maden işçisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maden işçisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2016 Cuma

Siirt'in Şirvan ilçesindeki bakır madeninde göçük

Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı maden köyünde bulunan bakır madeni sahasında meydana gelen heyelanda çok sayıda işçi göçük altında kaldı. AFAD, yaptığı açıklamada 16 işçinin göçük altında kaldığını açıklarken, 4 işçinin cansız bedenine ulaşıldı.


Şirvan ilçesine bağlı Maden köyünde bulunan ve özel bir firma tarafından işletilen bakır madeni sahasında bu akşam saat 20.30 sıralarında heyelan meydana geldi. 3 vardiya halinde 15'er kişilik ekipler halinde çalışmaların sürdürüldüğü ocakta yamaçtan kopan binlerce ton toprak ve kaya parçası maden sahasına aktı. Olay sırasında 8 kamyon ve 3 iş makinesiyle çok sayıda işçi göçük altında kaldı.

Siirtin Şirvan ilçesindeki bakır madeninde göçük

Göçük haberinin yetkililere bildirilmesi üzerine Siirt merkez ve Şirvan ilçesinden çok sayıda ambulans ve arama kurtarma ekipi bölgeye gönderildi. Siirt Vali Yardımcısı Bünyamin Kuş, kısa sürede olay yerine gelerek kurtarma çalışmalarını yönlendirdi.

AFAD: 16 İŞÇİ TOPRAK ALTINDA

Öte yandan, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada 16 işçinin toprak altında olduğu açıklandı.

4 İŞÇİNİN CANSIZ BEDENİNE ULAŞILDI

Bölgeden gelen ilk bilgilere göre kurtarma çalışmaları sırasında 4 işçinin cesedine ulaşıldı. 10'dan fazla işçinin göçük altında kaldığı belirtilen maden bölgesinde heyelanın zaman zaman devam etmesi nedeniyle kurtarma çalışmalarının güçlükle yapıldığı belirtildi.

DİYARBAKIR’DAN KURTARMAK EKİPLERİ SEVK EDİLDİ

Siirt’in Şirvan İlçesi’ne bağlı Maden Köyü’nde yağmur nedeniyle meydana gelen heyelanda göçük altında kalan işçileri arama çalışmaları oluşturulan kriz masası tarafından yönlendirilmeye başlandı. Bu amaçla bölgeye Diyarbakır’dan da arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Ekiplerin çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla bölgeye aydınlatma sistemi kurulduğu, yeni heyelanların meydana gelmemesi için önlemlerin de alındığı belirtildi.

DAHA ÖNCE DE HEYELAN MEYDANA GELMİŞTİ

Bu arada, aynı bölgede, geçen 25 Temmuz tarihinde de heyelan meydana gelmiş ve can kaybının yaşanmadığı bu heyelanda 6 kamyon ile 2 iş makinesi göçük altında kalmıştı.

Kaynak:hurriyet.com.tr

4 Temmuz 2016 Pazartesi

480 bin kölemiz var

167 ülkede gerçekleştirilen araştırmaya göre dünyada 18.3 milyon köle yaşıyor. Türkiye ise en çok modern kölenin bulunduğu 14’üncü ülke oldu.


İktidarda olduğu 14 yıl boyunca yaşam standartlarında Türkiye'yi geriye götüren AKP, köle endeksinde ise Türkiye'yi üst sıralara taşıdı.

Avustralya merkezli insan hakları örgütü Walk Free Vakfı, 2016 Küresel Kölelik Endeksi'ni açıkladı. Vakfın 167 ülkede gerçekleştirdiği araştırmaya göre, modern kölelik statüsünde yaşayan 45.8 milyon insan bulunuyor.

18.3 milyon insanın modern köle olarak yaşadığı Hindistan endekste ilk sırada bulunurken, Türkiye 480 bin köle nüfusuyla endekste 14'üncü sırada yer aldı. Vakfın araştırmasında modern kölelik tespiti için farklı yöntemler uygulandı. 24 kriter üzerinden yapılan değerlendirmede sivil ve politik korumalar, sosyal ve ekonomik haklar, bireysel güvenlik ve mülteci yaşamları ele alındı. İnsanların zorla alıştırılmaları, fuhşa sürüklenmeleri, yemek yeme ve içme hakları ile borçlandırılmaları değerlendirildi.

KUZEY KORE ORANDA LİDER

Küresel Kölelik Endeksi'nde ülkelerin köle nüfuslarının toplam nüfusa oranı listesinde ilk sırada Kuzey Kore bulunuyor. 25.1 milyon nüfusa sahip Kuzey Kore'de nüfusun yaklaşık yüzde 4.4'ü (1.1 milyon) köle olarak yaşıyor.

Kuzey Kore'yi yüzde 4 ile Özbekistan, yüzde 1.6 ile Kamboçya, yüzde 1.4 ile Hindistan ve yüzde 1.3 ile Katar takip ediyor. Türkiye yüzde 0.6 köle oranı ile endekste yine üst sıralarda. Endekste, Kuzey Kore'de devlete bağlı çalışma kamplarında insanların zorla çalıştırıldığı, Kuzey Koreli kadınların başta Çin olmak üzere çevre ülkelerde zorla evlendirildiği ve ticari cinsel sömürü aracı haline geldiği belirtildi.

Özbekistan'ın dünyanın en büyük 6'ncı büyük pamuk üreticisi olduğunun ifade edildiği endekste, vatandaşların hasat zamanında zorla pamuk tarlalarında çalıştırıldığı kaydedildi.

KÖLELER BATI'YA HİZMET EDİYOR

Asya ülkelerinin modern kölelik sayılarının üst sıralarda olduğuna dikkat çekilen endekste, bu ülkelerdeki ucuz işçilikle Batı Avrupa'ya,  aponya'ya, Kuzey Amerika'ya ve Avustralya'ya üretim yapıldığı vurgulandı.

Endekste yer alan Afganistan, Irak, Libya, Somali, Suriye ve Yemen'den ise ülke içerisindeki karışıklıklar nedeniyle sağlıklı veri alınamadığı ayrıca belirtildi.

LÜKSEMBURG’DA SADECE 100 KİŞİ

Küresel Kölelik Endeksi'nde en az köle sayısı ve oranı Lüksemburg'da kaydedildi. Yüzde 0.018 köle oranına sahip Lüksemburg'da toplam köle sayısı ise 100 kişi ile sınırlı kaldı. Modern köle sayısının en az olduğu ülkelerin sosyal ve ekonomik hakların en gelişmiş olduğu Avrupa ülkeleri olması dikkat çekiyor. Lüksemburg'dan sonra en az kölenin bulunduğu ülkeler sırasıyla ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, Kanada, Avustralya, Belçika, İsveç, Avusturya, İsviçre, Danimarka, Norveç, İrlanda ve Yeni Zelanda olarak sıralandı. Taylan Büyükşahin / Sözcü


14 Nisan 2016 Perşembe

Soma Kömür hem tazminatı ödemedi, üstüne icra takibi başlattı

Soma Kömür İşletmeleri, facia sonrası tazminat kazanan işçi ailesine ödeme yapmazken, üstüne bir de icra takibi başlattı.

Manisa’nın Soma İlçesi’nde iki yıl önce meydana gelen ve ülkeyi yasa boğan faciada yaşamını yitiren 301 madenciden Özay Eren’in anne, baba ve 7 kardeşine, 395 bin lira tazminat ödemeye mahkum olan ancak parayı ödemeyen Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin avukatları vicdan yaralayan bir girişime imza attı. Şirket avukatları, madencinin ailesinin istediği tazminatın kabul edilmeyen bölümü için alacakları 8 bin 300 lira vekalet ücretinin tahsili için acılı aileye icra takibi başlattı.
Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye bağlı maden ocağında yaşanan kazada 301 işçi hayatını kaybetti. Türkiye’ye derinden sarsan facia sonrasında, adli soruşturmada suçları olduğu gerekçesiyle, 6′sı tutuklu 46 sanık hakkında, ‘olası kastla öldürme’, ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’, ‘neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bir yandan da 301 madencinin aileleri de, Soma 2′nci Asliye Hukuk Mahkemesi’ne, tazminat davaları açtı. Ailelerin istekleri üzerine şirketini mal varlığına ihtiyati haciz kararı uygulandı.

ŞİRKET ÖDEMEDİ, AVUKATLARI AİLEYİ İCRAYA VERDİ

Soma İş Mahkemesi, geçen Aralık ayında, ailelerin açtığı ilk tazminat davasını sonuçlandırdı. Mahkeme, ölen Özay Eren’in, anne ve babası için 75′er bin TL, 7 kardeş için de 35′er bin lira tazminat ödenmesi istendi. Özay Eren’in eş ve çocukları için de, ayrıca mahkemenin devam ettiği öğrenildi.

