11 Kasım 2014 Salı

Karatay: Zeytin kesenlerin IŞİD’den farkı yok

Kardiyalog Prof. Canan Karatay'dan Manisa Yırca'da 6 bin zeytin ağacının kesilmesiyle ilgili çok sert bir eleştiri geldi.


Manisa Yırca'da 6 bin zeytin ağacının kesilmesiyle ilgili en sert yorum Prof. Dr. Canan Karatay'dan geldi. Habertürk'te Haber Masası programında Julide Ateş'in sorularını yanıtlayan Karatay, Yırca'daki ağaç kesimiyle ilgili "O zeytinleri öldürülenlerin IŞİD'ten farkı yok" dedi. "Zeytin ve zeytinyağının dünyanın en önemli sağlık gıdası olduğunu söyleyen Karatay, "Zeytinin kendisi altındır, yağı da altın suyudur. Bir damlayı ziyan etmek, bir dalı bile koparmak büyük bir cinayettir. Kusura bakmasınlar. O zeytinleri öldürenleri IŞİD'ten farkı yok."

Bağdadi'nin ölümü kurgu mu?

IŞİD lideri Bağdadi’nin ölüp ölmediğine dair henüz kesinleşen bir bilgi yok.

Pentagon, iddiayı teyit etmedi. Twitter hesaplarından paylaşılan mesajların ise güvenilir olmadığı ortaya çıktı. Son olarak Iraklı yetkililer Bağdadi'nin ağır yaralandığını, Suriye'ye götürüldüğünü açıkladı.

Muamma sürerken yeni ve ilginç bir iddia ortaya atıldı.

ABD'den yapılan son açıklamada iddianın teyit edilmediği belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, son açıklamasında "Koalisyon uçakları 7 Kasım'da, IŞİDliderlerinin Musul çevresinde toplanacağı bilgisi üzerine, oradaki 10 silahlı aracı da içeren konvoya hava saldırıları düzenlendi. Bağdadi'nin o konvoyda olup olmadığını teyit edemiyoruz. IŞİD terör örgütünü hedef almayı sürdürüyoruz, ancak şimdilik bu konuda daha fazla bilgimiz yok." dedi.

YOKSA HEPSİ BİR KURGU MU?
Yaşanan muamma sonrası ilginç bir değerlendirme Daily Mail'den geldi. Daily Mail’de yer alanhabere göre IŞİD terör örgütü lideri Ebu Bekir el Bağdadi herkesi kandırmış olabilir. Bağdadi'nin esas amacı ABD'yi öldüğüne inandırmaktı. siyaset ve drama içerikli ünlü televizyon dizisi Homeland’dan örnek veren İngiliz haber sitesi Bağdadi’nin Homeland tarzı bir ölüm planlamış olabileceğini yazdı.

Buna göre Bağdadi kendi ölümünü tasarladı ve bütün dünyayı öldüğüne inandırdı. Homeland dizisinde El Kaide terör örgütü lideri Haissam Haqqani'nin bir hava saldırısında öldüğü sanılmıştı. 

ÖNCE DOĞRULANDI, SONRA...

IŞİD sözcüsü Ebu Muhammed el-Adnani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Bağdadi'nin yaralandığını duyururken konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermedi. "Halifenin ölmesiyle hilafetin son bulacağını mı zannediyorsunuz" ifadesini kullanan Adnani, Bağdadi'nin sağlık durumunun iyi olduğunu kaydetti.

İKİNCİ İDDİA: YERİNİ TESPİT ETMEK İÇİN...
Ancak bu tweet’ten sonra örgüt bir açıklama yapmış ve el-Adnani’nin twetter hesabı olmadığını, mesajın, el-Bağdadi’nin yerini saptamak amacıyla, ABD tarafından organize edildiğini ileri sürmüştü. (medyafaresi)

Feyzioğlu: Takipçisiyiz, pişman olacaklar

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, “Hukukun üstünlüğünü savunmak siyasetse, evet biz siyaset yapıyoruz” dedi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, yeni seçilen İzmir Baro Başkanı Aydın Özcan’a nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarete Bursa, Balıkesir, Manisa, Aydın, Muğla, Denizli ve Sakarya Baro Başkanlarıyla birlikte gelen Feyzioğlu, Türkiye’nin duygusal bir kırılma içerisinde olduğunu söyledi.

“Üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünü savunmak elbette bizim görevimizdir” diyen Feyzioğlu, “Bunu söylemek siyasetse evet hepimiz sonuna kadar, dibine kadar siyaset yapıyoruz. Ama siyasi parti siyaseti yapmıyoruz” şeklinde konuştu.
HSYK seçimleri ile ilgili de konuşan Feyzioğlu, “Tavrımız şu; biz yargının en üstünde yer alan hakim, savcıların özlük haklarını düzenleyen bir kurulun, siyaset tarafından veya bir cemaat tarafından şekillendirilmesine elbette karşıyız. Ama zaten buradaki baro başkanlarının tamamı 2010 referandumu öncesinde bulundukları yerlerde ‘yanlış yapıyorsunuz’ diye uyarılarda bulunmuşlardı. Şimdi iktidar mensupları, bunları daha yeni söyleniyormuş gibi gündeme taşıyorlar. Yargının özlük işlerinin yönetimi ne cemaate, ne bir tarikata, ne siyasi iktidara bırakılabilir. Yargı tarafsız olmalıdır” dedi.

