunsuz geçirmek ve şehir hayatının normal seyrinde devam etmesi için değerlendirme ve planlama koordinasyon toplantısının AKOM'da gerçekleştirildiği belirtildi.
     
Açıklamada, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Muzaffer Hacımustafaoğlu'nun başkanlığındaki toplantıya, İtfaiye Daire Başkanı Ali Karahan,Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Turgay Gökdemir, Destek Hizmetleri Daire Başkanı Osman Savaş, Ulaşım Daire Başkanı Adil Karaismailoğlu, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Muzaffer Saraç, Bilgi İşlem Daire Başkanı Hakkı Tok, AKOM Müdürü Mustafa Akyüz, İETT, İSKİ, İGDAŞ, İSFALT, ilgili müdür ve müdür yardımcıları ile Karayolları, Emniyet Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, İDO ve BEDAŞ temsilcilerinin katıldığı bildirildi.
     
Toplantıda, AKOM Meteoroloji Uzmanı Ahmet Köse'nin, kış aylarında havaların nasıl olacağı ve İstanbul'un iklimi hakkında katılımcılara bilgi verdiği aktarılan açıklamada, Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Turgay Gökdemir'in bin 22 araç ve iş makinesiyle 308 müdahale güzergahı ve 4000 kilometre yol ağında 4 bin 781 personelle olumsuzluklara karşı çalışma yapılacağını anlattığı kaydedildi.
     
Büyükşehir Belediyesi tarafından oluşturulan 145 traktör kar kürüme ekibinin, muhtarların sorumluluğunda köy yollarını açmak için görev bölümü yaptığı belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:
     
"İstanbul Büyükşehir Belediyesi depolarında 209 bin ton tuz, 1385 ton solüsyon hazır bekletiliyor. İhtiyaç halinde Yol Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı tesislerinde günde 2 bin ton solüsyon üretim kapasitesi var. Kritik kavşaklarda 50 kurtarıcı ve çekici, muhtemel yolda kalmalar ve kazalara karşı hazır bekletilecek. İlçe belediyelerinde 24 saat nöbetçi ve görev yapacak ekipler hazır bekletilecek. İlçeler imkanları yetersiz kaldığı durumlarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerince desteklenecek.
     
Sokakta yaşayan kimsesiz vatandaşlar için toplama merkezleri planlandı. Vatandaşlar zabıta, polis, ambülanslar ile toplanarak, sağlık kontrollerinden geçirilerek misafir edilecek. İlçe belediyeleri bölgelerinde tespit ettikleri evsiz vatandaşları Büyükşehir Belediyesi'nin misafirhanelerine getirecek."

Vatikan'dan 'Ak Saray' açıklaması

Ay sonunda Türkiye'ye bir ziyarette bulunacak olan Papa Françesko'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya gelecek olmasının yol açtığı tartışmalara Vatikan'dan cevap geldi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticileri, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın ilk yabancı konuğu olacak olan Papa’ya bir mektup yazarak, kaçak olduğu gerekçesiyle bu davete katılmama çağrısında bulunmuştu. Vatikan Sözcüsü Peder Federico Lombardi, Doğan Haber Ajansı'na yaptığı açıklamayla, bu tartışmalara son noktayı koydu.

Söz konusu tartışmalardan haberdar olduğunu ifade eden  Lombardi, "Papa, görüşme için Türk yetkililer nereyi belirlediyse oraya gidecek. Yani nereye gitmesi gerekiyorsa oraya gidecek. Bunun üzerine söylenecek bir söz yok" diyerek, ziyaretin iptal edilmeyeceğini dile getirdi.

Katolik cemaatinin ruhani lideri ve Vatikan Şehir Devleti Başkanı Papa Françesko'nun, 28-30 Kasım tarihleri arasında Türkiye'ye gerçekleştireceği ziyaretinin ilk durağı Anıtkabir olacak.

Daha sonra sırasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile de görüşecek olan Papa, İstanbul'da ise Ayasofya Müzesi, Sultanahmet Camii, Saint Espirit (Kutsal Ruh) Kilisesi ve Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaret edecek.

Fener Rum Patriği Bartholomeos ile ikili bir görüşme de gerçekleştirecek olan Papa, Ortodoks Kilisesi'nin kurucusu olan Aziz Andrea Yortusu nedeniyle düzenlenecek olan ayine de katılacak.

Esma ÇAKIR - VATİKAN / DHA

Üniversiteden tecavüz açıklaması

Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar, sosyal paylaşım sitelerinde yayılan ''üniversitenin merkez yerleşkesinde bir kız öğrenciye tecavüz edildiği'' iddialarının tamamen asılsız olduğunu bildirdi.

Uçar, Yozgat Emniyet Müdürü Saim Akpınar ile birlikte Rektörlük  binasında düzenlediği basın toplantısında, son günlerde sosyal paylaşım  sitelerinde asılsız haberlerin dolaştığını söyledi.

