Manisa'nın Soma ilçesi, Yırca Mahallesi'nde, Kolin Grubu tarafından termik santral yapılacak bölgedeki zeytin ağaçlarının kesilmemesi için nöbet tutan köylülere şirketin güvenlik görevlileri saldırdı, bir köylü başından yaralandı. Şirketin dozerleri alana girdi, 6 bin zeytin ağacı kesildi. Dört kişi özel güvenlik görevlileri tarafından kelepçelendiği ve 4 kilometre uzaklıktaki bir barakaya kapatıldığı iddia edildi. Yırca Mahallesi’nde yaşayanlar, güvenliği sağlamak için bölgeye gelen askerlerin önünde diz çökerek adeta yalvardı. CHP milletvekili Özgür Özel ise 'Sabah 06.00'da teyzelerin feryatlarıyla uyandım. 5 bin ağaç kalmıştı, hepsini kesmişler. Güvenlik görevlileri yakın yörelerden toplanmış. Köylü çocuğuna köylüyü üç kuruş için dövdürene lanet olsun' dedi. Danıştay akşam saatlerinde yürütmeyi durdurma karar verdi.
"KÖYLÜLER BARAKAYA KAPATILDI"
Yaşanan arbede mahalle sakinlerinden Mehmet Öksüz, Kamile Çiftçi, Kerem Özkılınç ile Yırca'da zeytinliği bulunan avukat Hasan Namak, özel güvenlik görevlileri tarafından kelepçeledi. Karga tulumba bir kamyonete bindirilen dört kişi, iddiaya göra, inşaat sahasına yaklaşık dört kilometre mesafedeki Kül Barajı olarak kullanılan mevkideki bir barakaya kapatıldı. Özel güvenlik görevlilerinin arbede sırasında kullandığı ileri sürülen gaz fişeğinin kapsülünün isabet etmesi sonucu mahallelilerden Emin Özkılınç, başından yaralandı. Özkılınç, Beşyol Devlet Hastanesi'nde ayakta tedavi edildi. Arbede sırasında bekçi kulübesi ile alanda bulunan bir aracın camları da kırıldı. Mahalle sakinlerinin alana girmelerine izin verilmezken, olay yerine jandarma ekipleri sevk edildi. Olaylar saat 03.00'e kadar sürdü.
DEHŞETİ ANLATTI
Kamile Çiftçi, "Gece önce darp ettiler. Ardından ters kelepçeyle arabaya bindirip uzak bir yere götürdüler. Yanımda bir arkadaşım daha vardı. Arabayı kilitlediler. Kim olduklarını o an bilmiyorduk. Orada bizi bıraktılar. Kelepçeli bıraktılar sonra başka bir yerin güvenlikçilerine sığındı. Arkadaşım 155 polisi aradılar. Ben yürümeye devam ettim yolda geri dönen o güvenlikçiler beni durdurup 3 - 4 kişi yerde beni tekrar alıp götürmeye çalışırken polisi görüp fırladım" sözleriyle yaşadıklarını anlattı.
MUHTAR AKIN, "6 BİN ZEYTİN AĞACI KESİLDİ"
3 saat sonra da dozerlerle termik santralin yapılacağı alana girilip, aralarında hasat edilmemiş asırlık olanların da bulunduğu zeytin ağaçları kökünden söküldü. Takviye olarak jiletli tellerle çevrilen alanda termik santrali inşa edecek şirketin özel güvenlik görevlileri etten duvar örerek nöbet tutan mahalle sakinlerinin alana girişini engelledi. Ağaçlar kesildikten sonra olay yerine giden jandarma ekiplerine, köylüler tepki gösterdi. Yırca Köyü Muhtarı Mustafa Akın "Kesilecek ağaç kalmadı, 6 bin zeytin ağacı kesildi gitti" dedi.
CHP'Lİ ÖZGÜR ÖZEL: SABAH TEYZELERİN FERYATLARIYLA UYANDIM
Yırca'da dün gece yaşananları anlatan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, hurriyet.com.tr'ye "Ben de günlerdir köylülere nöbet tutuyordum. Aylar önceden belli olan program için Malatya'da olduğum geceyi fırsat bilmişler. Sabah 06.00'da teyzelerin feryatlarıyla uyandım" dedi.
Özel, Yırva'da dün gece yaşananları ise şöyle anlattı:
"5 bin ağaç kalmıştı. hepsini kesmişler. Gitti... Hiçbir şey bırakmamışlar. Ben dün kamu görevlileriyle tek tek konuştum. Kaymakam, jandarma. Tavşana kaç tazıya tut misali kandırdılar herkesi. Ters kelepçe, biber gazı sıkılmış. Özel adamlar gençleri alıp üç mahalle öteye arabayla bırakmışlar. Bir daha gelirseniz kafanızı kırarız diye tehdit etmişler. Danıştay kamulaştırma dursun derse bu kesilen ağaçları Vali mi geri verecek? Kamu görevlilerinden bugün olmazsa yarın ama mutlaka bunun hesabını soracağız. Güvenlik görevlilerinin Soma'ya yakın yörelerden toplanıp getirildiğini de ekleyen Özel, "Onlar da gariban hatta köylü çocukları. Köylü çocuğuna köylüyü üç kuruş için dövdürenlere lanet olsun. Kendisi de köylü olan güvenliklere köylüye bunları yaptıran zihniyete yazıklar olsun" diye konuştu.
DANIŞTAY'DAN FLAŞ KARAR
Bu arada köylülerinin avukatı Deniz Bayram, termik santrale yaptıkları itirazı değerlendiren Danıştay 6. Dairesi'nin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini açıkladı. (Hürriyet)
7 Kasım 2014 Cuma
Kız arkadaşının yüzünü yerken yakalandı!
İngiltere'nin Güney Wales bölgesinde bir kasabadaMatthwe Willians (34) adındaki kişi, 22 yaşındaki kız arkadaşının yüzünü yerken bulundu. Polisler tarafından elektroşok verilerek bayıltılan zanlı yaşamını yitirdi.
Korkunç olay, İngiltere'nin Güney Wales bölgesinde bir otelde meydana geldi. Kokainli haldeyken kız arkadaşını Hannibal filmini aratmayacak şekilde öldüren adam polis tarafınadn elektroşokla etkisiz hale getirildikten sonra öldü
34 yaşında kimliği polis tarafından verilmeyen ama yerel halk tarafından adının Matthew Williams olduğu belirtilen adam, 22 yaşındaki kurbanının gözlerini canlı canlı yedi.
Görgü tanıkları, adamın kokainin etkisi altında cinayeti işlediğini öne sürdü.
Otelin çok yakınında yaşayan Lyn Beasley ifadesinde, 'Kadına tam bir hannibal Lecter gibi yaklaştı. Kızın bir gözünü ve suratının yarısını yedi' dedi ve 'daha hapisten yeni çıkmıştı ve kokain kullanıyordu' diye de ekledi.
Bir başka görgü tanığı olan Jill Edwards de 'Güvenlik ona odaya kadın almaması gerektiğini söylemişti daha sonra kapısını çaldılar açmayınca içeri girdiler ve kızın suratını yerken yakaladılar' diye konuştu. Odaya girdiğinde korkunç manzarayla karşılaşan polis, elektroşokla müdahale ettiği zanlıyı öldürdü.