Ailelerin tazminat alacaklarına karşı geliştirdiği yöntem sonrasında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., ödemelerini yapmadı. Ancak şirketin avukatları kazandıkları tazminatı alamayan Özay Eren’in ailesine karşı, vicdan yaralayan bir yöntemle icra takibi başlattı. Şirket avukatları, madencinin kardeşlerinin istediği 40 bin lira tazminat yerine Soma İş Mahkemesi’nin 35 bin liraya hükmetmesi üzerine, arada kalan 5 bin liralık fark için vekalet ücreti almaya hak kazandı. Yedi kardeş için toplam 8 bin 300 lira tutan bu vekalet ücreti için şirketin avukatları, Bakırköy 5′inci İcra Müdürlüğü’ne başvurup ölen madencinin kardeşlerinden tahsilat yapılmasını talep etti.

AİLELERİ YARALADI

Karar sonrasında yaşananlara tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Bu girişim, Soma A.Ş.’nin ölmüş madencinin ailesine karşı ne kadar acımasız ve duygusuz olduğunu gösteriyor. Şirket dirisine sahip çıkmadığı maden şehitlerinden geriye kalan ailelerine de bırak sahip çıkmayı, onları da daha da yaralayan bir tavırla hareket ediyorlar. Kendisi 395 bin lirayı ödememek için her yola başvuruyor. Beş parası olmayan aileden ise karardan hemen sonra icrayla parasını istiyor. Avukat da olsa şirkete bağlılar. Bu kabul edilemez, vicdan yaralayan bir durumdur. İşçisini öldürdü, şimdi ailelerine sahip çıkmak bir yana para istiyor. Ölmüş şehitlere saygısızlık yapıyor. Ben üzüldüm ama hiç şaşırmadım. Geleneksel tavırlarını sürdürüyorlar. Madenciler onlar için ölü diri fark etmiyor. Para almaya devam ediyor” dedi.

ŞİRKETİN OYUNU, SAYIŞTAY RAPORUNDA ORTAYA ÇIKMIŞTI

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin ölen madencilerinin ailelerinin dava açıp kazanacağı tazminatları ödememek için şirketin uyguladığı yöntem ise Sayıştay raporunda ortaya çıkmıştı.
Sayıştay raporuna göre, ocağı işleten Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin, faciadan 36 gün sonra, işçi ailelerinin tazminat alacaklarına karşı hileli (muvazaalı) bir yönteme başvurdu. Şirketin TKİ’den gelecekte çıkartacağı kömür için aldığı 182 milyon 134 bin 867 lirayı, bir bankaya temlik gösterdiği, bankanın da buna istinaden başlattığı icra takibiyle, ailelere göre öncelikli alacaklı durumuna geldiği saptanmıştı. DHA

16 Mart 2016 Çarşamba

Somalı işçilere tazminat sürprizi

Manisa’nın Soma İlçesi’nde, 301 kişinin hayatını kaybettiği ocağı işleten Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. bünyesinde çalıştıkları sırada cep mesajıyla işten çıkartılan 2 bin 832 madenci, Alp Gürkan’a ait gayrimenkulünün TMSF tarafından satılmasından sonra, tazminat sürprizi yaşadı.

9 ay önce tazminatlarının ilk taksitini alan madenciler, gayrimenkul satışından sonra 4 taksit alacakları hesaplarına yatırıldı. Şirket ile sendika arasındaki protokol uyarınca, işçiler kalan tazminatlarını da 19 taksitte alacak.

Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye bağlı maden ocağında meydana gelen kazada 301 işçi hayatını kaybetti. Bu kazanın hemen ardından şirkete ait kazanın olduğu ocak olmak üzere üç maden işletmesi kapatıldı. Ancak bunlardan Ata Bacası ile Işıklar Maden Ocağı daha sonra müfettişlerin olumlu rapor vermesi üzerine açıldı.

2014 yılının 30 Kasım günü akşam saatlerinde işçiler, devletin ödediği, işsizlik maaşlarının kesilmesinden sonra Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. cep telefonlarına mesaj gönderdiği 2 bin 832 çalışanını, işten çıkardı. İşten çıkarma kararı ilçede, isyana neden oldu. O zaman gerek bakanlıktan, gerekse de şirketten yapılan açıklamalarda, tazminatların en kısa sürede ödeneceği açıklandı.

ŞU ANA KADAR TEK TAKSİT

Ancak madencilerin işten çıkartılmalarının üzerinden 7 ay geçtikten sonra tazminatlarının ilk taksiti, geçen 7 Haziran seçimleri öncesinde yatırıldı. İşçilerin geri kalan alacakları için ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ile sendikanın, madencilerin tazminat alacakları konusunda anlaştıkları ortaya çıktı. Maden- İş Sendikası yönetimi ve Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. arasındaki protokole göre, tazminatların, 24 taksite bölündüğü ortaya çıkınca, bu durum tepkiye neden oldu. İlk taksitini alan işçilere, geri kalan taksitlerini de, ne zamanlar ödeneceğine dair bir zaman sınırlaması konulmadığı için belirsizlik yaşandı.

EV SATILINCA TAZMİNATIN 4 TAKSİTİ ÖDENDİ

Şirketin borçlarının ödenmesi için TMSF tarafından bir süre önce Alp Gürkan’ın sahibi olduğu gayrimenkul, açık attırmayla satıldı. Bu satıştan elde gedilen gelirin bir bölümü de madencilere sürpriz yaşattı. Elde edilen gelirin bir bölümüyle, madencilerin tazminatlarının 4 taksidi birden ödendi. Çalıştıkları yıla ve kıdemlerine göre işçilerin, 4 taksit için toplam bin 100 TL ile 3 bin 200 TL arasında ücretleri banka hesaplarına yatırıldı. Uzun süre işsiz olan madenciler, 9 ay sonra yatırılan yeni taksitlere, sevinemediklerini söyledi.

Faciadan sonra işsiz kalan madencilerden Arif Şengül, “Hesabımıza para yattı ama bu tazminatımızın ne kadarı, daha ne kadar alacağız kimse bilmiyor. Para yatırıldı deniyor ve biz gidip çekiyoruz. Bankaların önü işçilerle doluydu. Herkes büyük bir mağduriyet yaşıyor. Bizler tazminatlarımızın kalanının toplu olarak ödenmesini bekliyoruz. Bizler unutuluyoruz” dedi.
20 gün önce yapılan kongreyle üçe bölünen Maden İş Sendikası 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Şendil de, şirkete ait bir evin satılmasından sonra 4 taksitin ödendiğini açıkladı, ancak kalan 19 taksitin ne zaman ve ne kadarının ödeneceği konusunda açıklamada bulunmadı.

İŞÇİLERİN TAZMİNATLARI TENEŞİR VADELİ ÖDENİYOR

Konuyu sık sık gündeme getiren CHP Grup Başkanıvekili Özgür Özel ise “Daha önce torba kanundaki düzenlemeyle TMSF’nin elinde bulunan varlıkların satması durumunda işçilerin tazminatlarının ödenmesi karara bağlanmıştı. TMSF tarafından 7 Haziran seçimlerden önce bir taksiti ödendi. TMSF’den bilgi istedim, cevapta kendilerinin ödeme yapmak için engellerinin olmadığı ancak sendika ile patronunun anlaştığını bu ödemelerin yapılmaması için TMSF’ye protokol yolladıklarını söyledi. İşçi parasını alabilecekken bu protokolden dolayı almıyordu. Bu konuda sendika eleştiriliyordu. Bunu AKP grup başkanvekilleri kanalıyla Hükümete bildirdik. Bu konu, mecliste tartışıldı. Şimdi öğrendik ki, TMSF satılan bir varlığın bedeli işçilere, 4 taksit bedeli olarak yatırdı. Aslında sendika yüzünden işçi kendi alacağına yalvar yakar oldu. Bu yapılan ne kanuna ne vicdana uygun. Adeta işçiyle alay ediyorlar. Biran önce TMSF’nin elindeki varlıklarını elden çıkartıp işçinin alacaklarının bir seferde ödenmesi gerekir. İşçilerini alacağı, eskilerin deyişiyle, ‘teneşir vadeli’ ödeniyor. Küçük küçük ve uzun süreye yayıp ödeniyor” dedi. DHA

28 Şubat 2016 Pazar

Rusya'da maden faciası: 36 ölü

Rusya'nın kuzeyindeki Vorkuta bölgesinde bir kömür madeninde meydana gelen grizu patlamasında, beşi kurtarma görevlisi toplam 36 kişinin öldüğü açıklandı.