Sosyal paylaşım sitelerinde yayılan asılsız haberlerin öğrencilerin  huzurunu kaçırdığını ifade eden Uçar, şunları kaydetti:

"Özellikle sosyal paylaşım siteleri kullanılmak suretiyle Bozok  Üniversitesi kampüs alanı içerisinde sözde 'üniversite öğrencisi bir bayana dört  kişi tarafından tecavüz edildiği, bu olaydan dolayı mağdur bayanın hayati tehlike  şüphesiyle hastanede yattığı, öğrencilerin üniversitede hayatlarından endişe  duyduklarına' ilişkin paylaşımların yapıldığını tespit ettik. Tedbir alınması ve  bununla ilgili üniversite yönetimini duyarlı hale getirmek için 12 Kasım'da  üniversite kampüsünde basın açıklaması, yürüyüş tarzı eylemlerin planlandığı bilgisine ulaştık. Konu ile ilgili yurtlarda kalan kız öğrencilerimizi  bilgilendirmek için dün akşam 23.30 civarında kız yurdunu ziyaret ettik."

EMNİYET: İDDİA UYDURMA

Üniversitedeki öğrencilerin kendilerine ailelerin emaneti olduğunu anlatan Uçar, "Sosyal medyada yayılan bir kız öğrenciye tecavüz edildiği  iddiaları tamamen asılsızdır. Emniyet ve savcılık kayıtlarında herhangi bir  müracaat ve işlem olmadığını öğrencilere aktardık. Öğrencilerimizin huzur  içerisinde eğitim görmeleri bizim en öncelikli görevimizdir" dedi.

Yozgat Emniyet Müdürü Saim Akpınar ise kendilerine, savcılığa intikal  eden herhangi bir bir tecavüz olayının olmadığını belirterek, "Bu tamamen yalan  ve uydurma bir haberdir. İnşaat işçilerinin üniversite içerisindeki tacizi ile  ilgili kesinlikle hiçbir müracaat yok. Bazı kötü niyetli, üniversitenin eğitim ve  huzur ortamını bozmak isteyen öğrencilerin çalışmaları olarak değerlendiriyoruz.  Bu konuda da gerekli çalışmaları yapacağız" şeklinde konuştu. (Milliyet)

HSBC`nin Türk müşterilerine şok!

HSBC Türkiye'den şok açıklama geldi. HSBC'den yapılan açıklamada Türkiye'deki 2.7 milyon müşterisinin kart bilgileri çalındığı belirtilirken, konuyla ilgili olarak tüm resmi kurumlara ve savcılığa başvuruda bulunulduğu kaydedildi.


HSBC, kredi kartları ile ilgili şok gelişmeyi yaptığı bir basın açıklaması ile duyurdu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Bankamız, yakın zamanda kredi kartları ve banka kartları sistemlerine yönelik bir siber saldırı tespit etmiş ve durdurmuştur. Olayla ilgili başlattığımız inceleme, BDDK ve ilgili diğer resmi kurumlarla ulusal ve uluslararası düzeyde işbirliği içerisinde devam etmektedir. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı’na konuyla ilgili suç duyurusunda bulunulmuştur. Bankamızın kart operasyonları normal akışına uygun olarak sürmektedir.

Söz konusu olay neticesinde, yaklaşık 2.7 milyon müşterimize ait kart ve kartın bağlı bulunduğu hesap numarası, kart son kullanım tarihi ve kart sahibi ismine ulaşılmıştır. Müşterilerimize ait başka herhangi bir finansal veya kişisel bilgiye ulaşıldığına dair bir bulgu yoktur. Tüm işlemler için kontrol ve izleme düzeyleri artırılmış, ilave güvenlik önlemleri uygulamaya alınmıştır.

Müşteri bilgilerinin gizliliği ve güvenliği, en büyük önceliğimizdir. Tüm müşterilerimize Bankamız tarafından gerekli bilgilendirme yapılmış ve özür dilenmiştir. Müşterilerimiz açısından bu olaydan kaynaklanan herhangi bir finansal risk bulunmamaktadır. Müşterilerimiz, bankacılık işlemlerine güvenli bir şekilde devam edebilirler."


1. Bu saldırı ne zaman ve nasıl fark edildi?

Saldırıyı geçtiğimiz hafta içerisinde iç kontrollerimiz esnasında fark ettik.

2. Ne tür bilgilere ulaşıldı?

Söz konusu olay neticesinde, müşterilerimize ait kart ve kartın bağlı bulunduğu hesap numarası, kart son kullanım tarihi ve kart sahibi ismine ulaşılmıştır. Herhangi bir müşterimizin finansal ya da kişisel bilgisine ulaşıldığına dair hiçbir bulgu yoktur.

3. Kartlar yenilenecek mi?

Kartlarımız güvenlidir ve müşterilerimiz kartlarını her zamanki gibi kullanmaya devam edebilirler.

4. Çalınan bilgilerle kartın kopyalanıp ATM’den para çekilmesi mümkün mü?

Hayır. Ulaşılan bilgilerle herhangi bir kopyalama yapılarak para çekilmesi mümkün değildir. Müşterilerimiz kartlarını güvenle kullanmaya devam edebilirler.

5. Çalınan bu bilgilerle telefon bankacılığından işlem yapılabilir mi?

Hayır. Bu bilgilerle telefon bankacılığında işlem yapılması mümkün değildir. Müşterilerimiz tüm kanallarımızda bankacılık işlemlerine güvenle devam edebilirler.

6. Vadesiz/vadeli mevduat hesaplarım güvende mi?

Evet. Sadece kartın bağlı bulunduğu hesap numarasına ulaşılmıştır. Hesabın içeriğine ulaşılmamıştır.

Hesap numarası bilgisi ile dolandırıcılık yapılamaz. Bu bilgi, EFT, havale gibi para transferi işlemlerinizde sizin de 3.şahıslarla paylaştığınız bir bilgidir. Vadeli veya diğer mevduat hesapları ile ilgili hesap numarası dahil hiçbir bilgiye ulaşılmamıştır.