Williams, iki hafta önce arkadaşına saldırdığından dolayı girdiği hapisten yeni çımıştı
Cesetler üzerindeki incelemeler önümüzdeki iki gün içinde yapılacak.
milliyet.com.tr
Korkunç olay, İngiltere'nin Güney Wales bölgesinde bir otelde meydana geldi. Kokainli haldeyken kız arkadaşını Hannibal filmini aratmayacak şekilde öldüren adam polis tarafınadn elektroşokla etkisiz hale getirildikten sonra öldü
34 yaşında kimliği polis tarafından verilmeyen ama yerel halk tarafından adının Matthew Williams olduğu belirtilen adam, 22 yaşındaki kurbanının gözlerini canlı canlı yedi.
Görgü tanıkları, adamın kokainin etkisi altında cinayeti işlediğini öne sürdü.
Otelin çok yakınında yaşayan Lyn Beasley ifadesinde, 'Kadına tam bir hannibal Lecter gibi yaklaştı. Kızın bir gözünü ve suratının yarısını yedi' dedi ve 'daha hapisten yeni çıkmıştı ve kokain kullanıyordu' diye de ekledi.
Bir başka görgü tanığı olan Jill Edwards de 'Güvenlik ona odaya kadın almaması gerektiğini söylemişti daha sonra kapısını çaldılar açmayınca içeri girdiler ve kızın suratını yerken yakaladılar' diye konuştu. Odaya girdiğinde korkunç manzarayla karşılaşan polis, elektroşokla müdahale ettiği zanlıyı öldürdü.
Williams, iki hafta önce arkadaşına saldırdığından dolayı girdiği hapisten yeni çımıştı
Cesetler üzerindeki incelemeler önümüzdeki iki gün içinde yapılacak.
milliyet.com.tr
Liseli Tuğra, halı sahada öldü
Balıkesir’deki Rahmi Kula Anadolu Lisesi 3’üncü sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Tuğra Yarbaoğlu, halı sahada futbol oynarken, kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Yarbaoğlu’nun ölümü ailesi ile birlikte okuldaki öğretmen ve arkadaşlarını yasa boğdu.
Dün saat 21.50 sıralarında okul bahçesindeki halı sahada arkadaşlarıyla futbol oynayan Tuğra Yarbaoğlu, maçın sonlarına doğru bir anda yere yığılıp kaldı. Maçı izleyen bir doktor hemen müdahale edip, kalbi duran Yarbaoğlu’na kalp masajı yaptı. Ambulansla Balıkesir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Tuğra, doktorların 1.5 saat süren müdahalesine rağmen yaşama döndürülemedi.
Sabah okula gelen arkadaşları Tuğra’nın ölüm haberini alıp, büyük üzüntü yaşadı. Okul tatil edilirken, öğrenciler, ikisi de muhasebeci olan Meliha- Murat Yarbaoğlu çiftinin Mekik Sokak’taki evine akın edip, üzüntülerini paylaştı. Birçok öğrenci gözyaşlarını tutamadı. Fenerbahçe sevgisiyle tanınan ve okulun basketbol takımında da yer alan Yarbaoğlu’nun cenazesi, Zağnospaşa Camisi’nde kılınacak ikindi namazının ardından toprağa verilecek. Coşkun Yaman/Balıkesir (DHA)
Dün saat 21.50 sıralarında okul bahçesindeki halı sahada arkadaşlarıyla futbol oynayan Tuğra Yarbaoğlu, maçın sonlarına doğru bir anda yere yığılıp kaldı. Maçı izleyen bir doktor hemen müdahale edip, kalbi duran Yarbaoğlu’na kalp masajı yaptı. Ambulansla Balıkesir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Tuğra, doktorların 1.5 saat süren müdahalesine rağmen yaşama döndürülemedi.
Sabah okula gelen arkadaşları Tuğra’nın ölüm haberini alıp, büyük üzüntü yaşadı. Okul tatil edilirken, öğrenciler, ikisi de muhasebeci olan Meliha- Murat Yarbaoğlu çiftinin Mekik Sokak’taki evine akın edip, üzüntülerini paylaştı. Birçok öğrenci gözyaşlarını tutamadı. Fenerbahçe sevgisiyle tanınan ve okulun basketbol takımında da yer alan Yarbaoğlu’nun cenazesi, Zağnospaşa Camisi’nde kılınacak ikindi namazının ardından toprağa verilecek. Coşkun Yaman/Balıkesir (DHA)
Servisler kalkıyor... Taksim’e giriş ücretli olacak
Davutoğlu 4 yıllık yeni eylem planını açıkladı. Büyükşehirlerdeki tüm iş yeri, üniversite ve okul servisleri kalkacak. Öğrenci, işçi, memur ve çalışana ücretsiz ya da indirimli kart verilecek
Davutoğlu’nun 9 başlıkta açıkladığı ‘Öncelikli Dönüşüm Programı’nda 76 milyonun hayatını değiştirecek önemli düzenlemeler var:
Büyükşehirlerde servis araçlarının kapasite ve güzergâhları yeniden değerlendirilecek. Halen 70 bini okul 200 bin servis aracı var.
Öncelikle mevcut raylı sistem hatları üzerindeki iş yerleri, üniversite ve okullarda semt servisi uygulaması kaldırılacak.
Metroyu kullananlara indirim
Milliyet'in haberine göre; yolcular metro gibi yüksek kapasiteli toplu taşıma sistemlerine yönlendirilecek. Servis kullanan öğrenci, işçi, çalışan ve memurlara toplu taşıma bileti veya kartları ücretsiz veya indirimli verilecek.
Taksim’e giriş ücretli olacak
Kent merkezlerine Otomobil girişi sınırlandırılacak. Taksim, Kızılay paralı olacak. Toplu taşıma sistemlerinin çevresindeki durak ve istasyonlarda ‘Park Et-Devam Et’ uygulamaları yaygınlaştırılacak.
Metro varsa servis yok
Metro gibi raylı toplu taşıma imkanı olan hatlarda iş-okul servisi verilemeyecek. Bunun yerine servisi kullananlara toplu taşıma bileti veya kartlarının ücretsiz verilmesi gündemde.
Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi Programı Eylem Planı, gündelik hayatta milyonlarca çalışanı ve öğrenciyi yakından ilgilendiren önemli bir yenilik daha öngörüyor. Program çerçevesinde büyükşehirlerde toplu taşımayı, yakıt sarfiyatını ve enerji verimliliğini öncelikle gözeten ulaşım ana planları ve uygulamaları yürürlüğe konulacak. Öncelikle mevcut raylı sistem hatları üzerindeki iş yerleri, üniversite ve okullarda semt servisi uygulaması kaldırılarak, yolcuların yüksek kapasiteli toplu taşıma sistemlerine yönlendirilmesine yönelik tedbirler alınacak. Servis aracı kullanıcılarına toplu taşıma bileti ve/veya kartlarının ücretsiz veya indirimli verilmesi uygulamaları getirilecek.