Perşembe günü madende metan gazı sızıntısı sonucu meydana gelen iki patlamada dört madenci hayatını kaybetmiş, 26 işçi de mahsur kalmıştı.

Madende meydana gelen üçüncü patlamayla bu madencilerin yanı sıra, yardıma gelen kurtarma ekibinden altı kişinin de öldüğü açıklandı.

Patlamanın ardından Kuzey Kutup Dairesi'ndeki madende yürütülen kurtarma çalışmaları durduruldu.

Yetkililer, bunun Rusya'nın yakın tarihindeki en büyük maden facialarından biri olduğunu söylüyor.

Rusya Afet ve Acil Durumlar Bakanı Vladimir Puçkov, "Madeni etkileyen koşullar kimsenin kurtulmasına izin vermedi. 26 madencinin olduğu bölümde, sıcaklık artmış ve oksijen kalmamıştı" dedi.

TASS ajansı, faciada ölen ya da yaralanan tüm kurtarma görevlilerinin devlet tarafından ödüllendirileceğini duyurdu. BBC Türkçe

11 Ocak 2016 Pazartesi

Soma AŞ işçi ailelerine tazminat vermemek için hileye başvurdu

Soma AŞ faciadan sadece 36 gün sonra mahkemenin haciz kararlarını engellemek için ileride yapacağı kömür üretiminin gelirini Türkiye Kömür İşletmeleri’ne devretti. TKİ’den aldığı teminatı kredileri için bankaya verdi. Banka böylelikle öncelikli alacaklı oldu, 301 işçinin ailesinin tazminat talepleri alt sıralara düştü.

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 kişinin yaşamını yitirdiği faciadan 36 gün sonra, ocağı işleten Soma Kömür İşletmeleri AŞ’nin, işçi ailelerinin tazminat alacaklarına karşı hileli (muvazaalı) yönteme başvurduğu iddiası Sayıştay raporunda yer aldı. Şirketin, Türkiye Kömür İşletmeleri’nden gelecekte çıkartacağı kömür için aldığı 182 milyon 134 bin 867 lirayı, bir bankaya temlik gösterdiği, bankanın da buna dayanarak başlattığı icra takibiyle, ‘öncelikli alacaklı’ olduğu öne sürüldü.

TKİ’nin 2014 hesaplarına yönelik Sayıştay’ın denetim raporları, TBMM’ne ulaştı. Bu raporlara göre, facianın yaşandığı ocağı rödövans sistemiyle işleten Soma Kömür İşletmeleri AŞ’nin, madenci ailelerinin tazminat alacaklarına karşılık hileli bir yönteme başvurduğu tespiti yapıldı. Sayıştay raporuna göre; şirket, faciadan 36 gün sonra Soma 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasını engellemek için harekete geçti. Şirket, kazadan sonra kapatılan ve ne zaman açılacağı belirsiz ocağa dair tahakkuk etmiş bir alacağı olmamasına rağmen, ileride yapacağı kömür üretimi için 182 milyon 134 bin 867 TL’yi devretmek (temlik) için TKİ Genel Müdürlüğü’ne yazı yazdı. TKİ’den de gerekli onay yazısının gelmesi ile Soma Kömür İşletmeleri AŞ, 182 milyon 134 bin 867 TL tutarındaki alacak yazısını, bankaya devretti. Banka da, haciz işlemiyle öncelikli alacaklı durumuna geldi. Bu durumu Sayıştay denetçileri, hileli (muvazaalı) olarak değerlendirdi.

Sayıştay raporuna göre faciadan sonra, şirket alacakları için toplam 348 ihtiyati haciz kararı oluştu, TKİ Genel Müdürlüğü, bunlar için sıra cetveli oluşturdu. Bu haciz kararlarından 334’ünün, ölen madenci ailelerinin, 30 bin TL ile 500 bin TL arasındaki haciz kararları. Şirketin, kurumdan aldığı onay sonrasında bankaya devrettiği temlikin, alacağın da, yine 25’inci sırada olduğu raporda yazıldı. Bu işlem sonucunda, sıra cetvelindeki 334 madenci yakınının, paralarını çok geç ya da hiç alamayacakları ileri sürüldü.

Kozağaçlı: Şirket kayyuma devredilmeli

Somalı madenci ailelerinin avukatı Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ise, bu işlemin bir tür kamu alacağı olduğu için, manevi tazminatlarla ilgili alacakların önüne geçtiğini söyledi. Kozağaçlı, şöyle dedi: “Burada katliamın 36’ncı gününde ileride, ailelere verdikleri zararı karşılamamak için bir niyetle hareket ettiklerini gösteriyor. Bu bir alacak önceliğidir. Hileli bir işlem gibi görünüyor. Gerçek borcunu ödememek için sahte borçlularla süreci uzatırlar. Gerçek borçlarından kurtulur. Hileli ve tehlikeli bir işlem.” Madenin kendi mallarıymış gibi bankaya ipotek gibi gösterildiğini de savunan Kozağaçlı, “Madeni ipotek gibi göstererek banka kredisini alıyorlar. Devlet resmen kefil oluyor. TKİ madeni bir kayyuma devretmeli” dedi.

Taylan YILDIRIM/İZMİR, (DHA)

28 Aralık 2015 Pazartesi

İnşallah ahirette asgari ücret yoktur varsa yandık

Türkiye geçen yıl Soma’da 301, Ermenek’te 18 madencinin ölümüyle yıkıldı. Maden işçilerinin sorunları, yaşanan bu iki faciayla yeniden gündeme geldi...


Yüzlerce metre derinde karanlıkta ekmek parası için mücadele veren madenciler içini döktü… 33 yıllık madenci Mustafa Açıkgöz, çocuklarını okutabilmek için hâlâ ocakta. Aldığı ücreti ise böyle yorumladı…

Türkiye geçen yıl Soma’da 301, Ermenek’te 18 madencinin ölümüyle yıkıldı. Maden işçilerinin sorunları, yaşanan bu iki faciayla yeniden gündeme geldi… İhmaller yüzünden, göz göre göre can veren işçilerimiz unutulmadı, unutulmayacak… Evine ekmek götürebilmek için yüzlerce metre toprak altında çalışan madencilerin zorlu mücadelesi ise sürüyor… El Cezire kanalı, Zonguldak’ta bir madene indi. 400 metre aşağıda işçilerle konuştu. Hepsinin derdi ortak… Ölümle burun buruna çalışıyorlar, aileleriyle vakit geçiremiyorlar, geçim sıkıntısı büyük…

Erkan Usta 16 yıllık maden işçisi. Görevi kazmacılık. Usta “Madencinin hâli hep böyle, hep karanlıkta. İşimiz zor. Alınterimizi madene akıtıyoruz. Ekmeğimizi buradan çıkarıyoruz” diyor. Mustafa Açıkgöz, 45 yaşında. 12 yaşından beri, yani tam 33 yıldır madende çalışıyor. Maden onun hayatı. “Yer üstünde trafikte karşıdan karşıya bile geçemiyoruz, beceremiyoruz” diyor. Okuyamayınca mecbur madenci olduğunu söylüyor. “İlk önce dağlarda kaçak ocaklarda çalışmaya başladım. Biraz da mecburiyetten seçtim. Başka bir iş yoktu” diye anlatıyor.

EN BÜYÜK ENDİŞESİ OCAĞIN KAPANMASI

Hep asgari ücretle çalışmış. Aslında emekli olmuş, ama yine de çalışmaya devam etmek zorunda. İki çocuğu üniversitede. Aldığı para yetmiyor. “Devlet kurumundan emekli olan komşum 2 bin 500 – 3 bin lira civarı emekli maaşı alıyor, ben ise bin 250 lira alıyorum. O da ekmeği aynı paraya alıyor, ben de. Çalışırken asgari ücretlisin, sıkıntı; emekli oldun mu asgari ücret emeklisisin, sıkıntı. İnşallah öteki tarafta asgari ücret yoktur, orada da varsa yandık” diye dua ediyor. En büyük endişesi, çalıştığı madenin kapanması. “Buralar kapanırsa, sigortalı iş bulamazsak birilerinin yanında kaçak çalışacağız, çoluk çocuğumuza bakacağız. Başka şansımız yok bizim” diyor. Sözcü

21 Aralık 2015 Pazartesi

Yılmaz Özdil Soma yazısı için ifade verdi

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, Soma'da 301 madencinin öldüğü facianın ardından bir televizyon kanalına telefonla bağlanıp yaptığı konuşma nedeniyle açılan dava kapsamında talimatla ifade verdi.

