1 Aralık 2014 Pazartesi

Azmetti, polisleri mahkum ettirdi

Kuzeni Gökhan’ın kazada ölümünün peşini bırakmayan Yasemin, iki yıllık mücadele sonunda hem sürücüyü hem soruşturmayı eksik yürüten iki polisi mahkûm ettirdi.

Nihal ve Ramazan Demir çiftinin 14 yıllık evlat hasreti, 27 Temmuz 1994’te tek yumurta ikizleri Gökhan ve Oğuzhan’ın dünyaya gelmesiyle son buldu. İkizler, 2012 yılında liseyi bitirdi. İkisinin de hayali iyi bir üniversiteye girebilmekti. Ancak 19 Ekim 2012’de, Hasköy’de meydana gelen korkunç kaza, ikizleri sonsuza dek birbirlerinden ayırdı. Saat 21.00 sıralarında, caddeden karşıya geçen Gökhan’a, sollama yapan Salih Paşahan’ın (39) kullandığı otomobil çarptı. Gökhan, diğer otomobilin üzerine düşerken, biraz ileride duran Salih Paşahan, Gökhan’ın yanına bile gelmeden, tekrar otomobiline binerek kaçtı.

İŞİNDEN İSTİFA ETTİ

Polis 4 saat sonra Salih Paşahan ve ruhsat sahibi kardeşini gözaltına aldı. Ancak Paşahan, mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gökhan ise, yoğun bakımdaki yaşam savaşını 9 gün sonra, 28 Ekim 2012’de kaybetti. Gökhan’ın ölümüne en çok üzülenlerden biri de, kuzeni Yasemin Usta’ydı (30). Yasemin, bir hafiye gibi kazanın izini sürmeye başladı. Önce, 5 Kasım 2012’de, Salih Paşahan için yakalama kararı çıkarttırdı. Kaza yerindeki herkesle konuştu. İki görgü tanığının ifade vermelerini sağladı, Rahmi Koç Müzesi, PTT Halıcıoğlu Şubesi ve bir petrol istasyonunun kamera kayıtlarının toplanması kararı çıkarttırdı.

Ancak bu işler öylesine zaman alıyordu ki, yönetici olduğu gıda firmasından istifa etti, hemen her gün savcılığın kapısını aşındırdı. 14 Ocak’ta kamera kayıtlarının zaman aşımı nedeniyle silindiğini öğrendi. Bu arada, 23 Ocak 2013’te yakalanan Salih Paşahan, nöbetçi 29’uncu Sulh Ceza Mahkemesi’nde ikinci kez tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

İKİ POLİSE DE CEZA

15 Şubat’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Paşahan hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı. Yasemin, 8 duruşma süren yargılama boyunca her aşamayı takip etti. İstanbul 30’uncu Asliye Ceza Mahkemesi 6 Kasım 2014’te davayı karara bağladı. Salih Paşahan’a hiç indirim yapmadan 5 yıl hapis cezası veren mahkeme, ehliyeti bulunmadığı, ters yolda araç kullandığı için cezayı 6 yıl 3 aya çıkarttı. Yasemin, kazanın ardından polisler hakkında da şikâyetçi oldu. İdare soruşturmada ‘aklanan’ bir komiser yardımcısı ve bir polis memuru hakkında, Yasemin’in ısrarlı takibiyle İstanbul 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görevi kötüye kullanmak suçundan dava açıldı. Yasemin’in avukatı olmadan takip ettiği bir yıllık yargılama sonunda, komiser yardımcısı ve polis 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Hükmün açıklanmasını geri bırakan mahkeme, iki polisin 5 yıl boyunca denetim altında tutulmalarına hükmetti. (Medyafaresi)

Anaokulunda klima patladı

Antalya'da bir anaokulunda klima patlaması nedeniyle yangın çıktı. Alevler itfaiye tarafından söndürüldü.

Konyaaltı ilçesi Uncalı Mahallesi'nde bir anaokulunun kreş bölümündeki klima patladı.

Çocukların bulunmadığı bir sınıfta patlayan klima nedeniyle yangın çıktı.

Sınıftan duman yükseldiğini gören anaokulu yetkilileri, itfaiye ve polis ekiplerine haber verdi. 

Anaokulunda bulunan çocuklar, yetkililerce yan tarafta bulunan işmerkezine alındı.

Olay yerine gelen 3 itfaiye ekibi, yangını yaklaşık 20 dakikalık çalışmayla söndürdü.

Dumandan etkilenen bir çocuğun yakınına ambulansta müdahale edildi.

Yangını haber alan aileler de anaokuluna geldi. Bazı ailelerin çocuklarını alarak evlerine götürdüğü gözlendi.

Yangın nedeniyle oyuncakların bulunduğu sınıf kullanılamaz hale geldi.

Papa: Camide dua ettim çünkü..

Türkiye’ye üç günlük bir ziyaret gerçekleştiren Papa Francesco, İtalya yolunda flaş açıklamalar yaptı.