Davutoğlu’nun 9 başlıkta açıkladığı ‘Öncelikli Dönüşüm Programı’nda 76 milyonun hayatını değiştirecek önemli düzenlemeler var:
Büyükşehirlerde servis araçlarının kapasite ve güzergâhları yeniden değerlendirilecek. Halen 70 bini okul 200 bin servis aracı var.
Öncelikle mevcut raylı sistem hatları üzerindeki iş yerleri, üniversite ve okullarda semt servisi uygulaması kaldırılacak.
Metroyu kullananlara indirim
Milliyet'in haberine göre; yolcular metro gibi yüksek kapasiteli toplu taşıma sistemlerine yönlendirilecek. Servis kullanan öğrenci, işçi, çalışan ve memurlara toplu taşıma bileti veya kartları ücretsiz veya indirimli verilecek.
Taksim’e giriş ücretli olacak
Kent merkezlerine Otomobil girişi sınırlandırılacak. Taksim, Kızılay paralı olacak. Toplu taşıma sistemlerinin çevresindeki durak ve istasyonlarda ‘Park Et-Devam Et’ uygulamaları yaygınlaştırılacak.
Metro varsa servis yok
Metro gibi raylı toplu taşıma imkanı olan hatlarda iş-okul servisi verilemeyecek. Bunun yerine servisi kullananlara toplu taşıma bileti veya kartlarının ücretsiz verilmesi gündemde.
Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi Programı Eylem Planı, gündelik hayatta milyonlarca çalışanı ve öğrenciyi yakından ilgilendiren önemli bir yenilik daha öngörüyor. Program çerçevesinde büyükşehirlerde toplu taşımayı, yakıt sarfiyatını ve enerji verimliliğini öncelikle gözeten ulaşım ana planları ve uygulamaları yürürlüğe konulacak. Öncelikle mevcut raylı sistem hatları üzerindeki iş yerleri, üniversite ve okullarda semt servisi uygulaması kaldırılarak, yolcuların yüksek kapasiteli toplu taşıma sistemlerine yönlendirilmesine yönelik tedbirler alınacak. Servis aracı kullanıcılarına toplu taşıma bileti ve/veya kartlarının ücretsiz veya indirimli verilmesi uygulamaları getirilecek.
Meclis’te türbanlılara özel kuaför
TBMM Başkanlığı, türbanlı personel için kadın çalışanlardan oluşan ilave bir kuaför salonu açmak için kolları sıvadı.
Konuyla ilgili yapılan çalışmalar, HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın soru önergesiyle ortaya çıktı. Geçen ağustos ayında TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in yanıtlaması istemiyle bir önerge veren Tan, “TBMM Halkla İlişkiler Binası içinde kadın personellerin ve erkek personel eşlerinin kuaför hizmetlerinden faydalandıkları alt zeminde bulunan odalarında erkek kuaförlerin çalışmasından dolayı başörtülü kadınlar mağdur olmaktadır” diyerek şu soruları yöneltti: “Başörtülü çalışanların daha rahat bir şekilde kuaför hizmetlerinden faydalanmaları için sadece kadın personellerin çalışabileceği bir özel alan yapılması düşünülmekte midir? TBMM Ana Binası’nda bulunan ve sadece milletvekillerine ayrılmış olan kuaförde Meclis tatile girdiği vakit kuaförlerin genelde boş kaldığı söylenmektedir. TBMM’nin tatile girdiği sürelerde Ana Bina’da bulunan kadın kuaförünün de tüm personele hizmet vermesi düşünülmekte midir?”
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut ise 24 Eylül’de Tan’a verdiği yanıtta başörtülü kadınlar için yapılacak çalışmalara değinmemişti. Bunun üzere Meclis Başkanlığı’na yeni bir önerge daha veren Tan, “Önergemizde sormuş olduğumuz soruya yanıt verilmemiştir. Başörtülü çalışanların ve başörtülü personel eşlerinin daha rahat bir şekilde personel hizmetlerinden faydalanması için sadece kadın personellerin çalışacağı bir yer açılması düşünülmekte midir? Eski milletvekili odalarının bulunduğu alanda sadece kadın personellerin çalıştığı bir kadın kuaförlüğü bulunmasına rağmen yeni binada başörtülü kadınları mağdur eden bu uygulamanın yapılmasının gerekçeleri nelerdir?” sorularını yöneltti. Yakut bu önergeye 24 Ekim’de verdiği yanıtta ise “İlgi önergenizde yer alan konu ile ilgili olarak çalışmalar devam etmekte olup, uygun bir mekanın oluşturulmasını müteakip ilave bir kuaför salonu hizmete açılacaktır” dedi.
İKİ KUAFÖR BULUNUYOR
Meclis’te şu anda kadınlar için 2 kuaför salonu bulunuyor. Burada 7’si kadın, 2’si erkek 9 kişi çalışıyor. Milletvekillerine, eşlerine, çocuklarına, Meclis personeline hizmet veriliyor.
Yolcu otobüsü devrildi: 33 yaralı
AFYONKARAHİSAR’da bu sabah sürücünün direksiyon kontrolünü yitirdiği otobüs şarampole devrildi, kazada 33 kişi yaralandı.
Kaza saat 05.30 sıralarında Afyonkarahisar- Kütahya karayolunun 47’nci kilometresinde meydana geldi. İstanbul- Fethiye seferini yapan otobüsün sürücüsü Bilal Şabbak henüz bilinmeyen nedenle direksiyon kontrolünü yitirdi. Şarampole devrilen otobüste şoförle birlikte 33 kişi yaralandı.
Ambulanslarla Kütahya ve Afyonkarahisar’daki hastanelere kaldırılan yaralılardan çoğunun ayakta tedavi edildiği, hayati tehlikesi olan bulunmadığı belirtildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Kaza saat 05.30 sıralarında Afyonkarahisar- Kütahya karayolunun 47’nci kilometresinde meydana geldi. İstanbul- Fethiye seferini yapan otobüsün sürücüsü Bilal Şabbak henüz bilinmeyen nedenle direksiyon kontrolünü yitirdi. Şarampole devrilen otobüste şoförle birlikte 33 kişi yaralandı.
Ambulanslarla Kütahya ve Afyonkarahisar’daki hastanelere kaldırılan yaralılardan çoğunun ayakta tedavi edildiği, hayati tehlikesi olan bulunmadığı belirtildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
6 Kasım 2014 Perşembe
Bir öğretmenin isyanı! "Erdoğan'ın korumalarının kurbanı oldum"
Seçil öğretmen Recep Tayyip Erdoğan’a yumurta attığı iddiasıyla meslekten men edildi.
Beden eğitimi öğretmeni Seçil Esmanur Erdem (42), 22 Kasım 2013’te dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği ve konvoyuna yumurta attığı iddiasıyla meslekten ihraç edildi. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun kararının ardından Hürriyet’e konuşan Erdem, hayatını altüst eden geceyi zaman zaman sesi titreyerek anlattı. Seçil öğretmen, özetle şunları söyledi:
‘GÖRDÜM’ DİYE BAĞIRDI
“22 Kasım 2013 Cuma akşamında yüksek lisans dersimin bitişinin ardından anneannemin evine gittim. Evde hasta ziyaretine gelen misafirler vardı. Kuzenimle birlikte mutfağa geçtik. Dışarıdan sesler gelince camdan dışarı baktım, kalabalığı gördüm. Caddenin köşesinde bulunan postanenin orada, siyah bir cipin içinde bulunan kişiler binalara bakıyordu. O sırada camdan dışarı baktığımı gördüler ve birisi arabadan inip ‘Gördüm seni, Başbakan’a sen hakaret ettin’ diye bağırarak binanın altına doğru yürüdü. Cadde eğimli ve anneannemin evi 3’üncü katta olduğu için o kişiyi görebilmek için eğilmem gerekti.
