9 Kasım 2014 Pazar

Türkiye'nin kadınları bir umuttur

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, saat 19.00'da Sarıyer'de bir otelde Türkiye İş Kadınları Derneği'nin (TİKAD) 10. Yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen geceye katıldı.

 TÜRKİYE İş Kadınları Derneği(TİKAD)'ın 10. Yıl etkinliğine katılan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, “Türkiye tarihi tecrübesine dayanarak akılcı ve barış merkezli dış politikasından güç alarak bölgesinde yaşanan tüm krizlere rağmen huzur, emniyet ve refah içinde büyümesini sürdürmektedir. Türkiye sadece büyümekle kalmıyor bölgesel ve küresel sorunlara vicdan nazarını katarak insanlığa öncü olmak gibi bir misyonu da yükleniyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, saat 19.00'da Sarıyer'de bir otelde Türkiye İş Kadınları Derneği'nin (TİKAD) 10. Yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen geceye katıldı. Gecede, TİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Bulut, Hülya Avşar, çok sayıda yerli ve yabancı iş kadını da hazır bulundu. Tören sonunda Emine Erdoğan, TİKAT Başkanı Nilüfer Bulut tarafından Dünya Forumu'ndaki TİKAT logosunu temsilen 1927'li yıllarda Türkiye pazarı için üretilmiş antika bir küreyi eşi Cumhurbaşkanı Erdoğan adına aldı. Emine Erdoğan'a ise bir plaket takdim edildi.

ERDOĞAN'IN MESAJI OKUNDU
Rahatsızlığı sebebiyle programa katılmadığı açıklanan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gönderdiği mesajı okundu. Erdoğan mesajında, “Kadınlarımızın üretken hale gelmeleri, başarılı girişimciler olmaları ve ekonomik açıdan güçlenmeleri, bizlerin temel önceliklerinden biri olmuştur. Şahsen kadınların hak mücadelesinde her zaman bu davayı sahiplenmelerini, kendi kavgalarının kendileri vermelerini teşvik ettim. Üstlendiğim tüm görevlerde kadınların siyasette daha aktif olmalarını istedim. Onlara alan açmanın gayreti içinde oldum.ö Diyerek TİKAD'ın 10. Yılını kutladı.

"İNSANLIĞA ÖNCÜ OLMAK GİBİ BİR MİSYONU DA YÜKLENİYOR"
Gecede bir konuşma yapan Emine Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinde yaşanan huzursuzluklara rağmen tarihi tecrübesi ve izlediği barışçıl politikalar sayesinde refah içinde büyümeye devam ettiğini söyledi. Erdoğan, “Türkiye tarihi tecrübesine dayanarak akılcı ve barış merkezli dış politikasından güç alarak bölgesinde yaşanan tüm krizlere rağmen huzur, emniyet ve refah içinde büyümesini sürdürmektedir. Türkiye sadece büyümekle kalmıyor bölgesel ve küresel sorunlara vicdan nazarını katarak insanlığa öncü olmak gibi bir misyonu da yükleniyor. Sayın cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Türkiye çözümün, dayanışmanın kardeşliğin, adaletin umudu olarak son derece ilkeli bir duruş sergiliyor. Bölgesel ve küresel sorunlarda Türkiye kadar Türkiye'nin kadınları da bir umuttur" dedi.

SAMİMİYET TESTİ
Bölgede yaşanan olayların aynı zamanda bir samimiyet testi olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, “Esasen öyle bir imtihandan geçiyoruz ki  bu sürecin aynı zamanda bir samimiyet testi olduğunu da görüyoruz. Şunu da çok büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki küresel ölçekte insanlığın tabii tutulduğu imtihanda en büyük başarıyı gösteren Türkiye olmuştur" diye konuştu.

ÇÖZÜM SÜRECİNE DE DEĞİNDİ
Çözüm sürecine de değinen Emine Erdoğan, doğu ve güneydoğuda yaşayan kadınların çözüm sürecinde tecrübe sahibi olduklarını ve bu tecrübenin bölgedeki kadınları olumlu şekilde etkilediğini savundu. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Annelerin acısını dindirmek gözyaşlarını durdurmak amacıyla başlatılan çözüm süreci kadınların bu sürece sahip çıkmaları sayesinde daha fazla umut vadetmeye devam ediyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu'da  yaşayan hanım kardeşlerimiz iki yıldır tecrübe ettikleri çözüm sürecinin kendilerini nasıl rahatlattığını gördüler. Diyarbakır ve bazı illerimizde kadınların dağa kaçırılan çocukları için çok cesur biçimde eylem yapmaları geleceğimiz adına, kadın hareketi adına, Türkiye adına çok önemli bir adımdır. Terör örgütünün ve siyasetin baskılarına aldırmadan çocuklarının peşine düşen kadınlar barışa giden yolun şimdiden kahramanı olmuştur" Programın sonunda Emine Erdoğan ve beraberindekiler, TİKAD'ın 10.Yıl pastasını getirilen bir kılıçla kesti.  DHA

Meteoroloji'den fırtına uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, Güney Ege'de güney ve güneydoğu yönlerinden esen rüzgarın, ilerleyen saatlerden itibaren kuvvetini artıracağı belirtildi.