7. Başka bir bilgiye ulaşıldı mı?

Hayır. Açıkladığımız bilgiler dışında başka bir bilgiye ulaşıldığına dair herhangi bir bulgu
yoktur.

8. Bu olaydan kaynaklı herhangi bir dolandırıcılık veya şüpheli işlem tespit ettiniz mi?

Hayır. Bu olaydan kaynaklı herhangi bir dolandırıcılık vakası veya şüpheli işlem tespit etmedik.

9. Banka olası zararları karşılayacak mı?

Evet. Müşterilerimizin bu olayla ilişkili herhangi bir dolandırıcılık eylemine maruz kaldığı tespit edilmesi halinde müşterilerimizin zararlarını tazmin edeceğiz.

10. Bu tür olayların bir daha olmaması için ne gibi tedbirler ve aksiyonlar alıyorsunuz?

HSBC Grubu, müşterilerinin bilgi güvenliğini son derece ciddiye alır ve sistemlerini ve güvenliğini sürekli olarak gözden geçirir. Güçlü küresel ağımızdan ve güvenlik alanıdaki uzmanlığımızdan faydalanarak hızlı ve kararlı aksiyonlar aldık. Söz konusu olayın tespit edilmesiyle birlikte, bilgi sistemlerimizin ve kart işlemlerimizin güvenliğini iyileştirmek için derhal üst seviyede güvenlik önlemleri aldık.

11. Saldırıyı yapanlara ilişkin herhangi bir bilginiz var mı?

Olaya ilişkin incelemeler Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve ilgili diğer
yetkili merciler ile işbirliği içerisinde devam etmektedir. Ayrıca, Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk.

12. Müşterilerinize ekstra bir önlem öneriyor musunuz?

Müşterilerimiz bu olaya ilişkin herhangi bir aksiyon almalarına gerek olmadan, bankacılık işlemlerine her zamanki gibi güvenle devam edebilirler. Müşterilerimizin her zamanki gibi şifrelerini kimseyle paylaşmamaları ve düzenli olarak değiştirmeleri, güvenilir internet sayfalarından alışveriş yapmaları, kart harcamalarını takip etmeleri ve kartlarıyla ilgili herhangi bir dolandırıcılıktan şüphelenmeleri halinde bankalarını bilgilendirmeleri dâhil olmak üzere her zaman aldıkları önlemleri almalarını hatırlatmak isteriz.

13. Hiçbir şekilde dolandırıcılık yapılamayacaksa bu bilgileri neden çaldılar?

Bu siber saldırının amacına ilişkin bir yorumda bulunamayız. Bu olaydan kaynaklanan herhangi bir dolandırıcılık girişimi veya şüpheli işlem gerçekleşmemiştir. Müşterilerimizin herhangi bir finansal riske maruz kalmayacaklarını teyit ederiz.

14. Sizce diğer bankalar da risk altında mı?

Diğer bankalar adına yorum yapmamız doğru olmaz.

15. HSBC’nin diğer ülkelerdeki operasyonlarını da etkiler mi?

Bu saldırı HSBC Türkiye ile sınırlıdır.

(uzmanpara.com)

Yüzü yenen genç kadının fotoğrafları ortaya çıktı

İngiltere'de erkek arkadaşı tarafından yüzü yenirken bulunan genç kadının fotoğrafları ortaya çıktı.

Korkunç olay, İngiltere'nin Güney Wales bölgesinde bir otelde meydana geldi. Kokainli haldeyken kız arkadaşını Hannibal filmini aratmayacak şekilde öldüren adam polis tarafından elektro şokla etkisiz hale getirildikten sonra öldü

34 yaşında kimliği polis tarafından verilmeyen ama yerel halk tarafından adının Matthew Williams olduğu belirtilen adam, 22 yaşındaki kurbanının gözlerini canlı canlı yedi.Görgü tanıkları, adamın kokainin etkisi altında cinayeti işlediğini öne sürdü.

Otelin çok yakınında yaşayan Lyn Beasley ifadesinde, 'Kadına tam bir hannibal Lecter gibi yaklaştı. Kızın bir gözünü ve suratının yarısını yedi' dedi ve 'daha hapisten yeni çıkmıştı ve kokain kullanıyordu' diye de ekledi.

Bir başka görgü tanığı olan Jill Edwards de 'Güvenlik ona odaya kadın almaması gerektiğini söylemişti daha sonra kapısını çaldılar açmayınca içeri girdiler ve kızın suratını yerken yakaladılar' diye konuştu.  Odaya girdiğinde korkunç manzarayla karşılaşan polis, elektro şokla müdahale ettiği zanlıyı öldürdü.

Williams, iki hafta önce arkadaşına saldırdığından dolayı girdiği hapisten yeni çıkmıştı

Cesetler üzerindeki incelemeler önümüzdeki iki gün içinde yapılacak. (milliyet.com.tr)


12 Kasım 2014 Çarşamba

AP’de Türkiye’ye ağır eleştiriler

Güney Kıbrıs açıklarındaki “münhasır ekonomik bölgede” (MEB) savaş gemileri eşliğinde yürüttüğü araştırma çalışmaları nedeniyle geçen ay Avrupa Birliği Zirvesi’nde uyarılan Ankara bu kez de Avrupa Parlamentosu tarafından sert şekilde eleştirildi.