“PİŞMAN OLACAKLAR”
Soma’nın Yırca köyündeki zeytin ağaçları için Danıştay’ın ‘yürütmeyi durdurma’ kararı almasını da değerlendiren Feyzioğlu, “Ağaçların kesilmesiyle ilgili suç duyurusunu yaptık. Size şunu garanti edebilirim; o ağaçları kestikleri, geleceğimizi karartmaya teşebbüs ettikleri ve vatandaşımızı dövdükleri, hırpaladıkları için pişman olacaklar” dedi.
Manisa Barosu’na mensup bir avukatın da özel güvenlik görevlileri tarafından ters kelepçelenerek, işkenceye maruz kaldığını öne süren Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliği olarak bu konu hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

Çırılçıplak eşeğe bindirilerek cezalandırıldı

Hindistan'da cinayet iddiasıyla yargılanan kadın, çıplak eşeğe bindirilerek cezalandırıldı

Hindistan’ın Rajastan eyaletinde bir kadın yeğenini öldürdüğü iddiasıyla ceza olsun diye çırılçıplak soyulduktan sonra bir eşeğe bindirilip köyün içinde dolaştırıldı.
Rajastan polisinin açıklamasına göre, Rajsamand köyü ihtiyar heyeti kardeşinin küçük yaşlaki oğlunu öldürmekle suçlanan kadını cezalandırma kararı aldı.
Bunun üzerine 45 yaşındaki kadının evini basan köylüler, kadını zorla dışarı çıkartıp saçlarını kestikten sonra yüzüne kömür tozu sürerek siyaha boyadılar.
Ardından çırılçıplak soyulan kadın bir eşeğe bindirilerek köyün içinde uzun süre dolaştırıldı.
Polis, olaydan sonra yapılan araştırmada kadının suçlu olmadığının ve çocuğun intihar ettiğinin anlaşıldığını ortaya çıkardı.
Hindistan’da köy ihtiyarlarından oluşan heyetlerin bu tür kararlar vermesinin yaygın bir gelenek olduğu biliniyor. Sözcü

Madenci annesi: Oğlum uyanıktır, saklanmıştır...

Ermenek'te kömür ocağındaki su baskının üzerinden yaklaşık 2 hafta geçmesine rağmen Seyide Çolak, içeride mahsur kalan oğlu Hüseyin Çolak'ın sağ salim döneceğine dair umudunu kaybetmiyor.


Seyide Çolak (68), kömür ocağında yaşanan kaza sonrası oğlu Hüseyin Çolak'tan (42) haber alamamanın üzüntüsünü yaşıyor.

Gelişmeleri yakından takip eden ve sürekli olay yerine giden Çolak, sabırsızlıkla gelecek iyi bir haberi bekliyor.

Çolak, oğluyla ilgili umudunu yitirmemeye gayret gösteriyor. Olay sonrası yaşadıklarını anlatan Seyide Çolak, kaza sonrası oğlunun suyun altında kaldığını öğrenince hemen olay yerine koştuklarını söyledi.

Vardıklarında ilk olarak olay yerindeki kalabalığın dikkatini çektiğini belirten Çolak, o gün bugündür umutla beklediğini dile getirdi.

'ÖLMESİ AKLIMIN UCUNA GELMEDİ'
Oğlunun ölmüş olabileceğinin aklının ucuna bile gelmediğini aktaran Çolak, çevresindekilerin "O sinmiştir bir yerlere gözü açıktır. Hüseyin saklandı oraya sen hiç tasalanma" dediğini aktarıyor.

Kendilerinin de Allah'ın verdiği dayanma kuvvetiyle sabrettiklerini vurgulayan anne Seyide Çolak, "Benim oğlum kuru bacada bekler diye düşünürüm. Öyle umut ediyorum. Ciğerim yanıyor ama bekliyorum. Benim çocuğum uyanıktır. Sanki oğlum madende saklandı, çıkartıverip getirecekler. Öyle sanıyorum, umudum var. İnşallah mahsur kalanların hepsi sağlıklı şekilde çıkar" diye konuştu.

Camiden eşcinsellere çağrı

Almanya'nın başkenti Berlin'de, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'ne (DİTİB) bağlı Şehitlik Camisi, eşcinselleri camiye davet etti. Camide eşcinsellerin katılımıyla "İslam ve Homofobi" konulu panel düzenlenecek.

Eşcinseller 24 Kasım günü saat 19.00'da önce camiyi gezecek, daha sonra ise “İslam ve Homofobi" konulu panele katılacaklar. Etkinliğe katılım çağrısı Leadership Derneği, Göçmen Lezbiyen ve Homoseksüeller Derneği ile Şehitlik Camisi Derneği tarafından yapıldı.

Etkinlik, Leadership Derneği'nin yürüttüğü "Meet2respect" projesi kapsamında düzenleniyor.

“Diğerleriyle Karşılaş" parolasıyla yürütülen proje hoşgörüsüzlük, ayrımcılık ve şiddetin ortadan kaldırılmasını hedefliyor.

Queer.de adlı İnternet sitesinde yer alan haberde, camiyi ziyaret edeceklerin 19 Kasım tarihine kadar daniel.woratvk-online.de elektronik posta adresine başvurmaları istendi.