KORUMALAR KAPIYI TEKMELEDİ
Bağırmaya ve beni suçlamaya devam ettiği için cevap verdim. ‘Ben salak mıyım, hem hakaret edeceğim hem de camdan bakacağım. Sadece sesler geldiği için dışarı bakıp ve olup biteni anlamaya çalışıyorum’ dedim. Adam benimle tartışmaya ve hakaret etmeye, ‘MOBESE’ler görüntünü aldı, sesin kayıt altında bak ben sana neler yapacağım’ diyerek parmak sallamaya başladı ve ‘Terbiyesiz çabuk aşağıya in’ dedi. Söz konusu kişilerin Başbakan’ın koruması olduğunu bile bilmiyordum. Aşağıya indim ve daha sonra polisler geldi. Anneannemin, babamın, kuzenimin ve benim nüfus cüzdanlarımızı istediler.
BAŞKA OKULA SÜRDÜLER
Daha sonra polis beni Emniyet’e götürdü ve hakaret edenin ben olduğumu gören bir de yalancı şahit bulmuşlar. Onlar benden şikâyetçi oldu, ben de onlardan. Beni hakaret ettiğim suçlamasıyla Emniyet’e götürdüler, yumurta atma olayını ise daha sonradan çıkardılar. O geceyi nezarette geçirdim. Karakolda alınan ifademin ardından sevk edildiğim mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım. Salı günü Trabzon Bedri Rahmi Eyüboğlu Ortaokulu’na gittiğimde Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul idaresini aradığını ve görevden alındığımı öğrendim. Beni başka bir okula sürdüler.
KİMSE ARKAMDA DURMADI
İlk duruşmada hâkim, cadde üzerindeki bir pasajda güvenlik görevlisi olarak çalışan yalancı şahidi sıkıştırdı ve iki ifadesinin de birbirinden farklı olduğunu söyledi. Trabzon 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dava sonucunda 7 bin 80 lira para cezasına çarptırıldım. Karara itiraz etmek istediğimde ise kendi avukatım da dahil olmak üzere herkes bana ‘Bu parayı vermeyeceksin ama vazgeç. Bu ülkenin Başbakanı’yla uğraşıyorsun, burnundan getirirler, süründürürler seni’ dedi. Korktukları için kimse arkamda durmadı, hiçbir şey yapmadığım halde infaz edildim. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun kararıyla 3 Kasım’da meslekten ihraç edildim. Ertesi gün görev yaptığım Kireçhane Ortaokulu’na gittim. Eşofmanları ve spor odasının anahtarlarını teslim ettim, öğrencilerimle vedalaştıktan sonra da okuldan ayrıldım. Bundan sonrası için ne yapacağımı bilmiyorum. Yüksek lisans tezim bitmek üzere. Benim için çizilen bir yol daha mutlaka vardır.
BENİ YEM OLARAK SEÇTİLER
Ben bu ülkeye 18 yıl emek verdim, hizmet ettim. Alnımın akıyla öğrencilerimin, ailemin karşısına çıktım. İşimi her zaman en iyi şekilde yapmak için çalıştım. Bana yapılan bu haksızlığın Allah katında da yeri yok. Kul hakkından, dinden imandan bahsedenlerin benden aldıkları ahla yerlerde sürüdüklerini görmek istiyorum. Kimseye hakkımı helal etmiyorum. Korumalar, ‘Biz bir öğretmen yakaladık’ diyebilmek, devlet memurlarına aba altından sopa gösterebilmek için beni yem olarak seçti. Çığlık çığlığa ‘Ben suçsuzum’ diye bağırsam da herkes inanmak istediğine inanacak. Koruma görevlilerinin linç kampanyasının kurbanı oldum.” Hürriyet
Beden eğitimi öğretmeni Seçil Esmanur Erdem (42), 22 Kasım 2013’te dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği ve konvoyuna yumurta attığı iddiasıyla meslekten ihraç edildi. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun kararının ardından Hürriyet’e konuşan Erdem, hayatını altüst eden geceyi zaman zaman sesi titreyerek anlattı. Seçil öğretmen, özetle şunları söyledi:
‘GÖRDÜM’ DİYE BAĞIRDI
“22 Kasım 2013 Cuma akşamında yüksek lisans dersimin bitişinin ardından anneannemin evine gittim. Evde hasta ziyaretine gelen misafirler vardı. Kuzenimle birlikte mutfağa geçtik. Dışarıdan sesler gelince camdan dışarı baktım, kalabalığı gördüm. Caddenin köşesinde bulunan postanenin orada, siyah bir cipin içinde bulunan kişiler binalara bakıyordu. O sırada camdan dışarı baktığımı gördüler ve birisi arabadan inip ‘Gördüm seni, Başbakan’a sen hakaret ettin’ diye bağırarak binanın altına doğru yürüdü. Cadde eğimli ve anneannemin evi 3’üncü katta olduğu için o kişiyi görebilmek için eğilmem gerekti.
KORUMALAR KAPIYI TEKMELEDİ
Bağırmaya ve beni suçlamaya devam ettiği için cevap verdim. ‘Ben salak mıyım, hem hakaret edeceğim hem de camdan bakacağım. Sadece sesler geldiği için dışarı bakıp ve olup biteni anlamaya çalışıyorum’ dedim. Adam benimle tartışmaya ve hakaret etmeye, ‘MOBESE’ler görüntünü aldı, sesin kayıt altında bak ben sana neler yapacağım’ diyerek parmak sallamaya başladı ve ‘Terbiyesiz çabuk aşağıya in’ dedi. Söz konusu kişilerin Başbakan’ın koruması olduğunu bile bilmiyordum. Aşağıya indim ve daha sonra polisler geldi. Anneannemin, babamın, kuzenimin ve benim nüfus cüzdanlarımızı istediler.
BAŞKA OKULA SÜRDÜLER
Daha sonra polis beni Emniyet’e götürdü ve hakaret edenin ben olduğumu gören bir de yalancı şahit bulmuşlar. Onlar benden şikâyetçi oldu, ben de onlardan. Beni hakaret ettiğim suçlamasıyla Emniyet’e götürdüler, yumurta atma olayını ise daha sonradan çıkardılar. O geceyi nezarette geçirdim. Karakolda alınan ifademin ardından sevk edildiğim mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldım. Salı günü Trabzon Bedri Rahmi Eyüboğlu Ortaokulu’na gittiğimde Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul idaresini aradığını ve görevden alındığımı öğrendim. Beni başka bir okula sürdüler.