MEB’deki gelişmelerin masaya yatırıldığı oturumda tam bir Rum-Yunan dayanışması sergilenirken, verilen ana mesajları “Türkiye’nin bölgede işi olmadığı”, “atılan adımların uluslararası hukukun bariz ihlali olduğu”, “Ankara’nın politikalarının karşılıksız kalmamasının gerektiği” ve “eylemlerin sadece Kıbrıs’a değil AB’ye saldırı niteliğinde olduğu” oluşturdu.
Oturumda konuşan AB Komisyonu’nun Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, son AB Zirvesi’nde alınan uyarı içerikli karara paralel bir söylem benimseyerek Türkiye’ye itidal gösterme, Rumların MEB’deki egemen haklarına saygı duyma  ve gerilimi daha fazla tırmandıracak açıklamalar ile eylemlerden kaçınma çağrısı yaptı.

Yapılan tartışmanın Kıbrıs sorununda hiçbir zaman olmadığı kadar acilen çözüme ihtiyaç duyulduğunu gösterdiğini belirten Hahn, Türkiye’yle gerek siyasi gerekse ekonomik alanda daha derin ilişkiden yana olduğunu vurguladı.

Oturumda söz alan parlamenterler Hahn kadar “denge gözeten” bir yaklaşım içinde olmadı. AP Dışişleri Komisyonu Başkanı Elmar Brok, “Türkiye’nin yaptığı uluslararası hukukun ihlali. AB, meşru haklarına saygı gösterilmesini hak ediyor” dedi. Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) Grubu üyesi Romanyalı parlamenter Victor Boştinaru ise Türkiye’den gemilerini çekmesini talep etti.

Çoğunluğunu Rum ve Yunan parlamenterlerin oluşturduğu oturumda dile getirilen bazı görüşler şunlar oldu:

-Türkiye güç gösterisi yapıyor ve hem Kıbrıs’ı hem de AB’yi provoke ediyor. Güçlü bir cevap verilmeli.
-Sorun adadaki iki toplum arasında değil, sorun Türkiye’yle. Adada işgal gücü bulunduran Türkiye şimdi de egemenlik haklarına saldırıyor. Siyasi ve ekonomik önlemler devreye sokulmalı, üyelik müzakereleri askıya alınmalı.
-Türkiye kendi kendini marjinalize ediyor. AB, sınırları konusunda dayanışma içinde olmalı.
-Adanın Türkiye tarafından işgal edildiği unutuluyor ve bu ülke kalkmış AB’nin kapısını çalıyor. Türkiye’nin eylemleri AB’ye karşı bir saldırı. Harekete geçme zamanı.
-Türkiye’yi gerçekten anlamıyorum. Türkiye nereye gidiyor? Güzel sözlerle AB’de yer alamazsınız bunu yaptıklarınızla elde etmelisiniz.
-Türkiye’nin ilk ihlali değil ama güneyde hiçbir işi yok.
-AB’nin tek sesle ve tüm ülkeleri adına konuşması gerekli.
-Türkiye’nin tehditleri tüm AB’ye yönelik.
-Kıbrıs’ın MEB’deki egemenlik haklarının meşruluğu tartışma konusu yapılamaz. Türkiye Kıbrıs’ı ve tüm AB üyelerinin egemenlik haklarını tanımalı.
-Düşmanca eylemleri durdurmak için ciddi önlemler alınmalı.

AP, tüm siyasi grupların destek verdiği ortak bir kararı bugün oylayarak kabul edecek. Karar taslağında Türkiye’nin “provokatif” olarak nitelenen eylemlerinin sürmesinin ya da tekrarlanmasının müzakere süreci de dahil olmak üzere AB-Türkiye ilişkilerinde olumsuz etki yaratabileceği belirtiliyor. AP belgesinde, Türkiye’ye itidal ve uluslararası hukuka uygun davranma çağrısı yapılırken Ankara’nın “tehditleri ve tek taraflı eylemleri tırmandırmasının esefle karşılandığı” ifade ediliyor. (Hürriyet)

Taksi tekeli geliyor

İstanbul'da ticari taksiler için yeni bir dönem başlıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, "İstaksi" projesiyle tüm taksi çağrı merkezlerini tek çatı altında toplayacak. Ancak taksiciler projeye tepkili: Rekabet ortamı ortadan kalkacak, biz tekelleşmeye karşıyız ve şu anki uygulama ile iş şirketleşmeye gider.

Ocak 2015’te belediye iştiraki İSPARK, İSTAKSİ Projesi’ni hayata geçirmeye hazırlanıyor. Projeyle birlikte artık duraklarda telefon kullanılmayacak ve İstanbul ’daki 18 bin taksi tek bir çağrı merkezine bağlı olacak. Projenin en çok tartışılan noktalarından biri ise ihaleyi alan şirket. Proje ihalesini İsrail-Amerikan ortaklığındaki Verifone şirketi kazandı, üstelik sadece 6 milyon lira teminat ile…