Rüzgarın yarın öğlenden itibaren saatteki hızının zaman zaman 50-75 kilometreyi bulabileceği ifade edilen açıklamada, fırtınanın pazar sabahı etkisini kaybetmesi beklendiği kaydedildi.
Açıklamada, vatandaşların fırtınanın oluşturabileceği olumsuzluklara karşı dikkatli olması istendi.

IŞİD lideri El Bağdadi ağır yaralı iddiası!

ABD liderliğindeki koalisyonun IŞİD'e yönelik düzenlediği hava saldırısında örgütün 1 numaralı ismi El Bağdadi'nin ağır yaralandığı iddia edildi.

Reuters'in son dakika olarak geçtiği habere göre Musul yakınlarında IŞİD liderininde içinde bulunduğu bir konvoya hava operasyonu düzenlendi. El Bağdadi'nin de içinde bulunduğu IŞİD liderlerinin hedef alındığı konvoy saldırıda tamamen yok edildi. Bağdadi'nin saldırıda ağır yaralandığı iddia ediliyor.
 
ABD operasyonu doğrularken Bağdadi'nin vurulup vurulmadığı hakkında şu an için bir teyitte bulunamayacaklarını açıkladı.
 
ABD NE DOĞRULADI NE YALANLADI
 
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı sözcülerinden Patrick Ryder, saldırının Ninova vilayetinde 10 araçlık bir IŞİD konvoyunu hedef aldığını duyururken, El Bağdadi'nin konvoyda olup olmadığıının bilinmediğini söyledi. 
 
Bir Amerikalı yetkili, Musul'un 280 km kuzeyindeki El Kaim'de bir IŞİD konvoyuna yönelik bir bombardıman yapıldığını söylerken, IŞİD liderliğinin toplantısının hedef alınmadığını kaydetti. 
 
Reuters'a konuşan iki görgü tanığı ise hava saldırısının Suriye sınırındaki Irak kasabası El Kaim'de üst düzey IŞİD üyelerinin toplantı yaptığı bir evi vurduğunu söyledi. Görgü tanıkları, saldırının ardından IŞİD üyelerinin yaralılara yer açmak için yakındaki bir hastanedeki tüm hastaları tahliye ettiklerini anlattı. Aynı tanıklar, kendilerine IŞİD'in Anbar lideri ve yardımcısının saldırıda öldüğü yönünde haberler geldiğini ama bunu doğrulatamadıklarını belirttiler.
 
Irak güvenlik güçleri iddialara henüz yanıt vermedi. 
 

Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda halk günü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın maliyetinin 500 milyon dolar civarında olduğunu açıklarken, 'Kalitenin bir bedeli var' dedi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı için yapılan eleştiriler için 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile dönemin başbakanı Süleyman Demirel arasındaki uçak kavgalarını hatırlattı. Erdoğan, “Rahmetlinin ardından Demirel o göreve geldi. Çok ağır laflarla eleştirdiği uçakları bizzat kendisi de kullanmaya başladı” dedi. Erdoğan, Saray’ın maliyetinin 500 milyon dolar civarında olduğunu söylerken, “Kalitenin elbet bir bedeli de olur. Eğer burda bir suiistimal varsa, bunu inceleyecek merciler bellidir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda çeşitli toplantılar yapacağını açıklayarak, “Muhtarlarla orada bir araya gelmeyi planlıyorum; kendilerini dönüşümlü olarak çağırma suretiyle bunu yapabilirim. Hakeza, tüm Türkiye’den kurayla belirlenecek vatandaşlarımızla da benzer bir toplantıyla biraraya gelmeyi düşünüyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkmenistan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Hürriyet gazetesi yazarı Akif Beki’nin “Vatandaşlarla toplanacağım” başlığıyla (9 Kasım 2014) köşesine taşıdığı görüşme şöyle:

Vatandaşlarla toplanacağım

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın maliyetinin 500 milyon dolar civarında olduğunu vurgulayarak, “Buradaki 2-3 bin kişilik bir kongre sarayı, dışarıya da açık olacak, büyük çaplı toplantılar yapacağız. Tüm Türkiye’den kurayla belirlenecek vatandaşlarımızla da bir araya gelmeyi düşünüyorum. Kongre merkezinin yanına bir cami de yapacağız, tabii ki halka açık olacak” dedi.