DİTİB Şehitlik Camisi ile Eşcinsellerin çatı kuruluşu LSVD arasında yıllardır iyi bir diyalog bulunuyor.

LSVD 2008 yılında üyelerine camideki açık kapı gününe katılmaları çağrısı yapmıştı. Yine 2012 yılında eşcinseller, ırkçı saldırılara karşı cami ile dayanışma göstermişlerdi. Medyafaresi

AK Parti'de aldatma istifası

AK Parti Adapazarı Gençlik Kolları Başkanlığı'ndan 2 önce istifa eden Alper H.'nin eşi Z.H. 'aldatıldığı' ve 'şiddet gördüğü' gerekçesiyle boşanma davası açtı. Dava dilekçesinde Z.H., eşi Alper H.'nin, partide görev yapan ortak arkadaşları B.G.S. adlı kadınla ilişkisi olduğunu ve ondan bir de çocuğu olduğunu öne sürdü. Alper H., eşine şiddet uyguladığı ve gizli ilişkisiyle ilgili gelişmeler üzerine geçen eylül ayında parti yönetiminin istediği üzerine istifa etti.

Kendisi de Ak Parti Adapazarı İlçe Teşkilatı'nda görev yapan Z.H., avukatı ile birlikte Sakarya Aile Mahkemesi'ne boşanma başvurusunda bulunurken, dilekçesinde 11 ay önce evlendiği Alper H.'nin kendisini aldattığını, kötü muamelede bulunduğunu ve aile mahremiyetini sağlayamadığını öne sürdü. Z.H.'nin avukatı mahkemeye verdiği 10 sayfalık boşanma dilekçesinde müvekkilinin, evlenirken Alper H.'nin kendisi gibi Ak Parti’de görev yapan ve ortak arkadaşları B.G.S. adlı kadınla da ilişkileri olduğunu bilmediğini savundu. Z.H., eşi ile ilişkisini bilmediği B.G.S.'nin kendilerini nişan ve düğüne davet ederek birlikte oynadığını, fotoğraflar çektirdiğini öne sürdü.

“BENDEN DEĞİL ONDAN ÇOCUĞU OLDU”
Z.H., dilekçesinde eşinin ilişkisi olduğunu öne sürdüğü B.G.S.'nin geçen ay özel bir hastanede doğum yaptığını, kayıtlarda 3 kilo 400 gram olarak dünyaya gelen bebeğin 'baba' hanesine yazılan 'Alper' isminin silindiğini yerine ‘nikahsız bebek’ yazıldığını iddia etti. Kendisini aldatmanın yanında, aile içi sırlarını dışarıda arkadaş ortamında anlattığını öne sürdüğü eşinden 100 bin  lira maddi ve 150 bin lira manevi tazminat da isteyen Z.H., mahkemeye düğün günü eşinin kendisini aldattığını öne sürdüğü B.G.S. ile çekilen fotoğraflar ve video görüntüleri ile eşinin kendisini dövdüğüne ilişkin 'darp raporlarını' da sundu.
Sakarya Aile Mahkemesi'nde açılan boşanma ve tazminat davasının görülmesine önümüzdeki günlerde başlanacak.
Z.H.'nin, eşi Alper H.'nin kendisine şiddet uyguladığını öne sürerek yaptığı şikayet üzerine kendisine 3 Kasım- 3 Aralık tarihleri arasında koruma kararı verildi. Ayrıca Alper H.'nin 1 ay süreyle eşine yaklaşmama cezası verildi. DHA





2015'te 74 bin memur alınacak

Türkiye'de 2.36 milyon devlet memuru bulunuyor. 2015'te ise 74 bin yeni memur alınacağı planlanıyor.

Devlet Personel Başkanlığı'nın verilerine göre, genel olarak bakıldığında, kamu kurum ve kuruluşlarında devlet memuru, sözleşmeli personel, sürekli ve geçici işçi, öğretim üyesi, hakim ve savcıyla askeri personel dahil toplam 3 milyon 195 bin 938 kişi çalışıyor.

Eylül 2014 itibarıyla, DPB'nın görev alanına giren kamu kurumlarında 2 milyon 366 bin 279 devlet memuru, 94 bin 850 sözleşmeli personel, 302 bin 678 işçi, 23 bin 666 geçici personel çalışıyor. Üst düzey 5 bin 152 devlet memuru bulunuyor.

2015'te 74 bin memur alınacak

Öte yandan gelecek yıl merkezi yönetim kapsamındaki idarelere 40 bini kontenjan olmak üzere toplam 74 bin yeni personel alınması programlanıyor. Toplam personel giderlerinin GSYH'ye oranının da önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 7,2'ye gerilemesi öngörülüyor. Gelecek yıl genel maaş ve ücret artış oranı da toplu sözleşmelerde de belirlendiği üzere ocak ve Temmuz dönemlerinde yüzde 3 olarak uygulanacak.