Yılmaz Özdil, Soma'daki facianın ardından bir televizyon kanalına telefonla bağlanmıştı. Özdil canlı yayındaki konuşmasınedeniyle hakkında "Kişinin hatırasına hakaret" suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca açılan dava kapsamında talimatla ifade verdi.
"SÖZLERİM SAPTIRILDI"
Talimat mahkemesi olan Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi'ne avukatı Eren Şener ile birlikte gelen gazeteci Özdil, yapılan kimlik tespitinin ardından 2 sayfadan oluşan yazılı savunmasını mahkemeye sundu. Yargılamanın yapıldığı Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere sunduğu yazılı savunmasında Özdil, "Ölen işçiler AKP'nin parayla mitinge taşıdığı işçilerdir, olan biten müstahaktır denilebilir sözlerim bütün bir konuşmanın içinden ayıklanarak ve saptırılarak suç duyurusuna konu edilmiştir. Konuşmam bir bütün kapsamında incelendiğinde suç işleme kastım olmadığı aksine yaşanan bu elim olaya karşı yaşadığım üzüntü çok net anlaşılacaktır" dedi.
"ZORLA MİTİNGE GÖTÜRÜLDÜĞÜNÜ ELEŞTİRDİM"
Ölenlerin hatırasına hakaret etmek gibi bir kastının olmadığını ifade eden Özdil, "İşçi kardeşlerimin maalesef hükumet tarafından yaratılan ekonomik kıskaç içinde 3-5 kuruş paraya, güvencesi olmayan madenlerde çalışmaya zorlandığı, işçilerin patronlarının hükümete yaranmak amacıyla hükumet yetkileri tarafından maddi menfaat sağlanarak zorla otobüslere doldurulup AKP mitinglerine götürüldüğünü eleştirdim. Konuşmamdan böyle bir anlam çıkarılmaya çalışılmasını kabul etmiyorum. Beraatımı talep ederim" şeklinde yazılı savunma sundu. Yılmaz'ın ifadesi yargılamanın yapıldığı Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında bir televizyon kanalına telefonla bağlanıp Soma'da 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği olaya ilişkin yorum ve değerlendirme yapan Yılmaz Özdil hakkında, ölen işçilerin yakınlarının şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "Kişinin hatırasına hakaret" suçlarından soruşturma başlatmıştı.
Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Özdil'in konuşmasının "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçu kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, "Kişinin hatırasına hakaret" suçu kapsamında kaldığı aktarılmıştı. Özdil'in 3 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması istemiyle açılan davada savunmasının alınması için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat yazılmıştı. DHA

20 Aralık 2015 Pazar

Gözyaşlarıyla kapattılar

İngiltere, faaliyetteki son derin kömür madeni Kellingley’i de kapattı. 1965 yılında açılan maden o tarihten bu yana Kuzey Yorkshire bölgesinde birçok toplumun birincil geçim kaynağını oluşturmuştu.

Madende çalışmakta olan 450 işçi Cuma günü son kez yer altına indikten sonra buruk geçen bir törenle Kellingley’e veda etti. Kapanış töreninde bazı işçilerin gözyaşlarını tutamadıkları görülürken, tüm çalışanlara madenin kapanmasının ardından 12 haftalık maaşlarını içeren bir tazminat paketinin sunulacağı açıklandı.

Madenin kapısında bir Birleşik Krallık bayrağı önünde hatıra fotoğrafı çektiren ve bol bol da çay içen İngiliz işçiler, “Madenin kapanmasından sonra bölgede yaşanacak ekonomik durağanlığın kendilerini endişelendirdiğini” dile getirdi.

TAZMİNAT YETERSİZ

Ancak bazı vekiller madencilere verilen tazminatın yetersiz olduğunu iddia etti. İşçi Partili Yvette Cooper 1980’li yıllarda o zamanki başbakan Margaret Thatcher’ın kapattığı madenlerce çalışan işçilerin bundan çok daha yüksek miktarlarda tazminat alma hakkını elde etmiş olduğunu hatırlattı ve “Kellingley’de madencilik endüstrisinde 29 yıldır çalışmış olan bir adam bana 1988 yılında işi bırakan babasının kendisinden üç kat fazla tazminatla madenden ayrıldığını söyledi” dedi.

Konuyla ilgili Press Association’a konuşan Cooper, “Bu bizim için karanlık bir gün. İki yıldır Kellingley’i açık tutmak için uğraşıyorduk. Şimdi biz ithal kömüre daha da bağımlı hale geleceğiz” dedi. Hürriyet

20 Ekim 2015 Salı

Soma davasında, madenci ailelerinden büyük suçlama

Manisa’nın Soma İlçesi’nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 8’i tutuklu 46 sanıklı davanın, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde, görülmesine devam edildi. Duruşmayı takip eden mağdur madenci ailelerinden de önemli bir iddia geldi. Aileler, duruşmalarda dinleneceği önceden belli olan işsiz madencileri, 13 Ekim’den önce arayan şirket yetkililerinin "İşe alınacaksınız. Bizden haber bekleyin" dediğini, bu vaatle ifadelerin etkilendiğini öne sürdü.

Soma’da geçen yıl 13 Mayıs’ta meydana gelen faciada, 301 madencinin yaşamını yitirmesi ardından başlatılan adli soruşturmada, haklarında, ’Olası kastla öldürme’, ’Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’, ’Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan toplam 46 sanığın yargılanmasına, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Duruşmada, tutuklu sanıklar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik, Maden Mühendisi, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, maden mühendisleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, Ertan Ersoy, emniyet teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik’in yanı sıra tutuksuz sanıkların bir bölümü hazır bulundu. Duruşmada, maden ocağında çalıştıkları sırada, faciayı yaşayan mağdur ve tanık işçilerin dinlenmesine, bugün de kaldığı yerden devam edilecek.

AİLELER, İŞÇİLER KANDIRILMAYA ÇALIŞILIYOR

Bu arada, ölen madencilerin aileleri de, toplu olarak geldikleri arama noktasından geçip, duruşmayı takip etmek için mahkeme salonuna geldi. Aileler, bu sırada da önemli bir iddiada bulundu. Savcılık soruşturması sırasında şikayetçi olan ya da anlatımlarıyla suçlamalarda bulunan madencilerin, duruşmalardaki ifadelerini değiştirmelerine dikkat çeken aileler, bunun şirketin bir kandırma planından kaynaklandığını ileri sürdü. Aileler, şirket yetkililerinin, ilk olarak kendilerine başvuruları bulunan işsiz madencilerden, duruşmada ifade vereceklerin isimlerini belirlediğini anlattı. Ardından da bu işçilerin, 13 Ekim’de başlayan duruşmalar öncesinde arandığını ve onlara, "İşe alınacaksınız. Bizden haber bekleyin" dendiğini söyledi. Faciadan sonra yaklaşık 1.5 yıldır işsiz kalan işçilerin, bu vaatlerle, ifadelerin etkilendiği öne sürüldü.

Taylan YILDIRIM- Barış GEZİCİ/ AKHİSAR (Manisa) (DHA)

15 Ekim 2015 Perşembe

Soma davasında "ihmaller" zinciri gündeme geldi

Soma'da 301 işçinin öldüğü maden davasının bugün görülen duruşmasında tanık anlatımları ihmaller zincirini yeniden ortaya koydu. Tanık işçi Mustafa Bostancı, madenin bazı bölgelerinde son dönemde sıcak kömür çıkmasına rağmen günlük kömür çıkarma miktarının, 50-60 kamyondan, 70-80 kamyona çıkarıldığını anlatarak, "En çok kömür çıkaran vardiya amirinin fotoğrafı panoya asılıyordu" dedi. Duruşmada bir de tartışma yaşandı. Sanık avukatının, tanık işçi Ramazan Akkoç'a, "sen" diye hitap etmesine müşteki avukatları "patrona 'siz', işçiye 'sen' mi?" diye tepki gösterdi.


Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davanın 21. oturumu başladı. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada mağdur ve tanıkların dinlenmesine devam edildi.
Madende şalterci olarak çalışan Ramazan Akkoç, ifadesinde olay günü 5. banttaki şalterde olduğunu, saat 15.00'e yaklaşırken bantların birden durduğunu söyledi. Yetkililere haber vermek istemesine rağmen telefonların çalışmadığını anlatan Akkoç, "Sonra amir geldi, 'dışarı çıkalım' dedi. Onun ceketi diğer taraftaydı, onu aldım geldim. Bu sırada siyah bir duman geldi. H panosuna gitmemi istedi. Oradaki arkadaşlara dumanı haber verdim. Maskeleri taktık. Bir süre sonra da mavi bir boru vardı, şefimiz hava almak için onu kesmemizi söyledi, onun havasını kullandık" diye konuştu.
Yangın anında neler yapması gerektiği anlatılmamış
Akkoç, bir süre sonra dumanın daha da yoğunlaştığını belirterek, bunun üzerine herkesin helalleştiğini, daha sonra kurtarma ekibinin kendilerini kurtardığını aktardı. Çalıştığı bölgede yangın tüpü bulunmadığını belirten Akkoç, kendisine daha önce madende tehlike anında neler yapması gerektiğinin anlatılmadığını ifade etti.
"Patrona 'siz', 'işçiye' sen"

Sanık avukatlarından Yusuf Koçyiğit'in, Akkoç'a soru sorarken "sen" diye hitap etmesine müşteki avukatları "patrona 'siz', işçiye 'sen' mi oluyor" sözleriyle tepki gösterdi. Müşteki avukatları, Koçyiğit'in soru sormak yerine yorum yaptığını ileri sürerek, mahkeme heyetine itirazda bulundu. Koçyiğit, yargılamanın engellendiğini iddia etti, bu sırada müşteki ve sanık avukatları arasında tartışma yaşandı. Akkoç, şikayetçi olduğunu söyledi.
"Beni tanıyor musunuz?"
Daha sonra ifade vermek üzere Yusuf Koçan salona girdi. Madende işçi olan kardeşini faciada kaybettiği öğrenilen Koçan, kürsüye çıkarken tutuklu sanıklara dönerek "Beni tanıyor musunuz?" dedi ve işaret parmağını salladı. Sanık avukatları "tehdit var" diyerek tepki gösterdi. Koçan, "Beni tanıyıp tanımadıklarını sordum sadece" ifadelerini kullandı.
Sanık avukatlarının itirazı üzerine Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı duruşmaya 10 dakika ara verdi.
Kürsüden inerken fenalaşan Koçan'a sağlık görevlileri müdahale etti. Bu sırada salondaki madenci yakınları da sanık avukatlarına tepki gösterdi. Aranın ardından Mahkeme Başkanı Ballı, Koçan'ın daha sonra dinleneceğini söyledi.
Tanık olarak dinlenen Mustafa Bostancı da olay anında U3 bölgesinde tarama yaptıklarını anlatarak, önce yerini tam olarak bilmediği bir bölgede dinamit patlatıldığını, bundan 15-20 dakika sonra etrafı duman sardığını ifade etti. Dinamit dışında bir patlama sesi duymadığını aktaran Bostancı, daha sonra "Temiz hava çıkışına çıktık. İzlemeyi aradık, durumu bildirdik" dedi.
Ballı, Bostancı'ya "Savcılık ifadesinde dinamit patlatılmasından hemen sonra duman geldiğini söylemişsin, duman ne zaman geldi?" diye sordu. Bostancı "15-20 dakika sonra" cevabını verdi.
"Sıcak kömür çıkıyordu, buna rağmen üretim daha da artırıldı"
Bostancı, son dönemlerde ocağın bazı bölgelerinde sıcak kömür olduğunu belirterek, ayrıca daha önce madenden günde 50-60 kamyon kömür çıkarılırken, son dönemlerde sayının 70-80 kamyona yükseldiğini, en çok kömür çıkaran vardiya amirinin fotoğrafının panoya asıldığını dile getirdi.
"Sağol şef"
Bostancı, yaklaşık 4,5 yıldır çalıştığı Soma Kömür AŞ'de gaz maskelerine 6 ayda bir bakım yapıldığını sözlerine ekledi. Bostancı, kendisine soru sormak isteyen tutuklu sanığın geçmiş olsun dileği üzerine "sağol şef" cevabını verdi. Bunu üzerine mağdur avukatlarından Can Atalay, "Sanıkların tanıklara soru sormasındaki mahiyet açıkça görülüyor, yaşanan baskı görülüyor, bu nedenle biz soru sormayacağız" dedi. İşçi yakınları da Bostancı'ya tepki gösterdi.
Mahkeme Başkanı Ballı, duruşmaya öğle arası verdi. cnntürk.com.tr

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Patlamaya hazır 250 ocak var

TMMOB Maden Mühendisleri Odası, madenlerde kullanılan malzemelerde Avrupa Birliği’ne uyum şartının 31 Aralık 2019’a ertelenmesine tepki gösterdi.


Kararın Soma ve Ermenek facialarında yargılanan firmalar tarafından koz olarak kullanılacağını öne süren TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun, “Patlamaya hazır 250 kömür ocağı var. Kapalı madenler bile 2020’ye kadar ‘demek ki risk yok’ diyerek çalışmaya devam edecek” dedi.

Madenlerde koruyucu sistem kullanma şartının 5 yıl ertelenmesiyle ilgili düzenlemenin yeni facialar yaratacağına dikkat çeken Torun Hürriyet’e “Bu düzenleme yeniden ele alınmazsa Soma ve Ermenek gibi yeni facialar yaşarız” dedi. Soma faciasının ardından madenlerde yanmaz malzeme, yaşam odası, kaçış yolu gibi zorunluluklar getirilmesini istediklerini belirten eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Torun ertelemeyle büyük risk taşıdığı için kapatılan maden ocaklarının dahi açılabileceğini kaydetti. Torun “Bu düzenleme uluslararası normlara aykırı. Almanya, Polonya, Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde hiç kaza olmuyor.”

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Siz hiç cennete yazılan bir mektup okudunuz mu?

Soma'da hayatını kaybeden 301 madenciden Ali Yüksel'in kızı Türkan Yüksel'in facianın yıldönümünde babasına yazdığı mektup, yürekleri dağladı. Türkan, babasına "Cennette mutlu bir şekilde bizi bekle" diye seslendi.

Madende hayatını kaybeden 301 işçiden Ali Yüksel'in ikiz çocukları Türkan ve Furkan Yüksel'in babaları için yazdığı mektup ve resmi görenler gözyaşlarını tutamadı. Türkan babasının mezarına mektup, Furkan ise çizdiği madenci fotoğrafını bıraktı.

"CEZALILAR CEZALARINI ÇEKECEK"
Madende can veren 301 işçiden birisi olan Ali Yüksel’in kızı Türkan Yüksel babası için yazdığı mektubu mezarının başına bıraktı. Mektubuna "13 Mayıs'ta içimiz yandı ama hala çok üzgünüm babacığım" diye başlayan küçük çocuk, "Seni çok özledik. 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı sensiz geçirdiğim için çok üzgünüm" yazdı.

Adalete olan inancını da mektubuna yansıtan Türkan, "Cezalılar cezalarını çekecekler, içinde hiç kuşku kalmasın" diyerek, babasına seslendi

"CENNETTE BİZİ BEKLE"
Küçük çocuğun mektubunu bitirdiği, "Cennette mutlu bir şekilde bizi bekle babacığım. Ben pilot olacağım, senin yüzünü kara çıkarmayacağım" sözleri ise yürekleri dağladı.

Türkan Yüksel, mektupta ayrıca, kardeşinin, kendisinin, annesinin ve köpeğinin resmini de çizdi.



KARDEŞİ DE MADEN OCAĞI ÇİZDİ
Türkan Yüksel, babasına hitaben bu duygusal mektubu yazarken, erkek kardeşi ise maden ocağı resmini, Ali Yüksel'in mezarı başına bıraktı.

İşte o mektup ve resim:



ANNE ERGÜL: BENDEN HABERSİZ HAZIRLAMIŞLAR
Anne Ergül Yüksel ağlamaktan zor konuşarak, "Benden habersiz dün gece hazırlamışlar. Ben de mezarlıkta okudum. Şimdi ise çok kötüyüm" dedi. Anne Yüksel, "Yazın herkesin çocugu çiçek böcek resmi çizerken, onlar göçmüş maden resmi çiziyor, ölmüş babalarına mektup yazıyor" şeklinde konuştu.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Ermenekli annenin en acı Anneler Günü...

Ermenek'teki maden kazası sırasında, "Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?" sözleriyle tüm Türkiye'yi duygulandıran Ayşe Gökçe, oğlu Tezcan Gökçe'den ayrı ilk Anneler Günü'ne buruk hazırlanıyor.

"Oğlum yaşasaydı bana her gün Anneler Günü'ydü" diyen Ayşe Nine, "Yavrum hiç rüyama girmedi. Rüyama girse sevineceğim, öpeceğim, kucaklayacağım" sözleriyle gözyaşı döktü.