Erdoğan, Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayarak, özetle şu değerlendirmelerde bulundu:

Süreci 77 milyon sahiplenmeli

“Biz Sürece demokratik açılım ile başladık. Bir süre sonra bunu bir üst perdeye çıkarmak gerekiyordu ve adına 'Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci' dedik. Bu benim çok daha benimsediğim bir başlık ve kavramdı. İçerik itibarıyla çok daha sıcaktı. Bir aşamadan sonra da Çözüm Süreci gündeme geldi. Çözüm olduğu sürece sahiplenilebilir, neden olmasın dedik ve bu şekilde devam ettik. Bu noktada sürecin şu tarafında şu grup, bu tarafında bu grup var diyerek bir tarafa Kürt vatandaşlarımızı oturtmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza vs. Bir tarafa denmez. Süreç ülkemizin genelini, 77 milyonu kapsıyor ve bu şekilde de sahiplenilmeli ki bu işi çözelim.  Bunun adı Çözüm Süreci olur, Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci olur ama devam etmesi lazım. Bu, 77 milyonun ortak meselesidir. Taviz veremeyiz. Bunu söylerken de eli sopalılara ülkeyi bırakamayız. Bu açıdan yeni yasal düzenlemeler de önemli. Molotof, maske vb. konularda caydırıcı cezalar olmalı."

Geri çekilme meselesinde örgüt tarafında kafa karışıklığı mı yaşanıyor?

Şu anda İmralı’nın bu yönde açıklamaları var, ama geri çekilme şeklinde bir şey henüz gerçekleşmiş değil. Ben o dediğiniz kesimde bu konularda, çift başlılık, hatta çok başlılık olduğunu görüyorum. Bu işin Avrupa ayağı var, Kandil var, İmralı var…

İmralı ile görüşmelerin yeniden başlaması olabilir mi?

Bu istihbarat teşkilatımızla ilgili bir konu. İstihbarat teşkilatımız, gerektiğinde gider görüşür, gereken neyse yapar. Hükümetimiz sağduyu neyi gerektiriyorsa onu yapar. Ama oraya gidenlerin, oraya gidişi bir meydan okuma fırsatı gibi görmelerinin doğru olmadığına inanıyorum.

Paralel yapı seçimde terör örgütü uzantısını destekledi

Paralel örgütle PKK arasında bir tür dayanışma var deniyor. Olayların büyümesinde bunun bir rolü var mı?

O tür pasif direnişler oluyor, olabiliyor. Çünkü bunları malum bir akşamda temizleyemiyorsunuz. Sorunu, Türkiye’deki mevcut yasalarla hukuk devleti içerisinde çözmeye çalışıyoruz. Bu konuda kararlıyız. Birinci mesele konusunda ise bunların, seçimler sırasında, Güney-Doğu Anadolu’da terör örgütünün siyasi uzantısı olan adayları desteklemekte beis görmediklerini hatırlatmakla yetinmek istiyorum… Üst akıl talimatı böyle veriyor ve bunlar da bu adımları atıyorlar. Bu dayanışmaları sürecektir…

Demirel, Özal’ın uçağını eleştiriyordu kendisi de kullandı

Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve yeni uçak konusunda iç ve dış basında yazılanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim meselemiz, yeni Türkiye. Bir de tabii eski Türkiye meselesi var. Hatırlarsınız eski Türkiye’de buna benzer konular çok işlenirdi. Daha önce de söyledim rahmetli Özal, biliyorsunuz uçak aldığı zaman, Demirel’in ağır saldırılarına maruz kalmıştı. Ağır hakaretlerde bulunulmuştu. Tabii o zamanın cumhurbaşkanları, başbakanları dış ülkelere tarifeli uçaklarla gidebiliyordu. Yani ihtiyaçtan dolayı alınmıştı uçak. Rahmetlinin ardından Demirel o göreve geldi. Çok ağır laflarla eleştirdiği uçakları bizzat kendisi de kullanmaya başladı. Aslında bu bir samimiyet testiydi. Biz göreve geldikten sonra, baktım ki bu uçakların biri Cumhurbaşkanlığında biri de Başbakanlıkta. Uçakların, ihtiyacı olanların kullanması esasıyla havuz yapılmasını önerdik. Kendileri (Ahmet Necdet Sezer) buna yanaşmadı.. Ama bu sıkıntılı bir durumdu. Çünkü öyle anlar oluyordu ki, Dışişleri Bakanının veya bakanlarımızın bir yere gitmeleri gerekiyor ama uçak bulunamıyordu. Bu ihtiyaç üzerine bir uçak daha alalım dedik. Tam o sırada, Berlusconi’nin uçağının satışta olduğunu öğrendik. Berlusconi’nin uçağı o zaman 5 yaşında. O uçağı satın aldık. Türkiye’nin hamle üstüne hamle yaptığı bir dönemde, vaktin nakit olduğu apaçık ortadaydı. Öyle ülkeler var ki, 2 saatlik bir görüşme için tarifeli uçakla gidip gelmeniz size 2- 3 güne mal olabiliyordu. Halbuki yöneticilerin, bakanların zaman kaybetmeleri, ülke açısından ciddi bir kayıp. Zaman içerisinde, Türkiye’nin gelişimiyle doğru orantılı olarak bu husustaki ihtiyaç da arttı elbet. Yaklaşık 4 sene önce, bu ihtiyacı daha somut olarak hissetmeye başladık. Örneğin biz ABD gibi uzak ülkelere giderken bir veya iki yerde yakıt ikmali için durmak zorunda kalıyorduk. Bu durum yaklaşık 2 saat kayba yol açıyordu. Bunları değerlendirmeye başladık. Diğer ülkeler gibi bizler de mola vermeden uçabilmeliydik. Sonuçta da bu uçağı almaya karar verdik. Ancak talihsizlikler nedeniyle epey zaman kaybedildi.