Milyonlarca emeklinin beklediği kararda flaş gelişme

Milyonlarca emeklinin yakından takip ettiği intibak davasında önemli bir gelişme yaşandı. Emeklilerin aleyhine olan bilirkişi raporu iptal edildi. Yeni rapor hazırlanacak

2000 yılı ve sonrasında emekli olanların heyecanla takip ettiği intibak davasına dün devam edildi. Ankara 8'nci İş Mahkemesi'nde görülen davanın 5'inci duruşmasında önemli bir gelişme yaşandı. Emeklilerin aleyhine olan bilirkişi raporu iptal edildi. Yeni bir bilirkişi raporu hazırlanacak. Davayı açan İşçi, memur ve Bağ-Kur Emeklileri Derneği'nin Başkanı Hamdi Öz, dünkü duruşma konusunda TAKVİM'e açıklamalarda bulundu. Öz, intibak sorununun çözümü için önemli bir adım atıldığını belirterek, "Bilirkişi raporu davada kritik bir rol oynuyor. İntibak konusunda emeklilerin aleyhine bir bilirkişi raporu hazırlanmıştı. Bu rapor iptal edildi. Yeni bir bilirkişi raporu hazırlanacak" dedi.

2 ŞUBAT'TA DEVAM

Yeni bilirkişi raporunun emeklilerin lehine çıkmasını beklediklerini söyleyen Öz, "Davaya 2 Şubat 2015'te devam edilecek. Mahkemeden çıkacak olumlu bir karar milyonlarca emeklinin maaşını olumlu yönde etkileyecek" şeklinde konuştu.

Emeklilerin yakından izlediği davada karar yeni bilirkişi raporunun hazırlanmasının ardından verilecek. Kararın 2 Şubat'ta açıklanması bekleniyor. Mahkemeden olumlu karar çıkarsa, 2000 yılı ve sonrasında emekli olanlara zam kapısı açılacak.

PROMOSYON NEREDE?

İntibak davasını yakından takip eden emekliler, bir yandan da promosyon konusunda müjdeli haber bekliyor. TAKVİM'i arayan emekliler, banka promosyonunda sonuç beklediklerini belirterek, şunları söyledi: "Banka promosyonu gündeme geldi, hepimiz heyecanlandık. Ancak sonrasında hiçbir gelişme olmadı. Çalışma Bakanlığı'nın bankalarla yeniden masaya oturmasını istiyoruz. Bizim için bankalara ısrarcı olsunlar."

10 Kasım 2014 Pazartesi

Başbakan yardımcısı tecavüze uğramış

Kanada eski Başbakan Yardımcısı Sheila Copps (61), cinsel saldırı ve tecavüz kurbanı olduğunu açıkladı.

Kanada’da haftalık olarak yayımlanan The Hill Times’taki köşe yazısında Copps, “30 yıl önce tanıdığım birisi bana tecavüz etti” dedi.

Polise gittiğini anlatan Copps, tecavüzcüsüne uyarı verildiğini söyledi. 1993-1997 yılları arasında eski Başbakan Jean Chretien’in yardımcılığını yapan Copps, 28 yaşında Ontario Eyalet Meclisi’ne ilk seçildiğinde de başka bir parlamenterin cinsel saldırısına maruz kaldığını iddia etti.

Copps olayı, “Beni duvara yaslayıp öpmeye çalıştığında, acıtan yerlerine vurarak saldırganımı püskürttüm” diye anlattı.

Bülent Arınç "Dağ taş zeytin ağaçlarıyla dolmuş!"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Danıştay’ın 6 bin zeytin ağacının kesildiği Yırca Köyü hakkında verdiği kararla ilgili, “Türkiye’de bazı bölgelerde hükümetimizin verdiği destek ve teşviklerle adeta her taraf zeytin ağacı olmuştur. Dağ taş zeytin ağaçlarıyla dolmuştur” dedi. Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Arınç şunları söyledi:

ENERJİYE DE İHTİYAÇ VAR
“Üzücü olaylar yaşandı. Danıştay 6. Dairesi’nin verdiği kararı şöyle özetlemek mümkün. Danıştay 6. Daire 2 hususta karar veriyor. Bir tanesi bu alanlarda zeytincilikle ilgili kanun kapsamında bu tür termik santrallerin belli bir uzaklıktan sonra yapılabileceği şeklinde. İkincisi de acele kamulaştırma konusunda bir haksızlık hukuksuzluk bulunup bulunmadığı konusunda. Bu konuda yönetmelik olmadığına göre kanundaki maddeler dikkate alınarak belli bir uzaklığı taşımadığı için bir yargı kararı olduğu için bu karara uymak bizim için bir görevdir. Biz burada taraf değiliz, şirkettir taraf. Danıştay’ın kararı gereğince şirkete düşen bunun gereğini yerine getirmektir. Biz Enerji Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı olarak bunu takip etmek zorundayız. Türkiye’de bazı bölgelerde hükümetimizin verdiği destek ve teşviklerle adeta her taraf zeytin ağacı olmuştur. Dağ taş zeytin ağaçlarıyla dolmuştur. Bu kötü bir şey değildir. Bu bir zenginliktir. Bu güçlü bir sanayi haline geldi. Bunlar güzel şeyler ama Türkiye’nin enerjiye de ihtiyacı var. Bu enerji için zengin maden rezervlerinin bir şekilde termik santral olarak da hayata geçirilmesi lazım. İkisi arasındaki dengeyi kurallara bağlamak gerekiyor.