Papa, "Benim asıl kalbimde olan, Türkiye-Ermenistan sınırı. Keşke o sınır açılsa, o kadar güzel bir şey olur ki.  Ben o bölgede, sınırların açılmasını kolaylaştırmayan jeopolitik problemler olduğunu biliyorum, ama bu halklar arasında uzlaşma olması için dua edelim" dedi.

Papa Francesco, Sultanahmet Camii'nde yaptığı dua ile ilgili  olarak da "Sultanahmet Camii'ne ben turist olarak geldim diyemezdim. Oradaki o muhteşemlikleri gördüm. Müftü de çok iyi açıklıyordu orada neler olduğunu. Kur'an'dan pasajlar okudu, Meryem Ana'dan bahsetti. O anda dua etmek istedim. Müftüye dua edelim dedim. O da tamam dedi"  ifadelerini kullandı.

100 milyar dolarlık ziyaret

Putin ziyaretinde doğalgazda indirim müjdesi gelebilir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Ankara’ya geliyor.  İki ülkenin 2010 yılında açıkladığı 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi için Türkiye’ye gelen Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en önemli gündem maddesi enerji olacak.

Türkiye, Papa Francesco’nun hemen ardından bugün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ağırlayacak. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşbaşkanlığında toplanacak Türkiye-Rusy Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) toplantısı için beraberinde 10 bakanla Ankara’ya gelecek olan Putin’in ziyareti siyasiden öte daha çok ekonomik ağırlıklı olacak.  Erdoğan ve Putin, iki ülkenin 2010’da açıkladığı 100 milyar dolarlık hedefin en geç 2020’de gerçekleşmesi için ilgili bakanlara talimat vererek bu hedef için kararlılık beyan edecek. Liderler iki ülke iş dünyasından da bu hedefe ulaşılması için yoğun çaba gösterilmesini isteyecek.

5 MADDELİK ANLAŞMA

Bu yıl sonunda yaklaşık 33 milyar dolar seviyesinde olması beklenen ticaret hacminin daha ileriye götürülmesi için ÜDİK toplantısında hemen her alanda görüş alış verişinde bulunulması bekleniyor. Ukrayna krizi nedeniyle AB ve ABD’nin ambargolarına karşı Batılı ülkelerden gıda alımını durduran Rusya’nın, Türkiye’den ithal etmeye başladığı yaş meyve, sebze, süt ürünleri, balık ve beyaz ette istenilen düzeyde sağlanamayan büyümenin gerçekleşmesi için nelerin yapılması gerektiği üzerinde durulacak. ÜDİK toplantısında iki ülke ekonomi bakanlarının belirli alanlarda tercihli ticaret, iki ülke arasındaki ticarette bankacılık sistemi, yatırım ve finansta milli paraların kullanılması, ticaret ve yatırımların önündeki engelleri kaldırmayi belirli bir takvim ve programa bağlamak ile iki ülke ekonomi bakanlarının düzenli şekilde biraraya gelmesini içeren beş maddelik bir anlaşmayı imzalamaları bekleniyor. İki ülkenin karşılıklı üretim sertiflakalırını kabul etmesinin de toplantıda ele alınması öngörülüyor.

ENERJİ AYRI BİR BAŞLIK

Ziyaretin bir diğer önemli ayağını enerji alanı oluşturacak. Türkiye Mavi Akım üzerinden aldığı doğalgaz miktarında 3 milyar metreküp artış talep ederken, dünya piyasalarındaki fiyat düşüşü nedeniyle yenilenecek sözleşmelerde fiyat indirimi isteyecek. Rusya’nın Mersin Akkuyu’da yapacağı nükleer santralle ilgili son gelişmeler de ayrıntılı şekilde ele alınacak. Putin’in Türkiye’nin planladığı üçüncü nükleer santrale talip olduğunu bildirmesi de bekleniyor.

Erdoğan’dan son pazarlık
Putin’in bugünkü ziyareti öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Gazprom Başkanı Aleksey Miller’in İstanbul’da doğalgaz konusunu son bir defa masaya yatırdığı öğrenildi. Erdoğan ile Miller’in cumartesi akşamı İstanbul’da uzun bir görüşme yaptığı Gazprom basın sözcülüğü tarafından duyuruldu. Yapılan açıklamada şöyle dendi: “Cumartesi akşamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazprom Başkanı Miller’i kabul etti. Yapılan görüşmede Rusya ile Türkiye arasında doğalgaz alanındaki işbirliği tüm yönleriyle geniş biçimde ele alındı. Görüşmeye ayrıca Türkiye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da katıldı.” Türkiye, Almanya’dan sonra Rusya’dan en fazla doğalgaz satın alan ikinci ülke konumunda. 2013 yılında Rusya’dan alınan gaz 26.7 milyar metreküp olarak gerçekleşmişti. 2014 sonunda ise bu miktarın 30 milyar metreküp olması bekleniyor. Türkiye 2015 yılından itibaren Gazprom şirketinden fiyat indirim talebinde bulunduğu biliniyor.