Cumhurbaşkanlığı’na kongre merkezi ve cami yapılacak

Maliyeti ne kadar oldu uçağın? Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yönelik eleştirilere ne diyorsunuz?

Tüm donanımları dahil olmak üzere bize şu anki maliyeti 179 milyon dolar. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ilişkin tartışmalar da uçak meselesinden farklı değil. Bu bina, ülkemiz için bir ihtiyaçtı. O nedenle yapıldı. Yabancı konukları karşılama törenlerini, caddeyi trafiğe kapatmak suretiyle sokakta yapmak durumunda kalıyorduk. Hem kapalı alanda tören yapma şansımız olacak, hem de açık alanda. Türkiye’ye yaraşan, tüm ihtiyaçlara cevap veren bir bina yapıldı. Ben, 11 yıllık Başbakanlığım boyunca resmi konutta oturmamış bir insanım. Tabii medyanın bir kesimi işin bu yönünü pek görmek istemiyor. Keçiören’de bir apartman dairesinde oturdum. Ankara’da Abdullah Bey’in oturduğu konuta taşınmam, Cumhurbaşkanı seçildikten sonradır. Beştepe’deki projede konut da olacak. Bitince geçeceğiz tabii. Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı kapsamında, 2-3 bin kişilik bir kongre sarayı da olacak. Bu dışarıya da açık olacak. Orada büyük çaplı toplantılar yapma imkanımız olacak. Örneğin, muhtarlarla orada bir araya gelmeyi planlıyorum; kendilerini dönüşümlü olarak çağırma suretiyle bunu yapabilirim. Hakeza, tüm Türkiye’den kurayla belirlenecek vatandaşlarımızla da benzer bir toplantıyla biraraya gelmeyi düşünüyorum. Kongre merkezinin yanına bir cami de yapacağız. O bölgede ihtiyaç var çünkü. Tabii ki cami halka açık olacak.

Maliyet 500 milyon dolar civarında kalitenin bedeli olur

Maliyetle ilgili tartışmalara ne diyorsunuz?

Bizim amacımız, tıpkı ecdadımız gibi, ülkemize kalıcı bir eser bırakmak. Projeyle ilgili olarak ben nasıl bir şey istediğimizi söyledim. O da şuydu: Binanın dışında, Ankara’da da izlerini gördüğümüz Selçuklu mimarisi olmalı. İçeride Osmanlı’nın taban tavan arasındaki mesafedeki o rahatlık olmalı. Donanım olarak da modern teknolojinin kullanıldığı akıllı bir bina olmalı. Sağ olsun arkadaşlar, iyi bir iş çıkardılar. Malzeme noktasında da bütün hassasiyeti ortaya koydular. Kalitenin elbet bir bedeli de olur. Eğer burda bir suiistimal varsa, bunu inceleyecek merciler bellidir. Bu açıdan herhangi bir sıkıntımız yok. Maliyet konusunda 750-800 milyon dolar gibi rakamlardan bahsedenler var. Bu kesinlikle doğru değil. Maliyet 500 milyon dolar civarında.

Büyük devlet büyük düşünür

Cumhurbaşkanlığı Sarayıyla ilgili uluslararası medyanın hassasiyetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Umursamıyorum. Bizim için herhangi bir kıymeti harbiyesi de yok. Biz kendi işimize bakarız. Büyük devletsek, büyük düşünmek durumundayız. Onlar ne derse desin, biz yolumuza devam edeceğiz. (Hürriyet/Akif Beki)

8 Kasım 2014 Cumartesi

15 dolarlık hesaba 1000 dolar bahşiş

ABD’nin Colorado eyaletinde bir kafenin müşterisi, 15 dolarlık (34 TL) hesap için 1000 dolar (2 bin 270 TL) bahşiş bıraktı.

Route 6 Cafe isimli mekânda garsonluk yapan Carly DiMuzio (22), Susan isimli bir müşterinin yemeğini yedikten sonra kendisinden bir not kâğıdı ve kalem istediğini, yüklü bahşişle birlikte bir de teşekkür notu bıraktığını söyledi.

IŞİD'e ağır darbe: 80 militan öldürüldü!