KÖYLÜLER DE BAYRAM ETMİŞTİ
Bu kanunda eskiyen hükümler varsa güncellenmesi gerekecektir. Daha önce de Bakanlar Kurulu’na sunmuştuk. Bursa’nın Gemlik ilçesi var. Maalesef Gemlik birinci sınıf deprem kuşağında. Hükümetimiz Gemlik’in daha güvenli bir yapıya sahip olması için güçlü bir yapıya sahip olması için konut yapmak istiyor. Gemlik’in yeniden inşa edilmesi için müracaat edeceğimiz yerde zeytinlik alanları. İnsan mı kıymetli belli ölçüde zeytin alanlarında inşaat yapılması mı daha önemli. Anayasa Mahkemesi bile Gemlik’in bu ihtiyacını görmezden geldi. Biz şimdi Gemlik’i uzayda mı, denizin ortasında mı inşa edeceğiz onu düşünüyoruz. Yırca köyündeki yurttaşlarımız bizim de sevdiğimiz insanlardır. Unutulmasın ki bundan 4-5 ay evvel Termik Santral’in temelinin atıldığı gün bütün köylüler de bayram etmiştir.

BAZILARI PARTİ YARISI MARTİ
(Bağımsız Milletvekili İdris Bal’ın parti kurması)Bunu değerlendirmeye bile gerek yok. Bunun toplumdaki karşılığının hiçbir zaman olmadığını, Ak Parti milletvekiliyken ancak kendilerine değer verildiğini, taşın yerinde ağır olduğunu söylemiştim. Türkiye’de 100’den fazla parti var. Bunların bazıları parti yarısı da ‘marti.’ Parti bile olamamış. Bir şahsın ‘ismim bahsedilsin, bir parti genel başkanı denilsin, basın toplantısı yapacağım zaman Anadolu Ajansı muhabiri gelecektir, benim sözlerim de duyulacaktır’ demesi bir şey ifade etmez. Şunu görmeleri lazım. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan tek aday olarak ilan edildi. Ekmek için Ekmeleddin Bey 14 partinin adayı olarak gösterildi. Ekmeleddin bey nasıl tutmamışsa bu da tutmayacaktır. Sokağa çıktıkları zaman 10 kişinin bile selam vermediği insanların parti kurmakla Türkiye’ye yapacakları hayırlı bir iş olmadığını düşünüyorum. Bir daha da bu isimleri bana sormayın lütfen. 

BEKLEMEDE OLAN BİZİZ
(HDP’nin İmralı başvurusu)Yedi gün olmuş, 15 gün olmuş bunun hesabını ben yapmıyorum. Bu Adalet Bakanlığı’na sorulmalı. Son günlerdeki tartışmalara bakılırsa bir grup milletvekili adaya gitmek istiyor, Adalet Bakanlığı cevap vermemiştir. Süreçle ilgili Sayın Başbakan’ın, Sayın Akdoğan’ın açıklamaları var. Çözüm süreci devam ediyor. Masadayız, henüz kalkmadık. Belli bir noktaya kadar da devam edecek. Asıl HDP ne yapacak, nerede duracak, neyi temsil edecek? Çözüm sürecini gerçekten istiyor mu, istemiyor mu? Hükümetin taleplerine karşın, biz 1 aydır bekliyoruz. Biz bu süreçte bir siyasi kanadın muhattap olmasını faydalı görüyoruz. Onlar da kendilerine düşen misyonu yerine getirmeli. Onlara şunu söylüyorum: Öcalan’ın örsüyle Kandil’in çekici altında kalmayın. Siz, bir siyasi partisiniz özgür olun. Sizin içinizde bu süreci samimiyetle isteyen, geçmişte çok büyük sıkıntılar yaşamış, çok acı bedeller ödemiş çok değerli insanlar var. İsimlerini de sayarım, herkes de bilir. Lütfen onlar olaya müdahil olsunlar çünkü ben, onların bu süreci samimiyetle desteklediğine inanıyorum. Yoksa alfabede harf bırakmayan bir takım örgütlerin ortalığı yakıp yıkması karşısında sırıtarak bir şeyler konuşanları kendimize muhatap kabul etmiyoruz. Kandil’den, adadan hangi mesaj geldi, bunlarla amel etmeyi bıraksınlar. Biz beklemedeyiz aslında.

TASFİYE İDDİAMIZ YOK
(Emniyet Kanunu’nda değişiklik) Hiçbir şekilde tasfiye vesaire, böyle bir iddiamız yok. Ancak emniyet teşkilatının yeniden organizasyonuna ihtiyacımız var çünkü, her teşkilatta bir şema olur, bu şema düzgün bir şekilde görev ifa eder. Eğer emniyet teşkilatında bunu bir piramit olarak kabul edersek, piramit geometride bildiğimiz şekildir. Oysa şu anda emniyet teşkilatındaki piramit bunun tam tersidir. 81 ilimiz var ama birinci sınıf emniyet müdürü sayımız 2 bine yakın. Bunların hepsinin emniyet müdürü, il emniyet müdürü olması mümkündür. Polis müfettişi, başmüfettiş vesaire olarak istihdam edilenlerin dışında en az bin 500 civarında fazlalık olduğunu biliyoruz. Bu insanlar hiçbir görev verilmeden sadece yaş haddini bekliyorlar. Bu doğru bir şey değil. Dolayısıyla rantabl, verimli kullanılması lazım. Yine başkomiserlerde veya diğer dördüncü, üçüncü sınıf emniyet müdürlerinde birikmeler var. Bu birikmeler hiyerarşiyi de disiplini de bozuyor.” Hürriyet