KİMSE ARKAMDA DURMADI
İlk duruşmada hâkim, cadde üzerindeki bir pasajda güvenlik görevlisi olarak çalışan yalancı şahidi sıkıştırdı ve iki ifadesinin de birbirinden farklı olduğunu söyledi. Trabzon 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dava sonucunda 7 bin 80 lira para cezasına çarptırıldım. Karara itiraz etmek istediğimde ise kendi avukatım da dahil olmak üzere herkes bana ‘Bu parayı vermeyeceksin ama vazgeç. Bu ülkenin Başbakanı’yla uğraşıyorsun, burnundan getirirler, süründürürler seni’ dedi. Korktukları için kimse arkamda durmadı, hiçbir şey yapmadığım halde infaz edildim. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun kararıyla 3 Kasım’da meslekten ihraç edildim. Ertesi gün görev yaptığım Kireçhane Ortaokulu’na gittim. Eşofmanları ve spor odasının anahtarlarını teslim ettim, öğrencilerimle vedalaştıktan sonra da okuldan ayrıldım. Bundan sonrası için ne yapacağımı bilmiyorum. Yüksek lisans tezim bitmek üzere. Benim için çizilen bir yol daha mutlaka vardır.
BENİ YEM OLARAK SEÇTİLER
Ben bu ülkeye 18 yıl emek verdim, hizmet ettim. Alnımın akıyla öğrencilerimin, ailemin karşısına çıktım. İşimi her zaman en iyi şekilde yapmak için çalıştım. Bana yapılan bu haksızlığın Allah katında da yeri yok. Kul hakkından, dinden imandan bahsedenlerin benden aldıkları ahla yerlerde sürüdüklerini görmek istiyorum. Kimseye hakkımı helal etmiyorum. Korumalar, ‘Biz bir öğretmen yakaladık’ diyebilmek, devlet memurlarına aba altından sopa gösterebilmek için beni yem olarak seçti. Çığlık çığlığa ‘Ben suçsuzum’ diye bağırsam da herkes inanmak istediğine inanacak. Koruma görevlilerinin linç kampanyasının kurbanı oldum.” Hürriyet
Kendi hükümetlerinden en çok nefret eden 12 ülke
Araştırma şirketi Gallup’ın “Global States of Mind 2014” (2014 Global Devletlerin Zihni) başlıklı araştırmasında kendi hükümetlerinin icraatlarını en az onaylayan ülkelerin listesi yayınlandı. 24/7 Wall St. bu araştırmaya ek olarak başka verileri de göz önüne alıp kendi hükümetlerinden en fazla nefret eden 12 ülkenin listesini yayınlandı. Araştırmada hükümetlerinin icraatlarını onaylayanların yüzde 20 ve altında olan ülkeler kayda alındı. Liste oluşturulurken ayrıca yolsuzluk, dışa liderlik algısı, finansal sisteme olan güven gibi kriterler de dikkate alındı. Ayrıca 2013 itibariyle IMF’in yayınladığı enflasyon, borç ve işsizlik oranı da listeleme de kullanıldı. İşte kendi hükümetlerinden en fazla nefret eden o 12 ülke.
12. İspanya
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %89
İşsizlik oranı (2013): %26,1
11. Portekiz
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): ,2
10. Jamaika
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): ,3
9. Kosta Rica
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %84
İşsizlik oranı (2013): %8,1
8. Romanya
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %77
İşsizlik oranı (2013): %7,3
7. Peru
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): %7,5
6. Pakistan
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %81
İşsizlik oranı (2013): %6,2
5. Moldova
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): %5,1
4. Çek Cumhuriyeti
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %87
İşsizlik oranı (2013): %7,0
3. Yunanistan
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %91
İşsizlik oranı (2013): %27,3
2. Bulgaristan
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %79
İşsizlik oranı (2013): ,0
1. Bosna-Hersek
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %8
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %91
İşsizlik oranı (2013): %27,0
Medyafaresi
12. İspanya
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %89
İşsizlik oranı (2013): %26,1
11. Portekiz
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): ,2
10. Jamaika
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): ,3
9. Kosta Rica
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %20
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %84
İşsizlik oranı (2013): %8,1
8. Romanya
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %77
İşsizlik oranı (2013): %7,3
7. Peru
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): %7,5
6. Pakistan
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %81
İşsizlik oranı (2013): %6,2
5. Moldova
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %86
İşsizlik oranı (2013): %5,1
4. Çek Cumhuriyeti
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %87
İşsizlik oranı (2013): %7,0
3. Yunanistan
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %91
İşsizlik oranı (2013): %27,3
2. Bulgaristan
Hükümet icraatlarını onaylayanlar:
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %79
İşsizlik oranı (2013): ,0
1. Bosna-Hersek
Hükümet icraatlarını onaylayanlar: %8
Yolsuzluğun yaygınlaştığına inananlar: %91
İşsizlik oranı (2013): %27,0
Medyafaresi
Türkler alkolü artırdı, rakıyı azalttı
WSJ'den Ayşegül Akyarlı Güven'in haberine göre Türkiye'de alkol tüketimi artış gösterirken, rakı satışları düşüyor..
Bu yıl ilk 9 ayda toplam 794 milyon litreyle geçtiğimiz yıl aynı döneme oranla yüzde 2 daha fazla alkol tüketen Türkiye, alkolü artırırken rakıyı yüzde 8.5 azalttı. En hızlı yükselen alkollü içki ise yüzde 41’lik artış oranıyla viski oldu. Viski tüketimi hala rakının çok altında olsa da ilk 9 ayın trendi en hızlı yükselen içkisi sıfatını kazandı. Geleneksel Alkollü İçki Üreticileri Derneği Gisder Başkanı Egemen Demirtaş’a göre rakı sektörünün geçtiğimiz yılın tamamında gerçekleşen tüketimin yüzde 34.8 gerisinde kalan tüketim farkını 3 ayda kapatması zor. Bu da demek oluyor ki, Türkiye’de rakı tüketimi bu yıl geçtiğimiz yılın gerisinde kalacak.
Geçtiğimiz yıl 42 .3 milyon litre rakı tüketiminin gerçekleştiği Türkiye’de bu yıl ilk 9 aydaki tüketim 25.5 milyon litreyi aşamadı. Rakının geçtiğimiz yılın tamamında yüzde 4.1 olan toplam alkollü içecekler içindeki payı da 2014'ün ilk 3 çeyreğinde yüzde 3.4’e geriledi.
Demirtaş’a göre bu düşüşte alkollü içkilerde rakının vergsini diğer yüksek alkollü içkilerle eşitleyen politika etkili oldu. “Biz vergilendirmedeki değişikliğe rağmen sektördeki diğer yüksek alkollü içeceklerle paralel bir büyüme bekliyorduk. Rakımız 45 derece alkolle üretiliyor ama votkada oran yüzde 37.5. Alkol başına aynı vergilendirme demek, bize 45 onlara 37.5 vergi gitmesi demek. Bu da rakıyı negatif etkiliyor” diyen Demirtaş piyasada rakı dışındaki yüksek alkollü içkiler için büyümenin çift haneli olduğunu söylüyor.