Irak'ın Selahaddin ilinde faaliyet gösteren Selahattin Operasyonlar Komutanlığı Beyci ilçesinde 80 militanın öldüğünü açıklandı.

Basın açıklamasında komutanlık güvenlik güçlerinin hava kuvvetlerinin de desteğiyle Tikrit’in 40km Kuzeyindeki Beyci ilçesinde IŞİD militanlarına karşı zorlu bir operasyon yaptığını, bunun sonucunda 80 militanın öldüğünü, 13 tankerin yakıldığını ayrıca teröristlerin hem maddi hem de beşeri yönden büyük zarara uğratıldığını belirtti.

Komutanlık ayrıca IŞİD’e ait çok sayıda çeşitli silahlara da el konulduğunu açıkladı. Güvenlik güçleri daha önce Beyci ilçesine girerek IŞİD militanlarını uzaklaştırarak, kontrol sağlamayı başarmıştı. Militanlar Musul il sınırında olan ve militanların merkezi olan Şirgat ilçesine doğru kaçmıştı. (Medyafaresi)

Bahçeli: Cehalet değilse şuursuzluk örneğidir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Dersim katliamı ile ilgili olarak, “Modern bir Kerbela idi” açıklamasını “talihsiz bir konuşma” diye nitelendirerek, “Dersim’deki hıyaneti, devlet ve millet aleyhine kurulan tuzakları, sahnelenen emperyalist oyunları Kerbela’ya benzetmek eğer cehalet değilse tam anlamıyla şuursuzluk örneğidir” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu bugün(dün) Nevşehir ilimizde düzenlenen, “4.Uluslararası Hacı Bektaş Aşure Günü” etkinliklerine katılmış ve çok talihsiz bir konuşma yapmıştır. Başbakan, sözde Dersim katliamını Kerbela şiddetiyle bir görmüş ve modern bir Kerbela vakası olarak tanımlamıştır. Dersim’deki hıyaneti, devlet ve millet aleyhine kurulan tuzakları, sahnelenen emperyalist oyunları Kerbela’ya benzetmek eğer cehalet değilse tam anlamıyla şuursuzluk örneğidir. Davutoğlu ne dediğini bilmeyen, ne konuştuğunun farkında olmayan vesayet ve velayet altındaki bir siyasetçi olarak sürekli falso yapmakta, sürekli çuvallamaktadır. Her defasında diliyle kalbi arasındaki çelişki gizlenemeyecek derecede ortaya çıkmaktadır. Başbakan tarihi yanlışlara, gaflara ve skandallara arka arkaya imza atmaktadır.

RUH NAKLİNİ DE GERÇEKLEŞTİRMİŞ

Bu zihniyet başkalarının siyaset tasarımında sadece pasif bir öge olarak kurgulandığından vicdan ve basiretini vahim bir operasyon sonucunda aldırmış, ruh naklini de gerçekleştirmiştir. Davutoğlu ‘stratejik hezeyanlarına’ devamlı ilaveler yapmakla selefini aratmamaktadır. 1930’lu yıllarda Dersim’de patlak veren isyan ve ihanet kalkışmasını Kerbela gibi İslam tarihinin en hassas ve en acıklı hadisesiyle ilişkilendirmek bir defa Ehl-i Beyt’in aziz hatırasına ağır bir hakarettir. Davutoğlu Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni Yezidle bir ve aynı görmüş; canileri, teröristleri, o devrin PKK’lılarını Efendimizin kutlu torunu Hz. Hüseyin ile eşdeğer tutmuştur. Başbakan’a hatırlatmak isterim ki; Hz.Hüseyin haksızlık karşısında susmayan bir vicdan, zulüm karşısında eğilmeyen bir ahlak ve cesaret abidesidir. İnandığı yoldan dönmeyen fazilet kalesi; tehdit ve tehlikeler karşısında yılmayan inanç anıtıdır.Aynı zamanda onursuzca hüküm sürenlere karşı dik duran ve taviz vermeyen ulvi bir iradedir. Böylesi mübarek bir büyüğümüzün, tazimle andığımız bu iman doruğumuzun şeref ve şehadetle özdeşleşmiş nurlu ismini devlet ve millet düşmanlarıyla eşitlemek manevi bir felaket, bağışlanması zor olacak bir günahkârlıktır.