Rusya’dan 2 aylık vize de istenecek
Turizm, ziyaretin ekonomik ayağındaki bir diğer önemli madde olacak. Rusya’dan gelen turistlerin vizesiz kalma süresini iki aya çıkaran Türkiye, Rusya’nın da Türk vatandaşları için uyguladığı 1 aylık süreyi 2 aya çıkarmasını isteyecek. Ziyaret sırasında iki ülkenin Sarıkamış’ta hayatını kaybeden askerler anısına Rusya ve Türkiye’de anıt mezarların yapılması konusunda bir anlaşma imzalayabileceği de belirtildi.  Ziyarette iki ülke arasındaki Suriye, Ukrayna ve Kıbrıs gibi uluslararası konulardaki farklı görüşlerin devam etmesi ve bu sorunların ortadan kaldırılması yönünde bir ilerleme kaydedilmesi beklenmiyor. Moskova’yı Suriye’de Esad’a destek vermememesi için ikna edemeyen Ankara, Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını da tanımıyor.

30 Kasım 2014 Pazar

Papa Françesko, Sultanahmet'te neler olduğunu anlattı

Türkiye'ye üç günlük ziyaret gerçekleştiren Papa Françesko, İtalya'ya dönüş yolunda flaş açıklamalar yaptı. Papa Sultahahmet'te neden müftü ile birlikte dua etmek istediğini açıkladı.

Ermeni meselesinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başsağlığı mesajını olumlu bulduğunu söyleyen Papa, "Benim asıl kalbimde olan, Türkiye-Ermeni sınırının açılması. Keşke o sınır açılsa, o kadar güzel bir şey olur ki" ifadelerini kullandı. Papa ayrıca Sultanahmet Camii'nde yaptığı duanın içeriğini de açıklarken, "Oraya turist olarak gittim diyemezdim. O muhteşemlikleri görünce dua etmek istedim" dedi.

Papa Françesko, İtalya yolunda uçakta, aralarında Doğan Haber Ajansı İtalya Temsilcisi Esma Çakır'ın da bulunduğu ve tek tek ellerini sıktığı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Papa bir gazetecinin, 'Türkiye ziyaretiniz boyunca hiç Ermenilere ilişkin bir şey duymadım. Gelecek yıl Ermeni soykırımının yıldönümü. Bu konuda ne düşündüğünüzü bilmek istiyorum' yönündeki bir soruya şöyle yanıt verdi: "Bugün hastanede olan Ermeni Patriği'ni ziyaret etmeye gittim, çok hasta. Türk hükümeti geçen yıl bir jest yaptı, dönemin başbakanı Erdoğan bir mektup (başsağlığı) yazdı. Bazıları bunu çok zayıf buldu. Benim bu konudaki yargım ise, büyük ya da küçük bilmiyorum, ama bu bir el uzatmaydı. Bu her zaman pozitif bir şeydir. Ben elimi çok da uzatabilirim, ya da az uzatabilirim ve diğerinin bana ne diyeceğini beklerim."

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu hareketini olumlu bulduğunu söyleyen Katoliklerin ruhani lideri, "Benim asıl kalbimde olan; Türkiye-Ermeni sınırı. Keşke o sınır açılsa, o kadar güzel bir şey olur ki. Ben o bölgede, sınırların açılmasını kolaylaştırmayan jeopolitik problemler olduğunu biliyorum, ama bu halklar arasında uzlaşma olması için dua edelim" dedi.

Her iki ülkenin de iyi niyetli olduğunu bildiğini, buna inandığını söyleyen Papa, "Bu durumun kolaylaşması için yardım etmeliyiz. Dilerim gelecek yıl, küçük jestlerin yolunun açılacağı, yakınlaşmanın adımlarının atıldığı bir yıl olsun" ifadelerini kullandı.

SULTANAHMET'TE DUA AÇIKLAMASI 

Uçaktaki 65 gazeteciden biri olan Esma Çakır'ın, 'Sultanahmet Camii'nde çok yoğun bir dua anı yaşadınız. Bu Rabbe yakarış anınızdan bizimle paylaşmak istediğiniz özel bir şey var mı?' sorusunu şöyle yanıtladı: "Benim Türkiye'ye seyahatim dini amaçla idi. Ortodoks Kilisesi'nin kutladığı Aziz Andreas Yortusu içindi. Patrik Bartholomeos'la, yani dini bir figür ile buluştum. Sonra camiye gittim. Yani bunların hepsi dini şeyler.  Sultanahmet Camii'ne ben turist olarak geldim diyemezdim. Oradaki o muhteşemlikleri gördüm. Müftü de çok iyi açıklıyordu orada neler olduğunu. Kur'an'dan pasajlar okudu, Meryem Ana'dan bahsetti. O anda dua etmek istedim. Müftüye dua edelim dedim. O da tamam dedi."