'REKABET YOK'
Konu ile alakalı Birleşik Taksi Şoförleri Derneği Başkanı Hüseyin Duman ile konuştuk. 157 sayfalık teknik şartnameyi incelediklerini belirten Duman, 20 sayfanın sadece kendilerini ilgilendirdiğini ancak kendilerine sorulmadan hazırlandığını anlattı. Duman şöyle konuştu; "Bazı maddeler var ki bizim çalışma özgürlüğümüzü tamamıyla kısıtlıyor. Biz tekelleşmeye karşıyız. İstanbul’un bütün taksileri, tek bir firmaya bağlanamaz, firma a olmuş, b olmuş, c olmuş hiç önemli değil bizim için. Tek bir firma olmasına, rekabet ortamının olmamasına, UKAME’den karar çıkartılıp hazırlıklarının çok önceden yapılmış olmasına, Belediye tarafından da bu firmaya yönlendirilmemize tepkiliyiz. Bu firmaya üyelik formu getirmeyen araçların hiç biri ruhsat alamayacak, bize ruhsat vermeyecekler 2015 senesinde. Bu bir haksızlık, çünkü ticaretin olduğu her yerde rekabetin olması gerekir, rekabetin olduğu yerde de bizim çalışan arkadaşlarımız, şoför arkadaşlarımız daha kazançlı olacaktır. Biz firmaların ihalelerle değil, rekabetle, piyasalarda yarıştırılmasından yanayız. Bizim seçme hakkımızın olması lazım. Bizim aracımız da iki tane call center projesine bağlı, insanların taksi çağırabileceği iki tane cihaz olması lazım. Şunu da belirteyim, call centerın çalışma şartnamesini okuduktan sonra kesinlikle kabul edilemez maddelerin olduğunu söyleyebilirim."

'SİSTEMSEL SORUNLARI VAR'
Proje ihalesini İsrail-Amerikan ortaklığındaki Verifone şirketinin kazandığını ve ihaleyle ilgili şaibeler olduğunu belirten Duman şöyle devam etti; "İhaleye katılan firmaların itiraz etmesi gerektiğini düşünüyorum. İstaksi markası, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na dayanılarak alınmış olan ve özel şahsa ait bir markadır. İBB yönetimi bu ismi izinsiz kullanıyor. İşlevi olmayacak bir uygulama bu. Misal olarak saat 22.00’da cuma, cumartesi işyerleri nerelerdir? Örneğin; Ortaköy, Bebek, Taksim gibi eğlence merkezlerinin bulunduğu yerdir, oradan karşıya bir iş aldınız mı o araç bir daha gelemez, nasıl para kazanacak bu araç? Gitti kaldı orada, sizi orada başka bir durağa yönlendirecekler, o durakta bekleyeceksiniz üç aracın, dört aracın arkasında... Hele ki Beylikdüzü gibi bir yere giderse araç hiç gelemeyecek. Ben şunu söyleyeyim yirmi gün bu araçlarla gece çıksınlar ondan sonra bu şartnameyi ayarlasınlar, hiç araç üstüne çıkmadan kâğıt üzerinde taksicilik yapıyorlar."

TARTIŞILAN MADDELER 
Teknik şartnameye göre gider ve gelir kalemlerine de itiraz ettiklerini hatırlatan Duman; "Şimdi bir Mali Yönetim Modülü var teknik şartnamede, burada şirketin giderlerini tespit etmişler hangilerini 'gider' olarak kabul edeceklerinin, hangilerini 'gelir' olarak kabul edeceklerinin tespiti yapılmış. Giderleri anladık da gelirlere bakın. Araç üstü reklam, araç içi reklam, promosyon payı, taksi ekstresi, kredi kartı ödeme payı (kredi kartından da komisyon alacaklar), teknik donanım taksitleri. Bitaksi uygulamasından gelen çağrıyı benim alıp almama özgürlüğüm var. Bu uygulamada böyle bir hakkım yok, sistemi kapatamazsın, gelen çağrıya cevap vermemek suç. Şirketin gelirlerinde bu ceza puanlama sistemine göre bize ceza kesecekler, özel şirket ticari taksi şoförlerine kesecek bunu bakın. Kabul edilebilir bir şey değil."

TEK İYİ MADDE 
Şartnamenin tek iyi maddesi olduğunu söyleyen Duman, "Taksiciler biliyorsunuz devir teslim saatlerinde hep gideceği bir istikamete uğruyor, o istikamete doğru yolcu almak istiyorlar, orada yazıyorsunuz sisteme örneğin ben Dört Levent tarafına gidiyorum, size o tarafa çağrı veriyorlar. İyi gördüğüm tek madde bu" dedi. Radikal

Zamlı hakim maaşı 8 bin 132 lira

Muhalefetin 12 Ekim'de yapılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) "seçimi rüşveti" diyerek eleştirdiği görevdeki hakim ve savcılara 1155 lira seyyanen zam maddesi TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Düzenleme yasalaştığı zaman yeni hakim savcının maaşı 5 bin 88 liraya, 1. sınıf hakim ve savcıların maaşı 8 bin 132 lira olacak.

MUHALEFET EMEKLİLERE VE YARGI ÇALIŞANLARINA DA ZAM İSTEDİ
CHP ve MHP'liler emekli hakim ve savcılara da zammın yansıtılması ve zabıt katipleri  başta tüm yargı çalışanlarına da zam yapılması, yargı tazminatı ödenmesini ve kamu avukatlarına da zam yapılmasını istediler. Aksi halde yargıdaki maaş uçurumunun ve adaletsizliğinin artacağı uyarısı yaptılar. Ancak, paket Ak Parti'nin sunduğu şekliyle ve AK Parti oylarıyla sadece görevdeki hakim ve savcılara 1155 lira seyyanen zam şeklinde geçti.