Ermenek'teki maden kazası sırasında, "Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?" sözleriyle tüm Türkiye'yi duygulandıran Ayşe Gökçe, oğlu Tezcan Gökçe'den ayrı ilk Anneler Günü'ne buruk hazırlanıyor. "Oğlum yaşasaydı bana her gün Anneler Günü'ydü" diyen Ayşe Nine, "Yavrum hiç rüyama girmedi. Rüyama girse sevineceğim, öpeceğim, kucaklayacağım" sözleriyle gözyaşı döktü.

Ermenek'teki kömür ocağında, 28 Ekim 2014'te meydana gelen maden kazasında hayatını kaybeden 18 işçiden Tezcan Gökçe'nin 76 yaşındaki annesi Ayşe Gökçe, oğlunun yokluğuna alışmaya çalışıyor.
     
Kazanın meydana geldiği günlerde, işçileri arama çalışmaları sürdüğü esnada, "Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?" sözleri ve cenaze törenindeki ağıtları ile herkesi gözyaşlarına boğan Ayşe Nine, oğlu Tezcan için hala ağlıyor.

Hissettiği çaresizlik nedeniyle elinden ağlamaktan başka hiçbir şeyin gelmediğini söyleyen Gökçe, evinin penceresinden 'sanki oğlu gelecekmiş gibi' sürekli yola baktığını dile getirerek, "Oğlum yaşasaydı bana her gün Anneler Günü'ydü. Yavrum hiç rüyama girmedi. Rüyama girse sevineceğim, öpeceğim, kucaklayacağım" dedi.

Gecesinin gündüzünün gözyaşlarıyla geçtiğini anlatan Ayşe Nine, bir anne için evlat acısı yaşamanın çok zor olduğunu vurguladı.
     
"Bir ana, iki kuzusunu bir günde kaybederse nasıl olur?"
     
Saadet Haznedar (65) ise madendeki kazada oğulları Kerim (30) ve Ali Haznedar'ı (34) kaybetmenin acısını ilk günkü gibi yaşıyor. Haznedar, geçen yılki Anneler Günü'ne kadar oğullarının kendisini mutlaka çeşitli hediyelerle ziyaret ettiğini, bu Anneler Günü'nde ilk kez bu duyguyu yaşayamayacak olmanın derin üzüntüsünü duyduğunu söyledi.

Hayatları yoklukla, zorluklarla geçse de bugüne kadar kimseye muhtaç olmadan yaşadıklarını anlatan Saadet Haznedar, şöyle devam etti:
     
"Bir örtünün altında 6 çocuk yatırdım. Keşke böyle olmasaydı, çadırın altında yaşasaydık da evlatlarım yanımda olsaydı. Anneler Günü ve bayramlar gelmesin istiyorum. Bir ana, iki kuzusunu bir günde kaybederse nasıl olur? Pencereden, işçilerin madene gittiğini gördüğümde, gözüm evlatlarımı arıyor. Evlat acısı çok zormuş. 10 çocuğum vardı. Ancak, insanın 10 da 20 de evladı olsa hepsinin yeri ayrı. Oğullarımın mezarına gittiğimde, 'sizi göresim geldi' diyerek ağlıyorum. Devlet yetkililerine teşekkür ediyorum. Onlar olmasa oğullarımın bir mezarı bile olmayacaktı. Tek isteğim onların 'şehit' sayılması."
     
Haznedar, oğullarının kabrini ziyareti esnasında da "Anneler Günü'nde siz benim yanıma gelirdiniz, bugün ben sizin yanınıza geldim çift kuzum" diyerek ağıt yaktı.  (medyafaresi.com.tr)

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Minik Enes hayatını kaybetti

Hayrullah Baygül (27), 3 yaşındaki oğlu Enes Baygül'ün Serebral Palsi (beyin felci) hastalığının tedavi masraflarını karşılayabilmek için, Soma A.Ş,’nin Eynez Ocağı’na çalışmaya girmişti.


13 Mayıs'ta o büyük facia meydana geldiğinde Hayrullah Baygül de vardiyadaki işçiler arasındaydı.  Enes hastanedeydi. Eşi Zemine haberi hastanede oğlunun başındayken almış, onu doktorlara ve hemşirelere emanet edip madene koşmuştu.

Hayrullah Baygül’ün faciada hayatını kaybeden 301 işçinin arasında olduğu ortaya çıkmıştı. 24 yaşındaki talihsiz kadın bir yandan eşini kaybetmesiyle yıkılsa da tek başına hasta oğulları Enes için mücadeleye başladı. Enes’in 1000 TL’yi aşan ve devlet tarafından karşılanmayan sondasından mamasına, bezine kadarki masraflarını tamamlamakta zorlanan genç kadının sıkıntılarını  CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz meclis gündemine taşımış soru önergesi vermişti ancak tüm bunlarla ilgili harekete geçilmedi.

Facianın üzerinden bir yıl geçti, genç kadın tek başına oğlu için mücadele etti. Verilen iki soru önergesiyle ilgili harekete geçilmeden, yanıt bile gelmeden Enes bu sabah hayatını kaybetti.

Bugün yaşama veda eden Enes'in babası Soma'daki faciada hayatını kaybetmişti

İKİ ÖNERGE VERİLDİ
Milletvekili Öz Enes için hem Sağlık hem Çalışma hem de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na önerge verdi. İlk önergenin ardından bir şey yapılmayınca ikinci önergeyi de Mart başında verdi. İkisinde de Enes için girişimde bulunulmadı. Öz'ün 13 Mayıs’taki faciadan bir hafta sonra Enes ve ona benzer,  Soma’da bulunan sosyal yaraların ortaya çıkma ihtimali nedeniyle ayrı bir araştırma komisyonu kurulmasını istemiş o da mecliste reddedilmişti.

Sakine Öz, bakanlıkların sorumluluklarını yerine getirmediğini vurgulayarak şunları söyledi:

 “Verdiğimiz iki soru önergesine yönelik yanıt gelmemişti. Soma’da faciadan hemen sonra, oradaki kadınların ve çocukların gelecekleriyle ilgili ne yapılması gerektiğiyle ilgili bir araştırma önergesi vermiştim. O da kabul edilmedi. Soma Komisyonu’nun kurulduğunu gerekçe gösterdiler. Ama ikisi birbirinden tamamen ayrıydı. Benim önerim tamamen sosyal ve psikolojik alanda geride kalanların sorunlarının çözümüyle ilgiliydi. Hem soru hem de araştırma önergelerinin yanıtı gelmedi. Ali ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın orada geride kalanların durumlarıyla ilgili ne yaptığı ile ilgili bir açıklama, çalışma görmedim. Oradakilerin birçoğu genç annelerdir. Enes’in annesi de küçücük 20’li yaşlarında yaşında bur kız çocuğu gibi. Çok zordu. O yaştaki bir annenin sabredebileceği bir çocuk değildi. Cihaza bağlı, sadece gözlerinin görebildiği bir çocuktu. Ama yine de tertemiz, pırıl pırıl bakıyordu. Mücadele ediyordu. Tüm çığlığa rağmen bir şey yapılmaması tamamen sorumsuzluktur. Devletin, bakanlığın, kurumlarının sorumluluk hissetmemesi, üzerine düşmemesi duygusudur. Yadsıdığım bir durum. Orada Enes gibi başka çocuklarımız da var. Engelli, psikolojik sorun yaşayan. Onların hem sağlıklarıyla ilgilenilmesi, hem giderlerinin karşılanması  hem de yardımcı olunması gerekir. Bu bakanlıkların sorunudur. Bakanlık olarak sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekmektedir.”

BİN TL’Yİ AŞAN MASRAF
Yaşanan maden faciasında yaşamını yitiren madencilerden, Hayrullah Baygül'ün oğlu Enes Baygül'ün bir süredir evde yatalak olarak bir solunum cihazına bağlı ve burundan beslenerek yaşamını sürdürdüğüne  önergesinde dikkati çeken Öz, "Beyin felci teşhisi konan ve 15 günde bir değiştirilmesi gereken solunum yolunun açık tutulmasını sağlayan trakeostomi kanulü taşıyan çocuğumuzun bu masrafının tamamı devlet tarafından karşılanmamakta, aspirasyon sondasının yarısı ödenmekte. Düzenli kullanılması gereken enjektör, ilaç, eldiven, bez ve mama torbası ise devlet tarafından karşılanmamaktadır. Annemiz, bu temel ihtiyaçları ancak hayırseverlerin yardımıyla karşılayabilmektedir" demişti. Şu sorulara yanıt istemişti:

" Faciada yaşamını yitiren madencimiz Hayrullah BAYGÜL ile Zemine BAYGÜL’ün çocuğu Enes BAYGÜL, bir süredir solunum cihazına bağlı ve burundan beslenerek yaşamını sürdürmektedir. -Palsi teşhisi konan ve 15 günde bir değiştirilmesi gereken trakeostomi kanulü taşıyan çocuğumuzun bu masraflarının tamamı devlet tarafından karşılanmamakta, aspirasyon sondasının yarısı ödenmekte, düzenli kullanılması gereken enjektör, ilaç, eldiven, bez ve mama torbası ise devlet tarafından karşılanmamaktadır. Annemiz, bu temel ihtiyaçları ancak hayırseverlerin yardımıyla karşılayabilmektedir. Bahse konusu olan tedavi sorunları yaşayan, Enes Baygül için bakanlığınız devreye girecek midir? Enes Baygül'ün ve Soma maden faciasında yaşamını yitiren tüm madencilerimizin sosyal güvence, sağlık sorunları yaşamaya devam eden yakınları için daha iyi koşullarda tedavi edilmesi ve bakılması için hangi çalışmalar yapılacaktır?"