Papa duasının içeriğiyle ilgili olarak şunları söyledi: "Türkiye için, barış için, müftü için, herkes için ve tabii benim için dua ettim, çünkü buna ihtiyacım var. Ancak özellikle barış için dua ettim. 'Tanrım savaşları bitir dedim'  Kısaca çok samimi bir dua anı yaşadım."

KUR'AN BİR BARIŞ KİTABIDIR, ERDOĞAN'A 

Papa, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan İslamafobi hakkında konuştu. Siz de doğal olarak Ortadoğu'daki Hristiyan azınlığın yaşadıklarından dolayı Hristiyanofobi hakkında konuştunuz ve dinlerarası diyaloğun bir anahtar olabileceğini tavsiye ettiniz. Dinlerarası diyalog yeterli mi yoksa daha öteye gidilebilir mi? Dünya liderleri bu konuda ne yapmalı?' sorusu üzerine, "Sadece bu bölgede değil Afrika'da da gerçekten terörist faaliyetler var. 'Bu İslamsa..' diyenler olduğunda ben öfkeleniyorum. Bu durumdan dolayı birçok Müslüman alınganlık gösterdi, 'Biz bu değiliz' dediler. Kur'an bir barış kitabıdır, barış mesajı veren bir kitaptır. Öteki türlü, bu İslamizm değil. Bunu gerçekten inanarak söylüyorum: Tüm İslamcılara terörist denemez. Bu asla söylenemez. Hristiyanlarda da aşırıcılık yok değil diyemeyiz mesela. Bizde de bunlardan var.

Ben Cumhurbaşkanınıza söyledim, tüm İslami liderler; siyasi liderler ya da dini veyahut akademisyenler olabilir açıkça şunu söylesinler: 'Ben bunu kınıyorum.' Çünkü bu, İslam toplumunun büyük çoğunluğuna yardım edecek. Onların ağzından çıkmalı bu sözler. Aynı zamanda entelektüeller de olabilir. Bu benim cevabım. Çünkü hepimizin dünya çapında bir kınama yapmaya ihtiyacımız var. Bir İslami kimliği olanlar, 'Biz terörist değiliz, Kur'an bu değil' diyorlar.

Hristiyanofobiye gelince. Irak'ın Musul kentinde gördük. Hristiyanlar yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldılar ya da vergi ödemek (cülus) zorunda. Adeta o bölgede hiç Hristiyan olmasın istiyorlar. O bölgede maalesef bu var" açıklamasını yaptı.

MEHMET GÖRMEZ VE MEHMET PAÇACI'DAN ÇOK ETKİLENDİ

Dinlerarası diyalog konusunda en güzel sohbeti Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve onun ekibiyle yaptığını söyleyen Papa, "Kısa süre önce Türkiye'nin yeni Vatikan Büyükelçisi Mehmet Paçacı bana güven mektubunu sunmaya geldiğinde karşımda harikulade bir adam buldum.  Dini derinliği olan bir adam. Diyanet'teki görüşmemde, dinlerarası diyalog konusunda daha kaliteli bir adım atmamız gerektiğini söylediler. Farklı dinlere mensup olan dindarlar arasında bir diyalog olması gerektiğini söylediler. Bu çok güzel bir şey. Bu yüksek kaliteli buluşma beni çok mutlu etti" diye konuştu.

Papa, Sultanahmet Camii'nde yaptığı dua ile ilgili  olarak da "Sultanahmet Camii'ne ben turist olarak geldim diyemezdim. Oradaki o muhteşemlikleri gördüm. Müftü de çok iyi açıklıyordu orada neler olduğunu. Kur'an'dan pasajlar okudu, Meryem Ana'dan bahsetti. O anda dua etmek istedim. Müftüye dua edelim dedim. O da tamam dedi"  ifadelerini kullandı.  DHA

İnternette yazışan üvey kızını kalbinden bıçakladı

BURSA’da 37 yaşındaki Cihat K., üvey kızı 17 yaşındaki A.Ş.’yi sosyal paylaşım sitesinde (Facebook) erkek arkadaşları ile yazışırken görünce, mutfaktan aldığı ekmek bıçağıyla kalbinden bıçaklayarak ağır yaraladı. Üvey baba gözaltına alınırken, genç kızın annesi Şaziye K., "Olay erkek meselesinden meydana geldi, eşimden şikayetçi değilim" dedi.

Olay, dün merkez Osmangazi İlçesi Adnan Menderes Mahallesi Akgün Sokak’ta meydana geldi. Üvey kızı A.Ş.’yi sosyal paylaşım sitesinde erkeklerle yazışırken gören Cihat K. çılgına döndü. Üvey kızıyla bir süre tartışan Cihat K., tartışmanın büyümesi üzerine mutfaktan aldığı ekmek bıçağını kızın kalbine sapladı. Kanlar içinde yere yığılan kızını gören Şaziye K., 112’yi arayarak yardım istedi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, durumu ağır olan A.Ş.’yi ilk müdahaleyi yaptıktan sonra ambulansla ile Çekirge Devlet Hastanesi’ne götürdü. Hayati tehlikesi bulunduğu belirtilen A.Ş. ameliyata alındı.