DERHAL ÖZÜR DİLEMELİDİR

Başbakan sadece Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizi değil, tüm inananları, tüm Müslümanları incitmiş, sarsmış ve manen eziyet etmiştir. Başbakan, Kerbela’yla Dersim’i eşitleyerek zalim ve canileri aklamanın, arındırmanın, arkalamanın boş hevesine, zillet kaygısına kapılmıştır. Davutoğlu Yezid’i güldürmüş, Hz. Hüseyin’i kahretmiştir. Hacı Bektaş Veli’den manen destur almaya, ikrar vermeye ve nasiplenmeye geldiğini söylemesine rağmen ağzından ayıplı sözleri bir bir çıkaran Davutoğlu İslam’a ve kutsal değerlerine iftira atmış, Türk milletinin tertemiz sicilini lekelemeye kalkışmıştır. Başbakan Davutoğlu maksadını ve haddini aşan sözlerinden dolayı derhal özür dilemeli, pişmanlığını göstermelidir. Başbakan’ın Kerbela kılıfını Dersim’in üzerine geçirmekle; yeni husumetlere, yeni bölünmelere, dahası kabuk bağlaması gereken yaraları yeniden deşmeye yeltenmesi yanına kalmayacaktır. Başbakan Davutoğlu’nun isyankarlara, zulmedenlere, milletimizin ortak değer ve mirasına saldıran eşkıyalara özel ilgi ve ihtimamı başına çok iş açacaktır. Bilinmelidir ki, Başbakan’ın Kerbela’daki masumları Dersim’deki alçaklarla yanyana getirerek mukayese etmesi densiz ve bedbaht bir açıklama olarak anılacaktır. (Medyafaresi)

Asgari ücret zam oranı belli oldu

Hükümet 2015 yılı programında asgari ücrete yılın ilk ve ikinci 6 ayı için yüzde 3'er zam yapmayı planlıyor.

Hükümetin asgari ücrete 2015'in ilk ve ikinci 6 ayı için yüzde 3'er zam yapması halinde asgari ücret ocak 2015'te brüt bin 168 lira, net 922 lira olacak. Hali hazırda 891 lira olan asgari ücret, söz konusu oranda zam yapılmasıyla net 31 lira zamlanacak.

Asgari Ücret Tespit Komisyonunda da söz konusu zam oranlarında anlaşılması halinde asgari ücret 2015'in ilk 6 ayında brüt bin 168 lira, net 922 lira, ikinci 6 ayında ise brüt bin 203 lira, net 947 lira olacak.

Hali hazırda net 891 lira olan asgari ücret, söz konusu oranda zam yapılmasıyla günde 1 lira, ayda 31 lira zamlanacak.

Asgari ücretli bir çalışanın maaşıyla birlikte işverene maliyeti; SGK işveren primi 181 lira, işsizlik sigortası işveren primi 23 lira, sosyal güvenlik primi işveren ödemesi 204 lira olmak üzere toplam bin 372 lira olacak.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hükümet programında yer alan zam oranının hayat şartlarının oldukça altında olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "Bu zam oranının konuşulacak ve kabul edilecek hiçbir tarafı yok. Planlamayı yapanlar sanırım hayat şartlarından bihaber yaşıyor. Söz konusu zam oranıyla çalışanın maaşı günde 1 lira artıyor. İşçimize bu reva görülmemeli, biz buna karşıyız."

Kartal-Atatürk Havalimanı arası 81 dakikaya inecek!

Aksaray-Yenikapı metro hattı yarın açılacak.Yeni açılacak hat ile Kartal-Atatürk Havalimanı arası 81 dakikaya inecek.

Atatürk Havalimanı'nın Marmaray ve Taksim Metrosu'na bağlayacak olan Aksaray-Yenikapı metro hattı pazar günü açılacak.

700 metre uzunluğundaki Aksaray-Yenikapı hattı ile Kartal'dan metroya binen bir yolcu, Marmaray'a aktarma yaparak Yenikapı'ya, buradan da Aksaray-Havalimanı -Başakşehir hattına kesintisiz ulaşabilecek. Aynı hat sayesinde Yenikapı Taksim-Hacıosman metrosuna da geçiş yapılabilecek.

Yeni açılacak hat ile Kartal - Atatürk Havalimanı arası 81 dakikaya inecek. Bağlantı sayesinde Topkapı-Sultançiftliği ve Otogar-Başakşehir metro hatları ile Merter-Bağcılar tramvay hattı da Marmaray ile entegre olacak.

İstanbul'da 2004 yılında 45 kilometre olan raylı sistem ağı, 2014 yılında 142 kilometreye ulaştı. Büyükşehir Belediyesi 10 yılda raylı sistem ağını 97 kilometre genişletti. Şehirde şu an devam eden raylı sistem çalışmasının uzunluğu ise 109 kilometre. 2019 yılına kadar İBB 110 kilometre, Ulaştırma Bakanlığı ise 70 kilometre daha raylı sistem inşa edecek. 2019 yılında ise İstanbul 430 kilometre raylı sistem ağı ile Dünyanın önde gelen şehirlerinin arasına girecek.

Davutoğlu: Türbelere girişte ücret alınmayacak

Başbakan Ahmet Davutoğlu, türbelere girişte para alınması olayına el attı: Artık para alınmayacak.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 4. Uluslararası Hacıbektaş Aşure günü dolayısıyla geldiği Nevşehir'de Aşure Günü'nde bir konuşma yaptı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bundan sonra Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi ve Mevlana Türbesi'ne girişlerinden para alınmayacak. Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi ile müze kısmı ayrılacak. O makamlara girenler dünyevi bir şey düşünmeden dua edip çıkacak, açıklamasında bulundu.