Zeytinliğe santral yapılamaz

Soma’nın Yırca Mahallesi’nde 6 bin ağaç kesildikten sonra öğrenilen Danıştay 6’ncı Dairesi’nin kararının gerekçesinde, sadece acele kamulaştırma yürütmesinin durdurulmasına değil, zeytinlikte Kolin Şirketler Grubu tarafından santral kurulamayacağına da hükmedildi. Ayrıca torba yasa ile yapılan ‘İvedi Yargılama’ düzenlemesine göre de karara itiraz edilemeyecek. Gerekçeli kararı avukatlarından öğrenen köylüler, büyük sevinç yaşadılar.

SOMA’ya bağlı Yırca Mahallesi’nde 6 bin ağaç kesildikten sonra öğrenilen ve günlerdir konuşulan Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararının gerekçesi, köylülerin avukatlarına ulaştı. Acele kamulaştırma kararına yapılan itirazı değerlendiren Danıştay 6’ncı Daire, oybirliği ile aldığı kararda sadece acele kamulaştırmanın yürütmesinin durdurulmasına değil, aynı zamanda Yırca’daki zeytinlik alanda Kolin Şirketler Grubu’nun planladığı santralın kurulamayacağına da hükmetti. Ayrıca 28 Haziran’da Torba Yasa ile yürürlüğü giren ‘İvedi Yargılama’ düzenlemesine göre de karara itiraz edilemeyeceği vurgulandı.

OYBİRLİĞİYLE
Kararda şu ifadeler yer aldı: “Termik enerji santralı kurulacak olan alanın zeytinlik alan olması, bu alanda enerji santralı kurulmasına olanak sağlayan yönetmelik hükümlerinin yürütmesinin durdurulması ve bu sahanın amacı dışında kullanılmasına izin verilmemesine karşın, taşınmazlar için kamu yararı kararı alınması ve acelecilik yolu ile el konulmasına olanak bulunmamasının yanı sıra zeytinlik alanın oluşturduğu bütünlük ve dava dilekçesinde ileri sürülen hususlar dikkate alındığında, davacıların dava açma ehliyetinin bulunduğu, davanın süresinde açıldığı, aksi yönde iddiaların ise yerinde olmadığı görülmüştür. Termik santral yapılması amacı ile planlamaya konu edilemeyen ve bu amaçla kullanılmasına da izin verilmeyen alanda, kamu yararı kararı alınarak acele kamulaştırma yoluna gidilmesine mevzuata göre olanak bulunmadığından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nda hukuka uyarlılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, öngörülen koşullar oluştuğundan dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ile acele idari işlemin yürütmesinin durdurulmasına oybirliği ile karar verildi.”


TEPKİ ÇEKMİŞTİ
Karar, Yırca’da büyük sevinçle karşılandı. Hukukçular ise 28 Haziran’da Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 18 Haziran 2014 kabul tarihli ve 6545 Sayılı Kanun’nun ‘İvedi Yargılama Usulü’ne göre verilmiş ilk karar olduğunu belirtti. Torba Yasa’da yapılan bu değişiklik ilk yapıldığında tepki çekmişti. İvedi Yargılama Usulü’nün ‘üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu’ vurgulanmıştı. Söz konusu kanun maddesi ile yeni yargılama modelinin uygulanacağı davalarda dava açma, davaya cevap ve temyiz süreleri kısaltılmış; idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesisini idareden talep etme hakkı kaldırılmış; yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara ‘itiraz engeli’ getirildiği eleştirilmişti.

KENDİ AYAKLARINA KURŞUN
Anayasa Komisyonu Üyesi CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen ise Torba Yasa hazırlanırken ‘İvedi Yargılama’ ile ilgili itirazlarda bulunduklarını belirterek, “İtirazı kaldırma maddesini kendileri koydu. Onlar bu tip davalar uzamasın, itirazlar yapılmasın istiyorlardı. Şimdi ise kendi aleyhlerinde oldu. Bir anlamda kendi ayaklarına kurşun sıktılar” dedi.

6 BİN ZEYTİNE MAL OLDU
Köylülerin avukatı Deniz Bayram da kararla ilgili şu yorumu yaptı: “İvedi yargılama usulüne göre verilmiş ilk karar bizim lehimize çıktı. Aslında ‘İvedi Yargılama Usulü’ hak arama yollarını kapatıyor. Tam tersi olsaydı bizim elimizi kolumuzu bağlayacaktı. Kararın gerekçesinin anlamı: Zeytinliklerde termik santral yapılamaz. Bu karar, son dönemde çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalan Anadolu’nun zeytin ağaçlarının, maden, enerji, endüstri vb. yatırımlara karşı korunması anlamına gelir. Yırcalıların mücadelesi, en başından itibaren haklı ve meşru idi. Sesimizi hep duyurmaya çalıştık, tedbir alınmasını talep ettik ancak sesimizin ısrarla duyulmaması ve tedbir alma yükümlülüklerinin yerine getirilememesi 6 bin zeytin ağacına mal oldu.”