Demirtaş bunu şöyle açıklıyor: “Sebebi rakı ve diğer kategorilerdeki içkilerin vergilerinin eşitlenmesi olarak görüyoruz. Rakı eşit vergilenince alkol yüksek olduğu için dezavantaj olacak. Rakıda büyümenin dengesi bozuldu. Bu ülkemizin aleyhinde 3-4 senedir bozulmuş durumda. Getiğimiz yıla oranla eksi yüzde 34’lük fark kapanmaz. Geçen seneye göre küçülme yaşanabilir. Zaten sektörün zaman zaman geriye ya da ileri gittiği olabiliyor.”
Geçtiğimiz yıl aynı dönemle karşılaştırıldığında diğer alkollü içkilerdeki değişim şöyle: “İŞarap tüketimi yüzde 1.4 bira tüketimi ise yüzde 2.2 artmış durumda. Viskideki değişim yüzde 41.2 olurken votkanın tüketim artışı yüzde 3.8’i buluyor. Rakıdaki düşüş ise yüzde 8.5. Tüm bu tablo TAPDK’nın açıkladığı 2014 yılı 9 aylık tüketim verileriyle sektörün verdiği 2013’ün ilk 9 aylık tüketiminin karşılaştırılmasıyla ortaya çıktı.
Peki bu veriler yıl sonu için ne ifade ediyor?
Yılı 4 dilime bölüp, bu yılın 3 çeyreğindeki tüketim ile geçtiğimiz yılın tamamını kıyaslamaya çalıştığımızda ortaya çıkan tablo şöyle:
Alkollü içki tüketiminde geçtiğimiz yıl rakkamlarına ulaşılabilmesi için yılın sadece yüzde 25î kaldığı düşünüldüğünde vermut yüzde 41.9, köpüren şarap ise yüzde 30’luk geriden gelen taleple dikkat çekiyor. İlk 9 aydaki bira tüketimiyse geçen yılın tamamında gerçekleşen tüketimin n sadece yüzde 20 gerisinde. Bu da bira için iyi bir yıl geçtiğini gösteriyor. Ayrıca yılbaşı kutlamalarının yapıldığı Aralık ayı da alkollü içkiler için en iyi ay. Bu tüketim tabloyu değiştirebilir.
Corvus Şarapları’nın Kurucusu Reşit Soley de sektör için Aralık ayının önemine dikkat çekiyor. Soley “Aralık ayı şarap için iyi bir ay. Standart ay ortalamalarına göre bakıldığında tüketim normal bir ayın yüzde 20 üzerinde seyreder. Bu nedenle ben sektörde büyüme bekliyorum. Bizim şirketimizdeki büyüme bu yıl satış noktalarındaki artışla yüzde 15’leri bulacak. ama sektörün tamamı bu kadar büyür mü çok emin değilim” diyor.
Ermenek'te 2 işçinin cesedi madenden çıkarıldı
Ermenek'te su basan madende mahsur kalan 18 işçiden 2'sinin cansız bedenine 10'uncu günde ulaşıldı. Madenden çıkarılan cenazeler ambulanslarla Ermenek Devlet Hastanesi'ne gönderildi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Karaman'ın Ermenek ilçesindeki madende mahsur kalan 18 işçiden 2'sinin cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı. Saat 22.20 sıralarında açıklama yapan Yıldız "Yoğun çabalar sonucunda 2 işçi kardeşimizin cansız bedenine ulaşıldı. Bir müddet sonra onları çıkaracağız" dedi.
Yıldız, savcılık uygun görürse, kimlik tespiti için işçilerin yakınlarına DNA testi ile yapılacağını belirtti:
"Ailelerimizin, özellikle 18 işçi kardeşimizin ailelerinden tespit edilmiş bulunan 24 yakını üzerinde Başsavcılığımızın uygun görmesi halinde DNA testi yapılacak. Bizim arama kurtarma faaliyetlerimiz 24 saat kesintisiz şekilde devam ediyor. Şu anda bulunduğumuz noktada bazı problemlerimiz var, bazı yerlerde çökmeler var. Bir kısım yerlerde kömürün zeminde 1-1,5 metreye kadar çıktığı yerler var. Onları temizliyor olmamız lazım."
Yıldız, suyun çekimiyle alakalı 306 metrelik yürüme yolunda da bazı sıkıntılar oluştuğunu, bunun giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Yıldız, "Ocaktaki çalışmalar devam edecek. Bu arada metan gazı seviyesinde bir miktar yükselme oldu. Emniyet açısından yalnızca nefeslikte bulunan arkadaşlarımızı geçici bir süreliğine dışarı çıkardık. Yalnızca oksijen gazı maskeli arkadaşlar kurtarma ekiplerini oluşturacaklar. Kısa bir müddet sonra diğer ekipleri de ocağa alacağız" dedi.
Gazetecilerin, iki işçinin nerede bulunduğuna ilişkin bir sorusu üzerine Yıldız, "Tahmin ettiğimiz yerlerden bir tanesinde, nefeslikte "başyukarı" dediğimiz bölümde kardeşlerimizin yemek yediklerinin söylendiği bir bölge vardı, o bölgeye yakın bir yerde tespit edildi. Başyukarı kısmından 35 metrelik bir girdi var, arkadaşlarımız sonuna kadar gittiler. Kömür çökmeleri olduğu için çok zor şartlarda o noktaya ulaşıldı. 2 işçi kardeşimizi oradan aldıktan sonra oranın zemini temizlenecek, diğer bölgelerdeki çalışmalara devam edilecek" diye konuştu.
Bakanın bu açıklamasından kısa süre sonra iki işçinin cenazesi madenden çıkarılarak Ermenek Devlet Hastanesi'ne gönderildi.
Has Şekerler Madencilik şirketi tarafından işletilen kömür madenindeki facia, 28 Ekim salı günü öğle saatlerinde meydana gelmişti. 34 işçinin bulunduğu sırada madeni aniden su basmış, 16 madenci kendi çabalarıyla çıkmayı başarırken, 18 işçi su ile dolan ocakta mahsur kalmıştı.
Çalışmalarda tonlarca su ve çamur dışarı çıkarılmasına rağmen, 10 gündür işçilere ulaşılamamıştı.
Kaynak: Al Jazeera
Zarrab: Ameliyata gireceğim, ölebilirim
17 ARALIK sürecinde gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Reza Zarrab’ın, 4 eski bakanla ilgili yolsuzluk iddialarını araştırmak üzere kurulan TBMM soruşturma komisyonuna “Ameliyata gireceğim, ölebilirim” gerekçesini öne sürerek ifade vermediği iddia edildi.
Komisyonun CHP’li üyeleri Erdal Aksünger ve Rıza Türmen, komisyon çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Aksünger, Zarrab’ın savcıya “Ameliyata gireceğim, narkoz alacağım, ölebilirim” dediğini, savcının da bu sözleri komisyona ilettiğini söyledi. Aksünger, Komisyon Başkanı Hakkı Köylü’nün bu durumu, “Bu insani bir durum” sözleriyle savunduğunu aktardı.
‘KLASÖR SAYISI 14’E DÜŞTÜ’
Rıza Türmen de TBMM soruşturma komisyonun bir dizi usulsüzlükle yoluna devam ettiğini ifade ederken, Meclis’e ilk etapta 32 klasör geldiğini, bunların savcılığa iade edildiğini, bu arada savcıların değiştiğini ve dosyaların Meclis’e 14 klasör olarak döndüğünü anlattı. Rıza Türmen, “Görevden alınan savcıları dinlemeliyiz ki aradaki 18 klasörde ne var öğrenelim; bunu ancak yerleri değiştirilen savcılar bilebilir” diye konuştu.