Cihat K. ise polis ekipleri tarafından elinde bulunan kanlı bıçak ile birlikte gözaltına alındı.

ANNE: EŞİMDEN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM

Cihat K. polisteki ilk ifadesinde üvey kızını erkeklerle internette yazışmaması için uyardığını, tekrar görünce sinirlenip elini kana buladığını söyledi. Olay anında evde bulunan Şaziye K. ise şahit olarak ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürülürken kendisini görüntüleyen gazetecilere "Olay erkek meselesinden dolayı meydana geldi, eşimden şikayetçi değilim" dedi.

Hüseyin TÜCCAR / BURSA, (DHA)

'Beni Senegalli öğrencisiyle aldattı'

ADANA’da sigorta şirketi sahibi 38 yaşındaki C.B., Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Yabancı Diller Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi eşi 2 çocuğunun annesi 37 yaşındaki E.B.’nin, kendisini 20 yaşındaki Senegal uyruklu öğrencisiyle aldattığı iddiasıyla boşanma davası açtı.

Evlililiklerinde bir sorun olmamasına karşın, geçen yıl eşinin boşanmak istemesine bir anlam veremeyen C.B. araştırma yapmaya başladı. Eşinin maillerini kontrol ettiğinde evlerine ders çalışmaya gelen Senegal uyruklu 20 yaşındaki H.C. ile birbirlerine aşk mesajlarını görünce şok oldu.

Eşi ile öğrencisi arasındaki ilişkinin platonik olduğunu düşünüp, 2 çocuklarının hatırı için evliliğini kurtarmaya çalıştı. Ancak C.B. gittiği üniversitede, iddiaya göre eşinin sevgilisi olduğu ileri sürülen H.C.’nin, bazı arkadaşları tarafından cinsel içerikli görüntü ve fotoğraflarını internete sızdırma bahanesiyle tehdit edildiğini duydu. C.B. bu gelişme üzerine tekrar görüştüğü eşinin Senegalli öğrenci ile aşk yaşadığını itiraf etmesi üzerine boşanma davası açtı. Ayrıca ÇÜ Rektörlüğü’ne de öğretmen- öğrenci ilişkisi hakkında suç duyurusunda bulundu.

ÜNİVERSİTEDEKİ ODASINDA VE TUVALETLERDE İLİŞKİ İDDİASI

Ç.B. dilekçesinde, eşi E.B.’nin üniversite binası içerisinde yer alan odasında ve tuvaletlerde öğrencisi H.C. ile cinsel ilişkiye girdiklerini ileri sürdü. C.B., eşinin ilişki yaşadığını iddia ettiği yabancı öğrenci ile eşinin babası M.S.B. tarafından da ölümle tehdit edildiğini iddia ederek suç duyurusunda bulundu.

EŞİ DE BOŞANMA DAVASI AÇTI

İhanetle suçlanan E.B. de eşi C.B.’ye boşanma davası açtı. E.B. ayrıca, eşinin görev yaptığı üniversiteye gelerek kendisine şiddet uyguladığını iddia ederek uzaklaştırma kararı aldırdı. Bu iddiaları kabul etmeyen C.B., üniversiteye şikayet dilekçesi vermek için gittiğini, eşi ile karşılaşmadığını, şiddet uygulamadığını savundu. Çiftin boşanma davası önümüzdeki günlerde görülecek.

Bekir KARAKOCA- Salih ÜÇTEPE / ADANA, (DHA)

Başkanın kızlarına ‘sosyal’ kalkan

ABD Başkanı Barack Obama’nın kızları Sasha (13) ve Malia’nın (16) Beyaz Saray’daki Şükran Günü etkinliğindeki hallerini Facebook’tan eleştiren Cumhuriyetçi partili kadın siyasetçi, sert tepkiler üzerine özür diledi.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Stephen Fincher’ın iletişim sorumlusu Elizabeth Lauten, Facebook hesabında, özetle şöyle yazdı:

‘ERGENSİNİZ AMA...’

“Sevgili Sasha ve Malia, şu berbat ergenlik yaşlarınızda olduğunuzu biliyorum. Ama siz First Family’nin (Birinci Aile) parçasısınız. Saygıyı hak eder şekilde giyinin, barda gibi değil.”

TEPKİYLE GERİ ADIM

Fakat bu ifadeler sosyal medyada ciddi tepki çekince, Lauten mesajını sildi ve “Sözlerimle kırdığım herkesten özür dilemek isterim” dedi. Beyaz Saray’da Şükran Günü alttaki fotograf, Amerikan basının ilgi odağı olmuştu. Hürriyet

Obama'nın kızlarına şok suçlama!

ABD Cumhuriyet Partisi Ulusal Komitesi görevlilerinden Elizabeth Lowten, Obama’nın kızları Sasha ve Malia’yı saygısızlıkla ve statülerine uygun olmayan bir şekilde davranmakla suçladığı için özür diledi.