MECLİS TATİL OLUNCA YANIT GELMEDİ
Enes, 11 aylıkken kalbinin durması sonucu oksijen yetersizliği nedeniyle beyin felci geçirdi.  Küçük Enes, evinde kurulan özel bir odada solunum cihazına bağlı olarak yaşıyordu. Maden faciasında eşi Hayrullah Baygül’ü kaybeden ve solunum cihazına bağlı olarak yaşayan Enes’i hayatta tutmaya çabalayan Zemine Baygül , bir süre önce, “Kocam oğlumuzu kurtarmak için öldü. Onun yaşaması, tedavi olabilmesi için madene indi. Madene inmek istemiyordu ama başka geçim kaynağımız yoktu. Oğlumun bu fotoğrafını sorumluların vicdanlarına bırakıyorum” demişti. Eşinden kalan maaşla yaşamını sürdürdüklerini söyleyen  Baygül, Enes’in tıbbi ihtiyaçları sigorta tarafından karşılanmadığı için zor günler geçirdiğini söylemişti.  2 Mart’ta CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz tarafından Enes’in durumuyla ilgili Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e soru önergesi verilmesine rağmen Meclis’in kapanması ve yetkililerin ilgi göstermemesine bir kez daha üzüldüğünü vurgulamıştı. Sesini duyuramadığını söyleyen Baygül, “Eşim öldüğünde oğlumuz 2 yaşındaydı. Kocam oğlumuzu kurtarmak için öldü. Onun yaşaması tedavi olabilmesi için madene indi. Madene inmek istemiyordu. Ama başka geçim kaynağımız yoktu. Para kazanmak zorundaydı. Oğlumun bu fotoğrafını sorumluların vicdanına bırakıyorum. Aldığımız tıbbi malzemeler özel tüketim malzemesi olarak görüldüğü için kendi cebimden karşılıyorum. Dikkat etmeme rağmen Enes sık sık enfeksiyon kapıyor. Hastanelere tedavi için götürdüğümde çoğu zaman yer bulamıyorum. Enes’in bütün sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasını ve sabit bir hastanede tedavi edilmesini istiyorum” demişti.

(hürriyet.com.tr)

16 Nisan 2015 Perşembe

Bu fotoğrafı vicdanınıza bırakıyorum

Maden faciasında eşi Hayrullah Baygül'ü yitiren ve solunum cihazına bağlı olarak yaşayan 3 yaşındaki oğlu Enes'i hayatta tutmaya çabalayan Zemine Baygül (20), "Kocam oğlumuzu kurtarmak için öldü. Onun yaşaması, tedavi olabilmesi için madene indi. Madene inmek istemiyordu ama başka geçim kaynağımız yoktu. Oğlumun bu fotoğrafını sorumluların vicdanlarına bırakıyorum" diye konuştu.


 Soma’daki faciada ölen işçilerden 27 yaşındaki Hayrullah Baygül’ün oğlu Enes, 11 aylıkken kalbinin durması sonucu oksijen yetersizliği nedeniyle beyin felci geçirdi. Küçük Enes, evinde kurulan özel bir odada solunum cihazına bağlı olarak yaşıyor. Eşinden kalan maaşla yaşamını sürdürdüklerini söyleyen acılı anne Zemine Baygül, Enes’in tıbbi ihtiyaçları sigorta tarafından karşılanmadığı için zor günler geçiriyor.

‘SESİMİ DUYURAMADIM’

2 Mart’ta CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz tarafından Enes’in durumuyla ilgili Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanı Faruk Çelik’e soru önergesi verilmesine rağmen Meclis’in kapanması ve yetkililerin ilgi göstermemesi anneyi bir kez daha üzdü. Milliyet gazetesinden Timuçin Çelebi ve Ender Aldanmaz'a, 'sesini duyuramadığını' söyleyen Baygül, “Eşim öldüğünde oğlumuz 2 yaşındaydı. Kocam oğlumuzu kurtarmak için öldü. Onun yaşaması tedavi olabilmesi için madene indi. Madene inmek istemiyordu. Ama başka geçim kaynağımız yoktu. Para kazanmak zorundaydı. Oğlumun bu fotoğrafını sorumluların vicdanına bırakıyorum” dedi.

Maddi zorluklar yaşadığını ve Enes’in aylık giderinin 1000 TL’yi aştığını belirten Baygül, “Aldığımız tıbbi malzemeler özel tüketim malzemesi olarak görüldüğü için kendi cebimden karşılıyorum. Dikkat etmeme rağmen Enes sık sık enfeksiyon kapıyor. Hastanelere tedavi için götürdüğümde çoğu zaman yer bulamıyorum. Enes’in bütün sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasını ve sabit bir hastanede tedavi edilmesini istiyorum” dedi.
Küçük Enes için sigortadan karşılanması istenen tıbbi malzemeler şöyle:

- Enjektörler
- Steril eldivenler
- Boğaza takılan nemlendirici
- Solunum makinesi filtreleri
- Solunum cihazı filtresi
- Solunum devresi
- Ayak bileklikleri

(milliyet.com.tr)

11 Mart 2015 Çarşamba

SMS’le işten kovulan madencilere tazminat

Soma’da SMS’le tazminatsız işten atılan 2191 mağdur işçiden 20’si için açılan dava işçinin zaferiyle sonuçlandı. İşçilere 40 biner lira tazminat ödenmesine hükmedildi.

Milliyet’ten Muhittin Akbel’in haberine göre 301 madencinin hayatını kaybettiği facianın yaşandığı Soma’daki Eynez maden ocağında SMS’le işten çıkarılan işçiler, hukuk mücadelesinden zaferle çıktı. İzmirli avukatlar Özcan çiçek ve Muharrem Çiçek, tazminatsız işten çıkarılan işçilerden 20’si adına Soma İş Mahkemesi’nde açtıkları davanın kazanıldığını, işçilerin, asıl işveren olan Türkiye Kömür İşletmeleri’nden (TKİ) tazminat almaya hak kazandıklarını açıkladı.

İKİ AYDA SONUÇLANDI
20 işçinin kazandığı bu hukuk zaferi, Yargıtay’ın da onaması halinde, tazminat alamadan kapı dışarı edilen diğer işçiler için de emsal olacak.

İşe dönüş davası yerine, tazminat davası açtıklarını kaydeden Özcan Çiçek, şu bilgileri verdi:
“Başka avukat arkadaşların açtığı yaklaşık 250 dava var. Onlar muvazaa (Hileli işlem) üzerinden açtı. Biz, esas işverenin Soma Kömür İşletmeleri değil, Türkiye Kömür İşletmeleri olduğu gerçeğinden yola çıkarak dosya hazırladık. Feshin, usulsüz yapıldığını iddia ettik. Feshi geçersiz kılarak tazminat ödenmesi gerektiği üzerinde durduk. 29 Aralık’ta açtığımız dava 6 Mart’taki duruşmada sonuçlandı. Soma İş Mahkemesi, esas işverenin TKİ olduğunu hükmederek, işçilerin tazminatlarını ödemesi gereken kurumun TKİ olduğuna karar verdi. Alt işveren olan Soma Kömür İşletmeleri’nin ödemediği tazminatı, TKİ ödemek zorunda kaldı.”

GÖZLER YARGITAYDA
Ocakta 10 yıldır çalışan ve işsiz bırakılan işçilerin yaklaşık 40’ar bin lira tazminat alacağını söyleyen Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü: Mahkemenin kararı, işsiz müvekkillerimize bayram sevinci yaşattı. Kınık’ta şehir meydanında ateş yakıp hukuk zaferini kutladılar. Eğer Yargıtay, yerel mahkemenin bu kararını onaylarsa, devletin, yani Türkiye Kömür İşletmeleri’nin, SMS’le işten atılan işçilerin tazminatlarını ödemesi kesinleşecek. Yargıtay’ın da bu konuda yerel mahkemenin kararını onayacağını umuyoruz.” 