 "Dua etmek için girenlerden para alıyoruz bu bize yakışır mı?" sorusunu soran Başbakan Davutoğlu, eğer diğer türbelerde de buna benzer bir durum varsa oralarda da ücreti kaldıracağız, müjdesini verdi.

'Kendimi ırmağa atacağım' yazdı, ortadan kayboldu

Manavgat Kız Meslek Lisesi 9. sınıf öğrencisi Gülizar Şahin (14), Perşembe günü “Kendimi ırmağa atacağım” yazılı bir not bırakarak Manavgat'taki evlerinden ayrıldı. Bir süredir psikolojik problemler yaşayan kızlarının eve bıraktığı notu gören ailesi kızlarını akşama kadar gitmiş olabileceği her yerde arayıp bulamayınca Manavgat İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne ve Manavgat İlçe Jandarma Karakolu’na giderek kayıp başvurusunda bulundu.

Acılı aile, kızlarını görenlerin insaniyet namına 0 542 478 59 75 - 0 543 838 12 69 nolu telefonları aramalarını istedi.

Yargıtay'dan cinsel istismar sanığına ruh sağlığı indirimi

Zonguldak'ta biri 4, diğer ikisi 6 yaşındaki kızlara cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen 29 yaşındaki Soner K.'ya, çocukların ruh sağlığı bozulduğu yönündeki Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda verilen toplam 37.5 yıl hapis cezasını Yargıtay bozdu.

Çocukların ruh sağlığının olay sonrası adli makamlara gidip gelmeleri, olaya ilişkin bilgilerinin alınması gibi gelişme ve etkenler nedeniyle de bozulmuş olabileceğini belirten Yargıtay'ın bozma kararı üzerine sanık yeniden hakim karşısına çıktı.

Mahkeme bu kez, TCK'nın 'Beden veya ruh sağlığının bozulması halinde 15 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur' maddesini uygulamayarak sanığa toplam 12 yıl 11 ay hapis cezası verdi.

7 Kasım 2014 Cuma

Ağaç nöbetinde bir halkın başına gelenler

Kepçenin önüne oturan Kıymet Teyze’den, zeytinlikleri kesilmesin diye nöbet tutarken hırpalanan Somalı köylülere... İşte son 6 ayda yeşili korumak için direnen halkın başına gelenler...

Kıymet Teyze kazandı
Türkiye, onu bu fotoğrafla tanıdı. Edirne’de mahallesindeki çocuk parkına inşaat yapılmak istenen Kıymet Teyze, aldı sandalyesini, oturdu kepçenin önüne. Çalışma durdu. Ardından mahalle sakinleri konuyla ilgili dava açtı ve bilirkişi raporunda göre parkın imar planının ticari olarak değiştirilemeyeceği belirtildi.

İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi'nde gece yarısı ağaçları kestiler
Ankara'da 60 yılı aşkın süredir Devlet Tiyatroları’nın kullandığı İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nin içinde bulunduğu ağaçlık bölgeyi de kapsayan arazi satın alındı. Açılan dava sonucunda firmanın yapacağı inşaatla ilgili yürütmeyi durdurma kararı verildi. İddiaya göre, karara rağmen firma gece yarısı ağaçları kesmeye başladı. Olay sosyal medya üzerinden kısa sürede yayıldı, tiyatro sanatçılarının da büyük tepkisini çekti. Firma çalışanları ve Devlet Tiyatroları güvenlik görevlileri arasında çıkan arbedede 1 görevli kalp krizi geçirdi. Olaylardan geriye bu fotoğraflar kaldı.

Validebağ Korusu
Validebağ Korusu, yanındaki cami inşaatına tepki gösteren mahalle halkının direnişiyle kısa sürede gündem yarattı. Zaman zaman polis müdahalesinin olduğu olaylarda biber gazı, yumruk, cop kullanıldı.
 
Soma’da köylüleri döve döve 6 bin ağacı söktüler
Soma’nın Yırca Köyü’nde, termik santral yapılacak bölgedeki zeytin ağaçları kesilmesin diye nöbet tutan köylülere saldırdılar. Şirketin dozerleri alana girdi, 6 bin zeytin ağacı kesildi. İddiaya göre, köylüleri kelepçeleyip barakaya kapattılar. Zeytinlikleri kesilen, hırpalanıp, eziyet edilen köylülerin gözyaşları bu fotoğraflarla hafızalara kazındı.
İstanbul yeşil alan oranıyla dünyada son sırada
2013’te yayınlanan Dünya Kentleri Kültür Raporu’nda İstanbul halka açık yeşil alan oranıyla diğer dünya şehirlerine kıyasla (yüzde 1,5) en son sırada. 2000- 2012 tarihlerinde, Türkiye'de net orman kaybı 164 bin 222 hektar. En çok orman kaybının olduğu iller Antalya ve İstanbul. Dünya Sağlık Örgütü raporundaki veriler ise iklim değişikliğinin sebep olacağı çarpıcı sonuçları gözler önüne seriyor. 2030 ve 2050 yılları arasında, iklim değişikliğinden kaynaklı sağlık sorunlarından her yıl en az 250.000 ölüm gerçekleşecek.
Elvan Yarma / Hürriyet