BOZDAĞ: BÜTÇE İMKANLARI İLE BU KADAR
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ milletvekillerinin bu eleştirileri üzerine imkanların kafi olduğunu düşünmüyorum biz bunları bütçe imkanları içinde değerlendiriyoruz. elimizdeki parayla yapacağımız işe bakmamız lazım. Ben arzu ederdim ki, tüm kamu çalışanlarına iyi imkanlar sağlayalım. İnfaz  koruma memurları çok zor şartlarda çalışıyorlar. TBMM Genel Kurulu onlara bir iyileştirme yapıyoruz. Mesleğe yeni başlayan hakim maaşı 3 bin 942 liradan ( 7-1 derece)  1146 lira net artışla 5 bin 88 liraya yükselecek. 1. sınıf hakim savcılarının maaşları 6 bin 985 liradan  8 bin 132 liraya çıkacak"

BİRKAÇ YIL SONRA HAKİM SAVCI KAYNAĞI SADECE AVUKATLAR OLACAK
AK Partililerin değişiklik önergesiyle 2 yerine 3 yıl avukatlık yapanların sınavla hakim ve savcılığa sınavla geçişleri de Komisyon'da kabul edildi. Adalet Bakanı Bozdağ maddeyi savunurken, birkaç yıl içinde hakim ve savcılığa alım kaynağının sadece avukatlar olacağını açıkladı. Bozdağ,  "Avukatlar beş yıl kalınca yargıya geçişi istemiyorlar. Biz kademeli olarak daha çok avukat kaynağından hakim savcı alacağız. Birkaç yıl sonra  tamamen avukatlardan alım sistemine geçeceğiz" dedi. 

İstanbul'da ABD askerine çuval geçirildi

Karadeniz’de yapılan NATO tatbikatından dönen ve dört gündür İstanbul Sarayburnu’nda bağlı bulunan 71 borda numaralı USS ROSS adlı ABD savaş gemisinin askerlerinin başına Türkiye Gençlik Birliği (TGB)üyeleri çuval geçirdi. Olayla ilgili 12 kişi gözaltına alınırken ABD Büyükelçiliği kınama açıklaması yaptı.

Sabah saatlerinde Eminönü’nde gerçekleşen eylemde TGB’liler 3 Amerikan askerinin başına çuvalı, "Yanke Go Home", "Kahrolsun Amerikan emperyalizmi" sloganlarıyla geçirerek üzerlerine kırmızı boya attı. TGB’liler çuval geçirme eylemi sırasında Amerikan askerlerine İngilizce "ABD ordusunun bir üyesi olduğunuzu az önce beyan ettiniz. Sizleri katil olarak tanımlıyoruz. Topraklarımızdan defolup gitmenizi istiyoruz ve şimdi sizi protesto hakkımızı kullanıyoruz" ifadelerini kullandı. Bunun üzerine Amerikan askerleri de "Tamam gidiyoruz" dedi.

4 Temmuz 2003’te Irak’ın Süleymaniye kentinde Amerikan askerleri, Özel Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı subayların bulunduğu karargaha baskın düzenlenmiş ve Türk askerlerini başına çuval geçirerek gözaltına almış ve sorgulanmak üzere Bağdat’a götürülmüşlerdi.

SAVAŞ GEMİSİNE YÜRÜMEK İSTEDİLER
Sabah saatlerinde Eminönü’nde gerçekleşen  eylemin ardından bir grup TGB’li Eminönü’ndeki Kadıköy İskelesi’nin önünde basın açıklaması yaptı.  Eylemi gerçekleştirenlerin de aralarında bulunduğu grup "Geldikleri Gibi Gidecekler" yazılı pankart açarak, "Yankee go home", "Kahrolsun Amerikan Emperyalizm’i" sloganları attı.

Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı eylemde, grubun geminin bulunduğu Sarayburnu’na yürümesine izin verilmedi. Grup adına basın açıklaması yapan TGB İstanbul İl Başkanı Uğur Aytaç, " Vatanımızda kara sularımızda bir Amerikan savaş gemisinin demirlediği haberini alır almaz Atatürk Gençliği olarak devrimci Türk Gençliği olarak teyakkuz durumuna geçtik seferberlik durumuna geçtik. Bu seferberlik talimatını Türkiye’nin devrimci mirasından aldık" dedi.

"BUNDAN SONRA EYLEMLERİMİZ AYNI TUTUM  VE TAVIRLA AYNI KARARLILIKLA DEVAM EDECEKTİR"

Uğur Aytaç, "Bizler bugün gerçekleştirdiğimiz eylemle Amerikan askerinin başına Eminönü İskele Meydanı’nda çuval geçirerek 2003 yılında Türk askerinin başına çuval geçiren o hamleye bir karşılık daha vermiş olduk. Ve bundan sonra eylemlerimiz aynı tutum  ve tavırla aynı kararlılıkla devam edecektir. Türkiye’nin herhangi bir yerinde kanlı postallarıyla Amerikan askerleri, Amerikan donanmasının mensupları rahat gezemeyecektir. Türkiye’nin çarşılarında gönül rahatlığıyla dolaşamayacaktır. Gençliğin nefesi emperyalistlerin uşaklarının ve onların askerlerinin ensesindedir" diye konuştu.