Facebook sayfasına bununla ilgili bir yazı yayınlayan Elizabeth Lowten, “Değerli Sasha ve Malia, ben sizin zor bir dönem olan yetişkinlik çağında bulunduğunuzu anlıyorum. Ancak, siz devlet başkanının bir parçasısınız, ona uygun bir şekilde hareket etmeye gayret ediniz. Hiç olmazsa oynadığınız role saygılı olun. Bara gitmek için hazırlanmış kişiler gibi değil, saygı uyandıracak şekilde giyininiz. Tabii ki televizyon yayını anında surat asmamanız gerekir” ifadelerine yer verdi.

Elizabeth’in Obama’nın kızlarının dış görünüşleri ve davranışları ile ilgili yorumları sosyal ağlarda büyük bir eleştiri yağmuruna neden olurken, Cumhuriyet Partisi görevlisi özür dilemek ve yazısını silip kaldırmak zorunda kaldı.

Twitter kullanıcılarından biri Elizabeth Lowten’e hitaben “Siz birilerine bulunduğu tabakaya göre nasıl davranılması gerektiğini gösterme konumunda değilsiniz” yazısını paylaştı. Elizabeth Lowten, gelen tepkiler sonrasında üslubundan ötürü özür diledi.

İngiltere'de ilginç "Kuran" tartışması

İngiltere'de Eski Anglikan Kilisesi Piskoposu Lord Harries'in İngiliz Kraliyetinin varisi ''Prens Charles'ın taç giyme töreninde Kuran okunmalı'' açıklaması tartışmalara yol açtı.

Daily Mail gazetesindeki habere göre, Eski Oxford Piskoposu Lord Harries, Lordlar Kamarası'nda yaptığı konuşmada, İngiltere'deki Müslümanların toplum tarafından benimsendiklerini hissettirmek amacıyla taç giyme töreninin Kuran okunarak başlamasının yaratıcı bir davranış olacağını söyledi.

Piskoposun açıklamaları ise Anglikan Kilisesi'nin kendi gelenekleri ve kurumları içerisinde güveni kaybettiği gerekçesiyle sert bir dille eleştirildi.

Lord Harries, Lordlara yaptığı öneride, Kilise'nin kendi tarihi konumunda konukseverliği yerine getirmeye önderlik etmesi gerektiğini aktardı. Harries, geçen yıl Bristol Katedrali'nde dindar bir Müslüman olan yüksek rütbeli bir yetkilinin talebi üzerine Kuran'dan ayetler okunduğu örneğini vererek ''Bu Müslümanları içtenlikle kucaklayacak harika, yaratıcı bir uzlaşma davranışıydı” dedi.

Eski Piskopos, konukseverliğin prensibinin bir sonraki taç giyme töreni dahil olmak üzere tüm kamusal seremonilere etki etmesi gerektiğine inandığını söyledi.
Kraliçe 2. Elizabeth'in oğlu ve kraliyetin birinci varisi Prens Charles, bundan 20 yıl önce ''İngiliz monarşisinin inanç savunucusu'' olmaktan çok ''inançların savunucusu'' olarak görülmeyi istediğini açıklamıştı. Prens Charles, 2006 yılında da daha ''odaklı ve merkezi'' olacağını düşündüğü çok inançlı bir taç giyme töreni istediğini söylemişti.

''CUMA NAMAZLARINDA DA KRAL İÇİN DUA EDİLSİN''
Geleneksel Hristiyanlardan ise Lord Harries'in açıklamalarına kınama geldi. Hristiyan Enstitüsü Düşünce Kuruluşu'ndan Simon Calvert, birçok insanın Hristiyan bir liderin, Hristiyan bir manastırda Hristiyan bir törende Kuran okunması fikrine şaşıracaklarını söylerken, Spectator dergisinin yardımcı editörü Douglas Murray, Lord Harries'in fikrini yanlış bulduğunu söyleyerek ''Eğer taç giyme törenine Müslümanlar eklenecekse o zaman Hinduların ve ateistlerin de eklenmesi gerekir. Böyle bir törende Kuran okunacaksa o zaman İngiltere'deki camilerde cuma namazlarında Kral ve Silahlı Kuvvetler için dua edilmeli'' diye konuştu. Hürriyet

28 Kasım 2014 Cuma

Yeni dönem bugün başladı!

Yeni Tüketici Kanunu, 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen, yönetmeliklerde düzenlemeler yapılmasını 6 ay süreye bağlamıştı. İşte bugün 28 Kasım itibariyle 6 aylık süre sona erdi ve Tüketici Kanunu, tüm yönetmenlikleri ve düzenlemeleriyle hayatımıza girdi.