Ölen madencinin 4. kızı doğdu

Karaman’ın Ermenek İlçesi’nde 28 Ekim günü çalıştıkları linyit ocağını su basması sonucu ölen 18 madenciden 34 yaşındaki Ali Haznedar’ın eşi 31 yaşındaki Fadime Haznedar, bir kız bebek dünyaya getirdi. Fadime Haznedar, bebeğine eşinin ölmeden önce düşündüğü ’Sare’ ismini koyduklarını belirterek, ”Yetim dünyaya getirdim. Bebeğimin babasızlığı acı veriyor” dedi.

Ermenek’in Pamuklu Köyü’nde, Has Şekerler Madencilik Şirketi’ne ait linyit ocağını, eski ocakta biriken suyun basması sonucu 34 işçiden 18’i mahsur kaldı. Facianın ardından başlayan kurtarma çalışmaları 38 gün sürdü. Bu çalışmalar kapsamında 18 işçinin cansız bedenleri farklı zamanlarda ulaşılarak ocaktan çıkartıldı. 18 madenciden Ali Haznedar’ın, eşi Fadime Haznedar, dün 4’üncü çocuğunu dünyaya getirdi. 6 ile 12 yaş arasında 3 kız çocuğu annesi olan Fadime Haznedar, eşi kömür ocağında öldüğünde 5 aylık hamile olduğunu, eşinin doğacak kızına ’Sare’ ismini koymayı düşündüğünü bu yüzden adını ’Sare’ verdiklerini söyledi.

Yetim bir çocuk dünyaya getirdiğini ve buruk bir mutluluk yaşadığını ifade eden Fadime Haznedar, şöyle devam etti:

”Acı hissediyorum. Bebeğim yetim kaldı. Babası gittiğinde 5 aylıktı. 4 ay sonra doğum yaptım. Şimdi yetim dünyaya getirdim. Babasızlığı acı veriyor. Kızım babasını göremeyecek. Eşim, 4’üncü kızımızın dünyaya geleceği için çok mutluydu. Yeniden baba olacağı için heyecanlıydı.”

Yeni doğan bebeklerinde anne karnında iken böbrek büyümesi başladığını belirten Haznedar, ”Doktorların söylediğini göre böbrek büyümesinin yaşadığımız maden faciasında benim üzüntü ve stresli olmamdan kaynaklı olabileceğini belirttiler. Elimizden tutan olursa çocuğum Konya’da tedavi olacak. Çünkü doğumdan sonra getirin, tedavisine başlayalım demişlerdi ”dedi.

TABUTUN ÜZERİNE PATİK VE BARET KOYMUŞTU

Eşinin cenaze töreninde hamile olan Fadime Haznedar, tabutun üzerine eşinin baretini ve doğacak bebeğin patiklerini koymuştu. Ali Haznedar’ın kız kardeşi Şerife Torun da, buruk bir mutluluk içinde olduklarını belirterek, ”Mutluyuz, ama buruk bir mutluluk içindeyiz. Çocuğumuz yetim kaldı. Suçlular cezasını çekecek. Bu çocuğumuz kucağımızda böyle kalınca kendileri düşünün artık ne yapacağını” dedi. Aynı faciada Ali Haznedar’ın kardeşi Kerim Haznedar da yaşamını yitirmişti.

27 Şubat 2015 Cuma

Soma'dan kötü haber

Soma'da Eynez Bölgesi'nde faaliyet gösteren İmbat Madeni'nde Yusuf Çakıroğlu adlı işçi başına topan (yığın) düşmesi sonucu hayatını kaybetti.

İmbat Madeni'nde çalışmalar dururken 1980 doğumlu Çakıroğlu'nun Bergamalı olduğu öğrenildi.


20 Şubat 2015 Cuma

Soma için toplanan paralar nerede?

MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, SOMA yararına yapılan futbol faaliyetlerinden ilçeye para gitmediğini, bu paraların nerede olduğunu sordu!

Soma için oynanan maçta Galatasaray’la karşılaşan Atletico Madrid’in kulüp kaynakları “Biz dayanışma için İzmir’e gelmiştik” dedi. Topu Aslan’a attı. Cimbom’un o dönemki yöneticileri ise “Parayı yolladık” cevabıyla yetindi. Şimdi mevcut yönetimden, yardım parasının hangi hesaba yollandığını açıklaması bekleniyor.

MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Soma yararına oynanan bazı maçlar ve Drogba’nın yaptığı belirtilen yardımla ilgili açıklamalar gündemi sarsmıştı. Akçay, sezon başındaki Galatasaray-Atletico Madrid maçı ve Chelsea-Beşiktaş-Fenerbahçe arasındaki üçlü turnuvadan elde edilen gelirlerin akıbetinin meçhul olduğunu söyledi.

Galatasaraylı eski yıldız Drogba’nın bağışladığı ileri sürülen 1 milyon liranın da Manisa AFAD veya Soma Kaymakamlığı hesaplarına yatırılmadığını ortaya koydu. Akçay, Fenerbahçe ile Galatasaray futbol takımları arasında oynanan Süper Kupa finalinin gelirinin ise Somalı madencilere değil, futbol tesisine gittiğini söyleyerek eleştiride bulunmuştu. Ve gazeteniz BUGÜN de konunun muhataplarına ulaştı.

BU PARALAR NEREYE YATTI?

Atletico Madrid ve şu anda Chelsea’de oynayan Drogba cephesinden gelen cevaplar hayli dikkat çekiciydi. Ulaştığımız İspanyol kulübü kaynakları, “Biz bir davet maçı aldık ve oynadık. Bizim için İzmir’deki maç, kardeşlik ve dayanışma karşılaşmasıydı” dediler. Yani Atetico, bu paranın Soma hesaplarına yattığını sanıyor ancak MHP’li vekilin araştırmasına göre böyle bir para görünmüyor.

HASILAT 2 MİLYON LİRAYDI

Dostluk karşılaşmasını 40 bini aşkın taraftar izlerken, biletli seyircinin 28 bin 653 kişi olduğu ortaya çıkmıştı. Mücadelenin biletleri 45, 60 ve 90 TL’den satılmıştı. Yine Soma için yaklaşık 2 milyon TL hasılat elde edilmişti. Atletico Madrid maçı oynandığında Galatasaray yönetiminde Ünal Aysal devri yaşanıyordu. O dönemin etkili bir idarecisi, paranın kesinlikle Galatasaray tarafından ilgili yere iletilmiş olması gerektiğini ifade etti. “Atletico, İspanya Profesyonel Futbol Ligi denetiminde buraya geldi. Ama biz Soma yararına organize ettik” dedi. Dönemin bir diğer yöneticisi ise “Galatasaray bu organizasyonu kendi isteyerek yaptı. Zaten sanılandan az bir para toplandı. Biz parayı vermişizdir” dedi.
DROGBA CEPHESİ YARDIMI DOĞRULADI: GEREKLİ İŞLEMİ YAPTIK

Drogba cephesinden de bu konuyla ilgili bilgi geldi. Ünlü oyuncunun birlikte çalıştığı yetkililer “Biz bu konuda gereken işlemi yaptık” dediler. Tıpkı Atletico cephesi gibi paranın ilgili yere gitmesiyle ilgili topu adeta yetkili birimlere attılar. MHP’li vekil Akçay’a göre bu para da hesaplarda görünmüyor. Bu arada bir şüphe de ortadan kalktı. Kamuoyunda, Drogba’nın yaptığı yardımla ilgili bir şüphe ve tartışma vardı. Gelen cevapla yapılan yardım doğrulanmış oldu.

FENERBAHÇE ESKİ CEO’SU HASAN HAKKI YILMAZ: 100 ÇOCUĞA BURS VERDİK

Fenerbahçe eski CEO’su Hasan Hakkı Yılmaz, Chelsea’nin geldiği ve Beşiktaş’ın da olduğu sezon başı yardım turnuvasında kulüpte görevliydi. Yılmaz, “Gayet profesyonel şekilde düzenledik. Geliri, Somalı öğrencilere burs olarak aktarıldı. İsimleri de bellidir. Paraları bir eğitim vakfı seçilmiş çocuklara düzenli burs olarak aktarıyor. Öyle bir sıkıntı yok. Zaten bir eğitim bursu programıydı. Bununla ilgili profesyonel şirketlerle anlaştık ve 100 çocuğa burs vermeye başladık” dedi. (Sözcü)