KAYNAK: HABERTÜRK
Komisyonun CHP’li üyeleri Erdal Aksünger ve Rıza Türmen, komisyon çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Aksünger, Zarrab’ın savcıya “Ameliyata gireceğim, narkoz alacağım, ölebilirim” dediğini, savcının da bu sözleri komisyona ilettiğini söyledi. Aksünger, Komisyon Başkanı Hakkı Köylü’nün bu durumu, “Bu insani bir durum” sözleriyle savunduğunu aktardı.
‘KLASÖR SAYISI 14’E DÜŞTÜ’
Rıza Türmen de TBMM soruşturma komisyonun bir dizi usulsüzlükle yoluna devam ettiğini ifade ederken, Meclis’e ilk etapta 32 klasör geldiğini, bunların savcılığa iade edildiğini, bu arada savcıların değiştiğini ve dosyaların Meclis’e 14 klasör olarak döndüğünü anlattı. Rıza Türmen, “Görevden alınan savcıları dinlemeliyiz ki aradaki 18 klasörde ne var öğrenelim; bunu ancak yerleri değiştirilen savcılar bilebilir” diye konuştu.
KAYNAK: HABERTÜRK
Mescid-i Aksa'da cuma gerginliği
İsrail polisi, 35 yaş altı Filistinli erkeklerin Mescid-i Aksa'ya girişine izin vermedi.
Sabah erken saatlerden itibaren Aksa kapılarında kimlik kontrolü yapan İsrail polisi, kadınların geçişine izin verirken, 35 yaş altı Filistinli erkeklerin Aksa'ya girişini engelledi.
Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa Müslümanların ilk kıblesi özelliğini taşıyor. Yahudiler, içerisinde Kıble Mescidi ile Kubbetu's Sahra Camisi'nin yanı sıra müze, medreseler ve büyük avlunun bulunduğu Mescid-i Aksa Külliyesi altında, Süleyman Mabedi kalıntılarının bulunduğu inancıyla bu alanda kazı çalışmaları yapıyor.
Yahudi Yerleşimciler ve İsrailli yetkililer zaman zaman Aksa Külliyesi içerisine de girerek cami cemaatini ve eğitim gören öğrencileri taciz ediyor. Müslümanların karşı çıktığı bu tür ihlaller nedeniyle Mescid-i Aksa'da sık sık gerginlik yaşanıyor. (hürriyet.com.tr)
Kent merkezine paralı giriş dönemi
Başbakan Davutoğlu’nun dönüşüm paketinin ayrıntıları kentlerde yaşamı bambaşka bir noktaya taşıyacak. Buna göre Londra’da olduğu gibi şehir içine otomobille giriş ücretli olacak. Şehirlerin prestij alanları trafiğe kapatılacak, metro olan yere servis kaldırılacak.
Hürriyet'ten Hacer Boyacıoğlu'nun haberine göre; Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı eylem planı kent merkezlerini tamamen değiştirecek. Buna göre 2018 sonuna kadar kent merkezlerine otomobille giriş ücretli hale getirilecek, kentlerdeki prestij alanları trafiğe kapatılacak ve metro olan yerlere servis konulamayacak. Başta İstanbul gibi büyükşehirler tıpkı Avrupa ülkelerinin merkezlerine dönüştürülecek.
ÜCRETSİZ BİLET VERİLECEK
Bu düzenlemeler özellikle büyükşehir belediyelerini ilgilendiriyor. 2018 yılı sonuna kadar mevcut raylı sistem hatları üzerindeki işyerleri, üniversite ve okullarda semt servisi uygulamasını kadıracak. Servis aracı kullanıcılarına da toplu taşıma biletleri ücretsiz veya indirimli verilecek. Büyükşehirlerde kent merkezine araç girişini ücretlendiren uygulamalar başlatılacak. Raylı sistem projelerinde otopark zorunlu olacak ve otopark ücreti ile ulaşım ücreti ilişkilendirilecek. Toplu taşımada park et-devam et yaygınlaştırılacak. Bisikletlerin toplu taşıma araçlarında taşınması için düzenleme yapılacak. Kentin prestij noktaları araç trafiğine tamamen veya kısmen kapatılacak. Fosil yakıtla çalışan araçlarda vergilendirme gözden geçirilecek.
KÖMÜRE YATIRIM
2013 yılında 32 milyar kwH olarak gerçekleşen yerli kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretimi 2018 yılında 57 milyar kwh’a çıkarılacak. Afşin Elbistan, Konya Karapınar ve Trakya Ergene gibi büyük linyit havzalarında termik santral kurulması için yap-işlet veya yap-işlet-dervet modeliyle ihaleye çıkılacak.
Düşük kapasiteli linyit havzaları rödovans bedeli talep edilmeden OSB’lere devredilecek. Rödovans usulüyle yeni ihale yapılacak yatırımlarda, yatırım yapabilecek girişimcilerin ihalelere katılmasını sağlamak için teminat miktarları artırılacak, işletme süreleri de buna göre düzenlenecek. MTA yurtdışında da maden arayacak. Demiryollarının serbestleşmesinin önemli bir adımı olarak TCDD Taşımacılık AŞ bu yıl içined kurulacak. Filyos Limanı altyapı çalışmaları 2018’de tamamlanacak. İstanbul Antalya demiryolu projesi 2023’e kadar tamamlanacak. Toplam 20 bin 715 km olan karayolu ağının şu anda yüzde 80’i bölünmüş yol. Bu da 2018 yılı sonunda yüzde 90’a çıkacak.
Neden dönüşüm programı?
Gelişmiş ülkelerle olan mesafeyi kapatmanın hedeflendiğini vurguladı. Davutoğlu “Türkiye’nin ihracatında kilo başına değer 1.6 dolar, Almanya’nın ise 4.5 dolar. Bizim 3 misli daha fazla değer katan teknolojik yoğunluktan bahsediyoruz. Gelişmiş ülkelerle olan mesafeyi kapatmamız, insan kaynağının geliştirilmesi ve teknolojinin etkin kullanımııyla olabilir. Sanayileşmede kaybettiğimiz 100 yılı, yeni üretim teknolojileri bağlamında kaybetmemek durumundayız. Ar-Ge’ye ağırlık veren eylem planlarını bu dönüşümde ele aldığımızı açık şekilde göreceksiniz” diye konuştu.
KIDEM TAZMİNATI G-20 DÖNÜŞÜ
BAŞBAKAN Davutoğlu kıdem tazminatını da içeren sosyal boyutlu dönüşüm programlarını G-20 toplantısı yani Avustralya dönüşü açıklayacağını belirtti. Madenlerle ilgili olarak da açıklamada bulunan Davutoğlu, “Rezerv kullanımında yıllardan bağımsız olarak, teknolojik yenilenmeyi esas alan düzenlemeler getireceğiz” dedi.