Uzmanpara'nın haberine göre: Yeni düzenlemelerin en dikkat çekici maddeleri arasında satın alınan ayıplı mal ve hizmetlerdeki hak arama süresinin bir aydan 6 aya çıkarılmasının yer aldığını belirten Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Buna göre üründe 6 ay zarfında herhangi bir ayıp ortaya çıkarması durumunda tüketici onarımı kabul etmek zorunda olmadan, parasını geri isteyebilecek ya da yeni bir mal talep edebilecek. Tercih tüketiciye bırakıldı. Ayrıca kapıdan satış, mesafeli sözleşmeler ve devren tatil gibi çok sayıda şikayet aldığımız konularda da sözleşmenin imzasından itibaren cayma süresi 14 güne çıkarıldı yani tüketici 14 gün süre zarfında herhangi bir cezai şart ödemeden cayma hakkını kullanabilecek” dedi.

Maketten konut satışında mağduriyete son 

Yeni düzenlemelerin maketten konut satışındaki mağduriyetleri de ortadan kaldırdığını belirten Aydın Ağaoğlu, “Maketten konut satış sözleşmesi imzalayan tüketicilere de 14 gün zarfında cayma hakkı getirildi. 30 daireden fazla konut yapan müteahhitler, inşaat ruhsatını almış olacak, sözleşmeyi noterde yapacak ve tapuya da şerh edecek. Ayrıca tamamlama sigortası veya teminat mektubu gibi güvenceler vermezse o satıcını yaptığı iş, kanuna aykırı olacak. İnsanlar mağdur olmayacak” diye konuştu.

Yeni kanununun 31. maddesinde 57 milyon kart kullanıcısına müjde verildiğini söyleyen Aydın Ağaoğlu, bankaların, kart kullanıcılarına aidatız ve ücretsiz bir kredi kartı sunmak zorunda olduklarını da söyledi.

Yalancı indirimler ve yanıltıcı reklamların da yeni düzenlemeyle yasaklandığını ve cezai müeyyideleri olduğunu söyleyen Aydın Ağaoğlu, “Bu tarz reklamlar yüzünden aldatılan tüketiciler, tüketici hakem heyetlerine başvurarak haklarını arayabilirler. Bu başvurular sırasında herhangi bir bedel ödemelerine gerek yok. Fiyat etiketiyle ilgili getirilen düzenlemede ise artık indirimli satıştan önceki fiyatla indirimli satış fiyatı görülebilir ve aynı etiketteki kağıtlara yazılmak zorunda. Raf veya ilanlarda belirlenen fiyatla kasada tüketiciden talep edilen fiyat arasında fark varsa satıcı tüketici lehine olan fiyatı uygulayacak” ifadelerini kullandı.

Aydın Ağaoğlu, yeni düzenlemenin içeriği hakkında şunları söyledi: 

“Artık tüketicilere gecikmelerinden ötürü bileşik faiz de uygulanmayacak. Sipariş edilmediği halde bir ürünün gelmesi durumunda tüketiciler o ürünü kullandığı takdirde herhangi bir bedel talep edilemeyecek. Abonelik sözleşmelerinden caymak tüketicileri için adeta çile haline gelmişti. Artık 12 aydan uzun süreli iş için tüketici taahhütten cayma bedeli ile muhatap olmadan aboneliğini sonlandırabilecek. Saadet zinciri diye bilinen piramit satış yöntemi de kesinlikle yasaklandı. Tüketiciler, hiçbir şekilde bu sistemlere üye olmasınlar. Taksitli satışlarda da cayma imkanı getirildi. Ancak kredi kartıyla yapılan taksitli satışların bu kapsamda olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Taksitle satış sözleşmeleri yazılı yapılacak. Her bir senet ayrı düzenlenecek. Ayrıca tüketici sözleşmeden 7 gün zarfında herhangi bir cezai bedel ödemeden cayma hakkını kullanabilecek.”

Dosya masrafı isim değiştirdi

BDDK’nın (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) yeni düzenlemesiyle dosya masrafının ismi değiştirilerek kredi tahsil ücreti haline geldiğini söyleyen Aydın Ağaoğlu, “Yeni kanun, bankalarla tüketiciler arasındaki ihtilafların son bulması için tüketiciyi de koruyacak şekilde bankaların alabilecekleri ücretlerin belirlenmesini BDDK’ya bıraktı. BDDK dosya masrafına, Kredi Tahsis Ücreti adı verdi ve binde 5 olarak bir sınır getirdi. Ancak biz tüketici örgütü olarak Danıştay nezdinde dava ettik. Hesap işletim ücreti ve dosya masrafı gibi ücretlerin alınmasını uygun bulmuyoruz” dedi.

Mehmet Ali Şahin'in eşi vefat etti

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in eşi Saniye Şahin, tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Alınan bilgiye göre, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gören Saniye Şahin, dün akşam hayatını kaybetti. Vefat haberi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Ali Şahin'e evinde taziye ziyaretinde bulundu.

Saniye Şahin'in ölüm haberinin ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eşi Sare Davutoğlu, Hacettepe Hastanesine gelerek yetkililerden bilgi aldı, Şahin'in yakınlarına başsağlığı diledi. Şahin'in bugün öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Karabük'ün Ovacık ilçesine bağlı Ekincik köyünde toprağa verileceği öğrenildi.