SEVİNÇ
DANIŞTAY’ın ‘Zeytinliğe santral yapılamaz’ kararının ardından sevinç gözyaşları döken Yırcalılar, mutluluklarını gazetecilerle ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle paylaştı. Zeytin yapraklarından yaptıkları taçlarla objektiflere poz veren köylüler, 10 Kasım’da Atatürk’ü de unutmadı, yakalarına fotoğraflarını taktı.


ŞİMDİ ESASTAN KARAR VERİLECEK
MANİSA Barosu Başkanı Zeynel Balkız, bundan sonraki yargılama süreciyle ilgili, “Önceden itiraz edildiğinde büyük Daire inceliyordu. O bir karar veriyordu. Yeniden yürütme inceleniyordu. Şimdi bu inceleme kalktı. Burada da 6’ncı Daire durdurma kararını verdi. Bakanlar Kurulu’nun eli kolu bağlandı. Arada gitgeller olmadan şimdi esastan karar verilecek. Ayrıca ağaç kesilmesi suç teşkil eder. Maddi kadar manevi tazminat da gerektirir” dedi. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ise şunları söyledi: “AKP bu değişikliği yargı paketinde kendi yapmıştı. Bizler eleştirmiştik. Şimdi zararı onlara oldu. Bakanlar Kurulu kararındaki hukuksuzluğu Danıştay tescillemiş oldu. Artık esas kararın da değişmeyeceğini, esas kararın da bu yönde olacağını düşünüyoruz.  Artık Yırca’ya bir termik santral yapılması mümkün olmayacak. Bundan sonra yapılacak şey orayı eski haline getirmek. Yarın köylüler gidip tapularını geri almak için başvuracak. Orada köylülere katkı sağlayacak Yırca markalı ürünlerin satılacağı kooperatif kurulması çalışmaları yapacağız.”

NEDEN İTİRAZ EDİLEMİYOR
İDARE Hukukçusu Avukat Ali Altay, 28 Haziran 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yasal düzenleme ile idari yargılama usullerine, ivedi yargılamada uygulanacak esaslarda yeni uygulamalar getirildiğine dikkat çekti: “İvedi yargılama usulüne ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararına itiraz yolu kapalıdır. Çünkü ivedi yargılamanın doğası gereği, bu kapsamdaki işlemleri de konunun ivedi olarak sonuçlanması öngörülmüş. Ve itiraz ile bu sürenin uzatılmaması düşünülmüştür. Bunun için 28 Haziran 2014 tarihinde yayınlanan haliyle idari yargılama usullerine ivedi yargılama kurumu yerleştirilmiştir. Yürütmeyi durdurma kararının uygulanması zorunludur.”

Tüm memur odalarına kamera

Gümrük sahalarındaki tüm mekanlar kamerayla izlenecek. Araç X-ray’lerinin sayısı da 39’den 60’a çıkartılacak. Gümrük Bakanı Canikli, “Fabrika işçisi izleniyor, gümrükçü neden izlenmesin” diyor. Sendika tepkili: Özel hayata müdahale!

Türkiye gümrüklerinde kaçakçılık ve rüşvet konusunda yıllardan beri ortaya atılan iddiaları önlemek için iki proje hazırlandı. Gümrük sahalarındaki tüm mekanlar kamerayla izlenecek. Araç X-ray’lerinin sayısı da 39’den 60’a çıkartılacak. Sendika, kameralı takibin özel hayata müdahale olduğunu iddia etti. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli ise “Bir fabrika işçisi kamerayla izleniyorsa, gümrükçü niye izlenmesin? Pasaport arası rüşvet iddialarını bitireceğiz” dedi.


'ODALARA DAHİ TAKMAYI PLANLIYORUZ'
Canikli, bir grup gazeteciyle sohbetinde, kaçakçılık ve rüşveti büyük ölçüde ortadan kaldıracağını iddia ettiği gümrük projesine ilişkin şu bilgileri verdi: “Kamera sistemini, tüm gümrük sahalarına, alanlarına, memurların çalıştığı tüm mekanlara, odalar dahil takmayı planlıyoruz. Sendikalar ‘özel alan bunu yapamazsınız’ diyor. Böyle saçmalık olur mu? Bir fabrikada  çalışan işçiler kameraya kaydediliyor da, gümrüklerde niye olmasın? Her ikisi de çalışma yeri, arasında bir fark yok. İddialar var, ‘bazıları rüşveti alıyor ve içerde dağıtıyor’ diye. Pasaport arasına konuluyor deniyor. İddia, doğru yanlış bilemem. Lavabolar hariç, sıfır ölü nokta olacak. Merkezden kontrollü denetlenecekler. Öncelikle dört kapı ile ilgili çalışma yapılacak. Habur, Sarp, Kapıkule, Mersin, Ambarlı. Hızla, diğer gümrükler de aynı sistemle donatılacak. Teknoloji bu imkanı sunuyor.”