12 KİŞİ İSTANBUL EMNİYETİNE GÖTÜRÜLDÜ
Basın açıklamasının ardından sabah saatlerindeki eylemi gerçekleştiren 12 kişi polis aracına bindirilerek, ifade vermek üzere Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. TGB’li arkadaşları da onları el sallayarak uğurladı. Grup daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

Başlarına çuval geçirilen askerler de, ifadelerinin alınması için polis merkezine getirildi.

Sirkeci Polis Merkezi’ne askeri plakalı bir araçla getirilen ABD’li askerler burada yaklaşık 3 saat kaldı. ABD’li askerler, ardından getirildikleri araca binerek buradan ayrıldı. İfade veren asker sayısının 3 olduğu belirtildi.

ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ'NDEN KINAMA

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçiliği, ABD'li askerlere yönelik İstanbul'da yapılan çuvallı protestoya ilişkin bir açıklama yaptı. Büyükelçilik tarafından sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yapılan açıklamada saldırı kınanarak "Türkiye'yi ziyaret eden üç Amerikalı askere yapılan saldırıyı gösteren videoyu son derece çirkin bulduğumuzu ifade ediyoruz. Barışçıl protesto hakkına ve ifade özgürlüğüne saygı duymakla birlikte, bugün İstanbul'da gerçekleştirilen bu saldırıyı kınıyor; Türk halkının büyük çoğunluğunun da Türkiye'nin misafirperverliğine saygısızlık teşkil eden böyle bir eyleme karşı çıkmakta bizlere katılacağı konusunda hiçbir şüphe duymuyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Taner YENER/İSTANBUL,(DHA)

11 Kasım 2014 Salı

Suriyeli işçilere çalışma izni geliyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, son dönemdeki tartışmalı konularla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Kazalarda sorumluluk kime aitse hesap verilmesi gerektiğini söyleyen Çelik, Ermenek’teki 4 firmanın da kendi aralarında anlaştığının ortaya çıktığını belirtti. Suriyelilere açık işlerde ve belli illerde çalışma izni verileceğini de belirten Çelik, kıdem tazminatıyla ilgili yeni sistemin de bu dönemde yapılmasının hayati olduğunu söyledi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının 2015 yılı bütçesi sunumunda soruları yanıtlayan Çelik şu açıklamalarda bulundu:

2017’DE ÜRETİLECEK KÖMÜRÜ BU YIL ÜRETMİŞLER 

“Kaza olan madende üretim zorlaması var. 2017’de üretilecek kömürü 2014’te üretmişler. Üretim zorlaması riski arttırıyor. Kaza olduğu zaman medya üstünde duruyor ama kazadan sonra da bu duyarlılığın sürmesi lazım. Bakın ekim ayında bir denetim yaptık, 2 bin 79 şantiyeden bin 610’unu durdurduk. Yüzde 80’leri aşan bir durdurma, duyarsızlığı gösteren bir durum.
KIDEM TAZMİNATI BU DÖNEM ÇIKMALI 

Kıdem tazminatıyla ilgili olarak emekten yana olduğumu açıkca ifade ediyorum. Sendikalarla görüşmelerim devam ediyor. Bu dönem içinde bu konunun çıkmasının çok hayati olduğuna inanıyorum. Aksi takdirde yüzde 90 civarındaki işçilerin bunu alamadığını göreceğiz. Bunu hiçbir hak kaybına yer vermeden çözmeliyiz.

BEN HİÇBİR MADENCİYİ TANIMAM 

Sorumluluk kime aitse, o madenin oraya yanaşarak üretim yapmasına neden olan kimse bunların hesap vermesi gerekiyor. Müfettişlerden bahsediliyor, ben de diyorum ki (denetime gittiği yerde) ‘yiyor içiyorsa bu büyük bir ahlaksızlıktır’ diyorum. Bakın ben hiçbir madenciyi tanımam. Tanımak da ayıp değildir zaten. Ama onun getirmiş olduğu bir olumsuzluk da olmamalı.

TAŞERONLAŞMANIN MALİYETİ DAHA AĞIR

Milletvekili arkadaşlarımızın söylediği taşeronlaşmanın devlete maliyetinin daha çok olduğuna aynen katılıyorum. Kamuda şu anda 761 bin taşeron var. Buna karşılık geçmişte 400 bin kamu çalışanıyla işler yapılırken, şu anda bu rakam 200 bine inmiş. Bu alanı (taşeronluğu) disipline eden bir düzenlemeyi getirmemiz gerekiyor.

ERMENEK’TE FİRMALAR ARASI GİZLİ SÖZLEŞME VAR 

(Vekiller) işçilerin işletmeleriyle ilgili şikayetçi olamadığını söylediler. Bu doğru. Ermenek’te baktık ki, işçilerden yoğun bir şikayet olmamış. Nedenine bakınca dört firma arasında gizli bir sözleşme olduğunu tespit ettik. İşçiler bize 42 maddelik bir şikayet listesi verdi, biri de bu gizli sözleşmeler oldu.