Fethullah Gülen'in acı günü

Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen'in kardeşi Sibgatullah Gülen, (72) Erzurum'da bir süredir tedavi gördüğü Özel Şifa Hastanesi'nde sabah saatlerinde vefat etti.

STV ana haber spikeri Kemal Gülen'in babası Sibgatullah Gülen, 4 ay önce geçirdiği kalp krizi nedeniyle Şifa Hastahanesi'nde tedavi altındaydı. Gülen, bir ay önce geçirdiği kısmi felç sonrasında yoğun bakıma alınmıştı. Yaşam destek ünitesine bağlı olarak yaşayan Sibgatullah Gülen, tedaviye cevap veremeyerek vefat etti.

Şifa Hastahanesi Başhekimi Op. Dr. Sebahattin Dalga, Gülen'in, felce bağlı solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğünü, sabah 07.30 sıralarında yaşamını yitirdiğini dile getirdi. Atatürk Üniversitesi'nden işçi emeklisi olan Gülen, evli ve 9 çocuk babasıydı.

26 Kasım 2014 Çarşamba

Zehirli ayakkabı bu hale getirdi

18 yaşındaki genç kadının AVM'den aldığı ayakkabı ayağını bu hale getirdi.

Çin'den gelen 33 bin ayakkabıda kanserojen maddelere rastlanmasının ardından bu ayakkabıların imhaya götürülürken değiştirildiği ortaya çıkmıştı. Türkiye Çin'den gelen bu zehirli ayakkabıları her yerde ararken, İstanbul'da yaşanan bu olay yaşanabilecek tehlikeyi gözler önüne serdi.

2 ay önce bir AVM'den 150 liraya bir ayakkabı aldığını söyleyen 18 yaşındaki Esra Keyfer, sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı;

"Sadece bir kere giyindim. Ayakkabıyı giydikten sonra sürekli kaşınma ve kızarıklık oluştu. Sabah doktora gittim. Doktorlar ayağın yandı mı diye sordular. Şimdi en azından yürüyebiliyorum, ayağımı kaybetmedim. Buna şükrediyorum."

Keyfer'i satın aldığı Çin menşeli ayakkabıdaki zehirli kimyasaların bu hale getirdiği belirlenirken, bu ayakkabıların kayıp zehirli ayakkabılar olup olmadığı araştırılıyor.  (milliyet)

10 ayda 255 kadın öldürüldü

İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, kadına yönelik şiddeti önlemede etkin politikalar üretilmediği için 2014 yılının ilk 10 ayında Türkiye’de öldürülen kadın sayısının 255’e ulaştığını söyledi...

İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan ve Yönetim Kurululu Üyeleri ile Kadın Hakları Dayanışma ve Hukuk Araştırmaları Merkezi, ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’ dolayısıyla İzmir Adliyesi Baro Birimi’nde basın toplantısı düzenledi.



Milliyet'in haberine göre; Kadına yönelik şiddeti önleme konusunda siyasi iradenin yetersiz ve isteksiz olduğunu savunan İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, “24 Kasım 2011 tarihinde hükümet tarafından onaylanan ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren ’Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ yükümlülüklerinin hiçbiri yerine getirilmemiştir. Yine yürürlüğe konulan ’Ailenin Korunması ve Kadınlara Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ kadına karşı şiddeti önlemede yetersiz kalmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından ’şiddete sıfır tolerans’ sloganıyla ortaya konulan bu yasal düzenlemeler, kurumlar arası koordinasyona yönelik bir çalışma henüz sağlanmamış ve uzman eylem grubu için adaylar belirlenmemiştir” diye konuştu.

Sesini duyuramayanlar da var
Uluslararası sözleşmelerin ülkemizde uygulanmadığını belirten Özcan şöyle devam etti: “Kadına şiddeti önlemeye yönelik etkin politikalardan yoksun olunması nedeniyle bu yılın 10 ayında ülkemizde öldürülen kadın sayısı 255’e ulaştı. Bunun dışında ise kapalı kapılar ardında şiddet gören, adli birimlere başvurmayan veya başvurmayacak durumda olan kadın sayısı ise belirsizdir. Kadını eve kapatan, en az üç çocuk isteyen, kürtaja, sezaryene karşı olan, hamile kadına sokağa çıkmaması yönünde baskı kuran, 4+4+4 eğitim sistemi ile kız çocukların eğitim haklarını elinden alan, çocuk gelinlerin yolunu açarak meşrulaştırmaya çalışan, gençliği kızlı-erkekli diye ayrıştıran iktidarın kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıracağını ummak da bir o kadar gerçek dışıdır. Kadın ve erkek eşitliği fıtrata aykırı diyen devlet anlayışını da kınıyoruz. Kadınla erkeği eşit birey olarak görmedikçe şiddeti önlemede yol almak mümkün değildir” dedi.