ARAÇ X-RAYLERİ ARTTIRILIYOR
Canikli Türkiye’de giren ve çıkan malların tümünü denetimden, X-ray’dan geçirmek istediklerini belirterek şu anda giren mallarda yüzde 5, çıkan mallarda yüzde 1’inde X-ray kullanıldığını kaydetti. Kırmızı hat veya risk oluşturan mallara öncelik verildiği için bu sonuçların ortaya çıktığını kaydeden Canikli “Limanlardan gelen konteynerlar da daha düşük bu denetim. 450 bin adet hızlı kargo havaalanlarından giriş yapıyor, X-ray’dan geçiyor ama çok hızlı geçiyor, risk analizleri yeterli değil. Bir X-ray’ın bir günlük arama kapasitesi 110 araç. Tır, konteynır ve tren olmak üzere Türkiye’de 38 X-ray cihazı var. Bunlardan sadece biri tren taramasına uygun. 2015 yılında ilave 20-25 tane daha alacağız. Bunların sayısının aşama aşama 200’e çıkması gerekiyor” diye konuştu. Canikli “Halkalı Gümrüğü, parça yükler oradan içeri alınıyor. Bir yer yapıldı Çatalca’da, yap-işlet TOBB’a verildi. İlk uygulama orada yapılacak. Orada tüm parçalı yükler, X-ray’dan geçilecek. Bunu söyledim tüyleri diken diken oldu. Parça X-rayi burada kuruldu. Kaçmasını da önleyeceğiz. Kapıkule’den girince mecburi olarak oraya gidecek” dedi.


6 KONTROL 1'E İNİYOR
Gümrük kapılarının yenilendiğini belirten Canikli “Araçların 6 ayrı yerde yaptıkları kontroller teke indirilecek. Kontrol noktasına geldiğinde tüm işlemler aynı yerde yapılacak. Araca kontrolden geçtiğine dair cip-bandrol takılacak. O varsa araç geçiş yapacak. Kapılardaki freeshop bölümlerini ayırıyoruz. Gelen ve çıkan ayrı yerde olacak. İki grup birbirine karışmayacak. Tüm gümrük kapıları buna göre yenilenecek. Öncelik Kapıkule ve Sarp’ta olacak” diye konuştu

TIRLARA BÜYÜK GÖZALTI 
Sadece risk grubundaki malları taşıyan araçlara takılan takip cihazları, bundan sonra sınır kapısından giren her TIR ve kamyonda zorunlu hale getirildi. Devlet, 6 bin adet Araç Takip Sistemi (ATS) cihazı daha alıyor. Bakan Canikli, “Şu anda ATS takılanlar, geçiş yapanların ancak yüzde 20’si. Bu kez, bu araçların Türkiye içerisinde tüm adımlarını izleyeceğiz. Onlara belli bir güzergah vereceğiz ve o güzergahın dışına çıkamayacak. İstedikleri yerlerde duramayacaklar” dedi.

(Nuray Babacan / Hürriyet)

Hamaney'den İsrail'i yok etme planı

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, kişisel Twitter sayfasından "İsrail'i yok etme planı" paylaştı

İran ’ın dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney, kişisel Twitter sayfasından dokuz maddelik bir “ İsrail ’i yok etme planı” paylaştı. “İsrail neden ve nasıl yok edilmeli” başlığı altında çeşitli soruları ve cevapları paylaşan Hamaney, “İsrail’in yok edilmesi, bölgedeki Yahudilerin katledilmesi anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Independent’ın haberine göre, dini lider, “Siyonist rejim neden yok edilmelidir?” sorusuna, “66 yıllık hayatı boyunca, sahte Siyonist rejim, pervasızca bununla gurur duyarak, hedeflerini bebek katilliği, cinayet, şiddet ve demir yumrukla gerçekleştirmeye çalıştı” yanıtını veriyor.

Hamaney’in yazısında “Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler de dahil olmak üzere Filistin’in tüm özgün insanlarının oy vereceği” referandum öneriliyor. Ne var ki dinî lider, bu referandumdan “Yahudi göçmenlerin” hariç tutulması gerektiğini belirtiyor.

Putin ile Obama ayaküstü görüştü

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi için bulunduğu Pekin’de ABD Başkanı Barack Obama ile ayaküstü görüştüğü belirtildi.

APEC zirvesi için liderler aile fotoğrafı hazırlığı yaparken, Putin ve Obama’nın ayaküstü görüştüğü kaydedildi.

Interfax’a konuşan Kremlin Basın Danışmanı Dmitri Peskov, ikili görüşme ile ilgili kendisinde henüz bilgi olmadığını ifade etti.

Kommersant gazetesinde yer alan habere göre, Vladimir Putin ve Barack Obama'nın Rus liderin resim çekinme törenine birkaç dakika geç kaldıktan sonra Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği liderlerinin bulunduğu odaya girdiği zaman buluştukları belirtildi.

Gazetede yer alan haberde, "İlk olarak Obama Putin'i gördü ve el salladı. Vladimir Putin Obama'nın yanına giderek selamlaştı. Daha sonra iki ülke lideri konuşmaya başladılar. 7-8 dakikalık konuşmadan sonra Putin ve Obama törene katıldılar" ifadeleri yer aldı.

MOR RENKLİ TUNİK GİYDİLER
Çinli yetkililer bu seneki toplantıda giyilmesi için Asya Pasifik liderlerine ülkenin geleneksel tuniklerinden hazırlattı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Barack Obama ve ev sahibi ülke Çin’in Devlet Başkanı Şi Cinping imparatorluk moru adı verilen renkteki geleneksel tunikleri giydiler. Grup fotoğrafında bir araya gelen liderlerden bir kısmına ise yeşil renkte tunik verildi.