Zeytin ağaçları katledilen köylülerde buruk sevinç

Sabaha karşı katliam gibi uygulamayla 6 bin zeytin ağaçlarını kaybeden Soma Yırca Köyü sakinleri matem havasında direniş noktasında bekleyişlerini sürdürürken avukatları Deniz Bayram’dan akşam saatlerinde müjdeyi aldı.

Avukat Deniz Bayram Danıştay 6’ncı Dairesi’nin termik santral yapılacak araziyle ilgili Bakanlar Kurulu’nun verdiği acale kamulaştırma kararı konusunda yürütmeyi durdurma kararı verdiğini açıklamasıyla köylüler önce ne yapacaklarını bilemedi. Geceden beri süren matem havası yerini bir anda bayram havasına bıraktı.

Köylüler kendilerine önderlik eden Muhtar Mustafa Akın’a sarılıp kutladı. Kadınlar da çevre gönüllüsü ve avukatları Deniz Bayram’la sevinç yumağı oluşturdu. Kararın bir gün önce gelmesi veya şirketin 12 saat daha beklemesi durumunda 6 bin ağacın kurtulacağını söyleyen köylüler hem sevindi hem üzüldü. Avukat Deniz Bayram da kararla ilgili şunları söyledi:

"Burada başından beri bir kanunsuzluk vardı. Burada kanunsuzca ağaçlar kesildi. Şirket, ancak savaş hallerinde başvurulması gereken Acele Kamulaştırma Yasası’na dayanarak köylüleri tel örgüyle çevirdikleri arazilerine bile sokmadı, hasat yaptırmadı. Manisa Tarım Müdürlüğü’nün zeytin ağaçlarının kesilmesine izin vermemesine rağmen ağaçlar yasadışı kesildi. Ancak Danıştay’ın kararı gösterdi ki yaşananlar kanunsuzmuş. Üzüntülüyüz, 6 bin ağaç kesildi. Sevinçliyiz haklı bir karar çıktı. Asıl hukuk mücadelesi şimdi başmayacak. Yapılması gereken tüm hukuki girişim ve mücadele yapılacak." Arazide bekleyişe devam eden köylüler Danıştay kararını oynayarak kutladı.

MUHTAR, TWITTER’DAN DA TEPKİ GÖSTERDİ

Bu arada Kolin Grubu tarafından termik santral yapılacak bölgedeki zeytin ağaçlarının kesilmesine ağlayarak tepki gösteren Yırca Muhtarı Mustafa Akın, Soma’da 6 bin zeytin ağacının kesildiğini söyledi. Sosyal paylaşım sitesi twitter’dan hesap açıp, konuya ilişkin eleştirilerine buradan devam eden Muhtar Akın, "Kolin Şirketi Danıştay’ın kararını önceden biliyordu ve bu yüzden ağaçları önceden kestiler" dedi.

Akın, daha sonra attığı tweet’te şu iddiada bulundu:

’Danıştay’ın kararını tanımıyoruz. Danıştay Kolin Şirketi’ne önceden haber verdi. Kolin Şirketi mahkeme kararı olmadan ağaçları kesti. Kolin Şirketi, kaymakamla beraber hareket ediyor. Kaymakam emrediyor. Kolin Şirketi uyguluyor. Danıştay, kararı saldırı sonrası verdi amaçları katliamı unutturmak’

Bir gecede 6 bin zeytin ağacı kesilmesi, sosyal medyayı karıştırdı

Manisa Soma’nın Yırca Köyü’nde inşa edilecek termik santral için, zeytin ağaçlarının kesilmesini önlemek amacıyla bir süredir çevrede nöbet tutuluyordu. 

Köylülerin ve protestocuların bölgeye girişine engel olmak için zeytin ağaçlarının çevresine dikenli teller dahi çekilmişti.

Ve her şeye rağmen dün akşamdan itibaren iş makineleri zeytin ağaçlarını kesmeye başladı.

Köylülerin tüm çabasına rağmen kısa süre içinde 6 bin zeytin ağacı kesildi.

Adeta katliama dönüşen ağaç kesimi bir anda en çok konuşulan konulardan biri haline geldi.

Pek çok ünlü isim ve vatandaş özellikle sosyal medya hesapları üzerinden duruma tepki gösterdi ve ağaç kesimini sert sözlerle protesto etti.

İşte sosyal medyada sitesi twitter’da konuyla ilgili atılan tweetlerden bazıları…