AÇIK İŞLERDE BELLİ İLLERDE ÇALIŞACAKLAR 

Suriye’den gelenler için Bakanlar Kurulu kararına ihtiyaç var. Mesela açık işlerde o işletmedeki çalışanların yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde çalışabilirler. Açık işlerde ve belli illerde çalışacaklar. Farklı bir asgari ücret gibi uygulama ise kesinlikle söz konusu olmayacak.” Hürriyet

'Yeni telefonlar insanı tahrik ediyor'

“Teknoloji ve bilgiyi ellerinde tutan ülkelerin diğerleri karşısındaki gücü ve üstünlüğü bizi bu konuda başarılı olmaya adeta mahkum ediyor. Çünkü başarının sırrı bilgiyi yönetmektedir, parayı yönetmektedir, insanı yönetmektedir”

Hürriyet'ten Ümit Çetin'in haberine göre “Her gün cep telefonları güncelleniyor, herkes birbirine havasını atıyor. Bakkal dükkanından ciklet alır gibi alıyor. Böyle bir yaşam var tahrik ediyor insanı” diyen Erdoğan, Türkiye’nin ilk GSM operatörü Turkcell’in Rixos Otel’deki 20. yıl dönümü kutlamasında şunları söyledi:

HAKKINI KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Turkcell’in kuruluş yıldönümü kutluyorum, büyümesinde gelişmesinde emeği geçenleri tebrik ediyorum. Ülkemizin lider mobil iletişim ve teknoloji kuruluşu olan Turkcell aynı zamanda dünya çapında marka şirketlere sahip olma hedefimizin en başarılı temsilcilerinden biridir. Bu vasfıyla da övgüyü takdiri hak eden Turkcell’in Türkiye’nin tanıtımına yaptığı katkı bizim için çok önemlidir. Başbakanlığım döneminde diğer ülkelerde sıkıntıya düştüğü her yerde Turkcell’in hakkını hukukunu koruduk, korumaya devam edeceğiz. Uluslararası düzeyde faaliyet gösteren her Türk şirketi gibi Turkcell’in de Türkiye Cumhuriyeti devletinin arkasında olduğunu bildiğine daima hissettiğine inanıyorum.

25 MİLYAR YETERLİ DEĞİL

Ülkemizin geçen 12 yılda yaşadığı büyük dönüşüm ve sağladığı büyük ilerleme nasıl cebinde ay yıldızlı pasaportu taşıyan her vatandaşımıza gittikleri yerlerde nasıl itibar kazandırmışsa aynı şekilde şirketlerimizin de uluslararası düzeyde prestij kazanması ve kazandırması da bu süreçte artmış, özgüvenleri de yükselmiştir. Biz, işini iyi yapan ülkeye ve millete katma değer kazandıran herkesin yanında olduk, bundan sonra da aynı şekilde yanında olmaya devam edeceğiz. Turkcell gerçekten de işini iyi yapan bir şirket. Bugün Türkiye mobil iletişim alanında dünyanın en ileri en iyi ülkelerinden biriyse bunda Turkcell’in de büyük payı var. Geçtiğimiz 20 yılda yaptıkları 25 milyar liralık altyapı yatırımları, yalnız şunu da söyleyeyim bu yeterli değil tabi, bu rakamın çok daha fevkinde olması lazım. Bu altyapı yatırımıyla buna rağmen ülkemizin gururu olmuş, bu seviyeye yükselmesinde çok büyük katkısı olan özellikle Turkcell ailesine huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.

BAŞARILI OLMAYA MAHKUMUZ

Elbette yerli cep telefonu üretimindeki konumuyla, istihdama yaptığı katkıyla, sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle de Turkcell ayrıca da takdiri hak ediyor. Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerinin en önemli unsurlarından biri de bilişimde tüketen değil, üreten ülke olma arzumuzdur. Türkiye fiziki üretim ve hizmet sektörlerindeki rüştünü ispatlamıştır. Bundan sonra artık katma değeri en yüksek olan alanlar, bilgi ve teknoloji üretimine yoğunlaşmak durumundayız. Bu konuda savunma sanayiyle birlikte en kritik gördüğümüz alanlardan biri de bilişim sektörüdür. Teknoloji ve bilgiyi ellerinde tutan ülkelerin diğerleri karşısındaki gücü ve üstünlüğü bizi bu konuda başarılı olmaya adeta mahkum ediyor. Çünkü başarının sırrı bilgiyi yönetmektedir, parayı yönetmektedir, insanı yönetmektedir. Ülkemizin 2053 ve 2071 vizyonunun altyapısının şekillenmesinde bu alanlarda elde edeceğimiz neticeler belirleyici olacaktır. Ben 2023 vizyonumuzun hayata geçmesi konusunda çok önemli ve kritik katkılar sağlayan Turkcell’in kendi alanında ortaya koyacağı başarılarla 2053 ve 2071 vizyonumuza da ciddi destekler vereceğine inanıyorum.

TAHRİK EDİYOR İNSANI

Nereden nereye, bu mukayeseyi her zaman yapmak zorundayız. Bütün girişimcilerin kendi dünyasında yapması gereken muhasebedir. Turkcell için de bu böyle. 20 bin adetten gelinen nokta mukayesesi bile kabil değil. O zamanlar söylenseydi, milyonlar söylenseydi ‘olur mu canım’ denirdi. Artık milyonlar konuşulmuyor milyarlar konuşuluyor. Dünya nüfusunun üzerinde rakamlar telaffuz ediliyor. Çünkü bakıyorsunuz bir kişinin elinde bir tane değil 2-3. Adeta yarışıyorsunuz, her gün cep telefonları güncelleniyor, herkes birbirine havasını atıyor, bir de bu var. Bakkal dükkanından ciklet alır gibi alıyor. Böyle bir yaşam var, tahrik ediyor insanı. Firmalar da yeni yeni farklı tasarımlarla bunları üretmeye devam ediyorlar.