Hürriyet'ten Hacer Boyacıoğlu'nun haberine göre; Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı eylem planı kent merkezlerini tamamen değiştirecek. Buna göre 2018 sonuna kadar kent merkezlerine otomobille giriş ücretli hale getirilecek, kentlerdeki prestij alanları trafiğe kapatılacak ve metro olan yerlere servis konulamayacak. Başta İstanbul gibi büyükşehirler tıpkı Avrupa ülkelerinin merkezlerine dönüştürülecek.
ÜCRETSİZ BİLET VERİLECEK
Bu düzenlemeler özellikle büyükşehir belediyelerini ilgilendiriyor. 2018 yılı sonuna kadar mevcut raylı sistem hatları üzerindeki işyerleri, üniversite ve okullarda semt servisi uygulamasını kadıracak. Servis aracı kullanıcılarına da toplu taşıma biletleri ücretsiz veya indirimli verilecek. Büyükşehirlerde kent merkezine araç girişini ücretlendiren uygulamalar başlatılacak. Raylı sistem projelerinde otopark zorunlu olacak ve otopark ücreti ile ulaşım ücreti ilişkilendirilecek. Toplu taşımada park et-devam et yaygınlaştırılacak. Bisikletlerin toplu taşıma araçlarında taşınması için düzenleme yapılacak. Kentin prestij noktaları araç trafiğine tamamen veya kısmen kapatılacak. Fosil yakıtla çalışan araçlarda vergilendirme gözden geçirilecek.
KÖMÜRE YATIRIM
2013 yılında 32 milyar kwH olarak gerçekleşen yerli kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretimi 2018 yılında 57 milyar kwh’a çıkarılacak. Afşin Elbistan, Konya Karapınar ve Trakya Ergene gibi büyük linyit havzalarında termik santral kurulması için yap-işlet veya yap-işlet-dervet modeliyle ihaleye çıkılacak.
Düşük kapasiteli linyit havzaları rödovans bedeli talep edilmeden OSB’lere devredilecek. Rödovans usulüyle yeni ihale yapılacak yatırımlarda, yatırım yapabilecek girişimcilerin ihalelere katılmasını sağlamak için teminat miktarları artırılacak, işletme süreleri de buna göre düzenlenecek. MTA yurtdışında da maden arayacak. Demiryollarının serbestleşmesinin önemli bir adımı olarak TCDD Taşımacılık AŞ bu yıl içined kurulacak. Filyos Limanı altyapı çalışmaları 2018’de tamamlanacak. İstanbul Antalya demiryolu projesi 2023’e kadar tamamlanacak. Toplam 20 bin 715 km olan karayolu ağının şu anda yüzde 80’i bölünmüş yol. Bu da 2018 yılı sonunda yüzde 90’a çıkacak.
Neden dönüşüm programı?
Gelişmiş ülkelerle olan mesafeyi kapatmanın hedeflendiğini vurguladı. Davutoğlu “Türkiye’nin ihracatında kilo başına değer 1.6 dolar, Almanya’nın ise 4.5 dolar. Bizim 3 misli daha fazla değer katan teknolojik yoğunluktan bahsediyoruz. Gelişmiş ülkelerle olan mesafeyi kapatmamız, insan kaynağının geliştirilmesi ve teknolojinin etkin kullanımııyla olabilir. Sanayileşmede kaybettiğimiz 100 yılı, yeni üretim teknolojileri bağlamında kaybetmemek durumundayız. Ar-Ge’ye ağırlık veren eylem planlarını bu dönüşümde ele aldığımızı açık şekilde göreceksiniz” diye konuştu.
KIDEM TAZMİNATI G-20 DÖNÜŞÜ
BAŞBAKAN Davutoğlu kıdem tazminatını da içeren sosyal boyutlu dönüşüm programlarını G-20 toplantısı yani Avustralya dönüşü açıklayacağını belirtti. Madenlerle ilgili olarak da açıklamada bulunan Davutoğlu, “Rezerv kullanımında yıllardan bağımsız olarak, teknolojik yenilenmeyi esas alan düzenlemeler getireceğiz” dedi.
İşte Bin Ladin’i öldüren komando
Terör örgütü El Kaide’nin kurucu lideri Usame Bin Ladin’i üç yıl önce Pakistan’da düzenlenen özel bir operasyonda vuran ABD’li SEAL timi komandosunun kimliği deşifre oldu.
Hürriyet'te yer alan habere göre; Bin Ladin’i öldürenin 38 yaşındaki Rob O’Neill olduğu açıklandı. Amerikan Fox News kanalında verdiği röportaj bu ayın sonunda yayınlanacak olan O’Neill’ın babası Tom, İngiliz Daily Mail gazetesine bilgiyi doğruladı. Baba O’Neill, oğlunun ve ailelerinin IŞİD’e ve El Kaide uzantılı örgütlere hedef olabileceği ihtimali üzerine, “Sokak kapısına büyük bir hedef işareti çizeceğim ve gelin bizi alın diyeceğim” diyerek korkmadığını ifade etti. Daily Mail’e göre, ‘ordunun en gizli sırlarından biri olan kimliği’ni açıklama kararı alan O’Neill, ABD Donanması ve Pentagon’un itirazlarını dinlemedi. O’Neill’ın deşifre olma kararını ise emeklilik imkânlarından faydalanamadığı için aldığı belirtiliyor. Donanmadan emeklilik ve sağlık sigortası imkânı için 20 yıl çalışmak gerekiyor. Madalyalı bir asker olan O’Neill ise 16’ncı yılda ayrılmıştı.
Hürriyet'te yer alan habere göre; Bin Ladin’i öldürenin 38 yaşındaki Rob O’Neill olduğu açıklandı. Amerikan Fox News kanalında verdiği röportaj bu ayın sonunda yayınlanacak olan O’Neill’ın babası Tom, İngiliz Daily Mail gazetesine bilgiyi doğruladı. Baba O’Neill, oğlunun ve ailelerinin IŞİD’e ve El Kaide uzantılı örgütlere hedef olabileceği ihtimali üzerine, “Sokak kapısına büyük bir hedef işareti çizeceğim ve gelin bizi alın diyeceğim” diyerek korkmadığını ifade etti. Daily Mail’e göre, ‘ordunun en gizli sırlarından biri olan kimliği’ni açıklama kararı alan O’Neill, ABD Donanması ve Pentagon’un itirazlarını dinlemedi. O’Neill’ın deşifre olma kararını ise emeklilik imkânlarından faydalanamadığı için aldığı belirtiliyor. Donanmadan emeklilik ve sağlık sigortası imkânı için 20 yıl çalışmak gerekiyor. Madalyalı bir asker olan O’Neill ise 16’ncı yılda ayrılmıştı.
Oğlumu köprüden attım
ABD’nin Oregon eyaletinde Jillian Meredith McCabe (34) isimli kadın, polisi arayıp 6 yaşındaki otiztik çocuğunu Yaquina Körfezi Köprüsü’nden attığını söyledi.
London adlı çocuğun cesedi bulununca, McCabe internette uğruna yardım kampanyası düzenlediği oğlunu kasten öldürmekten tutuklandı. Kadının MS teşhisi konan eşinden de birkaç ay önce ayrıldığı belirtiliyor. (Hürriyet)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)

















